Call of Duty Black Ops

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 12 Haziran 2011 tarihinde açılan konu


  1. Birçok oyunu değerlendirirken bile CoD’un üyelerini standart olarak alıyoruz. Çok başarılı bir yapıma alıştığımız için, artık diğer firmalardan da sanki çok kolaymış gibi aynı başarıları bekliyoruz. En basitinden, MW ile alakası bile olmayan bir ‘FPS’ oynadığımızda, eksikleri MW’yi göz önünde bulundurarak buluyor ve değerlendiriyoruz. Koskoca EA tarafından dahi, hedef haline gelmiş, onlar için ulaşılması gereken bir yerde bulunuyor CoD ismi. Hele ki Modern Warfare 2 ile hem birçok ödül kazanmış, hem satış rekorlarını altüst etmiş, marka olarak artık en büyük oyunlar arasında yerini almıştı bu seri.

    Bana göre serinin en başarılı üyesi olan MW 2’nin mimarları, Activision ile sorunlar yaşamış, elde edilen onca başarı, beraberinde huzursuzlukları da getirmişti. Infinity Ward, önemli isimlerini birer birer kaybederken, herkesin aklında ‘bir daha ki CoD nasıl olacak?’ soruları oluşmuştu. Call of Duty’nin nöbetçi yapımcısı Treyarch’taydı sıra, World at War gibi kaliteli bir oyunun arkasındaki firma olsa da, Modern Warfare gölgesinden kurtaramamışlardı kendilerini. Ellerine kendilerini gerçekten kanıtlamak için büyük bir fırsat geçmişti. Kanıtlamaktan ziyade, Modern Warfare yapımlarının gölgesinden kurtulmaktı ellerine geçen bu şans. Duyurulduğundan beri gündemde olan Call of Duty: Black Ops, CoD isminin sağladığı avantaja sahip olsa da, Modern Warfare 2 gibi bir başyapıttan hemen sonraki yapım olmanın zorluğuyla yüzleşmek zorunda.

    Psikolojik Savaş

    Ana menüye girdiğinizde, oyunun Call of Duty olup olmadığından emin olmak isteyeceksiniz, ‘yanlış oyunu mu açtım ben’ diye düşünebilirsiniz hatta. Alışılagelmedik tarzıyla ile ilk saniyeden gösteriyor farkını Black Ops. CoD’un klasikleşmiş bir özelliğidir, sürekli farklı karakterlerin gözünden mücadele etmek savaşta. Serinin son halkasında ise ara ara farklı karakterleri kullansak da, esas oğlan Alex Mason isimli bir Amerikan askeri. Kendisi sorguda, sorulan sorular doğrultusunda önceden bulunduğu operasyonları anlatıyor.
    Oyunun sürprizlerini bozmamak için senaryoya değinmeyeceğim elbette, sadece bir iki şeyden bahsedeceğim. 1961-1968 yılları arasında geçiyor Black Ops, Küba’da yapılan operasyonlardan, Vietnam Savaşı’na kadar birçok olaya ve operasyona şahit oluyoruz, Mason’ı dinlerken ve anılarında mücadele verirken. Gerçek olayların azınlıkta olduğu senaryoda, kurgulanmış bir savaşın peşinden gidiyoruz. Devletler ve kişiler arasındaki savaş, öyle bir karmaşık hal alıyor ki bazen kimin kimle savaştığını, hangi devletin düşman, hangi karakterin dost olduğunu anlayamıyoruz. ABD’nin suikasta uğrayan meşhur başkanı John Fitzgerald Kennedy ve Küba lideri Fidel Castro’yu gibi zamanın önemli isimlerin de oyunda bulunmasını gerçekten beğendim.

    [​IMG]


    Vietnam Savaşı’nı ya da Küba ile olan gerilimleri tema edinmiyor yapım, aynı şekilde konusu direkt olarak Soğuk Savaş da değil. Böylelikle senaristler hem kendi senaryolarını yazmış, hem de bu önemli dönemlere değinmişler. Ara videolar, sorgu zamanları ve bir savaştan bir diğerine geçiş yapmalar, kaliteli ve oyuncuyu sürekli meraklandıran kurguyu oyunun en iyi özelliklerinden biri haline getirmiş. ‘Nova 6’ isimli çok tehlikeli bir silah yüzünden, yeri gelecek Sovyet askeri olacak, yeri gelecek Küba sokaklarında savaşacak, bazen de kimin dost kimin düşman olduğunu bilmediğiniz bir yerde önünüze gelen herkesi vurmak zorunda kalan birini kontrol edeceksiniz.
    Bunun yanında esas oğlan Alex Mason’ın yaşadıklarını da şahit olurken, savaştan tiksinecek, zaman zaman intikam almak için can atacaksınız. Mason, ne bir süper kahraman, ne de ölümsüz değil. O sadece, Kennedy’nin deyimiyle ‘ellerindekilerden en iyisi’. Uğruna ölmeye hazır olduğu ülkesi için, iki ucu keskin bıçak üzerinde yürüyor. Bazen birine güvenmenin huzurunu yaşarken, bazen de ihanete uğramanın acılarını çekeceksiniz. Her ne kadar Modern Warfare 2’deki savaş konusu daha çok hoşuma gitse de, senaryo olarak Black Ops daha iyi bir yerde.

    Savaş hiç bu kadar vahşet kokmamıştı

    Treyarch son yapımı World at War ile birlikte, Infinity Ward’a göre daha çok şiddet içeren oyunlar yaptığını göstermişti. Aslında WaW’da Japonlarla savaştığımız için, şiddetin diğer oyunlara göre daha çok göze batmasını normal karşılamıştık. Ancak Black Ops’taki sahneleri gördükten sonra, belki de Japonlarla savaşmayı isteyecek, bu vahşete dayanamayacaksınız. Eğer gerçekten etkileneceğinizi düşünüyorsanız, oyun ayarlarından şiddet unsurlarını kapatabilirsiniz. Benim hoşuma gittiği için her seferinde kol-bacak kopuşunu keyifle seyrediyorum.
    Psikopat olduğumu falan düşünmeyin, sadece oyuna daha çok keyif katıyor ve daha gerçekçi oluyor yapım, bu tür sahnelerle. Eğer bir de elinizdeki silah ‘pompalı’ ise, o zaman düşman gövdelerinin kaç parçaya ayrıldığını hesap etmek daha da zorlaşıyor. Bacaktan vurduğunuz birinin, dizlerinden itibaren kopma meydana geliyor, omzundan vurursanız kolu vücudundan bir başka yere fırlıyor. Ve bu adamlar önünüzde acıyla bağırırken, vahşeti o zaman görüyorsunuz. Bazı ülkelerde yasaklanan Black Ops, savaşın acımasızlığını çok iyi şekilde yansıtıyor ekranlara. Vuruş hissinin de çok gerçekçi olduğu belirtmekte fayda var.