Celalzade Salih Çelebi Kimdir

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 18 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Celalzade Salih Çelebi Biyografisi



    Celalzade Salih Çelebi Hayatı

    Osmanlı devleti zamanında Anadolu’da yetişen Hanefi mezhebi fıkıh âlimi ve devlet adamıdır. İsmi, Molla Salih bin Kâdı Celâl er-Rumi olup, meşhûr kadılardan Mevlana Celal’in oğludur. 899 (m. 1493) senesinde Volçitrin’de doğdu. Doğduğu zaman, babası Volçitrin kadısı idi. 973 (m. 1565) senesi Rebî’ul-evvel ayında vefat etti.

    Eyyüb Sultan Nişancası’nda, birâderi Mustafa Çelebi’nin yaptırdığı câminin bahçesinde, yol kenarında defnedildi.
    Celâl-zâde Sâlih Çelebi, medrese tahsîlini tamamladıktan sonra, İstanbul’da İbn-i Kemâl Paşa’nın derslerine devam etti. Meşhûr hattât Şeyh Hamdullah’dan hat san’atını öğrendiği için, yazısı çok güzeldi. Bir taraftan ders okuyup, bir taraftan da hocası İbn-i Kemâl’in ba’zı eserlerini temize çekerdi.

    Celalzade Salih Çelebi 930 senesinde, İstanbul’daki Murad Paşa Medresesi’ne müderris olarak ta’yin edildi. Uzun süre bu medresede müderrislik yaptıktan sonra, Divanyolu’ndaki Haldün Ali Paşa Medresesi müderrisliğine ta’yin edildi. 943 (m. 1536) senesinde Sahn-ı semân müderrisliğine ta’yin edildi Burada Sultan Süleymân Han’ın emriyle,Firüz Şah hikayesini kısa zamanda 8 cild hâlinde Farsçadan Türkçeye çevirdi. Değişik medreselerde görev aldıktan sonra, 951 (m. 1544) senesinde Haleb kadılığına ta’yin edildi.

    Bu vazîfede ellibeş gün kaldıktan sonra, Mısır Beylerbeyi Haldün Davüd Paşa’nın durumunu ve Mısır Evkafını tahkîk ve teftiş etmek üzere Mısır’a gönderildi. Bu görevi bitirdikten sonra, tekrar Haleb kadısı olması istenmiş ise de, o bu görevi kabûl etmedi.

    Bunun üzerine İstanbul’daki Sultan Bâyezîd Medresesi müderrisliğine ta’yin edildi. Daha bu göreve başlamadan, Şam kadılığına ta’yin edildi. Bir sene sonra da Mısır kadılığına ta’yin oldu. 957 (m. 1550) senesinde emekliye ayrıldı.

    Salih Çelebi emekliye ayrıldıktan sonra, Eyyûb Sultan’da biraderi Mustafa Çelebi’nin konağının yanında bir ev alarak, orada yaşamaya başladı. Ziyaretine gelenlerle ve talebeleriyle sohbet ederek ve ilmî mütâlâalarda bulunarak tatlı bir ömür sürdü. Eser te’lif etmeyi de bırakmadı.

    Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Şehzadesi Bayezid’in emriyle, Cemaleddin Mehmed Avfî’nin, Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizam-ül-mülk adına Farsça olarak yazdığı Cevâmi’ul-hikayat ve levâmi-ur-rivayat adındaki, târih ve ahlaka dair eserini Türkçeye çevirdi.

    Bu eseri çok beğenen Şehzade Bayezid’in,Muradı ve meramı ne ise arzetsin,diye haber göndermesi üzerine, Celal-zade Salih Çelebi, talebeleriyle bir arada bulunmak ve eser te’lifine devam etmek arzusu ile Eyyüb Sultan Medresesi müderrisliğine ta’yin edilmesini rica etti. Ricası kabûl edilerek, tekrar müderrisliğe ta’yin edildi. Bu görevde üç sene kaldı.

    Gözlerine perde indiğinden, 969 (m. 1561) senesi Safer ayında bu görevden affını istirham ederek emekliye ayrıldı.
    Sâlih Çelebi, yüksek din ilimlerine vâkıf bir zat olup, bilhassa fıkıh ilminde mütehassıs idi. Nesir ve nazım vadisinde kudretli bir kaleme sahipti.

    Ahlâkı, fazileti, dürüstlüğü ve hakşinaslığı ile kendisini tanıttı ve zamanının alimleri arasında mevki sahibi oldu. Te’lîf ve tercüme sûretiyle çok kıymetli eserler yazdı.