Çanakkale Zaferi İle İlgili Skeçler

Konusu 'Sanatsal Etkinlikler' forumundadır ve HazaN tarafından 23 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. HazaN Üye

    Çanakkale Zaferi Skeçleri,
    Çanakkale savaşıyla ilgili skeçler,
    Çanakkale skeçleri


    OYNAYANLAR

    Anlatıcı
    Niğdeli Ali
    Koca Seyit
    Cevat Paşa
    Emir Subayı
    Fotoğrafçı
    (Dekor yoktur. Çanakkale Boğazı'ndaki düşman gemilerini gösteren büyütülmüş bir fotoğraf ya da resimlenmiş bir pano önünde oynanabilir.)

    KOCA SEYİT ONBAŞI


    (Perde açıldığında ya da sahne aydınlandığında asıl gövdesi kuliste olduğu varsayılan bir topun namlusu görülür. Topun önünde topa mermi koymak için tırmanılması gereken iki üç basamaklı bir merdiven de vardır. Aşınmış bir tahta yükselti de denilebilir buna. Sahnede sessizlik egemendir.)

    ANLATICI - Az önce burada büyük bir patlama oldu. (Eliyle göstererek) Şuraya bir yere bir bomba düştü. 1915 yılının mart ayındayız. Çanakkale Boğazı'ndaki düşman gemileri Türkiye topraklarını, kıyıda yerleşmiş Türk askerlerini top ateşine tutuyor. işte o top mermilerinden biri de bu yakınlara düştü. On iki askerimiz şehit oldu. Yirmi dört askerimiz de yaralı. Tam şurada patlamayla toprak altında kalan iki yakın arkadaş Niğdeli Ali ile Koca Seyit var. Şimdi onları izleyelim. (Kenara çekilir.)

    NİĞDELİ ALİ - (Yerden kalkmaya çalışır. Üstünde kalın kaputu vardır. Doğrulur. Ayağa kalkar. Sağını solunu yoklar, yaralı olup olmadığına bakar. Yerde onu aramaya koyulur. Korku içindedir.) Seyit... Heey Koca Seyit. Nerdesin? Seeyit... (Arkalardan bir inilti gelir.) Kardeş (bilgi yelpazesi.net) neredesin... (Arkaya koşar, telaş içinde yerdeki yıkıntıların içinden arkadaşını bulmaya çalışır. Seyirciye arkası dönüktür. Toprak içinden arkadaşını çıkarır gibi yapar.) Yaralı mısın kardeş? (İniltiler içinde doğrulmaya çalışır Koca Seyit.) Yaşıyorsun çok şükür. Kalk hadi kardeş. Dayan bana... Bir yerin acıyor mu?

    KOCA SEYİT - (Zorlukla kalkarak) Yok Ali, acımıyor. Acımıyor da öldüm sandım. Ölmedim değil mi?

    NİĞDELİ ALİ - Yok ölmedin Koca Seyit. Toprağa gömülüp kalmışsın. Ben de öyle. Cephanelik tümden yok olmuş.

    KOCA SEYİT- (Kalkar iyice. Üstünü başını silkeler. Kendine çeki düzen vermeye çalışır. Ne yapsak Niğdeli Ali? (Topun yanına gider. Heyecan içinde) Ali gel hele. Benim topa bak. Sapasağlam duruyor. Hey aslanım top. Biz bu topla ateş edebiliriz Ali.

    NİĞDELİ ALİ - Edemeyiz kardeş, baksana topun vinci kırılmış.

    KOCA SEYİT - (Sevinç içinde) Mermisi de burada duruyor işte. Kundakta çocuk gibi. Yirmi sekizlik mermi... Yaşasın.

    NİĞDELİ ALİ - İyi de Seyit kardeş o mermi. Kundakta çocuk değil. Vinç olmadan onu kıpırdatamayız bile.

    KOCA SEYİT - Vinç gerekmez Ali. Sırtıma koyabilirsem. Gerisi kolay. (Çömelir.) Hadi kardeş, yardım et de şunu sırtıma yerleştirelim.

    NİĞDELİ ALİ - Olacak iş değil Seyit.

    KOCA SEYİT - Dediğimi yap Ali... Döndür şöyle mermiyi sırtıma.

    NİĞDELİ ALİ - (Zorlukla mermiyi Seyit'in sırtına doğru döndürür. Bu bile çok zor gerçekleştirilir.) Ayağa kalkabilecek misin kardeş? {Mermiyi tutmaya çalışmaktadır.)

    KOCA SEYİT - Kalkarım Ali... Ha gayret Koca Seyit... Kalktım işte. (Bacaklarının üstünde zorlukla durur. İki yana salınır. Düşmemek için büyük çaba harcar. Merdivene yaklaşır.) Hepsi topu topu altı basamak. Dayan Koca Seyit. (Zorlukla bir basamak çıkar.)

    NİĞDELİ ALİ - Ha gayret Koca Seyit. Kaldı beş basamak. (Koca Seyit bir basamak daha çıkar.) Yaşa Koca Seyit, yaşa... Kaldı dört... Üç... İki... Bir... Basardın kardeş. Yaman delikanlıymışsın.

    KOCA SEYİT - (Soluk soluğadır. Şimdi şöyle çevirelim namluyu... Ağzı düşmandan yana olmalı ki... (Namlu seyircilere doğru çevrilir.) Şimdi de bir iyice nişan almalı. Oldu. Ateş... (İki arkadaş da geriye çekilerek kulaklarını kaparlar. Çok da güçlü olmayan top ateşi sesi duyulur. Sonra da Koca Seyitle Niğdeli Ali'nin sevinçli haykırmaları.)

    NİĞDELİ ALİ - (Sevinç içinde haykırarak) Tam isabet... Koca Seyit vurdun düşman gemisini. Bak... Koca gemi yan yatıyor. Yangın çıktı gemide... Dumanlara bak...

    ANLATICI - (Öne çıkar. Olanaklar elveriyorsa ışık Anlatıcıya yoğunlaşır. Koca Seyit ve Niğdeli Ali kulisten uzaklaşırlar.) İzlediğiniz olay inanılmaz ama gerçek. Top mermisinin ağırlığı tam tamına 215 okka. Yani 276 kilo. Bunu yapan genç erimiz Koca Seyit, dört büyük insan ağırlığındaki mermiyi sırtlayıp topa yerleştirebildi, koca Seyit, Balıkesir İlinin Edremit İlçesine bağlı Havran Bucağında doğmuştu. Yoksul bir aileden geliyordu. İri yarı güçlü kuvvetli olduğu için ona herkes Koca Seyit derdi. Koca Seyit'in gençliği hep savaşlarda geçti. 1912 Balkan Savaşında, 1915 de Birinci Dünya Savaşı'nda da Çanakkale'de savaştı. Koca Seyit, o gün tek başına kaldırıp ateşlediği mermiyle İngilizlerin Ocean (Oşın) adlı savaş gemisini batırmıştı. Bu inanılmaz bir olaydı. O sırada Çanakkale'deki birliğin komutanı Cevat Paşa Koca Seyit'in bataryasına gelip olan biteni yerinde görmek istedi. İşte Cevat Paşa...

    CEVAP PAŞA - (O devrin üniformasıyla arkasında emir subayı daha arkada da fotoğrafçı olduğu halde gelir. Niğdeli Ali ve Koca Seyit selama dururlar. Cevat Paşa da onları selamlar.) Merhaba asker.

    KOCA SEYİT - NİĞDELİ ALİ - (İkisi birden) Sağol komutanım.

    CEVAT PAŞA- (Koca Seyit'e yaklaşır.) Koca Seyit sen misin? KOCA SEYİT - Benim komutanım. .

    CEVAT PAŞA - (Elini uzatır sıkmak için. Koca Seyit etini öper Cevat Paşa'nın) Seni kutlarım Koca Seyit. (Emir subayının uzattığı V biçimindeki kırmızı şeritleri Seyit'in iki koluna da takar. Gösterdiğin kahramanlık nedeniyle seni onbaşılığa terfi ettirdik. Hayırlı olsun.

    KOCA SEYİT - Sağol komutanım.

    CEVAT PAŞA - Bundan böyle Seyit Onbaşısın. Seyit Onbaşı, yanımda fotoğrafçı da getirdim. Mermiyi sırtında taşırken bir fotoğrafını çekecek. Bu fotoğraf da tarihe tanıklık edecek. Mermi şurada... Hadi Seyit Onbaşı. Arkadaşın da sana yardım etsin.

    KOCA SEYİT- Başüstüne komutanım.

    (Koca Seyit Niğdeli Ali'nin de yardımıyla mermiyi sırtlanır. Ayağa kalkmaya çalışır başaramaz. Bir daha dener, beceremez. Ali yardım eder, ayağa kalkması için. Seyit yine yapamaz. Uğraşır. Ter içinde kalır, soluk soluğa çabalar.) Kaldıramıyorum Paşam. Bağışlayın. O gün savaşın öfkesi hırsı içinde yaptım besbelli.

    CEVAT PAŞA - {Bir süre gülerek bakar.) Üzülme Seyit Onbaşı. O merminin aynını tahtadan yaptırıp resmini öyle çekeriz.

    ANLATICI - İşte böyle arkadaşlar. Ders kitaplarında da gördüğünüz resim Seyit Onbaşı'nın gerçek mermiye benzeyen tahtayı kaldırırken çekilmiş fotoğrafıdır. Sahici (bilgi yelpazesi.net) mermi değildir. Zaferden sonra Seyit Onbaşı yine yoksul bir köylü olarak yaşadı. Odunculuk yaptı. 1939 yılının aralık ayında soğukta çalışıp terleyen sonra da üşüten Seyit Onbaşı zatürreden öldü. Öldüğünde elli yaşındaydı. Ölümünden yirmi sekiz yıl sonra 1967'de Seyit Onbaşı'nın doğduğu Havran ilçesine Koca Seyit İlkokulu açıldı. Törende Kurtuluş Savaşı kahramanlarından biri olan Seyit Onbaşı saygıyla sevgiyle anıldı. İşte bugün biz de onu andık. Yurdumuzun kurtarılmasında kahramanlıklar göstermiş pek çok insanımızı anmak bize düşen bir borçtur. Unutmayalım ki Seyit Onbaşı gibi insanlarımızı anmak, tarihimizi ve onları yaşatmaktır.
  2. HazaN

    HazaN Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    22.372
    Beğenileri:
    79
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    Konya

    Cevap: Çanakkale Zaferi İle İlgili Skeçler

    SİLAHINI VERMEYEN ŞEHİT

    (Anlatıcı perdenin önüne gelir,perde kapalıdır. Şu bilgileri verir ve çıkar):

    ANLATICI : Çanakkale Savaşından yıllar sonra anıtlar yapmak üzere yollar açılmaktadır.Şimdi Kanlı Sırt Kitabesinin olduğu yerde kazı yapılırken elinde tüfeği ile bir şehide rastlandı.Şehit askerimiz elindeki silahı sımsıkı muhafaza etmektedir.

    ( Ortada çuvallardan bir siper yapılmıştır.Askerler siper kazmakta,yolu ölçmektedir.3 asker ve üstteğmen sahnededir.Askerler bir yandan da sohbet etmekte,üstteğmen yakınlarında oturmaktadır..)

    1.ASKER: Çok değil bundan 50 sene önce buralarda ne fırtınalar kopuyordu.Babalarımız,amcalarımız dedelerimiz Çanakkale'yi düşmana dar ettiler.

    II.ASKER : 250.000 cana mal oldu bu. Dile kolay 250.000 genç Benim amcam da Çanakkale gazisiydi.

    Neler anlatırdı neler!Uykusuz,yorgun geceler,aylarca ölümün nefesini ensesinde hissettiğ mücadeleler.Çok

    zorluklar çekmişler.

    III.ASKER: Üstte yok,başta yok Yarı tok aylarca cenk etmek kolay mı?

    II.ASKER: Dünyanın en çetin mücadelelerinden biri olmuş.Amcamın yanında siperde tüm arkadaşları şehit olmuş.O birkaç küçük yarayla kurtarmış.Çok zor savaşmışOradan da Kurtuluş Savaşına katılmış,.bir-

    çok cephede savaşmış.Ama hiç şikayet etmedi,yıllarca süren zorlu savaşlardan Bir daha olsa bugün yine giderim,vatana her şeyim feda olsun derdi hep.

    1.ASKER:Nerdeyse bahar geldi,şu soğuğa bak.İçim üşüdü valla.Yaman oluyor şu Çanakkale'nin ayazı da rüzgârı da..

    ÜSTTEĞMEN:Doğru söylersin asker..Çanakkale'nin soğuğu ve ayazı meşhurdur.Baharda bile dayanılmaz olur bazen Ama (bilgi yelpazesi.net) Çanakkale Savaşları 1915 Mart'ından 1916 Ocak sonlarına kadar sürdü. Kış ayazını da yedi Çanakkale'de savaşan kahramanlar Üzerlerindeki incecik elbiseleriyle hem düşmanla hem soğukla boğuştular.Doğru söylersiniz çok çetin savaşlar oldu bizim bulunduğumuz şu yerlerde de..Aşağıdaki müzede havada birbirini vuran kurşunları görmediniz mi?Nasıl çetin savaşlar oldu-

    ğunu varın siz düşünün.

    III.ASKER:Haklısınız komutanım.Biz de gelmiş bahar ayında soğuktan şikayet ediyoruz.Atalarımızın yaptığının yanında askerlik mi yapıyoruz biz?

    ÜSTTEĞMEN: Öyle demeyin..Kendinize haksızlık edersiniz.Şu anda savaş çıksa can-ı gönülden katılma-yacak mısınız?

    ASKERLER (Hep bir ağızdan): Seve seve komutanım

    ÜSTTEĞMEN :Bakın siz de o yüce kahramanlar için çalışıyor,onlara lâyık anıtlar yapmak için uğraşıyor- sunuz.Kazma kürek günlerdir çalışıyoruz.Ama ne yapsak az onlar için.Şu metreyi getirin de şurayı ölçüp işaretleyelim. ( I.Asker,emredersiniz deyip metreyi getirir.Yan tarafta üstteğmenle I.. asker ölçüm yapmakta işaret koymaktadır.Diğer iki asker de kazma kürek çalışmaya devam etmektedir.İçeriye Çanak kale Gazisi Halil Emmi girer.)

    HALİL EMMİ: Selamün aleyküm komutan.Kolay gelsin

    ÜSTTEĞMEN : Aleykümselam amca, hoşgeldin

    HALİL EMMİ: Ben Çanakkale Gazisi Halil...İntepe köyündenim.Duydum ki şehitlerimize anıtlar yapılı yormuş.Duydum geldim hemen.Belki bir yardımım dokunur.

    ÜSTTEĞMEN : Sağol emmi. Sen yapacağını yapmışşsın bu vatana..Artık sen dinlen.Onu da biz gençler halledelim izninle..

    HALİL EMMİ : Olur mu komutan ?Daha elim kolum tutuyor Allah'a şükür..Her Türk'ün ölene kadar vatana hizmeti devam eder. (Duygulanır.Duraklar .İç geçirir.)Çok arkadaşım,çok komutanım yanımda şehit oldu.Aha şu aşağıda Edincikli Ahmet'le Yozgatlı İsmail ,tam yanımda şehit oldular.Kurşun beni sıyırıp geçti (İyice duygulanır.) Ne yiğitti ikisi de..Onlar için yapılacak anıtlarda izin ver de benim de emeğim bulunsun.(ağlamaklıdır.)

    ÜSTTEĞMEN :Tamam emmi,az bir soluklan,dinlen,sakinleş Otur şu sandalyeye de dinlen..Bakarız birazdan.

    (Halil Emmi oturur.Üstteğmen,elini Halil Emmi'nin omuzuna koyar,o da duygulanmıştır.II.askerin küreği bir şeye takılır,yanındaki askerle konuşmaya başlar:)

    II.ASKER: Küreğim sert bir şeye takıldı.Gel bir bak hele!(Küreğini çuvalların arasında gezdirir,kürek takıl

    makta,çalışmamaktadır.)

    III.ASKER:Taşa,kayaya takılmıştır.Oynat küreği çalışır o. (II. Asker oynatmaya devam etmekte,başarama-

    maktadır.)

    II.ASKER:Olmuyor..Alllah Allah! Bir şey var burada Küreğime takılıp duruyor.Gel şurayı kaz- mayla az eşeliyelim.(III.Asker,kazmayla eşeler,vurur gibi yapar.)

    III.ASKER:Doğru söylersin bir şey var burada.Elimizle eşeliyelim hele..(Ellleriyle toprağı kazar gibi

    yaparlar.)

    II.ASKER: İşte görünüyor,az kaldı çıkacak.Ha gayret!Aman Alllah'ım!Bu bir şehit!Elinde silahı da var.

    Demek kazma küreğimiz silahına takılıyordu.(Komutana seslenir) Komutanım,komutanım!Topraktan bir şehit çıktı,.Elinde de silahı var.(Üstteğmen,I .Asker ve Halil Emmi gelirler..Şehide doğru bakarlar.)

    ÜSTTEĞMEN : Hayret,hiç bozulmamış Yandan sedyeyi al gel hemen.

    II.ASKER : Emredersiniz.(Sedyeyi almak üzere çıkar.).

    ÜSTTEĞMEN : (Şehide bakar.)Sanki dün gömülmüş gibi.

    I.ASKER: Şehidi ne yapacağız komutanım.(Halil Emmi de şehide bakmaktadır.)

    ÜSTTEĞMEN : Az aşağıdaki şehitliğe götürüp gömelim.(Tutarlar,alıp yerdeki sedyeye koyarlar.Acıklı bir fon müziği çalar)

    HALİL EMMİ: Çanakkale Savaşları, Son kale Çanakkale . Neler gördüm neler Denizden dev gemileriyle,karadan makinelileriyle,gökten tayyareleriyle geldiler,ölüm kusuyorlardı.Mehmetçiklerimiz işte böyle ellerinde,vatan uğruna (bayrağı çıkarır) bu (bilgi yelpazesi.net) bayrak uğruna tüfekleriyle kahramanca şehit oldular.

    ÜSTTEĞMEN : (Askerlere dönerek) Silahını alın da tekrar gömelim.(III.Asker tüfeği almaya çalışır.Sert-

    çe çekse de almayı başaramaz.3 asker birlikte denerler,yine de almayı başaramazlar.)

    I.ASKER : Komutanım,silahını vermiyor.(Yine tüfeğe asılırlar,ama alamazlar.Şaşkındırlar.)

    HALİL EMMİ : Belli ki bu şehit de Allah'ın huzuruna görev başında gitmek istedi komutanım.Mehmetçik

    komutanının her emrini dinler.Ona söyle de silahını teslim etsin.

    ÜSTTEĞMEN: (Sert bir ses tonuyla) Asker ! Ben Üstteğmen İsmail BAŞOL! Görev bitti ! Silahını teslim et. (Şehidin parmakları açılır.Üstteğmen,silahı alır.Halil Emmi elindeki bayrağı şehidin üstüne örter ve seyircilere dönerek,bayrağı tutup şu şiiiri okur:)

    HALİL EMMİ:
    Kartal gibi duruşun
    Şanıma şan katıyor.
    Dalga dalga vuruşun
    Canıma can katıyor
    Ey zaferin hür süsü,
    Seninle güzel gökler.
    Şehidimin örtüsü,
    Seninle coşar yürekler..
    Seni gökte buldukça,
    Artar şerefim,şanım.
    Bu diyarlar durdukça
    Yoluna kurban canım..
    Gülmenin en güzeli
    Sana bakarak gülmek;
    Ölmenin en güzeli
    Sana sarılıp ölmek

    (Perde kapanır. Anlatıcı perdenin önüne gelir)

    ANLATICI :Bugün tüm şehitleri anma günümüz.Tarihin derinliklerinde yüzbinlerce şehidimiz yatıyor.Trablusgarp'ta,donarak öldükleri Alllahüekber Dağlarında,Kurtuluş savaşında, Balkanlar da ,Kore'de, Kıbrıs'ta...Hepsinin ruhları şad olsun'Ayrıca günümüzde ve son yıllarda terör örgütlerince kahpece şehit edilen kahraman subay ve askerlerimizi,polislerimizi,fedakâr öğretmenlerimizi,tüm kamu görevlilerimizi ve masum vatandaşlarımızı da rahmet ve şükranla anıyoruz.Ve onların kanları ve canlarıyla bize emanet ettikleri vatanımızın emin ellerde olduğunu belirtmek istiyoruz.