Çanakkale savaşı ile ilgili mektuplar

'Genel Türk Tarihi' forumunda Yasemin tarafından 18 Mart 2014 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale savaşı ile ilgili yazılmış mektuplar

    Mustafa Kemal, 2 Temmuz 1915 yılında Arıburnu’ndan Madam Corinne’ye yazdığı mektupta şöyle der :Aziz Madam,Karargahımın katiplerinden Hulki Efendi’nin İstanbul’a seyahatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum.

    Birkaç gün evvel içinde latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım. Burada hayat, o kadar sakin değil. Gece gündüz her gün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor. Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz.Çok şükür, askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inançları, çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor.

    canakkale-türküsü-.

    Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün, Ya gazi veya (ozelbilgiler.com) şehit olmak. Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en güzel kadınları, hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabi olacaklar. Yüce saadet. Sizin mantıki nasihatlerinizi bekleyen şimdiki hadiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüt etmeye ve böylece ümit ederim ki, hayatın bu hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim. Adres: Miralay Mustafa Kemal, 19. Fırka Kumandanı, Maydos Yahut: Miralay Mustafa Kemal, Arıburnu Maydos. Bu daha emin.

    canakkale-savasi-.
     



  2. Çanakkale Savaşı Şehit Mektupları

    Çanakkale Savaşlarında şehit düşmüş Türk askerlerinin yazdığı mektuplar. 1915 Çanakkale Savaşı’nda yazılan şehit asker mektupları.

    Türk askerlerin Çanakkale’de ailelerine ve sevdiklerine yazmış oldukları mektuplar. Çanakkale’de şehit olmuş askerlerin mektupları.

    Şehit Mektubu -1

    Mektubun Konusu: Borçlarımı Ödeyin
    Yazıldığı Tarih: 18.05.1915
    Şehadet Tarihi: 02.06.1915

    “Sevgili Babacığım, Valideciğim,

    Arıburnu’nda ilk girdiğim müthiş muharebede pantolonumdan hain bir İngiliz kurşunu geçti, Bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hatıra olsun diye şu satırları yazıyorum.

    … Gözbebeğim zevcem Münevver ve oğlum Nezih’ciğimi önce Cenab-ı Hakk’ın sonra sizin himayenize bırakıyorum. Onlar hakkında ne mümkünse lütfen yapmaya çalışınız. Servetimiz olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla bir şeyi isteyemem, istesem de boşunadır.

    Refikama hitaben yazdığım kapalı mektubu lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok üzülecektir, o üzüntüyü giderecek şekilde veriniz, teselli ediniz. Allahü Teâlânın takdiri böyleymiş. İsteklerim ve borçlarım hakkında refikamın mektubuna koyduğum deftere ehemmiyet veriniz. Münevverin hafızasında veyahut kendi defterinde kayıtlı borçlar da doğrudur. Münevvere yazdığım mektup daha geniştir. Kendisinden sorunuz.

    Sevgili babacığım ve valideciğim, belki bilmeyerek size karşı bir çok kusurda bulunmuşumdur. Beni affediniz, hakkınızı helal ediniz, ruhumu şad ediniz. Sevgili hemşirem, Lütfiye’ciğim, bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için gücümün yettiği nispette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir. Beni affet, hakkını helal et. Yengeniz Münevver hanım ile oğlum Nezih’e sende yardım et. Sizi de Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum.

    Ey akraba ve ehibba! cümlenize elveda. Cümleniz hakkınızı helal ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun. Hepinizi Cenab-ı Hakk’a tevdi ve emanet ediyorum. Elveda, Elveda!

    Ebediyyen Allahaısmarladık, sevgili babacığım ve valideciğim.”

    Yüzbaşı Mehmet Tevfik

    Kaynak: Erhan Metin, Sözün Bitiği Yer Çanakkale, Mart 2008, s. 70-71

    Şehit Mektubu -2

    Mektubun Konusu: Çamaşır Falan İstemem
    Yazıldığı Tarih: 04.04.1915
    Şehadet Tarihi: 06.04.1915

    “Dört asker doğurmakla övünen şanlı Türk annesine”

    Hasan Etem, yeni aldığı mektuptan duyduğu sevinci, çevresindeki tabiat güzelliklerini, silah arkadaşlarını anlattığı mektubunu şu satırlarla bitiriyordu:

    … Ey benim Rabbim! Şu kahramanların bütün dilekleri ismi celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır.

    … Huzurunda titreyerek sana dua eden biz askerin süngülerini keskin et. Düşmanlarını zaten kahrettin ya bütün, bütün mahvet.

    … Anneciğim, Oğlun Halit de benim gibi güzel yerlerdedir…

    Çamaşır falan istemem. Paralarım duruyor. Allah Razı Olsun.

    Oğlun Hasan Etem

    Hasan Etem iki gün sonra şehit oldu. Kardeşi Halit Zığındere Muharebelerinde yaralandı ve gazi olarak baba ocağına döndü.

    Hasan Etem şehit olduğunda 16 yaşında olan kardeşi Hilmi ile 10 yaşında olan kardeşi Şevlut, ağabeylerinin arzu ettiği gibi sonradan Çanakkale’yi gördüler, ondan bir iz aradılar. Orada her iz Hasan Etem’e aitti.

    Kaynak: Erhan Metin, Sözün Bitiği Yer Çanakkale, Mart 2008, s. 72

    Şehit Mektubu -3

    Mektubun Konusu: Sana Vasiyetim Var
    Yazıldığı Tarih: -------------
    Şehadet Tarihi: 09.01.1916

    62. Alaydan Üsteğmen Zahid, eşine yazdığı mektupta “Bugünlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğim” diyordu:

    “… Bilirsin her muharebeye giren ölmez. Fakat ölürsem gam yeme. Ben ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasip ettiyse elbet ruhlarımızı da kavuşturur. Vatan için şehit olursam bana ne mutlu. Ancak vasiyetim var. Eşyanın listesi ilişiktedir. Bunları sat, ele geçecek paradan mihri muaccel ve müeccelini al. Üst tarafı ile bana mevlit okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma…"

    Şiranlı Üsteğmen Zahid, eşi Hanife hanıma yazdığı mektubu şu cümle ile bitirmişti. “Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim”

    Kaynak: Erhan Metin, Sözün Bitiği Yer Çanakkale, Mart 2008, s. 73

    Şehit Mektubu -4

    Yazıldığı Tarih: Şehit olmadan bir gün önce
    Şehadet Tarihi: Mektubu yazdıktan bir gün sonra

    Çok eski arkadaştı onlar. Hem liseyi hem hukuk fakültesini beraber bitirmişlerdi. Harp okulundaki yedek subay eğitiminden sonra yolları ayrıldı. Hüseyin Ragıp İstanbul’da kalıyor, Münir Çanakkale’ye gidiyordu(1). Buna rağmen arkadaşlıklarını asla bitirmek istemiyorlardı. Bunun içinde, mektuplaşarak birbirlerinden haber almaya karar verdiler.

    Münir Çanakkale’den Hüseyin Ragıp’a söz verdiği mektuplardan birini yazıyordu:

    “…Toprak kerevetimden şimdi kalktım. İçinde barındığımız kocaman oyuğun ağzına yaklaşıyor ve dışarıya bakıyorum. Toprak, gecenin sis ve rutubetiyle ıslak… Şuh ve şirin çimenler zümrüt dereler teşkil ederek aşağılara doğru akıyor. Güneş yükseliyor…

    İngilizler bugün galiba geciktiler. Sabah salâmı makamından teatisi adet olan top ve tüfek gürültüsünden henüz eser yok. Aşağıya iniyor ve toprak peykenin üstüne oturarak sana bu mektubu yazmaya başlıyorum. Arkadaşım karşımda vazifesiyle ilgili evrakı hazırlamakla meşgul… Dün gece geç vakte kadar devam eden top atışı ikimizi de uykusuz bıraktı. Oh… Derin ve uzun bir uykuya ihtiyaç hissediyorum. …Kumandanım beni çağırıyor. Mektubuma biraz sonra devam ederim.

    …Kumandanı gördüm ve geldim. Fakat maateessüf mektubuma devam edemeyeceğim. İngilizler faaliyete başladılar. Ateşin birden çok şiddetlendiğine bakılırsa bunların sabah keyfi olsun diye atılmadığına inanmak lazım. Anlaşılıyor ki siper komşularımız bugün pek ciddi niyetlerinden birinin daha tecrübesine girişecek… Ooo… bugünkü ateş pek başka. Etrafta kıyamet kopuyor. …Ah… öyle uykum var ki… Top ve mitralyöz yıldırımları kulaklarımı patlatıyor.Allahaısmarladık kardeşim.”

    Mektup yazıldığı tarihten üç hafta sonra Kızılay hastanelerinden birinin vasıtasıyla Hüseyin Ragıp’a ulaştı. Mektubun yanında küçük bir not vardı: “Beyefendi, ben Münir’in siper arkadaşıyım. O vazifesi başında Rahman’a kavuştu. Bende yaralandım, bu hastaneye naklolundum. Şehit düştüğü geceden evvel yazıp da postaya vermeye vakit bulamadığı mektubu size gönderiyorum. Merhumun emanetidir.