Çanakkale şehitlerinin mektupları

'Genel Türk Tarihi' forumunda Demet tarafından 24 Mart 2015 tarihinde açılan konu

  1. Demet

    Demet Editör


    Çanakkale şehitlerinin mektupları

    Çanakkale Zaferi sadece Türk tarihi değil Dünya tarihi içinde neredeyse bir dönüm noktasıdır. Pek çok şehit verilmiş, pek çok kan dökülmüş olan Çanakkale Savaşından geriye kalan birkaç mektup örneği...

    MUSTAFA KEMAL’İN CEPHEDEN YAZDIĞI MEKTUP
    Mustafa Kemal, 2 Temmuz 1915 yılında Arıburnu’ ndan Madam Corinne’ ye yazdığı mektupta şöyle der :
    “Aziz Madam ,
    Karargahımın katiplerinden Hulki Efendi’nin İstanbul’a seyahatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum. Birkaç gün evvel içinde latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım.Burada hayat , o kadar sakin değil. Gece gündüz her gün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor.Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor. Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Çok şükür , askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inançları , çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün , Ya gazi veya şehit olmak. Bu sonuncusu nedir bilir misiniz ? Dosdoğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en güzel kadınları , hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabi olacaklar.Yüce
    saadet.Sizin mantıki nasihatlerinizi bekleyen şimdiki hadiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüd etmeye ve böylece ümit ederim ki , hayatın bu hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim.(...)

    VEDA MEKTUBU
    “Sebeb-i Hayatım,
    Sevgili peder ve Valideme!
    Arıburnu’ nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan müthiş bir İngiliz kurşunu geçti.Hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere , şu satırları yazıyorum. Hamd-ü senalar olsun cenab-ı Hakk’a ki,beni bu rütbeye kadar ulaştırdı.Yine mukadderat-i İlahiye olarak beni asker yaptı. Sizde ebeveynim olmak dolayısıyla ,beni vatan ve millete
    hizmet etmek için nasıl yetiştirmek lazımsa öyle yetiştirdiniz…Sizlere çok teşekkür ederim. Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı bugün hak etmek zamanıdır. Vatanıma olan mukaddes vazifemi yerine getirmeye çalışıyorum. Şehitlik rütbesine kavuşursam , Cenab-ı Hakk’ın en sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim.Asker olduğum için , bu her zaman bana pek yakındır. Sevgili babacığım ve valideciğim,göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezihciğim önce Cenab-ı Hakk’ın sonra sizin himayenize bırakıyorum…Bana
    hakkınızı helal ediniz. Ruhumu şad ediniz.Refikama yardımcı olunuz. Hepiniz her gün beş vakit kılınız.…Ruhuma fatiha okuyarak beni sevindiriniz… Elveda,elveda, cümlenizi Cenab-ı Hakk’a tevdi ve emanet ediyorum.Ebediyen Allah’a ısmarladık.Sevgili babacığım ve valideciğim.”
    Oğlunuz
    Mehmet Tevfik
    19 Mayıs 1331 (1915)
    (Yüzbaşı Mehmet Tevfik, mektubu yazdıktan iki hafta sonra şehit oldu.)

    KINALI HASAN’IN MEKTUBU
    Çanakkale’nin köylerinden cepheye giden Hasan’ın öyküsüdür bu. Hasan’ın saçının bir tarafı kınalanmıştır.bunu gören komutanı Hasan ‘a
    “ Hiç erkek kınalanır mı?” diye sorar.
    Hasan da cepheye gemeden anasını kınaladığını söyler. Komutan bunun nedenini annesine sormasını söyleyince Hasan mektup yazar.
    “Anacığım, Kardeşlerimi askere gönderirken başlarına kına yakma mahçup oldum. Zabit efendi bana
    sordu cevap veremedim. Niye benim saçımı kınaladın? Kardeşlerim de cevap veremeyip mahçup olmasınlar.
    Oğlun Hasan.“


    ANNESİNİN HASAN’A YAZDIĞI MEKTUP
    “Ey gözümün nuru Hasan’ım, Köyümüzde rahat rahat oturalım mı?Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor.
    Sen ecdadından,babandan aşağı kalamazsın… Ben,senin anan isem; beni ve seni Allah yarattı vatan büyüttü.
    Allah,bu vatan için seni besledi.Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor. Sen bu ailenin seçilmiş bir kurbanısın…
    Hasan’ım söyle zabit efendiye : Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır. Bende seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım Onun için saçını kınalamıştım… El-hükmü billah. Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır. Gözlerinden öperim…
    Anan – Hatice ”

    (Bu Hasan’ın son mektubudur.Annesinden aldığı mektup ve tamamlayamadığı şiir öldüğünde
    üzerinde bulunacaktır.)
    (Şiir:“ Anam yakmış kınayı adak diye,
    Ben de vatan için kurban doğmuşum.
    Anamdan Allah’a son bir hediye,
    Kumandanım ben İsmail doğmuşum.” )
     



  2. YÜZBAŞI MEHMET TEVFİK’İN SON MEKTUBU
    “Sebebi hayatım, feyz-ü refikim,(Eşim) Sevgili babacığım,valideciğim,
    Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti, hamdolsun kurtuldum.Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağımdan ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere şu yazılarımı yazıyorum.

    Hamdü senalar olsun Cenab-ı Hakka beni bu rütbeye kadar isal etti.Yine mukadderatı ilahiye olarak beni asker yaptı.Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz.Sebeb-i Feyz-ü refikim ve hayatım oldunuz.Cenab-ı Hakk'a ve sizlere çok teşekkürler ederim. Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı hak etmek zamanıdır. Vazife-i mukaddese-i vataniyeyi ifaya cehdediyorum. Rütbe-i şehadete suudedersem Cenab-ı Hakk'ınen sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu her zaman bana pek yakındır,sevgili babacığım ve valideciğim. Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih'ciğimi evvele Cenab-ı Hakk'ın saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız.

    Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen sayediniz. Servetimizin olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla birşeyi isteyemem, istesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım matuf mektubu lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır,o teessürü izale edecek vechile veriniz. Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz. Mukadderat-ı ilahiye böyleymiş. Malumat ve düyunatın hakkında refikam mektubunda laf ettiğim deftere ehemmiyet veriniz. ünevver'in hafızasında ve yahut kendi defterinde mukayyet düyunat da doğrudur. Münevver'e yazdığım mektubum daha mufassaldır.kendisinden sorunuz.

    Sevgili baba ve valideciğim , Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni affediniz,hakkınızı helal ediniz,ruhumu şadediniz,işlerimizi tavsiyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz. Sevgili Hemşirem Lütfiye'ciğim, Bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için vesayemin yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir,beni affet ,mukadderatı ilahiye böyle imiş hakkını helal et ruhumu şadet , yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih'e sen de yardım et , sizi de Cenab-ı Hakk'ın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum.

    Ey akraba ve ehibba ve evda , cümlenize elveda , cümleniz hakkınızı helal ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun. Elveda , elveda..Cümlenizi Cenab-ı Hakk'a tevdi ve emanet ediyorum.. Ebediyen Allah'a ısmarladım. Sevgili Babacığım ve Valideciğim.... Oğlunuz Mehmet Tevfik”