cadılık ve tarihçesi

'Güncel Bilgiler' forumunda şeker2 tarafından 16 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. Cadılar, Cadılık ve Cadı davaları

    Cadıların doğaüstü güçlerden yararlanarak insanlara ya da mala mülke zarar verdiğine inanılır. Oysa, cadı olarak adlandırılan kimseler, eski zamanlarda doğal bitkiler ve kökler kullanarak hastalıkları iyileştirmede başarılı, özel bilgi sahibi insanlardı. Bu çağdaş tıp biliminin ve tedavi edici ilaçların yaygın olarak kullanılmasından çok daha önceydi. Çoğunluk kadın olan cadılar gizli bilgileri, genellikel anadan kıza olmak üzere, kuşaktan kuşağa aktarırlardı. Dünyada bugün de, binlerce yıllık bilgi birikiminden yararlanarak hasta insan ve hayvanları iyileştirmede “hünerli” kimseler vardır.


    Ortaçağ’ın ikinci yarısında, 14. yüzyılın sonlarına doğru doğu Avrupa’da cadı sözcüğünün anlamı epeyce değişti. O sırada Avrupa, nüfusun dörtte birinin ölümüne neden olan korkuç Kara Ölüm’ün (veba) sarsıntısı içindeydi. Dehşete kapılan insanlar Kutsal Kitap’ta sözü edilen kıyamet gününün yaklaştığı kanısındaydı. Yoksullar, kilise ve soyluların baskısından kurtularak Hristiyanlık ile daha eski gelenekleri kaynaştıracakyeni topluluklar oluşturmaya çalışıyorlardı. Devletin ve kilisenin bu girişimlere karşı tepkisi acımasız oldu. Kendilerine karşı gelen ya da kendilerinden farklı düşünenleri yakalayarak işkenceyle öldürdüler. Bu kişilere “kafir” dendi.


    Cadı avcılığı

    Kafir olarak adlandırılan insanlar ortadan kaldırıldıktan sonra, kilise ve devlet gizli bilgi sahibi olduklarını varsaydığı cadıları baş düşman ilan etti. Cadılarla birlikte tüm kafirleri ortadan kaldırmak amacıyla, Engizisyon adı verilen, kiliseye bağlı bir mahkeme kuruldu. Dönemin en bilge kişileri sayılan bazı rahip ve din adamları cadıların işledikleri ileri sürülen korkunç bir liste hazırladılar. Bu listede cadıların şeytanla anlaşma yaparak ruhlarını satmak pahasına doğaüstü güçler kazandıkları; şeytanın törenlerine katılmak için süpürgelerine binip uçtukları; şeytanın buyruğuyla bebekleri çiğ çiğ yedikleri gibi akıl almaz suçlamalar yer alıyordu.




    Yakalanan cadılara acımasızca işkence yapılıyordu. Hepsi de kadın olan bu cadıalrın din adamlarının öne sürdüğü kötülükleri üstlenmelerine ve şeytanla işbirliği içinde olduklarını itiraf etmelerine şaşmamak gerekir; çünkü itiraf acı çekmekten kurtulmanın tek yoluydu.
    Cadıların yok edilmesi Roma Katolik Kilisesi’nce yönetilen bölgelerden Avrupa’nın orta ve kuzeybatısındaki Protestan ülkelere ve daha sonra Amerika kıtasına da yayıldı. İngiltere’de cadı avcılığı 17. yüzyılın ortalarında iyice yoğunlaştı. Bu dönemde Oliver Cromwell, Matthew Hopkins adında bir generali cadıları yakalamakla görevlendirdi. Yüzlerce talihsiz kadın cadılıkla suçlanarak öldürüldü. Cadıların yakalanıp öldürülmesi 18. yüzyıl ortalarına kadar İskoçya’da sürdü. ABD’de 1692’de Massachusets eyaletindeki Salem’de bir çok kişi cadılık suçuyla yargılanarak asıldı.
    Bu cadı avlama çılgınlığı zamanla azaldı. Bunun bir nedeni de insanların cadılığa ilişkin inançlarını yıkan çağdaş bilimin gelişmesiydi.


    Batı Dünyası Dışında Cadılık


    Dünyada batı ülkeleri dışında yaşayan çok sayıda insan cadılar ve cadılığa ilişkin olarak yukarıdakilere benzer görüşlere sahiptir. Bu görüşler antropologlarca incelenmiştir.Bir İngiliz antropolog olan Sir Edward Evans Pritchard 1930’larda, Orta Afrika’da ki Azandeler’le birlikte yaşayarak onların cadılığa ilişkin inançlarını inceledi. Azandeler, Evans Pritchard’a bazı kişilerin çift kişiliğe sahip olduklarını , geceleri uyuyan insanlara, görünmeyen bu ikinci kişinin saldırdığını anlattılar. Evans Pritchard bu kişileri cadı olarak niteledi, çünkü bunlar süpürgeye binip uçarak dşmanlarının hastalanmasına neden olan cadılarla ilgili eski öyküleri anımsatıyordu. Ayrıca Azandeler’in cadılarla savaşmakta ustalık kazanmış, çoğunluğu erkek olan “uzmanları” vardı. Evans bunlara büyücü doktor adını verdi.
    Orta Afrika’da yaşayan Pigmeler gibi bazı toplumlarda ise bu türden inançlara rastlanmaz. Antropologlar bunun nedenini, küçük kümeler halinde ve sürekli göçebe olarak yaşayan Pigmelerin içinde bulundukları grubun üyeleriyle anlaşamamaları halinde o gruptan ayrılıp başka bir gruba katılabilmelerine bağlamaktadırlar. Yerleşik bir düzen kurmuş olan insanlar ise komşularını sevmeseler bile onlara dostça davranmaktadırlar. Böylece içten içe nefret ettikleri komşularını kolaylıkla cadı olarak düşünebilirler.
    Antropologların çoğu Afrika ve başka ülkelerdeki cadı öykülerini hayal ürünü olarak kabul eder. Öte yandan bu yaygın söylentilerin incelenmesi gerektiğini savunmaktadır.
     



  2. Cevap: cadılık ve tarihçesi

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]