C İle Başlayan Deyimlerin Hikayeleri

'Atasözleri ve Deyimler' forumunda Aderito tarafından 25 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. C İle Başlayan Deyimler ve Hikayeleri


    ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAK

    (Bilmediği işe, yetkisi dışındaki konuya karışmak anlamında bir deyim.)

    19.yüzyılda, Fransız ressamlarından Delacroix Paris’te bir resim sergisi açmıştı. Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış. Bu durum ilgisini çeken ressam yanına gelerek sormuş.

    -Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.

    -Evet demiş adam. Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var.

    -Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?

    -Ben kunduracıyım, çizme dikerim. deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltmiş ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür etmiş. Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu çok bilmişliğe dayanamayan ressam,

    -Bak dostum demiş, sen kunduracısın, çizmeden yukarı çıkma!










    ÇAM DEVİRMEK , POT KIRMAK

    (Başkalarını kızdıracak, üzecek, gereksiz, münasebetsiz söz söyleme anlamında bir deyim.)

    Zengin bir adamın, Göztepe Erenköy taraflarında, sekiz on dönüm bahçeli, büyük bir köşkü varmış.

    Adam bu bahçenin bir köşesine bir bina daha yaptırmaya karar vermiş.

    Eski binalar hep ahşap yapıldığı için, gereken keresteyi tomruk halinde getirtmiş ve inşaat yaptıracağı yere istif ettirmiş.

    Bu tomrukların içinde çam, gürgen, meşe ve ceviz ağaçları da bulunuyormuş. Sayfiye mevsimi olmadığı için Nişantaşı’ndaki konağında oturan zengin adam bir sabah, köşküne gitmiş ve köşkün saf bekçisine emir vermiş:

    -Bir hızarcı bul, bahçedeki ağaçların arasındaki çamları biçtir, tahta ve kalas yaptır demiş.

    Saf uşak da efendisinin emri üzerine hızarcıları bulmuş. Çam tomrukları yerine, köşkün bahçesinde ne kadar kıymetli çam ağacı varsa kestirip devirmiş. Bu akılsız uşağın adı, çam deviren uşak kalmış.
     



  2. Cevap: C İle Başlayan Deyimlerin Hikayeleri

    Cemaziyül evvelini Bilmek



    Cemaziyülevvel: Ay takviminin beşinci ayı, büyük tövbe ayı. 26 Aralık 1925' te kabul edilen Milâdî Takvim' den önce kullandığımız Rûmî Takvim'e göre ayların isimleri şöyleydi: Muharrem, Sefer, Rebiyülevvel, Rebiyülahır, Cemaziyülevvel, Cemaziyülahır, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce. 1 Ocak 1926' dan itibaren senenin ayları bugünkü isimlerini aldı. Osmanlı Devleti zamanlarında memurların sıkıntıda olanları evrakların toplandığı, saklandığı eskimiş çuvalları atmazlarmış. Bunlara ay torbası da denirdi. Atılacak olan bu ay torbalarını alan zor durumdaki memurlar, bunlardan don, fanilâ gibi iç giysileri yaparlardı.Tuvalette arkadaşının donunun üzerindeki " Ay İsmini " gören bir arkadaşı, daha sonra memurun atıp tuttuğunu görünce, " Çok konuşma, ben senin Cemaziyülevvelini bilirim! " diye ikaz etmesinden doğduğu söylenmektedir.
     



  3. Cevap: C İle Başlayan Deyimlerin Hikayeleri

    ÇİL YAVRUSU GİBİ DAĞILMAK
    (Topluluk halinde bulunan insanların, hayvanların her birinin bir yana dağılması anlamında bir deyim.)
    Keklik kuşunun bir adı da çildir. Tüylerindeki benekler yüzünden bu isim verilmiştir. Dişi keklik yavru çıkarınca, onlarla hiç ilgilenmez, kendi başlarına bırakır. Yumurtadan çıkan yavrular, seke seke çevreye dağıldıklarından, sözün buradan kaynaklandığı söylenebilir.
     



  4. Cevap: C İle Başlayan Deyimlerin Hikayeleri

    ÇATTIK BELAYA MÜSTEFİLATUN
    (Çapraşık, içinden çıkılması kolay olmayacağı anlaşılan bir durumla karşılaşıldığını anlatan bir deyim.)
    Vaktiyle İzmir lisesinde edebiyat sınavına giren bir öğrenciden, müstefilatun vezninde bir kelime söylemesini istemişler.
    Çocuk düşünmüş, bir türlü bulamamış. ‘Çattık belaya müstefilatun’ diye mırıldanıyormuş. Öğretmenlerden birinin kulağına gitmiş. ‘Ne dedin, ne dedin? Bir daha söyle’ demiş. Zavallı öğrenci bir kabahat işlediğini sanarak: ‘Yok efendim, ben bir şey demedim’ deyince, gülmüşler: ‘Oğlum, işte buldun, (çattık belaya) kelimesi müstefilatun veznindedir.’ diye, iyi not vermişler.