Busayri (Muhammed Bin Said Bin Hammad) Kimdir

'Biyografi' forumunda Sitem tarafından 9 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Busayri (Muhammed Bin Said Bin Hammad) hakkında bilgi


    Busayri (Muhammed Bin Said Bin Hammad) hayatı

    Busayri (Muhammed Bin Said Bin Hammad) İslâm âlimlerinin meşhûrlarından ve büyük velîlerden. İsmi, Muhammed bin Saîd bin Hammâd bin Abdullah es-Sanhâcî el-Busayrî el-Mısrî, künyesi Ebû Abdullah ve lakabı Şerefüddîn'dir. Aslen Magribli olup, dedeleri Mısır'a yerleşmişlerdi. İmâm-ı Busayrî, 1212 (H.609) senesinde Mısır'da Busayr şehrinde doğdu. 1211 (H.608) de doğduğu da rivâyet edilmiştir. 1295 (H.695) senesinde Mısır'da İskenderiyye şehrinde vefât etti. Kurâfe kabristanında, İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin yanına defnolundu.

    Sevgili Peygamberimizin üstünlüğünü anlatan, O'nu öven en kıymetli kasîdesi ise, Kasîde-i Bürde' dir.

    KASÎDE-İ BÜRDE'DEN

    Selem ağaçlarının bulunduğu yerdeki,
    Peygamber dostlarını yâd mı ağlatan seni?

    Medîne rüzgârı mı, söyle seni ağlatan?
    Gece çakan şimşek mi yoksa İdem dağından?

    Gözlerine ne oldu, dur dedikçe akmakta?
    Kendine gel dedikçe, kalbin coşup yanmakta?

    .........................................

    Hazret-i Muhammed'in, kerem yağmurlarından,
    Bir damla almak ister, bilcümle peygamberân.

    Zâhirî ve bâtınî, rûhânî ve cismânî,
    Varlıkların hepsinden O'dur Hakk'a sevgili.

    Hudutsuzdur zâtının fazîlet ve kemâli,
    Mümkün değil anlatmak, dil ile kemâlini.

    Eğer Resûlullah'ın cümle mûcizeleri,
    Büyüklüğünü dile getirebilse idi,

    Mübârek isimleri anıldığı zamanda,
    Hep çürümüş kemikler dirilirdi bir anda.

    Tâkatımız üstünde, bize yük yüklemedi.
    Baş ve göz üzeredir, emir ve nehiyleri.

    Hakîkî değerini, anlatmaktan âciziz.
    Bu yönüyle övmekten, yeğdir sükût etmemiz.

    .........................................

    Peygamber efendimiz, güneş gibidir bilin,
    Ondan ziyâ bulmakta nücûm-ı resûllerin.

    Allah O'nu ahlâkta, tezyîn edip yarattı.
    Güzel huy, güler yüzle, bezemiştir zâtını.

    Latîf yaratılmıştır gül ve çiçek misâli,
    Parlak ve şereflidir, ayın on dördü gibi.

    Himmetli ve gayretli o Nebî zaman kadar,
    O'nun cömertliğinde, damladır okyanuslar.

    Mübârek bedenini, kucaklayan toprağın,
    Kokusu misk-ü anber gibi hoştur, inanın.

    Ne mutlu o toprağı, koklayıp öpenlere,
    O mübârek kokuyu sîneye çekenlere.

    .........................................

    Arab olan olmayan, bilcümle insanların,
    Efendisidir hem de, yüzü suyudur cihânın.

    Kötülüğü yasaklar, emreder iyiliği,
    Bir ilâhî emirdir, emir ve nehiyleri.

    O Server, Rabbimizin öyle bir kuludur ki,
    Her tehlike ânında, umulur şefâati.

    O öyle bir Resûl ki, Allah'a ibâdete,
    Çağırır insanları, O'na uyun elbette.

    Hiç kopmayan sağlam bir ipe yapışmış gibi,
    Emniyette hisseder, rahat bulur kendini.

    İlâhî izin ver de âl ve Eshâbına da,
    Onlara tâbi olan, ehl-i takvâlara da.

    Rahmet bulutlarının, akması dâim olsun,
    Halîm ve kerîm kullar, rahmetine kavuşsun.