Cenaze ile İlgili Yapılan Hatalar

'Sorularla İslamiyet' forumunda HazaN tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Cenaze ile İlgili Yapılan Hatalar
    Dünyasını değiştiren müslümanlara karşı, hayatta bulunaların yapması gereken bir takım görevler vardır Bunların bir kısmı hakkiyle bilinmediği için, tatbikat esnasında halk arasında bazı hatalar yapılmaktadır Bu hatalar İslami hududu aşmakta ve bidatlara ulaşabilmektedir Bu hataları şöyle sıralabiliriz:

    * Su Salâsı :

    Bazı yerlerde cenaze, yıkanmak üzere teneşirin üzerine konulduğunda Salâ vermek adeti vardır Saadet asrında ve onu takip eden zamanlarda görülmeyen ve islami eserlerde bulunmayan bu adet bidattır esasen cenaze yıkanmadıkça, onun yanında Kur'an okunmaya bile müsaade yoktur Kitab-ı ilahi'yi okumak arzu eden, başka bir odaya geçerek bu isteğini yerine getirebilir

    * Cenazenin Kefenine Ahitname Koymak :

    Bir takım kimseler, ölünün mü'min olduğunu ifade eden ibarekleri ve mübarek kelimeleri onun kefenine veya alnın yazmakta, yahut yazılmış bulunan bir kağıdı kefenin içine koymaktadırlar Bunu yapmakta fayda olacağını ifade eden bazı beyanlar bulunmakta ise de, muteber eserler hassasiyetle mahzurunu işaret etmektedirler

    * Cenazenin Bekletilmesi :

    Vefat eden bir kimsenin, başka bir şehirde bulunan yakınlarının yetişmesi için, ölünün yıkanması ve gömülmesi ile alakalı dini vazife saatlerce, bazen bir gün bile geciktirilmektedir Dinin emirlerinin tehiri pahasına, bir kimsenin gelmesini beklemek, İslami esaslarla bağdaşmayacak bir davranıştır

    * Cenazenin Tezkiyesi :

    Bazen cenaze evinde, bazen musallada, vazifeli kimse tarafından "Merhumu nasıl bilirsiniz?" diye sorulduğu görülmektedir bu meselenin dayanağını bilmeyen bazı kimseler, bu uygulamanın doğru olmayacağına dair, çeşitli beyan ve sırf akla dayalı muhakemeler yürütmektedirler

    Buhari ve Müslim'in ittifakla Enes b Malik'ten rivayet ettikleri bir hadis-i şerif bu hususun meşruiyetine ışık tutmaktadır Bir cemaat cenaze ile birlikte Resul-i Ekrem (sav)'in bulunduğu yerden geçiyordu Ashab-ı kira, ölen kimseyi iyilikleriyle övdüler Peygamber Efendimiz "Vacip oldu" buyurdu daha sonra başka bir cenaze alayı daha geçti Onu da fenalıklarıyla andılar Efendimiz (sav) yine "Vacip oldu" buyurdular Bunun üzerine Hazret-i Ömer (ra):

    "Ne vacip oldu?" dedi Resul-i Ekrem (sav)

    "Şu hayırla övdüğünüz kimseye cennet vacip oldu; kötülüğü ile andığınız kimseye de cehennem vacip oldu siz yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz" buyurdu

    Bu hadis-i şerifteki müjdeden anlaşılıyor ki, ölen kimsenin istifadesi için, cemaatin cenaze lehine iyi şehadette bulunmasını temin maksadıyle, malum olan soru sorulagelmiştir bunun dini esaslara uyduğuna şüphe yoksa da her önüne gelen, kendine göre bir tatbik şekli tutturmuştur Şunu hatırlatmak isteriz ki "Burada şehadet ettiğiniz gibi, ahirette de şehadet edermisiniz?" sözüne lüzum yoktur Vazifeli kimsenin "Bu kardeşinizi nasıl bilirsiniz?" demesi kafidir

    Hazır olan cemaat, o kimsenin hayatta iken takip ettiği yol ve takındığı tavır itibariyle ekdseri halini iyi olarak biliyorsa "İyi biliriz" demelidir Onun bazı hata ve günahının bulunması sebebiyle "İyi biliriz" sözünü yalan şahitliğine benzetmek doğru değildir Zira bu söz, "Herşeyini iyi bilirz, tamamen iyi bir kimse olarak biliriz" manasına gelmez

    Şayet ölen kimsenin her işi çirkin ve ekseri ahvali fena ise, ilgili tarafından sorulduğunda, kötü bir şehadette bulunmamalı ve sadece "Allah kusurlarını affetsin" duasını yapmalıdır Yüce Rabbimizin rahmeti bol, mağfireti geniştir