Çanakkale savaşının tarihimizdeki önemi

'Genel Türk Tarihi' forumunda Yasemin tarafından 20 Şubat 2014 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale savaşının tarihimizdeki önemi nedir?



    Çanakkale Savaşlarının Türk Ve Dünya Tarihi Açısından Önemi Ve Günümüze Yansıyan Boyutları.

    Türk Çanakkale, Orta çağın sonunda doğdu. Küçük Osmanoğulları Beyliği’ni, Çanakkale imparatorluğa götürdü. Ondördüncü yüzyıl başında, Orhan Gazi’nin zinde kuvvetleri, kırkar kişilik sallarla Trakya’ya geçti. Bu geçiş beylikten imparatorluğa geçişti. 1453’te İstanbul surlarını yıkan Fatih’in heybetli balyemez topları, ortaçağın çürümüş yapraklarını dürüp, tarihin mahzenine attı ve yeni bir çağın da kapısını açtı. Boğaz kıyılarına yerleştirilen o toplar, yüzelli yıl sadece muzaffer olmak için Akdeniz’e açılan veya zaferden dönen donanmamızı selamlamak için gürledi.

    17. yüzyılda Venedik donanması, Osmanlı İmparatorluğu’nun boğazını sıkmak için, Çanakkale’ye saldırdı. Boğaz ağzından içeri girmeyi başaran Venedikli Amiral gemisi, Topçu Kara Mehmet’in attığı tek bir gülle ile, içindeki beşyüz kişiyle, boğazın mavi sularına gömülüverdi. Daha o zaman bir gülle ile bir düşman donanmasını yendik. Çanakkale’nin son tarihi bundan 80 yıl önce bugün, 18 Mart 1915’de yazıldı. Bu tarih, daha öncekileri unutturdu. Artık bu tarihin üzerine yeni bir tarih yazılmayacak. Eski zafer yıldızlarının yanında, bu son zafer, güneş kadar heybetli ve azametli. Çanakkale Boğazı, bugün tarihin yolunu çizenlerin elinde; yarın da aynı yiğit ellerde olacak.

    Çünkü, Boğaz’ın sularında kanımızın, bayrağımızın rengi var. Yamaçlarında dedelerimizin, babalarımızın kemikleri abideleşmiştir. Boğaz’ın sularının Ege’ye doğru yuvarlanıp giden dalgalarında milletimizin geçmişten getirdiği şerefler, zaferler yaşar durur. Bugün Türk milleti, o geçmişle övünmekte, geleceğe 18 Mart yamacında ışıklanan Çanakkale’nin dev kahramanı Atatürk’ün gözleri ile bakmaktayız.

    Çanakkale Cephesi’nin başta deniz harekatı (Boğaz’ın zorlanması) ve onu izleyen kara hareketleri, kuşkusuz sıradan birer askeri operasyon ya da savaş olayları gibi irdelenemez. Boğazların (Çanakkale ve İstanbul), klasik, dar bir çerçeve ve anlamda sadece Akdeniz’in Karadeniz’e, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan su geçitleri ya da köprülerden ibaret olduğu düşünülemez.

    Türk Boğazları, coğrafyadan kaynaklanan durumuyla Akdeniz’in birbirinden önemli diğer stratejik değer taşıyan su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş Kanalıyla da bütünleşmektedir. Böylece Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının, aynı zamanda Atlas ve Hint okyanusları gibi dünyanın diğer büyük deniz ve kıta kara parçalarını da birbirine bağlayan geniş kapsamlı jeopolitik konumuyla dünya siyaset ve ekonomisi üzerine olan etkilerini bugün de korumakta olduğu görülür. Gerçekten Türk Boğazlari, uluslararası ilişkilere yön vermede, bölgesinde daima bir odak noktası oluşturmuştur.Bu nedenlerledir ki, tarihin eski dönemlerinden beri bu önemli pozisyonla Avrupa, Asya ve Afrika ülkeleri arasında başlamış olan ekonomik, ticari ve siyasi ilşkilerle askeri operasyonların, hep Boğazlar bölgesinde cereyan ettiği görülür. Başka bir deyişle, Boğazlar, hemen hemen tarih boyunca dünyanın diğer bölgelerinde pek görülmemiş ardı arkası kesilmeyen mücadelelere sahne olmuştur.