Çanakkale Savaşında Mucizeler

'Genel Türk Tarihi' forumunda Belinay tarafından 17 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale Savaşında Olan Mucizeler


    çanakkale Savaşında Yaşanan Mucizeler


    Atatürkün Çanakkale Mucizesi

    Çanakkale Savaşı"yla ilgili gün ışığıyla buluşan son bilgiler Atatürk"ün önemli kararları nasıl aldığını ortaya çıkardı
    30 Ocak'ta hem Çankaya Köşkü'ne hem de Ankara'ya veda eden, eski Cumhurbaşkanlığı Dışişleri Başdanışmanı ve Özel Kalem Müdürü, yeni Tokyo Büyükelçisi Sermet Atacanlı, neredeyse 15 yıla yayılan bir çalışma sonucunda "Atatürk ve Çanakkale'nin Komutanları" adlı bir kitap kaleme aldı.
    Atacanlı'nın Dışişleri Bakanlığı'na girdikten sonra ilk görev yeri olan Avustralya'da, Melbourne Başkonsolosluğu'nda tohumları atılan kitabı MB Yayınevi'nden çıktı. Çanakkale'deki Atatürk'ün, gün ışığına yeni çıkan belge ve fotoğraflarla anlatıldığı kitap, bir savaş tarihçesinden çok, Çanakkale muharebelerinin odağındaki komutanları, onların birbiriyle ilişkisini ve bu kanlı destanın hangi kararlarla şekillendiğini kaydeden önemli bir eser. Hemen her sayfası, Atatürk'ü Çanakkale'de "yok saymaya" çalışanları tekzip ediyor.

    Çanakkale Savaşı'nı bir-iki cümleyle nasıl özetleyebilirsiniz?
    Çanakkale büyük önem taşıyan bir savaş. Hemen öncesinde 93 Harbi ve Balkan savaşları var. Bu iki savaş Türk tarihi açısından en çok acı veren savaşlar. Çanakkale'de emperyal toprakların korunması değil, anavatanın korunması var.

    Mustafa Kemal'in rütbesi neydi?
    Atatürk, Çanakkale Savaşı'na Yarbay Mustafa Kemal Bey olarak geliyor. Sekiz-dokuz ay sonra savaş bittiğinde ise Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal oluyor. O dönemdeki komutanı Esat Paşa'nın görevi ise tümen komutanlığı.

    Atatürk'ün komutanlarıyla ilişkisini anlatabilir misiniz? Örneğin Enver Paşa ile anlaşmazlıkları o dönemde mi çıktı? Bu durum savaşın seyrini değiştirdi mi?
    Mustafa Kemal'in Enver Paşa ile ilişkileri Harp Okulu'nda başlıyor. Enver Paşa bir-iki sınıf büyük Atatürk'ten. Paşa kısa sürede bir yıldız gibi parlıyor. Anlaşmazlıklarının kökenini belki de insan psikolojisi çerçevesine oturtabiliriz. Çünkü bir süre sonra da Atatürk'ün yıldızı parlıyor ve bütün arkadaşlarının üzerine çıkıyor. Bir anlamda bir çekişme söz konusu. Çanakkale Savaşı'na ilişkin raporlar hazırlanırken Mustafa Kemal, Enver Paşa ile savaş sırasında olan yazışmaların kaydedilmesini istemiyor. Yani bir gerginlik var.

    Esat Paşa nasıl bir komutan?
    Çok önemli ve çok iyi bir komutan. Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nda hocası. Ama Atatürk'le ilişkileri iyi değil. Atatürk özellikle Conkbayırı'nda onun stratejilerini beğenmiyor. Ama Esat Paşa rütbe farklılığına rağmen Atatürk'ü gözden çıkaramıyor.

    Atatürk'ün eleştirileri etkili oluyor mu?
    Bir yere kadar oluyor. Sonuçta bir rütbe farklılığı var. Ama Atatürk, rütbesine oranla daha büyük ordulara komuta ediyor.

    "90 yıl önceki gibi görünmeli"

    Çanakkale'de yapılan altyapı çalışmalarını eleştiriyorsunuz...
    Gelibolu Yarımadası yakın bir geçmişe kadar, galiba 1970'lere kadar askeri bölgeydi. Bu tarihe kadar önemli ölçüde korunarak geldi. Ancak buraya yönelen ilginin de artmasıyla yeni bir şeyler çıktı. "Yollar yetmiyor" dendi. Özellikle Anzak Koyu'nda çok yanlış şeyler yapıldı. Bu koy, en fazla 200 metrelik bir yerdir. Orada yolu genişletmeye çalıştılar.
    57. Alay şehitliğinin olduğu bomba sırtlığı denen bölge vardı. Otoparklar yapıldı etrafına. Şimdi de seyir alanları yapılmak isteniyor. Buralar 90 yıl önce nasılsa şimdi de öyle görünmeli. Türkiye'de ağaçlandırılacak başka yer kalmamış gibi muharebe alanlarının arasına ağaç dikiyorlar.

    "Güneş balçıkla sıvanmıyor"

    Atatürk'ün, cephenin genel sorumluluğunu yürüten müttefik Alman general Liman Von Sanders'le ilişkisi nasıl?
    Liman Von Sanders Çanakkale'nin savunması için kurulan 5. Ordu'nun komutanı. Türk ve Alman subaylara karşı, astığı astık kestiği kestik. Ama Atatürk'le ilişkilerine baktığımızda bir farklılık görüyoruz. Bir öfke anında diğerlerini görevden alabiliyor ama Atatürk'e karşı böyle davranamıyor.

    Atatürk'ün daha sonraki süreçte düşman kuvvetlerin komutanlarıyla ilişkileri saygı dersi niteliğini taşıyor...
    Doğru. Örneğin, Anzaklara komuta eden İngiliz general William Birdwood. Savaş sırasında birbirini boğazlayan iki ordunun komutanları. Ama savaş sonrasında ilişkileri çok iyi. Hasta olmasına rağmen Atatürk'ün cenaze törenine bile geliyor.

    Atatürk'ün yıldızı Çanakkale'de neden parladı?
    Çanakkale Savaşı, Atatürk'ün yapacakları için bir önsöz gibi. Muharebeler sırasında çok önemli üç müdahalesi var. Fransızların Çanakkale çıkarmalarını başarısız kılan müdahalelerdir bunlar. Birincisi, Arıburnu Çıkarması'nın şaşırtmaca olmadığını görüyor. Ve ihtiyaç olmasına rağmen hiçbir yardım almadan Conkbayırı'na karşı harekete geçiyor. İkincisi, Conkbayırı öncesi İngilizler, Türkler tarafından az korunan bir bölgeye çıkarma yapıyor. Atatürk bunu fark ederek müdahale ediyor. Üçüncüsü, buraya çıkan İngilizlerin püskürtülmesi. Ondan sonra zaten savaş bitiyor.

    Bildik kesimler Atatürk'ün Çanakkale Savaşı'nda olmadığında ısrarlı.
    "Yoktur" demiyorlar da "Abartılıyor" diyorlar. Ama güneş balçıkla sıvanmıyor. Bunu söyleyen de biz değiliz. İngilizler, Avusturyalılar söylüyor. Churchill'in kitabında Atatürk için "Kaderin adamı çıktı karşımıza ve bizi mağlup etti" diyor.

    Biraz da kitabın serüvenini konuşalım. Atatürk'ün madalyalarını araştırırken başladı bu serüven, değil mi? Sizin bir koleksiyoner tarafınız var.
    Önceden beri aslında koleksiyon merakım var. Tabiat herhalde. Çocukken bile vardı toplama özelliğim. Bir eski İstanbul kartpostalları koleksiyonum var. Dört-beş bin vardır. Benim ilgi alanım Osmanlı'nın son dönemine kaydı. İkinci Meşrutiyet, 31 Mart olayı, İttihat ve Terakki, I. Dünya Harbi... Bu alanla ilgili bulabildiğim kitap ve kartpostallar. Çanakkale Savaşı ile ilgili kartpostallar, kitaplar var. İlginç bir el bombası parçası var. Mektuplar, afişler, fotoğraflar var.

    SEYİT ALİ ONBAŞI

    Çanakkale Savaşları'nda Deniz Savaşları sırasında Seddü'l- bahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü' l- bahir tepesini sürekli bombardıman altına almışlardı. Türk mukavemeti gittikçe azalıyordu. Kendilerini Allah' ın koruyuculuğuna bırakan Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı arzu edercesine, kaçmak yerine son gayretleriyle mücadele ediyorlardı.

    Bu sırada bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan imha etti. İçlerinden yalnızca Seyid Ali Çavuş kurtulmuştu. Çavuş etrafındaki manzara karşısında duyduğu ızdırap ile dünyada eşine az rastlanacak bir olay gerçekleştirdi.

    Duyduğu acı ile normalde üç kişinin zor taşıdığı 257 kiloluk bombayı yerinden tek başına kaldırdı, taşıdı, topun namlusuna sürdü ve ateşledi. Bu mermi gideceği yeri de biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girdi ve gemi ortadan ikiye ayrılarak battı.

    Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet İhsan GENİŞÇAN, eserinde şöyle anlatıyor:

    " Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey , etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı.

    Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı.

    Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit ' in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve İngilizler' e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.

    Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, ödül olarak Seyit' e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa' ya şu cevabı verdi:

    " Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah'ın feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah' ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım

    CONKBAYIRI ÜZERİNDEKİ BULUTLAR

    Çanakkale' de en çok anlatılan menkıbe şudur:

    Conkbayırı' nda kara savaşları sırasında 57 tümen her gün çamaşır değiştirir. Kirlilerini yıkar çalılara asar ve ertesi gün için kurumuş. Sebebi ise eğer şehit olurlarsa Allah'a temiz kıyafetlerle varmaktır. Savaşa çıkmadan önce namazlarını kılar ve ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Maneviyatı kuvvetli bu insanlar Conkbayırı' ında düşman tarafından kıstırıldıkları anda gökten beyaz-gri bir bulut kümesi 57. Tümenin üzerine inmiş ve bulut yok olduğunda düşman askerleri ne olup bittiğini anlayamamışlar. Zira ortada tek bir Türk askeri bile yokmuş. Gemiden bu olayı seyreden İngiliz Amirali Hamilton daha sonraki savaş anılarında da bu olayı anlatmaktadır.

    BULUTUN KORUMASI

    Menkıbelerde bir başka mucizevî yardım da bir İngiliz Alayının bulutların içinde kayboluşu biçimindedir. Olay şu şekilde anlatılmaktadır;

    O gün Kraliyet Alayı taze kuvvetlerle bu saldırıda görev aldı. Sağ cenahta yer alan bu alay, daha az bir mukavemetle karşılaştığı için hızla ilerlemeye başlamıştı. Alay, Azmak Deresi' nin kuru yatağını geçmiş, Kayacık Ağrılı mevkiinden Damakçı Bayırı'na doğru yürüyordu. Karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkte bir bulut durmaktaydı.alay, sol taraftaki Ağıl Dere' ye inmeden tepeye doğru ilerledi ve bulutun içine girip kayboldular. Yâni alanda askerlerin Mestan Tepe' den şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla daha birleşerek Trakya istikametine doğru uçup gittiler. Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamamıştır.

    NUSRET MAYIN GEMİSİNİN MUTLAK YAKALANIŞTAN KURTULMASI

    Nusret Mayın Gemisi Çanakkale savaşına noktayı koyacak olan görevine çıktığı gece Karanlık Liman ile Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirirken O''nu koruyan Anadolu Feneri de bir İngiliz Gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştı. Fakat birden Anadolu Feneri arıza yaptı. Nusret Mayın Gemisi telaşla ışıklarını söndürdü. İngiliz gemisi bu sefer kendi projektörleriyle denizi taramaya başladı. Geçen dakikalar içinde Nusret Mayın Gemisi tam yakalanacağı anda birden Anadolu Feneri tekrar çalışmaya başladı. İngiliz gemisinin projektörleri üzerine kendi projektörlerini dikti ve iki ışık arasında kalan Nusret muhakkak bir hezimetten kurtuldu. Görevini yerine getirip geri döndüğünde bu heyecana kalbi dayanamayan gemi kaptanı ,Hakkı Bey' in naşını da karaya çıkardı. Anadolu Feneri' nin hiçbir tamirat yapılmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayın bir mucize olduğunu daha sonraki günlerde yazdığı günlüğünde bildirmektedir.