Çanakkale Gezilecek Yerler Nereler

'Türkiye Coğrafyası' forumunda By RiZeLi tarafından 8 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale Gezilecek Yerler Nereler
    Çanakkale Gezilecek Mekanlar

    Assos

    (Deniz,Doğa,Doğallık)
    Assos sivrice koyunda herşeyden uzak sesiz ve sakin bir tail için size sunabileceğimiz adreslerin başında sivrice Taş Han motel geliyor. Burası mütevaziliğini ve doğallığını koruyabilmiş türkiyenin çok ender bulunan noktalarından biri, yöreye özgü zeytin yağlılar, az önce yakalanıp hemen sofranıza gelen balık çeşitleri ve taş mimarisiyle size çok farklı bir hava yaşatacağına eminiz. Sizleri ticari menfaatten çok uzak olan sivrice Taş Han'a bekliyoruz..

    Saroz Körfezi Güneyli Köyü sahili - Motel Mimoza

    Güneyli Köyü, Saroz Körfezi'nin en güzel koylarından birinde yer alıyor.Ege Denizi'nin en temiz yerlerinden olan Saroz Körfezi,denizinin kendi kendisini temizleyebilmesiyle ünlü.Rüzgar sörfü için ülkemizde ve dünyada ideal alanlardan.Körfez sularının zengin balık,sünger ve deniz bitkisine sahip olması burayı su altı sporlarına meraklılar için de önemli bir yer haline getirmiş..

    Oksijen oranının çok yüksek olması nedeniyle kalp ve akciğer rahasızlığı başta olmak üzere şeker hastalığı, iştahsızlık ve uykusuzluk problemi olanların da tedavi merkezi olarak ilgi çekiyor.

    Güneyli Köyü,Namık Kemal'in mezarının ve Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa'nın türbesinin bulunduğu Bolayır'a 5 km. , Çanakkale Savaşı'nın yer aldığı Gelibolu Milli Parkı'na da 40.km mesafede.Milli Park sınırları içindeki şehitlikler,kaleler,müzeler ve Atatürk'ün Karargah Evi görülmesi gereken yerler arasında..

    Güneyli Köyü sahilinde konutlar 2-3 katlı müstakil evler şeklinde.Sahilde kalacak çeşitli moteller ve pansiyonlar mevcut.Sezonluk ev kiralama imkanı da var.

    Sahilde bulunan Motel Mimoza temizliği ve güler yüzlü hizmetiyle iddialı bir tesis.15 oda ve 45 yatak kapasitesi var.Her odada .2 , 3 ve 4 kişilik olmak üzere farklı yatak adetleri mevcut.Odalardan içeri adım attığınızda mis gibi sabun kokusu sizi karşılıyor.Çarşaflar özenle ütülenmiş,yataklar özenle hazırlanmış.Her yer tertemiz.

    Motel Mimoza emekli bankacı olan Tuncer Tekyıldık tarafından işletiliyor.Moteli ayrıcalıklı kılan,kapıdan içeri adımınızı attığınız anda kendinizi evinizde hissetmeniz.Motelde güzel bir aile ortamı yaratılmış,herkesle istediğiniz gibi sohbet edip kalıcı dostluklar kurabilirsiniz.

    Gelibolu

    ÇANAKKALE GEÇİLMEZ, GEZİLİR!!

    İstanbul‘dan yaklaşık 400km uzakta olan Çanakkale Asya ile Avrupa kıtasını birbirine bağlayan 2. şehrimiz ve oldukça önemli bir yer tutmuş geçmişten günümüze. İstanbul’dan karayolu ya da havayolu seçenekleriyle ulaşabilirsiniz. Ezine (Anadolu) yada Çorlu (Avrupa) tarafındaki havaalanlarına Ankara‘dan da ulaşmak mümkün, özel havayolları dönemsel olarak birçok sefer düzenlemekte. Ama en çok tercih edilen alternatif karayoludur. İstanbul’dan yola çıktıktan sonra Silivri, sonrasında Marmara Ereğlisi ve ardından Tekirdağ şehir merkezini görerek vereceğiniz meşhur köfte molası sonrası Malkara, yönünü takip etmeniz ve Gelibolu- Çanakkale sapağına girmeniz gerekiyor. Toplam yolculuğunuz yaklaşık 5 saat kadar sürecektir. İzlediğiniz bu yolun sizi ilk olarak Eceabat’a ulaştırdığını göreceksiniz. Eceabat ile Çanakkale arasında saat başı karşılıklı feribotlarla ulaşım mümkün, gündüz saatlerinde özel feribotlarla da ulaşabilirsiniz.

    Çanakkale Boğazı’nın genişliği 1km ile 5km arasında değişiyor ve uzunluk ise 60km’ye yakın Boğazın derinliği 100-120m kadar ortalama. İstanbul Boğazı’nda olduğu gibi burada da akıntı mevcut ve birçok deniz canlısı mesken tutmuştur Boğazın serin sularını.

    Gelibolu Yarımadası: Gelibolu Yarımadası 50’li yıllarda milli park olmuştur ve şuanda Orman Bakanlığına bağlı Milli Parklar Müdürlüğü tarafından yönetilmektedir.

    Gelibolu Milli Parkı ve yarımadasını gezmek için başlangıç noktası olarak Kilitbahir kalesini tercih edebilirsiniz. Kilitbahir kalesi Fatih Sultan Mehmet Han tarafından İstanbul’un güvenliğini artırıp Latinlerin olası saldırılarını engellemek amacıyla yaptırılmıştır. İç ve dış kale olarak iki bölüme ayrılır ve iç surlar dış surlara oranla çok daha güçlü, kalın, yüksek ve sağlam yapılmıştır. Üç yapraklı bir çiçeğe de benzeyen kalede 2004-2005 yıllarında yapılan restorasyon çalışmaları sonunda düzenli ziyaretçi alınmaya başlanmıştır. Cephanelik, hamam kalıntısı, mazgallar, topçular, okçular ve askerlerin kullanım alanları mevcut.

    Kilitbahir kelimesinin anlamı deniz kilididir ve son görevini Çanakkale savaşlarında İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı başarıyla yapmıştır. Kilitbahir Kalesi Çanakkale şehir merkezin de, boğazın Anadolu yakasında bulunan Çimenlik Kalesi’yle karşılıklı bekçileridir boğazlarımızın. Kilitbahir Kalesi’ndeki gezimizi bitirdikten sonra Abide yönüne devam ettiğiniz takdirde Tabyalara ulaşacaksınız. Yarımadanın boğaza bakan kısmında muhtelif yerlerde belli aralıklarla geziniz boyunca gözünüze çarpacak bu tabyalar geçmişten günümüze çeşitli saldırılarla savunmamıza faydalı olmuşlardır. Tabyalar deniz tarafından bakıldığında araziyle bütünleşmiş görünen ve yerleri kesinlikle belli olmayan fakat kara tarafından bir kale suru gibi toplara, ağır menzili silahlara mevzi görevini yapmıştır.

    Birkaç km daha ilerledikten sonra Mecidiye tabyalarıyla karşılaşacaksınız ve burada sizi savaştan sonra en çok sözü edilen kahramanlardan Seyit onbaşının 272 kg’lık topu kaldıran dev heykeli selamlar sizi. Seyit onbaşının heykelinin hemen arkasında Mecidiye tabyalarının içini görmeniz, savaşın mevzilerdeki izlerini, sıcaklığını hissetmeniz için yeterli olabilir.

    Eceabat’tan geçtikten sonra karşılaşacağınız her yapı, her tepe, her koy, her yaprakta, her ağaçta hissetmek mümkün savaşı.

    Edremitli Seyit onbaşının kahramanlık öyküsüne gelince; deniz savaşlarının başladığı 18 mart dolaylarında Seyit onbaşının da görev yaptığı Mecidiye tabyasına isabet eden Fransız donanmasının ağır bombardımanı sonrasında seyit onbaşı arkadaşlarını kaybetmiş aynı zamanda topun kaldıracı da kırılmıştır, isabet eden kurşunlardan, bombalardan. Fakat Seyit onbaşı birkaç basamaklı kaldıraca 217 okkalık mermiyi tek başına sırtında çıkartır ve Fransızlar’ın Qcean isimli gemisinin batırılmasını sağlar bu gücüyle bir yanda ülkesi, toprağı, ailesi, vatanı, kanı, ataları için savaşan insanlar diğer yanda ise ne için savaştığını bile bilmeyenler ordusu. Belki de Mecidiye tabyasında yaşananlar açıklar 8ay 14 gün süren savaşı. Fransız ve İngilizler’in Qcean isimli tam donanımlı savaş gemisi Türklerin Seyit onbaşısına yenilir. İşte bu deniz savaşlarının zaferidir.

    Hemen ileride iki subay ve sekiz erin anısı için yapılış olan Kereviz Deredeki Havuzlar Şehitliği şuandaki sakinliğinin aksine Fransız askerlerinin karaya çıkışıyla çok kanlı çarpışmalara sahne olmuştur.

    Bigalı köyünü de geçip Alçıtepe ye ulaşırsınız biraz daha ilerlediğinizde. Alçıtepe köyünde (kirte) Salim Mutlu isimli eski muhtarın çabalarıyla yarımadanın muhtelif yerlerinde toplanmış birçok savaş eserinin biriktirilmesiyle oluşturulmuş mucizeyi görmeden devam etmeyin Şehitler abidesine.

    Çanakkale Şehitler Abidesi: Yapımına 1944 yılında karar verilmiş olsa da 1960 yılında Milliyet gazetesinin kampanyası sonucunda tamamlanmıştır. Gelibolu yarımadasının uç noktalarından eski Sustos Antik Kentin olduğu alana yapılan Abide yaklaşık 40 m yüksekliğindedir. Anıtın dört bir yanda savaşın önemli ayrıntılarını anlatan rölyefler yapılmıştır. Son olarak 2004 yılında Şehitler Abidesi ve çevresinde şehitlikler düzenlenmiştir. Resmi olmayan kayıtlara göre 250.000’den fazla şehidimizi anmak için yapılan anıt yarımadadaki anıtların en yükseğidir. Şehitler Abidesinin hemen yanında Fransız askerleri için yapılmış mezarlık ve Morto koyu vardır. Morto koyuna çıkan Fransız askerlerinin tamamı öldürüldüğü için bu koya Fransızlar ölüm koyu demiştir. Yarımadanın en uç noktası olan Setdülbahir’e giderken ilk olarak İngilzlerin 25 nisan sabahı çıkartma yaptıkları Ertuğrul Koyunu ve bu çıkartma sonucunda kaybettiğimiz şehitlerimiz için yapılmış ilk şehitler anıtını göreceksiniz.

    Setdülbahir Kalesi hemen boğazın karşı girişinde olan Kumkale ile birlikte Çanakkale Bogazı’nın ilk savunmasını üstlenmiş ve şuanda harabe halinde olan durumlarıyla savaşın tüm acımasızlığını da göstermektedir. Kalelerin surlarındaki top izleri, aylarca süren çarpışmalar, savaş anında bile olsa kurulan dostluklar savunulmasını canıyla ödeyen askerler, Hero ile Leandros’un aşk öyküsü, Pers ordusunun yaptığı ilk köprü burada hayalinizde canlanacak belki de… Çünkü 1915 yılı boyunca süren savaş sırasında hayatın da devam ettiğini unutmayın. Belki de siperler arasında düşmanla kurulan dostluk yada bir iletişim yaşadığını fark ettirdi zor şartlardaki askere. Çünkü onlardan başka kimse yoktu orda.

    Ilıcabaşı Köyü termal su ve doğa

    Biga ilçemizin Ilıcabaşı köyü sınırları içerisinde yer alan, bir termal tesise yolumuz düştü. İlçe merkezine 18 Km, Biga-Çan karayolu üzerinden 12 km. uzaklıkta bulunmaktaydı. Kaplıcalara gitmek için, Biga-Çan karayolu üzerinden Akkayrak Köyü girişinden 12 km'lik asfalt yolda, doğanın bütün güzelliklerinin gözlemcisi ve tanığı olarak gitmek yeterli olacaktır. Yeşil vadinin kuş sesleri içerisinde ilerlerken toprak yolları kötü olsada , böyle yerler varmı dememize yol açtı. Bir tarafta sıcak buharlar tüten bir kaynak tam karşı tarafından buz gibi soğuk su fışkırıyordu. İki günümüzü geçirdiğimiz bu doğa harikası yerde akşamları çiğ yağışı ve orman havasının tadını çıkardık. Gunduz uzun orman yürüyüşleri yaptık. Yukarı Inova diye bir köy bile vardı tepede. Eşeğine yüklediği kirli çamaşırlarını getiren babaanne torunları ile birlikte termal suda çamaşır yıkamaya gelmişti.

    Yazdan Kalan Bir Anı: Bozcaada

    O kadar gezi yazısı yazdım ama hiç biri zihnimde yazdığım yalnız asla bir kağıda dökmeyi beceremediğim bu yazı kadar malzemesi bol değildi. Dört günlük Bozcaada tatilinden söz ediyorum temmuzda üniversiteden arkadaşlarımla gittiğimiz. Daha önceden birkaç kere gittiğim ‘’cennet’’ Gökçeada’ya gitmeyi, hiç gitmediğim Bozcaada’ya tercih etmeyi düşünüyordum ilk başta, kendimi biraz da ev sahibi saydığımdan. Herkes başına gelebilecek ‘’iyi sürprizleri’’ sever. Yalnız sürpriz kelime anlamı olarak olumluyu da olumsuzu da içinde barındırır. İşte bu yüzden ‘’kötü’’ de çıkabileceğinden ben, sürprizleri çok sevmem. Her şey kontrolüm altında gelişsin isterim. Dolayısıyla hiç gitmediğim bir yeri ‘’ev sahibi’’ sıfatıyla ‘’konuklarıma’’ tavsiye edemezdim kötü olabileceğini düşünerek; diğer yanda ‘’cennetten’’ bir köşe ve denizi ‘’girmiş olduğum denizlerden en güzeli’’ Gökçeada tercihi varken. Yalnız olaylar düşündüğüm gibi gelişmedi; Ege adaları hakkında kitap karıştıran konuklarımız ‘’gecelerinin’’ daha şenli olacağını düşünüp Bozcaada’ya gitme yönünde fikirlerini salık verdiler ve bekledikleri gibi çıkmazsa adanın bunun sorumlusu olarak da beni göstermeyeceklerini söylediler.

    Troya


    Yeri: Çanakkale ili Ezine ilçe sınırları içerisinde Çanakkale Boğazının girişinde yer almaktadır.


    Ulaşım: Milli Park alanına Çanakkale -İzmir Devlet karayolu ve Bursa-Balıkesir üzerinden gelen Devlet Karayolu ile ulaşılabilir.Troya Çanakkale-İzmir Devlet karayolunun 28 km. sinin 5 km içerisindedir.


    Özelliği: Milli Parkın ana kaynak değerini,Troya'lılar ile Aka'ların 10 yıl süren harplerindeki kahraman savaşçıların efsanevi hikayeleri ile asırlar boyunca uluslararası bir üne sahip olan ve ozan Homeros'un epik İliada ve Odysea ile ölümsüzleşen Troya kenti oluşturmaktadır.

    Arkeologlar , İliada da hikaye edilen Troya'nın üç bin yıllık tarihi süresince yayılım gösteren dokuz antik medeniyet katından sadece birinin kapsamından geçtiğini tanımlamışlardır. Bu kat Homeros'un dünyaca bilinen ve tanınan Troyası'dır.

    Troya tarihi ve onunla ilgili özellikler, Troas Bölgesinin yani Edremit körfezinin kuzeyinden Marmara denizinin güney kıyılarına kadar olan bölgeyi kaplamaktadır.

    Milli Parkın ve çevresinin tabiat tarihi ile ilgili en önemli özelliği, jeolojik özelliğidir. Troya ve çevresinde genel olarak jeolojik yapıyı, geniş alanlar kaplayan neojen formasyonlar meydana getirir.

    Çanakkale Boğazı ve Ege kıyıları uygun plaj olanakları ile rekreaktif değer taşımaktadır.


    Görülebilecek Yerler: Milli Park sahası içerisinde öncelikli olarak görülebilecek yerlerin başında Troya şehri gelmektedir. Ayrıca Çanakkale Boğazı kıyılarında sunduğu görsel peyzaj değerleri ile ziyaretçilerin rekreaktif ihtiyaçlarını karşılayacak düzeydedir.


    Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Park sahası içerisinde konaklama imkanı olmayıp, Milli Parkın yakınında yer alan Çanakkale ili Ezine ilçesinde ziyaretçiler konaklama yapabilirler. Ayrıca Troya Milli Parkının Kuzeyinde yer alan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ile güneyinde yer alan Kaz Dağı Milli Parkı ziyaretçilere tarihsel özelliği ile eşsiz peyzaj ve doğal güzellikleri sunması açısından yörede ziyaretçilerin alternatif ziyaret sahalarıdır.


    Çanakkale Şehitliği

    Geçen sene bayram tatilimizin son gününü Çanakkale Şehitliği’nde geçirdik. Görmeyi en çok istediğimiz ve bir anlamda tura katılma nedenimiz olan Gelibolu Yarımadası’ndaki Şehitlik Anıtı tüylerimizi diken diken etti. Bu tarif edilemez duyguyu oraya giden ve içinde Atatürk sevgisi olan herkesin yoğun bir şekilde yaşadığına inanıyorum. Şehitlerimizi ve Büyük Atatürk’ü bir kez daha anmak ve onlara borçlu olduğumuz şu anki yaşamımız için teşekkürlerimi sunmak için yazımı yazıyorum.

    Çanakkale gezimize ilk olarak Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazın en dar yerine yaptırılan ve karşısındaki Kilitbahir Kalesi ile birlikte stratejik bir öneme sahip olan Çimenlik Kalesi’ni gezdik ve içinde yer alan Nusrat Mayın Gemisi’nin aslına uygun yapılmış maketini gördük. Daha sonra feribotla Eceabat’a geçerek Kilitbahir Kalesi’ni de gördük ve Şehitlik turumuza başladık.

    İlk olarak Seyid Onbaşı heykelini gördük. Mecidiye Tabyası’nda görev alan Seyid Onbaşı, 18 Mart’ta yapılan deniz savaşında 275 kg’lık bir mermiyi sırtına alarak düşmanın Ocean zırhlısını vurmuş ve bu olayın gerçekleştiği yere heykelini dikmişler.


    Kilitbahir Kalesi’ni geçtikten hemen sonra deniz kıyısında uzanan Hamidiye Tabyaları’nı gördük. Buralar askerlerin savaş sırasında barındıkları ve cephanelerini sakladıkları yerlerdi.

    Sonrasında Mehmetçiğe Saygı Anıtı’nı gördük. Yaralı bir düşman askerini kucağında taşıyan Mehmetçik heykeli, Çanakkale Savaşı’nda yer almış İngiliz Üsteğmen Lord Casey’in savaş sırasında bizzat şahit olduğu bu olayı anlatmasından sonra yaptırılmış. İngiliz askerlerinin bile yaralı olduğu için bırakıp kaçtıkları düşman askerini Mehmetçik taşıyor! (ikinci resim)

    Sonra Şehitler Anıtı’na geldik. 1954 yılında yapımına başlanmış ve 1960’da tamamlanmış olan bu anıt Çanakkale’de şehit olan tüm askerlerimiz için yapılmış. 41.70 m uzunluğundaki Abide son derece görkemli duruyor. Üzerlerinde şehit olan Mehmetçiklerin isimlerinin yazılı olduğu temsili mezarlardan etkilenmemeniz mümkün değil. Mezarlar elbette temsili olmak zorunda, çünkü savaş sırasında usulüne uygun bir şekilde toprağa verilemeyen o şehitler aslında yarımadanın her yerindeler. Okul yıllarında İstiklal Marşı’nı yüzlerce kez okumuşuzdur. “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı! Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.” Ya da “Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!” İşte bu satırların yansıttığı ruhu orada yoğun bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Bu nasıl saygıdeğer, ulu ve soylu bir mertebedir diye düşünmeden edemiyorsunuz. Gözleriniz doluyor, ama bir yandan da böyle yüce bir soydan geldiğiniz için göğsünüz kabarıyor. “Çanakkale Geçilmez!” diyen Ulu Önder’inizi içinizden taşan bir sevgi ve hayranlıkla bir kez daha anıyorsunuz. O'na ve onun Mehmetçiklerine Türk ulusu için yaptıkları bu büyük fedakârlık için binlerce kez teşekkür ediyorsunuz. Huzur içinde uyumaları için dua ediyorsunuz. (Ama bir yandan da acaba şu an huzur içinde uyuyabiliyorlar mıdır diye de merak ediyorsunuz) Ve burayı gezerken dış düşmanlarınızı çok iyi anlayabiliyorsunuz, ama içerideki düşmanlarınızı hiç ama hiç anlayamıyorsunuz!!!

    Çanakkale Savaşı sırasında bir Anzak askeri tarafından Avustralya’ya götürülen Türk askerine ait bir kafatası, Avustralya hükümeti tarafından 10 Mart 2003’te Türk yetkili makamlarına temsil edilmiş ve 18 Mart 2003’te Çanakkale Şehitliğine defnedilmiş. İşte o “meçhul askerin” mezarını üçüncü resimde göreceksiniz.

    Sonra yeniden otobüsümüze binerek 57. Alay Şehitliği’ne gidiyoruz. 1992 yılında açılışı yapılan 57. Alay şehitliği tek bir eri bile hayatta kalmayan 628 kişilik 57. Alayın anısına yapılmış. Atatürk’ün “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!” sözleri sonrasında kahramanca çarpışarak şehit olan bu alayın anısına o günden beri Türk Ordusu’nda 57. Alay bulunmamaktadır. (dördüncü resim)

    Daha sonra üzerinden doksan yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hala şiddetli yağmurlarla toprağın aşındığı zaman içinden kurşun, bilye ve mermilerin çıktığı Çanakkale Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biri olan Conkbayırı’na gittik. Atatürk’ün saatinin parçalandığı yeri ve siperleri gördük. O topraklar üzerinde yoğun duygular yaşarken savaşı bir kez de rehberimizin ağzından dinledik. Her yeri tarihle, onurla ve gururla dolu Gelibolu Yarımadası’ndan ayrılırken, gerçekten de “Ne Mutlu Türk’üm Diyebilene!!” diye düşünüyordum.

    Başta Atatürk olmak üzere Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda ve günümüzde hâlâ bizlerin huzurlu yaşayabilmesi için canını feda eden tüm Şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Huzur içinde yatmalarını diliyorum. Atatürk’ün askeri dehasına, devlet adamlığına, stratejilerine, ilke ve inkılâplarına ve kişiliğine sonuna kadar inanan ve O’nun gelmiş geçmiş en büyük lider olduğunu düşünen bir Türk kadını olarak, hepsine binlerce kez teşekkür ediyorum. Nur içinde yatsınlar...