Çanakkale Savaşının Günümüzdeki Önemi

'Genel Türk Tarihi' forumunda Yasemin tarafından 13 Mart 2013 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale Savaşının Günümüzdeki Önemi Nedir



    Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.

    Çanakkale Cephesi’nin deniz harekatı (Boğaz’ın zorlanması), kuşkusuz sıradan bir askeri harekat, ya da muharebe olayı değildir. Boğazlar, konumu ve tarihi önemi itibariyle, İstanbul Karadeniz kapısı, Çanakkale de Ege Denizi kapısı olarak, geçmişte taşıdıkları ve çağımızda taşımakta oldukları stratejik önem ve değer açısından daima birlikte mütalaa edilmiş ve edilmektedir.

    ÇANAKKALE ZAFERİ'NİN GÜNÜMÜZDEKİ ÖNEMİ

    Günümüzde de emperyalist devletler, 1. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi, Çanakkale ve İstanbul Boğazları'nı ele geçirmek; Avrasya Coğrafyası'na hükmetmek için yanıp tutuşuyorlar.

    Tıpkı, 1915 yılının bahar aylarında, donanmalarının tüm gücünü kullanarak, amansızca saldırıya geçtikleri o zamanki istekle, Milli Devletimizi parçalamak, Milli Ordumuzu yıpratarak dağıtmak istiyorlar.

    Birinci Körfez Savaşı'nda, isteklerine boyun eğmeyerek karşı çıkan Genelkurmay Başkanı, İkinci Körfez Savaşı öncesi 1 Mart Tezkeresini TBMM'de reddeden ve tarihte saygıyla anılacak.

    Milletvekilleri günümüzün en azgın emperyalist devleti ABD'yi kızdırmıştır; 11 subayımızın başına çuval geçirme küstahlığını, bu kızgınlığın bir ifadesi olarak gerçekleştirmiştir.

    Türkiye, emperyalist devletler tarafından, Irak, İran, Suriye tehdit ediliyormuş gibi gösterilerek, edepsizce tehdit edilirken, bu tehdidi göğüsleyecek bir iktidardan yoksundur.

    1 Mart Tezkeresini reddeden milletvekillerinin yaklaşık 100 kadarının mensup olduğu partinin başında bulunanlar, sanki tehdit altında olan kendi ülkemiz değilmiş gibi, BOP'un içinde, hatta başında bulunduğunu beyan etmiştir.

    ABD kendi yayınlarında, Irak, İran, Suriye'yi hedef gösterip, hizaya getirmeye çalışacağını açıklarken, bu ülkelere saldırıda yanında yer almasını istediği Türkiye'nin bir koç başı olarak kullanıla kullanıla, bir daha ayağa kalkamayacak hale geleceğini de yazmaktan çekinmezken, bu ülkeyi yönettiğini iddia edenler, BOP'un içinde bulunduklarını açıklarken, kimin adına konuştuklarını da açıklasalar da halkımız da öğrense.

    Genelkurmay Başkanı olması beklenen Sayın Büyükanıt'a yöneltilen yıpratma kampanyasının, Milli Ordumuza yöneltilen dağıtma operasyonundan bağımsız, bir savcının canı istediği için yazdığı bir iddianame olduğu düşünülebilinir mi?

    ABD güçlü devlet, yapacağımız bir şey yok diye düşünenler:

    Çok büyük kuvvet karşısında savaştığını bilen M. Kemal Atatürk'ün, Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. derken ki ruh halini hiç mi düşünmüyorlar.

    O, ölmeyi emreden Komutan, İtilaf Devletlerinin, Çanakkale'yi geçerek, İstanbul'u alıp, savaşı kısa sürede bitirme planlarını bozduğunu bilmezler mi?

    Destek alamayan Rus Çarlığı'nın dışta olduğu kadar, içte de sıkıştığını, Bolşevik ayaklanmayı bastıramayıp, ülkeyi sosyalistlere teslim etmek zorunda kaldığını bilmezler mi? Rusya'da iktidara gelen sosyalistler Çanakkale'yi savunurken ölen 250 bin şehidimize borçlu değiller midir?

    Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasında Çanakkale Zaferi'nin payı inkar edilebilir mi? Çanakkale'yi geçemeyip, bizden daha fazla askeri ölen İngiltere'nin, içerde moral çöküntüsü yaşamasının, Hindistan'da bağımsızlık ateşini tutuşturduğunu kim inkar edebilir.

    Bu yönleriyle Çanakkale Zaferi 20. yüzyıla adını veren Ulusal Kurtuluş Savaşları ve Sosyalist Devrimler çağının en önemli kilit taşlarından biri sayılmaz mı?

    Dıştaki azgın emperyalist ülkeler, içteki aymazlar, ayağı titreyenler ve kaderini emperyalist ülkelerle birleştirmek isteyen bir avuç hain, bilsinler ki, bu ülkenin insanları daha çok Çanakkale Zaferi yazacak kudrete, bağımsız yaşama aşkına sahiptir.
    Bilsinler....