Çankırı şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve YAREN tarafından 18 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    çankırı şiir
    çankırı ile ilgili şiirler


    ÇANKIRI ŞİİR


    [​IMG]


    Sıra sıra ak boyalı ,

    Çıkması bol konaklar .

    Pencerelerinde yer etmiş ,

    Ay yıldızlı Bayraklar .



    Bu beyaz badanalı evler ,

    Bilir misiniz bana ne dedi ?

    " Uzak çağların Yakın Kenti

    Çankırı ;

    Sizi bağrına basmak için,

    benden yardım istedi .



    Bir koşu . . . Atıldım kollarına ,

    Bir çiçek de ben kondurdum ,

    Hititler ' den gelen ,

    Cumhuriyet ' i kuran ;

    Acılar dolu bağrına .




    O anlattı ben dinledim ;

    Taş Mekteb… Taş Mescid . . .

    Karataş Hamamı ,

    Ve Kent ' in ;

    Geleneksel evlerinin ,

    Öyküsüyle inledim .



    Bazan Yemen ' e uzandım ,

    Ağıt yaktım Ata ' ma .

    Mağara ' da tuz bastım ,

    Şu asırlık yarama .



    Bazan Balkanlar ' dan ,

    Bazan Çanakkale ' den ;

    Dönecek mi diye Dedem ,

    Dilek Taşı ' na yöneldim .



    Beni bulduklarında

    Çankırı ' da ;

    Ben ; ben değildim . . .


    [​IMG]

    Nevzat Bilgiç
    Sıla Benim Gurbet Benim – Memleketime Şiirler isimli kitabından..
  2. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul

    Cevap: Çankırı şiirleri

    çankırı şiiri

    [​IMG]

    Serin yaz akşamlarında Sarıbaba'ya, mezarlığa,

    Uğrar biraz gezinirdim kimi zaman.

    Derin uğultusu var gibiydi orada ölülerin.

    Tatlıçay büyük vadiden aşağı,

    Bükülür giderdi benim gibi kederli, bezgin.



    Kimi zaman bir kaç delikanlı sohbeti,

    Bir koyu, bir tatlı geçer giderdiki zaman.

    Ne yapsam aynı sıkıntıydı

    Bittiği yerden başlayan.



    Minicik bir şehirdi her yeri,

    Bir avuçiçi gibi.

    Ne çabuk biterdi yürüyüşler.

    Çayboyu'ndan, Beşkavağa,

    Feslikan'a sapardı soluğumuz

    Ne yöne gidersek gidelim

    Hep İmaretten geçerdi yolumuz



    Yine de övünürdük hep şehrimizle

    Başkaydı canım, çankırı'lı olmak

    Hoş yoktu başka bir eğlencemiz, belki de ondan.

    Üçbeş arkadaş, ahmet, mehmet, metin,

    Sadık softa, mahbub, ali osman

    Hergün aynı yüzler, eskimeyen dostluk



    Karatekin hep izler gibiydi bizi Kale'den

    Sarıbaba kollar gibiydi, bekler gibiydi İkiçam

    Deve Yolu, Kızlar Değirmeni

    Görmezsek biz onları duramazdık,

    Onlarsa hep çağırırdı bizi sanki



    Çok zor geçerdi Çankırı'da zaman.

    Ne çok üzülürdüm Çankırılı kızlara

    Biz yine üçbeş erkek çıkardık çarşıya

    İstersek vururduk kendimizi kırlara,

    Kimi zaman Taşmescit sırtlarına.

    Serde gençlik... şairlik... ne varsa...



    Oysa Çankırılı kızlar, kör bir zamanın,

    Helezonik ortamında sıkıntıdan

    Kıvrılır, kıvranır durur gibiydiler.

    Bazıları geçmemizi beklerdi sokaklarından.



    Ve belki biraz da biz bu yüzden, serserice

    Habire akardık damarlarına şehrin.

    Hangi şaşkın geçerdi ki başka, defalarca,

    Altından, gizli bakışlarla dolu pencerelerin



    Herşey bir hayal güzelliğinde hafsalamda,

    Ne hoş geliyor o günler bakınca bugünden.

    Kurtuldum sayılmaz uzağında yaşasamda,

    Çankırı'nın o anlaşılmaz, tuhaf büyüsünden

    ilhami atmaca