Çanakkale Zaferi Şiirleri

'Karışık Şiirler' forumunda YAREN tarafından 14 Mart 2009 tarihinde açılan konu


  1. ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

    Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?

    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya

    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

    Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

    Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”

    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi

    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer

    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.

    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,

    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.

    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...

    Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,

    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;

    Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,

    Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...

    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,

    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

    Öteden saikalar parçalıyor afakı;

    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer

    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

    Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,

    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

    Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

    Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?

    Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.

    Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,

    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

    Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;

    “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.

    Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:

    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

    Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

    O, rüku olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...

    Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?

    “Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...

    Seni ancak ebediyetler eder istiab.

    “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;

    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;

    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;

    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;

    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,

    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...

    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

    Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,

    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

    Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,

    Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.



    MEHMET AKİF ERSOY
     



  2. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    ÇANAKKALE ŞEHİTLİĞİ’NDE

    Ey şimdi köyünden pek çok uzakta
    Ey şimdi bir yığın kara toprakta
    Uyanmaz uykuya dala yiğitler!
    Şehitlik şanını alan yiğitler!
    Yan yana dizilen mezarlarınız
    Zemine semavi iftihar olmuş
    Dünyaya kapanan nazarlarınız
    Tanrının mağfiret nuruyla dolmuş

    Ne alçak görünür şu fani hayat
    Baktıkça samimi uzletinize
    Bir anda coşarak ağlarım; heyhat!
    Günahkar gözyaşım layık mı size?

    Hayır, sanmayın ki bu gözyaşlarım
    Kirletmek istiyor merkadinizi
    Ey benim kaybolan arkadaşlarım
    Ben görmek isterim bir daha sizi

    Lanet gözlerimde duran gölgeye;
    Ağlarım bu gölge silinsin diye
    Ah, o gölgedir ki hayata tapar;
    Gözümün nurunu sizlere kapar;
    Beni bir vefasız riyakar yapar!

    Enis Behiç KORYÜREK
     



  3. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    BİR YOLCUYA
    (Gelibolu yamaçlarında yazıldı.)

    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
    Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
    İstiklal uğrunda, namus yolunda,
    Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
    Mübarek kanını kattığı yerdir.

    Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin
    Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
    Bir harbin sonunda, bütün milletin,
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

    Necmettin Halil Onan
     



  4. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

    Çanakkale içinde vurdular beni
    Ölmeden mezara koydular beni
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
    Al kan olmuş suları bir tas içilmez
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde aynalı çarşı
    Anne ben gidiyorum düşmana karşı
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde bir dolu testi
    Anneler babalar ümidi kesti
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale'den çıktım yan basa basa
    Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde sıra söğütler
    Altında yatıyor aslan yiğitler
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale'den çıktım başım selamet
    Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
    Of gençliğim eyvah
     



  5. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    ÇANAKKALE

    Söyle Arkadaşım' dedi Anadolulu Mehmet
    yanıbaşındaki Anzak erine
    'nereden kopup gelmişsin,
    neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?'
    'DUNYANIN ÖBÜR UCUNDAN' dedi. gencecik Anzak
    'Öyle yazmışlar mezar taşıma.
    doğduğum yerler öylesine uzak,
    örtündüğüm topraksa gurbet bana.'
    'Dert edinme arkadaşım'dedi Mehmet
    'değil mi ki bizlerle birleşti kaderin,
    değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet, sende artık bizdensin,
    sende bencileyin bir Mehmet'

    Çanakkale'de toprağının
    üstü cennet altı mezar
    kavga bitmiş mezarlarda
    kaynaş olmuş yiten canlar.

    'ya sen dedi Mehmet
    oyun çağındaki İngiliz erine,
    'yaşın ne senin kardeş
    böylesine erken buralarda işin ne?'
    'yaşım sonsuza dek onbeş'
    dedi ufak tefek İngiliz eri.
    'köyümde askercilik oynar
    coştururdum trampetimle bizimkileri
    derken kendimi cephede buldum
    oyun muydu, gerçek miydi anlamadan,
    bir sahici kurşunla vuruldum.
    Sustu boynumdaki trampet,
    son verildi böylece oyundan bozma işime
    Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı
    mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ' yazıldı.
    Öyküm de künyem de bundan ibaret.'

    Yağmur yağıyordu usul usul toprağa
    gozyaşları düşerek üstüne sanki
    damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
    sahibini yitiren bir trampet.

    'ya sizler' dedi Mehmet
    dünyanın dört kıtasından
    mezarlar dolusu erlere,
    'hangi rüzgar savurdu sizleri
    bu bilmediğiniz yerlere'
    kimi İngilizdi, kimi İskoç
    kimi Fransızdı, kimi Senegalli
    kimi Hintli kimi Nepalli
    kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak
    gemiler dolusu asker
    her biri niye geldiğinden habersiz
    Gelibolu'nun oya gibi koylarından sızarak
    tırmanmışlardı dağa bayıra
    siper siper yara gibi yarılan toprak
    mezar olmuştu savaş ardından onlara.
    Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR
    Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ
    kiminin de mezar taşında
    on altı on yedi on sekiz yaşında
    EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı.
    Çanakkale topraklarında,
    her birinin erken biten yaşam öyküsü
    eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı.
    'Anlamaz mıyım' dedi 'halinizden kardeşler'
    adına yazılı taşı bile olmayan asker
    Anadolulu Mehmet
    'ben de yuzyıllarca yaban ellerde
    neyin uğruna bilmeden can vermişim
    kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
    ilk kez Çanakkale'de ermişim.
    Uğrunda can verdikce vatandı ancak
    ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
    değil mi ki sizler alamasanız bile
    bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrina
    sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale.

    Savaş bitti.
    Ölenler kaldı sağlar gitti
    köylü köyüne döndü evli evine
    kır çiçekleri geldiler akın akın
    çekilen askerlerin yerine
    yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar,
    kilim kilim yayıldılar toprağa.
    Siper siper
    toprağın savaş yaralarını örttüler
    koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
    kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine.
    Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
    silah yerine saban tutan elleriyle
    geri aldi savaş alanlarını doğa
    can geldi toprağa silindikçe kan izleri.
    Yeryüzünde cennet oldu öylece
    o cehennem savaş yeri
    şimdi Çanakkale Gelibolu
    bahçe bahce, ülke ülke
    mezar dolu.

    Huzur içinde uyusun
    vuruştukları toprakta
    kavgadan kinden uzakta
    yanyan dostça yatanlar.

    Bülent Ecevit
     



  6. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    ÇANAKKALE DESTANI


    Yıl 1915
    18'indeyiz Martın.
    Kendine gel biraz!
    Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,
    Geçilmez bu boğaz...
    Geçilmez bu boğaz...
    Bizi
    Ne topun yıldırır,
    Ne kurşunun.
    Çünkü artık
    Başladı cengimiz.
    Er meydanında bulunmaz dengimiz...
    Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
    İşte fırladık siperden.
    Sırtına yüklenmiş kahraman
    Seyit 276 kiloluk mermiyi,
    Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
    Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
    Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
    Denizler yanıyor,
    Dağlar yanıyor.
    Zafer bizimdir artık
    Düşman zırhlıları batıyor...
    Türk'üm,
    Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
    Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
    Kimimiz gazi.
    Hiç değişmez bu yazı.
    Dünyada her yer geçilir belki
    Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı..

    Fahri ERSAVAŞ
     



  7. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    ÇANAKKALE

    Övün, ey Çanakkale, cihan durdukça övün! Sen savaşa girince mızrakla, okla, yayla,

    Ömründe göstermedin bin düşmana bir düğün. Karşına çıktı düşman çelikten bir alayla.

    Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün, Sen topun donanmayla, tüfeğin bataryayla,

    Başına yüz milletin üşüştüğü yersin. Neferin ordularla boy ölçüştüğü yersin.



    Nice tüysüz yiğitler yılmadı cenk devinden, Bir destana benziyor senin bugünkü halin.

    Koştu senin koynuna çıkar çıkmaz evinden. Okurken duyuyorum sesini ihtilalin.

    Sen onların açtığı bayrağı alevinden, Övün, ey Çanakkale ki sen Mustafa Kemal’in

    Kaç bayrağın tutuşup yere düştüğü yersin! Yüz milletle yüz yüze ilk görüştüğü yersin!

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
     



  8. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    Sen ölüm,
    Evlerde pissin ama,
    Dağlarda iğrençsin.

    Sen ölüm,
    Birinin adı silinir de,
    Adın geçer ancak.

    Sen ölüm,
    Eli tutmaz olur da, gözü görmez olur da
    Tutarsın, görürsün oralarda ancak.

    Sen ölüm,
    Ülkelerde kötüsün ya
    Ülkelerarası daha çirkinsin.

    Sen ölüm,
    Sayrılıklardan sonra gelirsin peki,
    Şu dev gibi, şu dipdiri gençlerle işin nedir?

    F.Düsnü DAĞLARCA
     



  9. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    Çanakkalede Otuzbin Şehit

    Çanakkalede otuzbin şehit,
    Hepsi bir birbirinden yiğit,
    Bundan sonrasını tarihler yazar,
    Çanakkale de analar ağlar.

    Derdim derdim garip halim,
    Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım,
    Ne analar ne bacılar,
    Çanakkalede zaferler yatar.

    Düşman pusu atmış çanakkale yollarına,
    Yol vermiyor dağlar nice yiğit aslanlara,
    Yol vermesen küserim yara,
    Deli gönlüm gitmek ister şanıyla.

    Mermiler yağıyordu yağmur gibi yiğitlerimizin üstüne,
    Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde,
    Mekanınız cennet olsun ebediyetde,
    Çanakkalede şehitler yatar diz dize.

    Haydar Turan
     



  10. Cevap: Çanakkale Zaferi Şiirleri

    ÇANAKKALE DESTANI

    YİĞİDİM / ŞEHİDİM

    Bakmakla bilinmez kıymetim/kadrim
    Her karşı toprağım kutsaldır benim
    Uğruma binlerce şehitler verdin
    Al kanla yazıldı tarih defterim

    Vurulup koynumda yatan yiğidim
    Kıyamette elbet sana şahidim
    Bu vatan uğruna gitti gençliğin
    Göklerden verildi rütben şehidim

    Vatan bir cehennem gibi yanıyor
    Dünya bizi mağlup olmuş sanıyor
    Suskun duran millet bir uyanıyor
    İttifaklar Mehmetçiği tanıyor

    Kahramanlar burda çoktur seçilmez
    Şehitlik şerbeti kolay içilmez
    Bir nefes anında umman geçilir
    Bilinir ki Çanakkale geçilmez

    Burası Türklerin ebedi yurdu
    Her Mehmet bir tabur düşman vurdu
    Böylece tüm dünya şanın duydu
    Yedi Düvel mecbur selama durdu

    Dinle beni dinle anla ey gencim
    Yiğitler koynumda artar direncim
    Atanın yazdı takvime göre
    Seninle akranım ben de çok gencim

    Huzurla şad olsun ruhu atanın
    Pişman oldu soyu bana çatanın
    Sonsuza dek sana kutsal vatanım
    (Bu)Övünç binlerce kefensiz yatanın

    Ey gencim ecdadın bedel ödedi
    Uğratma namerdi yurduma dedi
    Üzme sen Ata’nı incitme emi

    Görevi ilahi bilincindendi
    Şöhreti saygıyla söylenip geldi

    Güngören 18.03.00
    İSTANBUL
    Zeki İ. KIZILIŞIK