Cemil Meriç Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda dilara ezer tarafından 28 Eylül 2013 tarihinde açılan konu



  1. Cemil Meriç Hakkında Bilgi


    Doğum 12 Aralık 1916
    Ölüm 13 Nisan 1987
    Meslek Fikir adamı, edebiyatçı

    Cemil Meriç, Türk fikir adamı ve yazar. Düşünmeyi savaş olarak gören, her türlü tutuculuğa karşı duran bir düşünce yapısı vardır. Yaşadığı sıkıntılar sebebiyle tanıştığı kitaplar onun bir nev'i sevdası olur. Bu sevda zaten problemli olan gözlerini kaybetmesine yol açar. Camından-çerçevesinden kitapların taştığı bir eve sahiptir, bu kitaplara duyduğu sevdanın kanıtıdır. Kabına sığmadığı gençlik yıllarında düşünce dünyasındaki muhalif tutumu yüzünden okulu tamamlayamaz. Özverili, disiplinli bir çalışma hayatı geçirir. Fransızca'dan çeviriler yapar, Hint Edebiyatı'na yönelir. Şair yönü de bulunan Cemil Meriç'in yayımlamasa da bir roman denemesi vardır. Çeşitli siyasi görüşlere mensup insanlar kendilerine yakın gördükleri fikirlerini öne çıkararak Cemil Meriç'e sahip çıkmışlardır.

    HAYATI
    AİLE, EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAYATI

    Balkan savaşları yıllarında, 1912'de Meriç nehri yakınlarındaki Dimetoka'dan Antakya'ya göç eden bir ailenin çocuğu olarak 12Aralık 1916 Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde doğdu. Asıl adı Hüseyin Cemil'dir. Banka müdürlüğü de yapmış olan babası hakim Mahmud Niyazi Bey'in görevi münasebetiyle yedi yaşına kadar Antakya'da kaldı.1923'te Reyhaniye Rüşdiyesi'nde başladığı eğitimine 1928'de Antakya Sultanisi'nde (Lycee d'Antioche) devam etti. 1935'te liseyi bitirmesi gerekirken Fransız mandası altındaki Antakya'da o yıl liseler on bir yıldan on iki yıla çıkarıldığı için mezun olamadı. Milliyetçi eğilimlerinin ağır bastığı lise son sınıfta hocalarına yönelttiği eleştirileri yüzünden bitirme imtihanlarına on beş gün kala okulu terketmek zorunda kaldı.1936'da İstanbul'a gitti ve on ikinci sınıfa Pertevniyal Lisesi'nde devam etti. Bu sırada Nazım Hikmet ve Kerim Sadi başta olmak üzere dönemin solcu aydınlarıyla irtibat kurdu.Geçim sıkıntısı yüzünden 1936 Mayısında Antakya'ya döndü ve lise öğrenimini Fransız liselerine has program uygulayan Antakya Sultanisi'nde tamamladı. İskenderun'a bağlı bir köy okulunda dokuz ay kadar öğretmenlik yaptıktan sonra İskenderun Tercüme Bürosu'nda başkan yardımcısı oldu. Kısa sürelerle Nahiye Müdürlüğü, Türk Hava Kurumu'nda sekreterlik ve belediyede katiplik gibi vazifeleri icra etti. Nisan 1939'da göz altına alınarak Antakya'ya götürüldü. 1938'de kurulan ve 1939'da Türkiye'ye iltihak eden bağımsız Hatay hükümetini devirmekle suçlandı; idam talebiyle yargılandı ancak bu davadan beraat etti.

    ÇALIŞMA HAYATI VE ÖLÜMÜ

    1940'ta tekrar İstanbul'a gitti ve iki yıl Yabancı Diller Yüksek Okulu'na devam ederek 1942 Haziranında mezun oldu. Fransızca öğretmeni olarak tayin edildiği Elazığ Lisesi'nde iki yılı aşkın bir süre gö-rev yaptıysa da özel hayatında ve işindeki çeşitli sıkıntılar yüzünden İstanbul'a dönmek zorunda kaldı (1945). Aralık 1946'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Fransızca okutmanı oldu. 1974'ten emekliliğine dek görevini sürdürdü. Bu arada Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne doktora öğrencisi olarak kaydoldu (1951). Işık Lisesi'nde Fransızca hocalığı yaptı (1952-1954) ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde dersler verdi. Küçüklüğünden beri problemli olan görme duyusunun giderek zayıflaması üzerine 1954'te birkaç başarısız göz ameliyatı geçirdi. 1955'te gittiği Paris'te Quinze-Vingts Hastahanesi'nde geçirdiği bir dizi ameliyat da başarısızlıkla sonuçlanınca hayatının geri kalan kısmını gözlerini kaybetmiş olarak sürdürdü. Fikir hayatı ailesi, dostları ve sevenlerinin okuma ve söylediklerini dikte etme konusundaki yardımlarıyla devam etti. 1984'te beyin kanaması ve ona bağlı olarak felç geçirdi. Ağır bir hastalık döneminin ardından 13 Haziran 1987'de İstanbul'da öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.

    YAZIN YAŞAMI VE ÇALIŞMALARI
    İçine kapanık bir hayat sürmeye ve bunun etkisiyle kitaplarla fazla haşır neşir olmaya erken yaşta başlayan Cemil Meriç, Antakya'da çıkan Yeni Gün gazetesindeki "Geç Kalmış Bir Muhasebe" başlıklı yazısıyla yayın hayatına atıldı. Tarık Mümtaz'ın çıkardığı Karagöz'de yazıları ve ''Fırsat Yoksulu" mahlasıyla şiirleri yayımlandı. İstanbul'a geldikten sonra "Honore de Balzac" başlıklı ilk yazısı 1941'de İnsan dergisinde neşredildi. Ayın Bibliyogratyası dergisinde tercüme tenkitleri yaparken başında uzun bir Balzac incelemesinin de yer aldığı Altın Gözlü Kız çevirisi yayımlanan ilk eseri olur. 1955 yılında günlük tutmaya ve "Quinze-Vingts Geceleri" adlı bir roman yazmaya başlamış olsa dabuna devam etmemiştir. Jurnal isimli eserinde topladığı aralıklarla yirmi yıl sürdüreceği günlüklere ise 1963'te başladı. 1960-1964 yıllarında mesaisinin neredeyse tamamını Hint edebiyatına ayırdı ve bu çalışması bir kitap halini aldı.

    1953'ten sonra ara verdiği yazılarına Dönem ve Çığır dergilerinde yeniden başlayan Cemil Meriç, bir yandan tercüme çalışmalarına devam ederken bir yandan da Yeni İnsan ve Hisar dergilerinde yazılarını sürdürmeye devam eder. Saint-Simon İlk Sosyolog-İlk Sosyalist kitabı 1967 yılında neşredilir. Geniş kitlelere tanıtacak olan Bu Ülke eseriyle başlamak üzere 1974'te yayımlanır. Türk Edebiyatı, Kubbealtı Akademi Mecmuası, Pınar, Köprü, Gerçek, Hareket, Milli Eğitim ve Kültür gibi dergilere, Orta Doğu, Yeni Devir gazetelerine yazılar. Tanzimat'tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi ve Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi'ne maddeler yazar. Türkiye Milli Kültür Vakfı ( 1974, 1980). Türkiye Yazarlar Birliği ( 1981). Kayseri Sanatçılar Derneği ( 1982) gibi kuruluşlar tarafından kendisine fikir ve inceleme dallarında ödül verilen Cemil Meriç'in Üsküdar Belediyesi'nin açtığı kültür merkezine de adı konmuştur

    FİKRİ DÜNYASI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ
    Cemil Meriç'in arayışlarla geçen fikir hayatı kendi yaptığı bir tasnife göre şu dönemlere ayrılır : 1917-1925: Koyu müslümanlık devri. 1925-1936: Şoven milliyetçilik devri 1936-1938: Sosyalistlik devri. 1938-1960: "Araf" dediği kuluçka devri. 1960-1964: Hint devri. 1964'ten sonra ise sadece Osmanlıdır.Türkçe'nin hızla kan kaybetmesi ve geçmişimizle bağlarımızın kopması sonucu oluşan aradaki çatlağın her geçen gün biraz daha büyümesi, bunun Türk toplumunun bugünü ve yarını üzerindeki yıkıcı etkileri onun eserlerinde yer edindi. Bir düşünce geleneğinden mahrum olmaları bakımından Türk aydınlarının kısa zaman aralıklarında yaşadıkları savrulmalara isyan etti. Cemil Meriç'e göre hakikat kimsenin tekelinde değildir dolayısıyla ona müşterek bir çabayla ulaşılır. Bir dönem ülkemizde hüküm süren Sağ- sol çatışması gibi Avrupa'dan ithal edilen suni kamplaşmaların Türk insanı ve aydınının zaten zayıf ve mecalsiz bırakılmış dinamiğini iyice körelteceğini, aydınların kendi kültür köklerini olduğu kadar dünya kültürünü, içine girmek için Tanzimat'tan beri çırpındığımız Avrupa'yı bile son derece yetersiz ve sığ bir şekilde tanıdığını belirtir. Avrupa medeniyetine yüzümüzü dönmenin ham bir hayal olduğu ve bir medeniyetin diğerine istihale edemeyeceği, ancak malzeme alabileceği, Türkiye'de kendi köklerine sahip yeni bir neslin yetişmesinin Osmanlıca, Arapça ve Farsça öğrenerek irfan hazinelerini, öte yandan bir Avrupa dili öğrenerek hür bir şekilde Batı'yı tanımakla mümkün olacağı vurgu yaptığı diğer görüşleri arasındadır. Kendini "hakikat arayıcısı" ve "hakikat aşığı" olarak nitelendiren, siyasi görüşlereve düşünceyi daraltan ideolojilere mesafeli durmaya çalışan Cemil Meriç'e çeşitli fikir, siyaset ve ideoloji çevreleri kendilerine yakın buldukları görüşlerini öne çıkararak sahip çıkmışlardır.

    ESERLERİ
    Hind Edebiyatı (İstanbul 1964, geniştilmiş 2. baskı, Bir Dünyanın Eşiğinde, istanbul 1976): Saint-Simon: İlk Sosyolog- İlk Sosyalist (istanbul 1967); Bu Ülke(İstanbul 1974): Umrandan Uygarlığa (istanbul 1974); Mağaradakiler (istanbul 1978: Kırk Ambar (İstanbul 1980, iletişim Yayınları'nın bastığı külliyat içinde iki cilde bölünmüş ve I. cildi 1998'de Kırk Ambar: Rümuz-ül Edeb başlığıyla bazı ekleme ve çıkarmalarla yayımlanmıştır): Bir Facianın Hikayesi (Ankara 1981): Işık Doğudan Gelir (İstanbul 1984); Kültürden İrfana (İstanbul 1985); Jumal I-II(istanbul 1992- 1993 ); Sosyoloji Notlan ve Konferanslar (haz. Ümit Meriç, istanbul 1993 ). Ayrıca Balzac'tan Altın Gözlü Kız (1943). Otuzunda Kadın 1945). On ÜçIerin Romanı (1945). Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti (1946): Victor Hugo'dan Hemani (1956): Uriel Heyd'den Ziya Gökalp: Türk Milliyetçiliğinin Temelleri (1980): Maxime Redinsan'dan Batıyı Büyüleyen İslam (1983) adlı kitapları çevirmiş, Berke Vardar'la birlikte Antcine Meillet'den (kapakta belirtilmemesine rağmen iki bölümden oluşan kitabın 2. bölümü Michel Lejeune'e aittir) Dillerin Yapısı ve Gelişmesi'ni (1967) çevirip ilavelerde bulunmuştur. Thornton Wilder'dan Köprüden Düşenler (1981, Lamia Çataloğlu ile birlikte). Victor Hugo'dan Marian de Lorme ( 1966, Mahmut Sait Kılıç ile birlikte) yaptığı diğer çevirilerdir. Ferit Hakkı Saymen ve Louat ile beraber üniversite öğrencileri için hazırladığı Fransızca Yardımcı Metinler adlı kitapçığıyla ( 1951) Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon İstanbul 1969), İdeoloji (1970) gibi yazılarının basımıyla ortaya çıkan risaleleri ve 1959'da Fransızca hocaları için hazırladığı basılmamış bir Fransızca grameri bulunmaktadır.