Büyük Türk Devletleri - Anadolu Selçukluları Hakkında Bilgi

'Genel Türk Tarihi' forumunda HazaN tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Büyük Türk Devletleri , Anadolu Selçukluları Hakkında Bilgi


    Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti

    Oğuz Türkleri nin Üçoklu Kınık boyuna mensup Selçuklu hükümdar ailesinden Süleyman Şah tarafından, Anadolu'da kurulmuştur Malazgirt Zaferi'yle, Anadolu kapılarını Türklere açan Sultan Muhammed Alparslan, bu savaşa katılan kumandan ve Türkmen reislerine, Anadolu'yu Türkleştirme ve İslamlaştırma görevini verdi Bunlardan, Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabgu'nun torunu olup, Anadolu'daki fetih harekâtından sonra Antakya'dan Anadolu'ya girdi 1074 yılında Konya ve havalisini mahallî Rum despotlarından alarak, fetihlere devamla İznik önlerine geldi 1075 senesinde İznik'i fethederek, emrindeki kuvvetlerin merkezi yaptı Böylece Türkiye Selçuklu Devletinin temeli atılmış oldu
    Süleyman Şah, Bizans'ın mahallî ve merkezî tekfurlukları arasındaki çekişmelerden faydalanarak, bölgede hakimiyetini güçlendirdi İznik'te yeni bir Türk devletinin kurulması, Anadolu'ya gelen Türkmenlerin birleşmesini temin edip, doğudaki Müslüman Türklerin büyük topluluklar halinde bölgeye gelmelerine sebep oldu Bölgede Türk nüfusunun artarak devletin güçlenmesiyle; Bizans'ın kötü idaresi, bitmek bilmeyen iç savaşlar ve isyanlar sebebiyle perişan olan yerli halk da, Süleyman Şah'ın idaresinde huzur ve sükûna kavuştu Bu sayede Anadolu Selçuklu Devleti, sağlam bir temele oturdu Hürriyet ve adalete kavuşan yerli halk, kısa zamanda seve seve Müslüman oldu Çeşitli gayelerle bölgeye gelen Türkmenleri emrinde birleştiren Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Anadolu'da birlik ve hakimiyetini güçlendirmek, Fırat boylarında ve Kilikya taraflarında toplanmaya çalışan Ermeni gruplarına mani olmak için harekete geçti 1082 yılında Çukurova'ya giden Süleyman Şah, Adana, Tarsus ve Misis dahil tüm bölgeyi zaptetti 1084'te Hıristiyanlardan Antakya'yı aldı 1086'da Suriye Selçuklu meliki Tutuş'la yaptığı savaşta yenildi ve savaş meydanında vefat etti Oğulları, Selçuklu Sultanı Melikşah'ın yanına gönderildi Devlet bir süre Süleyman Şah'ın İznik'te vekil bıraktığı Ebü'l-Kasım tarafından yönetildi
    Selçuklu Sultanı Melikşah'ın 1092'de vefatından sonra, İran'dan kaçarak gelen Kılıç Arslan, İznik'te merasimle karşılanıp, Türkiye Selçuklu tahtına çıkarıldı
    I Kılıç Arslan , tahta çıkar çıkmaz, devleti yeniden teşkilatlandırdı İznik'i mamur bir duruma getirdi İçte otoriteyi sağladıktan sonra, hemen gazâ ve akınlara başladı Marmara sahillerine yerleşmeye çalışan Bizanslıları bu bölgeden çıkardı Batıyı emniyete aldıktan sonra doğuya yöneldi ve 1096 yılında Malatya'yı kuşattı Fakat, bu sırada Haçlıların Batı Anadolu'ya girmesi üzerine, I Kılıç Arslan, kuşatmayı kaldırıp hızla geri döndü
    Avrupa'daki meşhur imparator, kral, prens, derebeyi ve şövalyelerin büyük bir taassupla katıldıkları Haçlı Seferlerinin ilki 1096-1099 yılları arasında yapıldı I Kılıç Arslan, Haçlıları, vur-kaç taktiğiyle imha etti Ancak, İznik elden çıktığı için, Konya'yı payitaht (başkent) yaptı Bizans imparatoruyla antlaşma imzaladıktan sonra, doğu fetihlerine başladı 1103 senesinde Malatya'yı ele geçirdi Daha sonra Musul'u da topraklarına kattı Emir Çavlı, Ar tukoğlu İlgazi ve Suriye meliki Rıdvan'ın kuvvetleriyle Habur Nehri kenarında yaptığı muharebede yenilerek, nehre düşüp boğuldu Kılıç Arslan'ın büyük oğlu, Musul valisi Şehinşah, Emir Çavlı tarafından esir alınarak İsfahan'a götürüldü
    I Kılıç Arslan'ın ölümü ve oğlunun esir düşmesi, Türkiye Selçuklularını çok sarstı Düşmanları bunu fırsat bilerek, ülke topraklarına saldırdı Bizanslılar, Batı Anadolu sahillerini işgale başladılar Bu durum karşısında Türkler, İç Anadolu'ya doğru çekilmek zorunda kaldılar 1110 yılında esaretten kurtulan Şehinşah, Konya'ya gelerek tahta geçti Şehinşah'ın ve Kayseri emîri Hasan Beyin büyük gayretlerine rağmen, Bizanslıların zulmünden kaçan Batı Anadolu'daki Türklerin, Orta Anadolu yaylalarına çekilmesi durdurulamadı
    1116 yılında Danişmendliler, Sultan Şehinşah'ı tahttan indirip, Şehzade Mesud'u sultan ilan ettiler Sultan Mesud, Danişmendli tahakkümünden kurtulmaya, Bizanslıları Anadolu'dan atmaya ve birliği sağlamaya çalıştı 1182 yılında, Batı seferine çıktı Sonra doğuya seferler düzenledi Bizanslılar, Türklerin Batı Anadolu'da ilerlemelerini durdurmak için, İmparator Manuel komutasında bir orduyla Konya üzerine yürüdüler Bu tehlikeli durum üzerine, Sultan Mesud'un oğlu II Kılıç Arslan, Aksaray'da bir ordu hazırlayarak, Konya önündeki Bizans ordusunun karşısına çıktı Bizans ordusunu, pusu ve taarruzlarla 1145 senesinde ağır bir yenilgiye uğrattı
    Bu sırada İkinci Haçlı Seferiyle Anadolu'ya giren Avrupalılar da, Türk kılıçları önünde duramadı Selçuklu ordusu, Haçlılar karşısında büyük başarılar elde etti Bu zaferler, istikrar ve yükselme devrini tekrar başlattı Halka adaletle muamele etmesi sebebiyle, Hıristiyanların bir çoğu, Bizans yerine Türk idaresine bağlandı Bir çok eser inşa ettiren Sultan Mesud, kırk yıl saltanatta kaldıktan sonra, 1115 senesinde vefat etti Yerine oğlu II Kılıç Arslan tahta çıktı O da babasının yolunda giderek, büyük hamleler yaptı Anadolu'nun siyasî birliğini kurmaya, ekonomik ve kültürel yükselişini sağlamaya çalıştı Doğu seferine çıkarak, devletin hudutlarını Fırat nehrine kadar genişletti Bizanslılar ve yardımcı kuvvetlere karşı, 1176 Miryokefalon (Düzbel/Karamukbeli) Meydan Savaşı'nı kazanarak, Anadolu'yu yurt edinen Türklerin bölgeden atılamayacağını ispatladı Akıncılarını, Batı Anadolu'nun fethiyle görevlendirdi 1182 yılında, Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir havalileri fethedildi Denizli ve Antalya kuşatıldı Danişmend arazisi ve Çukurova zaptedildi
    Kazanılan zafer ve başarılarla siyasî birlik ve sınır emniyeti sağlandı Ekonomik ve kültürel yükselme başladı Bir süre sonra II Kılıç Arslan, mücadeleyle geçen uzun saltanat yıllarındaki yorgunluğu ve ihtiyarlığını mazeret gösterip istirahata çekildi Sahip olduğu toprakların idaresini onbir oğlu arasında taksim etti Kendisi Konya'da büyük sultan olarak kaldı Oğullarının her biri bir vilayette yönetimi ele aldı Bu sırada Selahaddin Eyyubî'nin Kudüs'ü zaptetmesi, Üçüncü Haçlı Seferinin başlamasına sebep oldu Anadolu'dan geçmeye çalışan kalabalık Haçlı ordusu, şehzadelerin direnişiyle karşılaştı Yaptıkları çete harpleriyle Haçlı ordusuna büyük kayıp verdirdiler Fakat çok kalabalık olan Haçlıların bir kısmı, Filistin'e ulaştı
    II Kılıç Arslan, 1192 senesinde Konya'da vefat etti Yerine büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti Fakat, kardeşleri onun iktidarını kabul etmeyince, aralarında saltanat mücadelesi başladı Tokat meliki Rükneddin Süleyman Şah, 1196 yılında Konya'yı zaptetti ve saltanatını ilan etti Birliği sağladıktan sonra Bizans'ı tekrar senelik vergiye bağladı İç mücadelelerden yararlanarak hudut tecavüzlerine başlayan Ermenileri cezalandırdı Gürcüler, Saltukluların zayıflamasından istifade ederek, Erzurum'a kadar gelince, Doğu Seferine çıktı 1201 yılında, Saltuklu Devletine son verdi Ar tuklular ve Mengücüklerden aldığı yardımla, Erzurum'dan Gürcistan üzerine sefere çıktı Sarıkamış yakınlarında, Gürcü-Kıpçak ordusunun baskınına uğradı ve mağlup oldu Tekrar Gürcistan seferine çıktıysa da, yolda hastalanarak 6 Temmuz 1204 tarihinde vefat etti Konya'da Künbedhane'ye defnedildi Yerine oğlu III Kılıç Arslan geçti Fakat çok geçmeden Gıyaseddin Keyhüsrev, Türkmen beylerinin davetiyle, küçük yaştaki yeğeni Kılıç Arslan'ın yerine, tekrar Türkiye Selçukluları sultanı oldu
    Gıyaseddin Keyhüsrev, devletin hudutlarını emniyete almak için, Bizanslılar ve Ermenilerle mücadele etti Dördüncü Haçlı Seferiyle (1204) İstanbul, Latin hakimiyetine girdi Bizans hanedanı Anadolu'ya kaçıp, İznik ve Trabzon'da iki devlet kurdu Bizanslılar, Karadeniz kıyılarına yerleşerek ticaret yollarını kapattılar Gıyaseddin Keyhüsrev, ticaret yolunu açmak için, 1206 yılında sefere çıktı Bizanslıları bu bölgeden atarak, Karadeniz yolunu açtı Ertesi sene Akdeniz sahillerine inerek Antalya'yı fethetti Bu sırada akıncı beyleri, Batı Anadolu'da bir çok yeri aldı Bu fetihler, İznik Bizanslılarını telaşlandırdı Bizans ordusu ile, 1211 senesinde Alaşehir'de yapılan muharebede Selçuklu ordusu büyük zafer kazandı Savaş bittikten sonra, Gıyaseddin Keyhüsrev, meydanı dolaşırken bir düşman askeri tarafından şehit edildi Yerine oğlu İzzeddin Keykavus geçti
    İzzeddin Keykavus, saltanatının ilk yıllarında taht mücadelesini halletti Daha çok iktisadî meselelere, ülkenin imarına ve kültür faaliyetlerine önem verdi Kervansaray, cami ve medreseler inşa ettirdi Verem hastalığına yakalanan İzzeddin Keykavus, 1220 yılında Viranşehir'de vefat etti Sivas'ta yaptırdığı darüşşifanın yanındaki türbesine defnedildi Yerine kardeşi Alâeddin Keykubad geçti
    Sultan Alâeddin Keykubad zamanı, Türkiye Selçuklularının en kudretli, en müreffeh ve en parlak devri olarak geçti Anadolu'nun emniyeti içi başta Konya, Kayseri ve Sivas olmak üzere, şehirleri surlarla tahkim ettirdi Moğol tehlikesine karşı hudutlarda tedbir aldı Bu işleri sırasında fetihlere de devam etti Askerî ve ticarî önemi büyük olan Kolonoras kalesini muhasara altına aldı 1221 senesinde kaleyi fethetti Buraya, sultanın ismine nispetle Alâiye denildi Moğol tehlikesine karşı tahkim ve askerî tedbirler yanında diplomatik yola da başvuruldu Moğol Ögedey Kağan'a elçi gönderip barış yaptı Alâeddin Keykubad, saltanatı zamanında Türkiye Selçuklu Devletini, Moğol istilâ ve zulmünden korudu Alâeddin Keykubad, 1 Haziran 1237 tarihinde Kayseri'de vefat etti Yerine İzzeddin Kılıç Arslan'ı veliaht tayin etmesine rağmen, büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti
    II Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246), Moğollara Kösedağ'da yenilince (Temmuz-1243), devletin yıkımı başladı Kösedağ bozgunundan, Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışına kadar olan devrede (1243-1308), Selçukluları büsbütün sindirmek için, Moğol faaliyet ve zulmü devam etti 1259'da, Kızılırmak hudut olmak üzere devletin ikiye ayrılması, 1262'de Karamanlılar'ın isyan ederek Konya üzerine yürümeleri, 1276'da Moğollara karşı Hatıroğlu İsyanı, 1277'de Mısır Memlûk Sultanı Baybars'ın, Hatıroğlu'nu desteklemek için Anadolu'ya girip Kayseri'ye kadar gelmesi, Karamanoğlu Mehmet Bey'in 1277'de Konya'da yeni bir sultanı tahta çıkartma girişimiyle, Cimri hadisesi gibi çeşitli siyasî, ekonomik ve sosyal çalkantılar meydana geldi Anadolu Selçuklu Devletinin çöküşü başlayınca, Moğol zorbalığının önüne geçmek için Türk beyleri ve Anadolu halkının yer yer mücadelesi görüldü Çökmekte olan devletin yıkıntıları üzerinde çeşitli Oğuz boyları, Türkmen ve kumandanlar, beylikler kurmaya başladı Bu beyliklerden, Bizans hududunda kurulan Osmanlı Beyliği'nin, Batı Hıristiyan âlemine açık fütuhat cephesiyle diğerlerinden farklı stratejik mevkide bulunması; o yönde sürekli genişleme imkânı bulduğu gibi, dar ve sıkışık beyliklerin reislerine yerine göre dostça, bazen de baskı yaparak, bütün Anadolu'yu kendi idaresinde toplamasını, 20 yüzyılın başlarına kadar üç kıtaya hakim olmasını sağladı
    Anadolu Selçuklu Devleti toprakları üzerinde Moğollar, Haçlı istila hareketi neticesi gibi korkunç katliam, yıkım ve dehşet saçıcı hadiselerle bölgeyi işgal ettiler Moğol istilasıyla, Anadolu Selçuklu Devleti, 14 yüzyılın başında yıkıldı Anadolu, Moğol kontrolüne girdiyse de, 14 yüzyıldan sonra bölgede Osmanlı hakimiyeti başlayıp, Haçlıların ve Moğolların açtığı yaraları kapamaya çalıştı
    Türkiye Selçuklularını, Oğuzların Üç Oklar kolunun Kınık boyuna mensup Selçuklular kurup yönettiler Devlet teşkilatı, sağlam bir esasa sahipti Türkiye Selçukluları; Karahanlı, Büyük Selçuklu ve Abbasîlerin yanında diğer Türk ve İslam devletlerinin teşkilatlarından da büyük ölçüde faydalandılar Bunları mükemmel bir şekilde kendi bünyelerine uydurdular Sultanlar, devletin idaresinde hissedilen ihtiyaçlara göre teşkilatlarını genişlettiler ve zaman zaman da yenileme yoluna gittiler Devletin, hanedan mensupları arasında bölüşülmesinin; bölünmeye ve saltanat mücadelesine sebep olduğu görüldü II Kılıç Arslan'dan sonra merkeziyetçilik geliştirildi
    Devlet, önceki Türk hakimiyetlerinde olduğu gibi, hanedanın ortak sorumluluğu altındaydı Devleti idare eden hükümdarın ise, hanedan mensubu olması şarttı İsimleri Türkçe ve İslamî idi Ayrıca, halife ve âlimler tarafından künye ve lakaplar verilirdi Tahta yeni çıkan sultanlar, halifeye hükümdarlıklarını tasdik ettirirler, adlarına hutbe okutur ve para bastırırlardı Savaşlarda veya herhangi bir gezide, hakimiyet alâmeti olarak, sultanların başları üstünde, atlastan veya altın işlemeli kadifeden yapılmış bir çetr (şemsiye) tutulur, daima yanında hazır bulunan kös, sultanın kapısında günde beş kez nevbet çalardı Vilayetlerdeki meliklerin, günde üç nevbet çaldırma hakları vardı Sultanlar, haftanın belli günlerinde devlet erkânını ve emîrleri huzurlarına kabul eder ve onların görüşlerini alırlardı Sultan iktaların dağıtılması, kadıların (hakim) tayini, devlete bağlı beylik ve sultanlıkların başına geçenlerin tayinlerini onaylar, hükümete karşı işlenen cürümlerle uğraşan yüksek mahkemeye de başkanlık ederdi Devletin idaresi, birinci derecede sultana ait olmakla birlikte, bizzat kendisi mevcut kanunlara uyardı Sultan, adalet mekanizmasının sağlıklı olması için, haftada iki gün halkın derdini dinlerdi
    Sultanlar, sarayda otururdu Sarayda Hacibü'l-Hüccab, Üstadüddâr, Silahdar, Emîr-i Alem, Câmedâr, Taştâr veya Âbdâr, Emîr-i Çaşnigîr, Emîr-i Ahur, Emîr-i Şikâr, Emîr-i Devât, Emîr-i Mahfil, Serheng-i Nedîm, musahip görev yapardı Bunlar, sultanın en emniyetli adamları arasından seçilir ve her birinin emrinde askerî kıtalar bulunurdu
    Ordu; Gulamân-ı Saray, hassa ordusu, hânedâna mensup meliklerin kuvvetleri, Türkmen kuvvetleri, tâbi kuvvetler, ücretli askerler ve donanmadan oluşurdu Ordunun ve idarenin esasını, mahallinde çiftçilerin ödediği vergilerle beslenen Türk iktâ askerleri teşkil ederdi Orduda, dinî vazifeleri görmek ve gazâ ruhunu canlı tutmak maksadıyla âlim, derviş ve mutasavvıflar bulunurdu Silah olarak, ok, yay, kılıç, kargı, çomak, gürz, mızrak, topuz, nacak, mancınık, merdiven, seyyar kule kullanılırdı Ordudaki birlikler, çeşitli bayrak, tuğ ve alem taşırlardı
    Adlî Teşkilat: Türkiye Selçuklularında, şer'î davalara her şehirde bulunan kadılar bakardı Konya'da oturan baş kadıya Kâdı'l-kudât denirdi Bu kadılar, tereke (miras), hayrat işleri ve vakıfların idaresine bakarlardı Selçuklularda örfî davalara bakan mahkemeler de bulunurdu Bu mahkemeler, asayiş, devlet âmirlerine itaatsizlik ve siyasî suçlar gibi davalara bakarlardı Bu örfî mahkemelerin başında, emîr-i dâd bulunurdu Kadıların verdikleri hükme itiraz edilemezdi Ancak yanlış verilen bir hüküm olursa, diğer kadılar tarafından altı imzalanarak, sultana arz edilirdi Kadıların yüksek medrese tahsili görmüş, İslam ahlakıyla ahlâklanmış kimseler olması şarttı Müftîler, Hanefî mezhebine göre fetva verirlerdi
    Eğitim, Kültür ve Edebiyat: Anadolu Selçuklu sultanları, kültür ve medeniyet hizmeti için, ilme ve âlimlere değer verdiler Bir ilim ocağı olan medreselerde eğitim ve öğretim ücretsizdi Vakıf gelirleri, onların geçimini temin ederdi Medreselerde İslam ilimlerinden; tefsir, hadîs, hadîs usulü, kelâm, kelâm usulü, fıkıh, fıkıh usulü ve tasavvuf yanında, matematik, astronomi, tıp ve felsefe gibi bilimler de öğretilirdi Genellikle, medresenin yanında, dârüşşifa denilen hastane, cami, kütüphane, zâviye, kervansaray, imaret de bulunurdu Bunlar da birer ilim irfan yuvasıydı İslam ülkelerinden bir çok âlim, Anadolu'daki ilim yuvalarına gelip ders verdiler Başta sultan olmak üzere devlet adamlarından ve halktan iyi muamele gördüler Türkiye Selçuklu Devletini, ilim ve irfan yuvası haline getiren değerli âlimlerin arasında; Şihabüddin-i Sühreverdî, Necmeddîn-i Râzî, Muhyiddîn-i Arabî, Ahmed Fakîh, Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî, Hacı Bektaş-ı Velî, Sadreddîn-i Konevî, Safiyyüddîn Muhammed Urmevî, Siracüddîn Mahmud Urmevî, İzzeddîn Urmevî, Celaleddîn Habîb, Sadeddîn-i Ferganî, Fahreddin Irakî, Kadı Burhaneddin, Kutbeddîn-i Şirazî, Ahî Evran, Ebu Hamid Kirmanî, Şems-i Tebrizî, Muhammed Behaüddîn Veled, Seyyid Burhaneddin Muhakkık Tirmizî, Şeyh Hüsameddin Çelebi, Mevlanâ Muhyiddîn Kayserî, Şeyh Edebâlî, İbn-i Türkmanî, İbrahim-i Hemedanî, Cemaleddin-i Aksarayî gibi devrin en seçkin âlimleri vardı
    Anadolu'da Türkmenler, Türkçe konuşup, sözlü ve yazılı edebiyat eserleri meydana getirdiler Dinî ve bazı edebî eserlerde Arapça ve Farsça kullanıldı Halkın büyük çoğunluğu Türkçe konuşurdu Daha sonraları Türkçe, edebiyat dili haline geldi Ahmed Fakîh, Hoca Dehhanî, Hoca Mesud, Yunus Emre, Türkçe şiirler söyleyip yazdılar Yunus Emre, şiirdeki büyük kudreti ve tasavvuf aşkıyla, Türkçe'nin en güzel, en iyi örneklerini verdi Göçebeler arasında, Oğuznâme ve Dede Korkut destanlarıyla gâziler arasında çok rağbet bulan Danişmendnâme ve Battalnâme, bu dönemde sözlü edebiyattan yazılı edebiyata intikal etti Mevlanâ Celaleddin-i Rumî ve oğlu Sultan Veled, insanlara doğru yolu gösteren ve nasihat veren eserlerini Farsça yanında Türkçe'yle de yazdılar
    Ticaret: Türkiye Selçukluları, Anadolu'yu Müslüman ve gayrimüslim kavimler arasında bir köprü haline getirdiler Dünya ticaret yollarını açıp, tedbirler aldılar Ticarî ilişkileri zorlaştıran engelleri kaldırıp, ülkenin bir çok yerinde kervansaraylar yaptırdılar Yolcuların, buralarda hayvanları ile birlikte üç gün ücretsiz kalma ve yemek yeme hakları vardı Buralara gelen Müslüman ve gayrimüslim, zengin-fakir, hür-köle bütün misafirlere aynı yemeğin verilmesi ve eşit muamele yapılması esastı Kervansaraylar ve hanlar külliye halinde olup, hepsinin cami ve kütüphanesi vardı

    Anadolu Selçuklu Sultanlarının Tahta Çıkış Tarihleri
    Kutalmışoğlu Süleyman Şah / 1076
    Ebü'l-Kasım'ın nâibliği / 1086
    Birinci Kılıç Arslan / 1092
    Fetret Devri / 1107-1110
    Şehinşah (Melikşah) / 1110
    Birinci Rükneddin Mesud / 1116
    İkinci Kılıç Arslan / 1155
    Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev (Birinci Hükümdarlığı) / 1192
    Rükneddin Süleyman Şah / 1196
    Üçüncü Kılıç Arslan / 1204
    Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev (İkinci hük) / 1205
    Birinci İzzeddin Keykavus / 1211
    Birinci Alâeddin Keykubad / 1220
    İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev / 1237
    İkinci İzzeddin Keykavus / 1246
    Ortak İktidar / 1249-1254
    Birinci Keykavus / 1254
    Dördüncü Kılıç Arslan (Ülkenin bir bölümünde) / 1257
    Üçüncü Gıyaseddin Keyhüsrev / 1266
    İkinci Gıyaseddin Mesud (Birinci hük) / 1284
    Saltanat Mücadelesi / 1296-1298
    Üçüncü Alâeddin Keykubad / 1298
    İkinci Gıyaseddin Mesud (İkinci hük) / 1302
    Beşinci Kılıç Arslan / 1310
    Moğol Valisi Timurtaş'ın Türkiye Selçukluları saltanatına son vermesi / 1318