Cahit Sıtkı Tarancı'nın en güzel Şiirleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve ZeuS tarafından 19 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeuS Üye


    Cahit Sıtkı Tarancı Şiirler, sıtkı tarancı'nın şiirleri, sıtkı tarancı şiir, cahit sıtkı tarancı şiirleri yaş 35, cahit sıtkı tarancı şiirleri kısa, cahit sıtkı tarancı şiirleri desem ki

    Cahit Sıtkı Tarancı Bütün Şiirleri - Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Aşk İle Cahit Sıtkı Tarancı

    Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
    Unut diyor o güzel günleri unut
    Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
    Kuşlar av peşinde balıklar pusuda
    Çok gerilerde kalmış cıktığım liman
    Yok görünürde sığınacak bir ada

    Baktım ki o musibet gün gelip çatmış
    Yolcusunda tayfasında şafak atmış
    Ne yelken kar eder ne kürek ne istim
    Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
    Aşk ile koskoca dağları düz ettim
    Avladım sonunda o civan kekliği

    Kulak Ver Ki... Cahit Sıtkı Tarancı

    Kulak ver ki havasında bahçemizin,
    Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
    Nasıl dinlersen öyle, sen veya hazin.

    Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel;
    Dallardaki tomurcukları ürperten
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
    Dinlenmedikçe ömrün artar, öyle güzel!

    Korktuğum Şey Cahit Sıtkı Tarancı

    Gün çekildi pencerelerden;
    Aynalar baştan başa tenha.
    Ses gelmez oldu bahçelerden;
    Gök kubbesi döndü siyaha.

    Sular kesildi çeşmelerden;
    Nerden dolacak bu taş nerden,
    Nergislerin açtığı yerden
    Ey kuş uçurtmıyan ejderha?

    Ne yardan geçilir, ne serden;
    Korkuyorum bu gecelerden.
    Bel bağladığım tepelerden


    Karasevda Cahit Sıtkı Tarancı

    Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
    Ateşlere yandığının resmidir.
    Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
    Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Dünya bir yana, o hayal bir yana;
    Bir meşaledir pervaneyim ona.
    Altında bir ömür döne dolana
    Ağladığım yer penceresi midir?

    Bir köşeye mahzun çekilen için,
    Yemekten içmekten kesilen için,
    Sensiz uykuyu haram bilen için,
    Ayrılık ölümün diğer ismidir.

    İlk Aşk / Cahit Sıtkı Tarancı


    Felek ne kadar kahretse kalbimize,
    Zaman zaman hatırladığımız olur,
    Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
    Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.

    Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
    Balkonundan gül atan cömert sevgili!
    Aşkınla deli divane olduğumuz,
    Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.

    Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
    İlk aşk gecesinin masum yeminleri,
    Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
    Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.

    Abbas / Cahit Sıtkı Tarancı

    Haydi abbas, vakit tamam;
    Akşam diyordun işte oldu akşam.
    Kur bakalım çilingir soframızı;
    Dinsin artık bu kalp ağrısı.
    Şu ağacın gölgesinde olsun;
    Tam kenarında havuzun.
    Aya haber Sal çıksın bu gece;
    Görünsün söyle gönlümce.
    Bas kırbacı sihirli seccadeye,
    Göster hükmettiğini mesafeye
    Ve zamana.
    Katıp tozu dumanı,
    Var git,
    Böyle ferman etti Cahit,
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

    Otuz Beş Yaş / Cahit Sıtkı Tarancı

    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher,
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.
    Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim:
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.
    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız
    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç farkettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
    N'eylesin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak
    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak.
    Taht misali o musalla taşında
     

  2. ZeuS Üye

    Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Gündüz / Cahit Sıtkı Tarancı

    Ey sâkin suları karıştıran el,
    Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
    Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
    Arasında keskin parlayan kılıç.

    Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
    Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
    Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
    Geceden geceye uçan yarasa.

    Hâtıralar / Cahit Sıtkı Tarancı


    Bilmem ki hâtıralar,
    Ne istersiniz benden,
    Gelir gelmez sonbahar?

    Bu kanad çırpış neden?
    Cama vuracak ne var
    Ey eski hâtıralar

    Sanmayın güller açar,
    Bülbül değildir öten;
    Bu rüzgâr başka rüzgâr

    Ne istersiniz benden,
    Bilmem ki hâtıralar,
    Gelir gelmez sonbahar?

    Gün Olur Ki / Cahit Sıtkı Tarancı

    Gün olur ki ne gökyüzü para eder,
    Ne deniz kenarı, ne bağlar bahçeler.
    Gün olur ki ne kız ne rakı ne şiir,
    Hiçbir sey insanı sarmaz, kandıramaz;
    Her çeşmeden boş döner, elindeki tas.
    Gün olur ki çıldırmak işten değildir.

    Gün Eksilmesin Penceremden / Cahit Sıtkı Tarancı

    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    - Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!
     
  3. ZeuS Üye

    Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Gençlik Böyledir İşte / Cahit Sıtkı Tarancı

    İçimi titreten bir sestir her gün.
    Saat her çalışında tekrar eder:
    "Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
    Elin boş mu gireceksin geceye?
    Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
    Gençlik böyledir işte, gelir gider;
    Ve kırılır sonra kolun kanadın;
    Koşarsın pencereden pencereye."

    Ah o kadrini bilmediğim günler,
    Koklamadan attığım gül demeti,
    Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
    Eserken yelken açmadığım rüzgâr
    Gel gör ki, sular batıya meyleder,
    Ağaçta bülbülün sesi değişti,
    Gölgeler yerleşiyor pencereme;
    Çağınız başlıyor ey hâtıralar.


    Her Günkü Şarkım / Cahit Sıtkı Tarancı

    Şehirde bir kasvet,
    Rüzgârda bu dâvet,
    Enginde hürriyet,
    Serde gençlik varken,
    Beyaz açılırken
    Bu mavi sularda
    Her gün binbir yelken,
    Âni bir kararda,
    Edip şehre veda,
    Niçin acep niçin
    Sen de bir geminin
    Yolcusu değilsin?
    Şehirde bu kasvet,
    Rüzgârda bu dâvet,
    Enginde hürriyet,
    Serde gençlik varken.

    Yalnızlık Macerası / Cahit Sıtkı Tarancı

    Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
    Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
    Çok zaman annemin dizlerine hasret
    Koydum başımı kendi dizlerime
    Doya doya ağladım

    Paylaşırsa dost paylaşırmış
    İnsanın derdini sevincini
    Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
    Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
    Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

    Aşık mı olmadım taparcasına
    Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
    Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
    Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara
    Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

    O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
    Sabahları sokağa çıkmadan evvel
    Cesaret şairim cesaret
    Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
    Sevgilimin saçları niyetine.

    Yalnızlığa Dair / Cahit Sıtkı Tarancı

    Can yoldaşın olmazsa olmasın
    Yalnızım diye hayıflanmayasın,
    Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
    Bir anne şefkatine müsavi.
    Üç adım ötede deniz
    Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
    Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
    Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara
    Ve kış yaz,
    Dalda kuş eksik olmaz
    Dağ başında duman
    Yalnızlık nedir göreceksin
    öldüğün zaman.
     
  4. ZeuS Üye

    Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Şubat Günü / Cahit Sıtkı Tarancı

    Kim ne bilsin neydi beni uyutan?
    Uyanmadığım o sabah uykudan.

    Henüz yaşıyordum yeniden yeni
    Bir şubat gününün güzelliğini.

    Türkü kalmasın diye söylenmedik,
    Bendim o yağan kar, âsude şenlik,

    Dağlara, ovalara, şehirlere;
    Sevgilinin hülyalarına göre.

    Serenad / Cahit Sıtkı Tarancı


    Kimdir bana gülümseyen yeşillik balkonundan
    Demek gecelerden sonra nihayet gün doğuyor.
    Bir gülüşündü gençliği döndürdü yolundan;
    Yanan şu alnım elinin gölgesiyle soğuyor.

    Güzelsin ya, ne olursan ol, girdin hikayeme;
    Çok değil evi barkı unutup sana uyduğum,
    Ancak sen tazelikte gül yaraşır pencereme;
    Uykusuz gecelerimde kokusunu duyduğum.

    Eğil bak suya, ordadır güzelliğin, gençliğin.
    Sen gel beni dinle, günlerimiz heba olmasın
    Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim;
    Artık taslarımız ayrı çeşmelerden dolmasın.


    Sayıklıyan Ağaç / Cahit Sıtkı Tarancı

    Güzü duymıyagörsün ağaç,
    Artık her günü bir işkence;
    Bir hayale dalar her gece,
    Başında gök ürperen bir taç.

    Göz kırparken ona yıldızlar,
    Baharında sanıp kendini
    Çağırır eski bülbüllerini
    Agaç pırıl pırıl sayıklar.


    Madem Ki Vakit Akşam / Cahit Sıtkı Tarancı

    Mademki vakit akşam,
    Madem ne evim barkım,
    Ne de bir tek âşinam,
    Açılsın gizli sofram,
    Gelsin kadehte rakım,
    Dostum, neşem ve şarkım!
    Mademki vakit akşam!

    Şaşırdım Kaldım / Cahit Sıtkı Tarancı

    Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
    Gün kasvet gece kasvet.
    Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
    Gök mavisine hasret.

    Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
    Ummamak senden medet.
    Suyun dibine vardı ayaklarım;
    Suyun dibinde zulmet.

    Kalmadı ümidin soluk ve cılız
    Işığında bereket.
    Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
    Bir at oldu nihayet,
     
  5. ZeuS Üye

    Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Sanatkârın Ölümü / Cahit Sıtkı Tarancı

    Gitti gelmez bahar yeli;
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli;
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
    Yanıyor güneşte petek;
    Bütün bal arıda kaldı.

    Perişan Sofra / Cahit Sıtkı Tarancı

    Öldü; ne rüzgârlar girdi içeri,
    Ne bir kuş havalandı pencereden.
    Öldü; kimse görmedi melekleri;
    Sorma nasıl habersiz gitti giden.

    Bir uzun sefere çıktı, diyorlar;
    Gemiyi gören var mı? hani deniz?
    Sen gittin, soframız oldu târumar;
    Doğan günü yadırgıyor hâlimiz.

    Ölümden Sonra / Cahit Sıtkı Tarancı


    Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
    Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
    Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
    Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
    Şimdi o dünyadan hiç bir haber yok;
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Öylesine karanlık ki gecemiz
    Ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
    Akar suda aksimizden eser yok

    Mezarlık / Cahit Sıtkı Tarancı

    Ve şehrin şenliğine karşılık
    Susar servileriyle mezarlık.
    Susar ve hatırlar: - Bu kırık
    Aynadaki hazin perişanlık

    Sizindir, siz gafil, siz bihaber
    İnsanlar bilseydiniz ne bekler
    Bir gün açmak için bu çiçekler;
    Ölülerin sükûnu çiçekler
     
  6. ZeuS Üye

    Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Memleket İsterim / Cahit Sıtkı Tarancı

    Memleket isterim
    Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
    Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

    Memleket isterim
    Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
    Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

    Memleket isterim
    Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
    Kış günü herkesin evi barkı olsun.

    Memleket isterim
    Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
    Olursa bir şikayet ölümden olsun.

    Bayram Yemeği / Cahit Sıtkı Tarancı

    Korkarım felekte bir gün
    Bir bayram yemeğinde.
    Anam, babam gibi kardeşlerim de,
    En güzel dalgınlığında ömrün.
    Beni gurbette sanıp
    Keşke gelseydi bu bayram
    Diyecekler.
    Ve birdenbire yürekler,
    Aynı acıyla yanıp
    Hepsinin gözleri yaşaracak.
    Öldüğümü hatırlayarak.

    Gece Şarkısı / Cahit Sıtkı Tarancı

    Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
    Bence bayram ufukta gün bitincedir.

    Günün geçit vermez karlı dağlarını
    Sanki sihirbaz bir el eritincedir.

    Bütün gün beklediğim bahar ki gece,
    Gökte yıldızların da ümidincedir.

    Yollar, yollarda nihayet içime denk,
    Sonsuzlaşarak başı boş gidincedir.

    Ben ister güleyim, ister ağlayayım,
    Sesimi yalnız kendim işitincedir.

    Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
    Bence bayram ufukta gün bitincedir.

    Ben Aşk Adamıyım / Cahit Sıtkı Tarancı

    Dolaştığım denizlerce düşünüyorum,
    Bineceğim son gemi değil midir
    Hayır sahibi omuzlarda giden tabut.
    Herkes gibi teselliye muhtaç olsaydım eğer,
    Derdim ki: "Elbet bir ağlayanım olur benim de;
    Ramazan geceleri Yasin okuyanım,
    Baharda kabrime menekşe getirenim de."

    Fakat bütün bunlar da olur,
    Yine tasa etmem,
    Yine kırılmam kimseye.
    Ben aşk adamıyım,
    Sevmeye geldim insanları,
    Gönlümle, elimle, kafamla sevmeye;
    Hesapsız, karşılıksız,
    Ayrılık gayrılık gözetmeden.
    Gün gelip gidersem şayet,
    Öyle severekten gideceğim ki,
    Karanlık kıyılardan bile olsa,
    Candan selamlarım,
    Civarımdan geçecek gemileri;
    Güneşli gemileri;
    Şarkılı gemileri;


    Biz Nerdeyiz Sevgilim / Cahit Sıtkı Tarancı

    Gecesi benden, mehtabı senden
    Bir bahçesi var ki aşkımızın,
    Mevsimlerdir dolaşırız, bitmez.

    Kim demiş ki zamanla gül solar?
    Bülbül hiç yorulur mu türküden?
    Dilbersin işte, delikanlıyım.

    Ne hikmettir bu Yarab, ne güzel!
    Herhalde yeryüzünde değiliz;
    Sahiden biz nerdeyiz sevgilim?
     
  7. ZeuS Üye

    Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

    Desem Ki / Cahit Sıtkı Tarancı

    Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
    Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
    Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
    Sende tattım yemişlerin cümlesini
    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin.
    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan
    Evimde şenliksin bahçemde bahar
    Ve soframda en eski şarap
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen
    Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme müsterih ol
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum

    Bir Ölünün Ağzından / Cahit Sıtkı Tarancı


    Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
    Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
    Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
    Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.


    Deniz / Cahit Sıtkı Tarancı

    Bu akşam vakti deniz,
    O bütün hasretimiz,
    Sanki gelmiş de dile,
    Nedametin sesiyle,
    Çarparak kayalara,
    Yetmez mi, diyor deniz,
    Karada çektiğiniz?

    Korkunç Güzel / Cahit Sıtkı Tarancı

    Bu el titremesi kadeh tutarken
    Bu yaşta nasıl koyuyor insana
    Orhan gibi vaktinde gitmek varken
    Değer mi oyalanmana

    Rakıdan tütünden beter alışık
    Olduğumuz korkunç güzel bir şey var
    Tutmuş bırakmaz bizi bir sıkımlık
    Canımız çıkana kadar.

    Karanlıktaki Hazine / Cahit Sıtkı Tarancı

    Karanlığa sevgiyle baktığım gece gördüm
    Hala o güven sevinciyle uçmakta gönlüm
    Süründüğümüz bu çamur deryasından uzak
    Bu yerlere uğramamış bir bahar içinde
    Gerçekten cennet misali bir dünya kuracak
    Gürbüz nesiller büyüyor sağlıklar içinde

    Çocuklarımız torunlarımız var içinde

    Paydos / Cahit Sıtkı Tarancı

    Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
    Sert konuşmaya başladı aynalar,
    Yetişir koştum aşkın peşi sıra;
    Bitirdi beni bu içki, bu kumar.

    Ne saklayayım gaflet ettiğimi,
    Elimle batırmışım gençliğimi;
    Binip gideceğim en güzel gemi!
    Aldığını geri vermez dalgalar.

    Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
    Cümle eş dost, şair, ressam serseri,
    Artık cümbüşte yoksam geceleri
    Sanmayın tarafımdan hıyanet var.

    Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
    Kişi ev bark edinmeli vakitken.
    Gün gelince biz değil miyiz ölen?
    Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!
     

Sayfayı Paylaş