Çanakkale savaşı şiirleri uzun

'Genel Türk Tarihi' forumunda Yasemin tarafından 18 Mart 2014 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale savaşı şiirleri uzun



    canakkale-siirleri-.

    Çanakkale Savaşı

    Gülmeyiniz ey düşmanlar,
    Çanakkale geçilemez.
    Bekler nice kahramanlar,
    Çanakkale geçilemez.

    Filo, filoya dayansa,
    Yerler bomba ile yansa,
    Siperler kana boyansa,
    Çanakkale geçilemez.

    On Sekiz Mart Zaferi’ni,
    Herkes tanır Türk erini,
    Ölür de vermez yerini,
    Çanakkale geçilemez.

    Türk’ün göğsü, Türk’ün kolu,
    İman ile kuvvet dolu,
    Aslan yurdu Gelibolu,
    Çanakkale geçilemez.

    Akan kanlar dönse sele,
    Conkbayır’ı geçmez ele,
    Dünya kopup gelse bile,
    Çanakkale geçilemez.

    Birçok milletin askeri,
    Yenilerek kaçtı geri,
    Anladılar Türk’ün yeri
    Çanakkale geçilemez.

    Ali Osman ATAK
     



  2. Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
    Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

    Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
    Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
    ‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
    Asım’ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
    Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    ‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.


    Mehmet Akif Ersoy
     




  3. ÇANAKKALE DESTANI

    Yıl 1915
    18'indeyiz Martın.
    Kendine gel biraz!
    Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,
    Geçilmez bu boğaz...
    Geçilmez bu boğaz...
    Bizi
    Ne topun yıldırır,
    Ne kurşunun.
    Çünkü artık
    Başladı cengimiz.
    Er meydanında bulunmaz dengimiz...
    Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
    İşte fırladık siperden.
    Sırtına yüklenmiş kahraman
    Seyit 276 kiloluk mermiyi,
    Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
    Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
    Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
    Denizler yanıyor,
    Dağlar yanıyor.
    Zafer bizimdir artık
    Düşman zırhlıları batıyor...
    Türk'üm,
    Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
    Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
    Kimimiz gazi.
    Hiç değişmez bu yazı.
    Dünyada her yer geçilir belki
    Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı..

    Fahri ERSAVAŞ
     




  4. TARİHSİN ÇANAKKALE

    Mavi sularına bir baktım, sanki tarih dalgalanıyor,
    Şöyle etrafına bir bak, her yerde
    Mehmetçik yatıyor.
    Gelibolu'da her akşam güneş hüzünle batıyor,
    Türk'ün kara bahtına bu yerler ışık tutuyor.

    Mehmetler, Mustafalar,Yahyalar! Ölümsüzsünüz.
    Siz Türk milletinin kalbine gömüldünüz.
    Adınızla tarih yazıldı bütün sayfalara,
    Bu kitabın her sayfasında sizler övüldünüz

    Kalemle yurdumuzu elimizden aldılar,
    Çanakkale'm, seni mekan tutacaklarını sandılar.
    İnançsız gafiller kaba kuvvetlerine kandılar,
    Mehmetçiğin inanç ateşiyle yandılar.

    Mehmetçik, senin yerin ebediyyen boş kalmayacak.
    Senin sayende bu vatan Türk'ün oldu.
    Türk'ün kalacak.
    Senin kanınla yoğrulan bu kutsal topraklar,
    Yemin ediyoruz, göz dikenlere mezar olacak

    Sadettin AYDOĞDU
     



  5. ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
    O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
    Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
    Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

    Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
    Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

    Mehmet Akif ERSOY

    ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

    Çanakkale içinde vurdular beni
    Ölmeden mezara koydular beni
    Of gençliğim eyvah.
    Çanakkale içinde Aynalı Çarşı

    Ana ben gidiyom düşmana karşı
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde bir uzun selvi
    Kimimiz nişanlı kimimiz evli
    Of gençliğim eyvah


    BİR YOLCU' YA

    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
    Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
    Gördüğün bu tümsek Anadolu' nda
    İstiklâl uğrunda, namus yolunda
    Can veren Mehmet' in yattığı yerdir.

    Bu tümsek koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele
    Mehmet' in, düşmanı boğduğu sele
    Mübârek kanını kattığı yerdir

    Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
    Yaptığın bu tümsek amansız, çetin
    Bir harbin sonunda bütün milletin
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

    Necmettin Halil Onan

    ÇANAKKALE

    Övün ey Çanakkale, cihan durdukça övün!
    Ömründe göstermedin bin düşmana bir gün.
    Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün,
    Başına yüz milletin birden üştüğü yersin!

    Sen savaşa girince mızrakla, okla, yayla.
    Karşına çıktı düşman çelikten bir alayla.
    Sen topun donanmayla, tüfeğin bataryayla,
    Neferin ordularla boy ölçtüğü yersin!

    Nice tüysüz yiğitler yılmadı cenk devinden,
    Koştu senin koynundan çıkar çıkmaz evinden.
    Sen onların açtığı bayrağın alevinden,
    Kaç bayrağın tutuşup yere düştüğü yersin!

    Toprağından fazladır sende yatan adamlar,
    Irmağın kanla çağlar, yağmurun kanla damlar.
    O cenkten armağandır sana kızıl akşamlar,
    Sen silahın inançla son sövüştüğü yersin!

    Bir destana benziyor senin bugünkü halin.
    Okurken duyuyorum sesini ihtilalin.
    Övün ey Çanakkale, ki sen Mustafa Kemal'in,
    Yüz milletle yüz yüze ilk görüştüğü yersin!

    Faruk Nafiz Çamlıbel

    MEHMETÇİK

    Elinde sancakla koşup ileri,
    Düşman saflarına girdi Mehmetçik,
    Öldü de yolundan dönmedi geri,
    Gönlünü zafere verdi Mehmetçik.

    Toz toprak, alevler içinde koşup,
    İmanla kükreyip, imanla coşup,
    Keskin kılıcıyla siperler aşıp,
    Düşmanı yerlere serdi Mehmetçik.

    Allah Allah deyip yurdu anarak,
    Kalbinde hürriyet aşkı yanarak,
    Başında sancağı dalgalanarak,
    Şanlı zaferlere erdi Mehmetçik
    Ali Osman Atak