Bursa

'Türkiye ile ilgili' forumunda Jeeny tarafından 7 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. Yüzölçümü :11.043 km²

    Nüfus : 2.125.140 (2000)

    İl Trafik No :16

    Bursa, M.Ö. yıllardan bu yana bir çok medeniyete ve onların dinlerine beşiklik etmiş ender illerin başında gelir. İlde Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerine ait bir çok eser hala ayaktadır ve koruma altındadır. Özellikle M.S. 324 yıllarında başlayan 1563 yılına kadar 17 kez toplanmış olan ve Hıristiyanlık dini için çok önemli olan konsül toplantılarından 8 tanesi ülkemizde gerçekleştirilmiş olup, bunlardan 1. ve 7. si İznik'te
    yapılmıştır. İznik Hıristiyan dinince ülkemizdeki 8 kutsal hac merkezinden biri ve en önemlisidir.

    İLÇELER

    Bursa ilinin ilçeleri; Nilüfer, Yıldırım, Osman Gazi, Büyük Orhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kales, Kestel, Mudanya, Mustafa Kemal Paşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehir'dir.

    *Turizm Aktiviteleri

    Gezilecek Yerler..

    Müzeler Ve Ören Yerleri
    Arkeoloji Müzesi

    Müze kurulması amacıyla eserler ilk kez 1904’den 1972’ye kadar Bursa Erkek Lisesi’nde toplanmıştır. 1972 yılında Kültürpark içerisinde yeni yapılan binaya taşınmıştır. Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunan eserlerin sergilendiği müzede, M.Ö. 3000 yılından Bizans dönemi sonlarına ait eserler yer almaktadır.

    Bölgede bulunan, pişmiş toprak kaplar, sikkeler, taş eserler ve cam eserler bir arada teşhir için kullanılan dört salonda sergilenmektedir.

    Türk-İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese)

    Bursa kent merkezinde bulunan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi adıyla da tanınmaktadır. Birçok ünlü bilgin yetiştiren medrese Yeşil Külliyesi ile birlikte Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından 1414-1424 yılları arasında yapılmıştır. Plan olarak Anadolu Selçuklularının açık avlulu medreselerinin bir devamı görünümündedir. Bir giriş eyvanı, iki yan eyvan ve ana eyvandan meydana gelen mekânlarla 13 medrese odası bulunmaktadır. Medrese odalarının önünde avluyu üç taraftan çeviren revaklar vardır.

    Günümüzde müze olarak kullanılan binada, 12. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar maden, seramik ahşap, işleme, silah, el yazması kitaplar, İslami sikke, İslami kitabeler ve mezar taşları ile etnografik malzeme teşhir edilmektedir. Medresenin çini süslemeleri cami ve türbeye göre daha azdır. Kapı girişi üstündeki tonoz, batı yan eyvanının tavanı ve dış cephede pencere alınlıkları medresenin çini süslemeli yerleridir.

    [​IMG]

    Atatürk Müzesi

    Atatürk’ün Bursa’ya çeşitli tarihlerdeki ziyaretlerinde kaldığı bu bina kendisine hediye edilmiş, Atatürk de 1938’de bu yapıyı Bursa Belediyesi’ne bağışlamıştır. Cumhuriyetin 50. yılında 29 Ekim 1973 tarihinde müze haline dönüştürülerek ziyarete açılmıştır.

    19. yüzyıl başlarında iki katlı tamamen ahşap malzemeden inşa edilen bina, döneminin en çekici sivil mimarlık örneklerinden olup, ahşap yapısı ve iç düzeni aynen korunmuştur. Çekirge Caddesi üzerinde Çelik Palas Oteli yanında bulunan müzede Atatürk’ün kaldığı sürede kullandığı tüm eşyalar ile birlikte üst katta limonluk olarak adlandırılan salonda Atatürk ile ilgili fotoğraflar sergilenmektedir.

    Osmanlı Evi Müzesi

    Muradiye semtinde, II. Murat Külliyesi’nin karşısında bulunan ahşap ev, plan ve süslemeleri bakımından 17. yüzyıl özelliklerini taşımakta olup, Bursa’da halen ayakta kalan en eski evlerden bir tanesi ve en güzel olanıdır. Bahçe içinde bulunan iki katlı binanın iki kat planı da aynıdır. Bahçeye açılan eyvanlı bir sofası ile bu sofaya açılan sağda ve solda olmak üzere iki odası vardır. Alt kattaki odalar ise alçak tavanlı kışlık odalardır. Üst katta baş oda diye adlandırılan odada kalem işi bitki ve çiçek motifleriyle dekorlu şahane ahşap dolap, geometrik dekorlu ahşap tavan ve altıgen tavan göbeği zarif görünüşleri ile 17. yüzyıl süslemelerinin güzel ve karakteristik özelliklerini göstermektedir. Eski bir Bursa evi örneği olarak “Osmanlı Evi Müzesi” adı altında ziyarete açılmıştır.

    Mudanya Mütareke Evi Müzesi

    11 Ekim 1922 tarihinde TBMM Hükümeti’nin imzaladığı ateşkes antlaşmasının yapıldığı yer olan bina 19. yüzyıl başlarına ait olup, ahşaptan yapılmıştır. Daha sonra onarılan bina 1937 yılında belediyeye bağlı bir müze olarak açılmış 1959’da Kültür Bakanlığı’na bağlı bir müze olmuştur. Mütareke döneminin eşyalarının korunduğu bu evde ayrıca o döneme ait fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.

    İznik Müzesi

    Sultan I. Murat’ın annesi Nilüfer Hatun’un anısına 1388 yılında imarethane olarak inşa edilmiştir. Cumhuriyet döneminde değişik gereksinmeler için depo olarak kullanılan bina, onarım görmüş ve 1960 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.

    14. yüzyıl Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Osmanlı mimarisinde “T” planı ilk kez bu yapıda görülmektedir. Kubbe ve tonoz kemerlerin örttüğü revakla başlayan yapının giriş kapısında kitabe mevcuttur. Kubbe ile örtülü ana bölümden yan mekânlara geçilir. Bizans’a özgü zengin ve renkli taş ve tuğla işçiliği ile yapılmıştır. Müzede İznik çevresinden toplanan prehistorik dönemden Osmanlı dönemine kadar olan çeşitli eserler yer almaktadır.

    İznik Ayasofya Müzesi

    İznik ilçe merkezinde yer alan ve 4. yüzyılda inşa edilmiş olan kilise, 11. yüzyıldaki depremden sonra onarım görmüş, 1331’de Orhan Gazi tarafından camiye çevrilmiştir. Günümüzde anıt-müze olarak ziyarete açıktır. Hıristiyanlar için önem taşıyan 7. Ekümenik (ruhani) Konsül burada toplanmıştır. Bizans dönemine ait bazı freskler ve tabanda geometrik motiflerden oluşan mozaikler bulunmaktadır. Kilisenin camiye çevrildiğinin göstergeleri olan mihrap, minare, duvar yazıları ve içteki kemer tadilatı oldukça belirgindir.

    İznik Çini Ocakları

    Antik çini ocaklarının bulunduğu alandır. Halen kazı çalışmaları sürmektedir.

    İznik Roma Tiyatrosu

    İznik’in güneybatısında yer alır. Eski saray olarak da adlandırılmaktadır. Roma döneminde yapılmıştır. Uzun beşik tonozlu galeriler mevcuttur. Kazısı devam etmektedir.


    [​IMG]
     



  2. Paylaşımın için Teşekkürler Jeeny:f40:
     



  3. *Kültürel Detaylar

    Edebiyat
    Osmanlı İmparatorluğunun ilk başkenti olan Bursa siyaset , ekonomi ve kültür alanlarında merkez durumunda olmuştur.Bu özelliğini İstanbul un başkent yapılmasından sonra da devam ettiren Bursa da birçok şair , yazar, din adamı , düşünür ve bilim adamı yaşamıştır.Bu kişiler sayesinde edebiyat ve sanat alanlarında tarihte önemli bir yere sahip olmuştur .

    Bursa da yaşamış edebiyatçılardan Divan edebiyatı şairlerinden Şair Ahmet Paşa , Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi , Tanzimat devri yazarlarından Ahmet Vefik Paşa , Cumhuriyet dönemi şairlerinden Orhan Hamdi Tanpınar gibi edebiyatın bütün alanlarında ürünler verene çeşitli sanatçılar sayesinde Bursa da zengin bir edebi birikim oluşmuştur.

    Günümüzde Her yıl çeşitli kurumlar ve sivil toplum örgütleri tarafından Edebiyat Günleri ,Ahmet Hamdi anısına anma günleri , Şiir geceleri , Edebiyat akşamları, v.b çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

    Günümüzde peryodik olarak her ay veya üç ayda bir , 5 tanesi edebiyat dergisi olmak üzere 80 dergi yayınlanmaktadır.Dergiler dışında Bursa da edebi kitapların satıldığı yaklaşık 50 kitapevinin bulunması kitap okuma oranının yüksek olduğunun göstergesidir. Ayrıca her yıl Bursa da TÜYAP tarafından düzenlenen ,yazarlarla okurları bir araya getiren kitap fuarı da Bursalılardan büyük ilgi görmektedir.

    Efsaneler
    Sözlü gelenekte yaşayan efsaneler daha çok tarihsel kişiliklere , Bursa da yaşamış ünlü kişiler ve yerlerle ilgili efsaneler anlatılmaktadır .Hemen her efsanenin birçok varyantına rastlamak mümkündür. En çok Bursa ve Bursa’nın Oluşumu ile ilgili anlatılan yaratılış Efsaneleri ,Bursanın Fethi İle İlgili Efsaneler, Cennet Bursa Efsanesi ,Kişi ve yer adına bağlı efsaneler I. Murat Efsanesi , Emir sultan Efsanesi , Somuncu Baba Efsanesi , Geyikli Baba Efsanesi Baba Sultan )Musa Baba , Okçu Baba,Ali Dede , Sarıkız Efsanesi , Karagöz ve Hacivat Efsanesi, Üç Kuzular Efsanesi , Yerlerle ilgili , Dere Kızık Bayındır Kızık Efsaneleri , Irgandı Köprüsü , Hamitler Köyü, İnkaya Çınarı , İznik Gölü , Kara Demirtaş Hamamı , Kara Mustafa Kaplıcası Efsanesi , Oylat Kaplıcalarının Oluşması ile ilgili Anlatılan Efsaneler , Şehre Küstü , Eskici Mehmed Dede Efsanesi , Hançer Ali Dede Efsanesi , Şengül Hamamı Efsanesi , Ulucami neden yirmi kubbeli ?, Ulu camiinin ortasına neden şadırvan yapılmış? v.b efsaneler anlatılmaktadır.

    Din İnanış ve Töresel Yapı

    Bursa da özellikle nazar , büyü ,uğur –uğursuzluk ile evliyalardan dilek dileyerek bu isteklerin olması amacıyla çeşitli pratiklerin gerçekleştirilmesi yaygın olarak yaşatılmaktadır.
    Bursa Osmanlı Devletinin başkenti oluşu nedeniyle bir kültür ve ticaret merkezi olmuş ,din ve olağanüstü güçleri olduğuna inanılan insanlar yaşamıştır . Bu insanlar öldükten sonra da türbelerinden medet uman insanlar , kötü gözlerden korunmak , hastalarını iyileştirmek istedikleri şeylerin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla bu türbelerde çeşitli pratikler gerçekleştirmişlerdir.
    Yaşarken insanlara iyilik yaparak ve dertlerini dinleyen Tezveren Sultan Türbesine Cuma sabahı gidip dua eden dilek dileyen kişilerin dualarının kabul olacağına inanılmaktadır.
    Osmanlının Bursayı alması sırasında geyik üstünde düşmanlarla savaşan ve gösterdiği kahramanlıkla adını duyuran Babasultan yada Geyikli Baba adı ile tanınan Geyikli Baba Türbesine giderek dua eden dilekte bulunan kişinin dilediğinin gerçek olacağına inanılmaktadır.
    Bu örneklerde de görüldüğü gibi Bursa’nın hemen her semtinde bulunan türbe yatırlarda dua etmek dışında türbeye bez bağlamak , mum dikmek , toprağından veya taşından almak, Hasta olan kişinin elbisesini türbede bırakarak bir gün sonra alıp hastaya giydirmek etkinliklerle olağanüstü güçleri olduğuna inanılan kişilerden yardım istenmektedir.
    Nazar ve kötü gözden korunmak amacıyla nazarlık takmak ,kurşun döktürmek ,üzerinde okunmuş pirinç veya bir eşya bulundurmak gibi inançlar günümüzde de devam etmektedir.
    Bu pratiklere birkaç örnek verebiliriz;
    -Ölmesi istenen kişinin saçından bir tutam alınıp sabuna sarılır sabunun üzerine iğne ve çivi batırılarak o şahsın eşiğine bırakılır.
    -Cuma günü bir komşudan alınan saca yağı evlerinin avlusuna ters çevrilerek bırakılırsa yağmur yağacağına ,
    -Tek nikahlı bir kadının evinden süpürge çalınarak kuyuya sarkıtmakla yağmurun yağdırılacağına inanılmaktadır.
    Doğada kötü huylu peri ve cinlerin varlığına inanıldığından geceleri dışarıya pis su dökmek ve bu gibi şeylerin üzerinden atlamak, saçak altından yürümenin cinlerin bu kişileri çarpacağı inancı ile bu tür davranışılar yasaklanmıştır. Cin ve perilere karşı nefesi güçlü hocalar dualar okuyarak kötülükleri savuştururlar ,Bir okumayla geçmeyen kötülükler üst üste yazılan dualarla ve muskalarla savuşturulur.

    Bayramlar ,Törenler ,Seyirlik Oyunlar

    OYUN - SPOR
    Bursada geleneksel olarak her yıl düzenlenen spor ve kültürel amaçlı etkinlikler dışında köylerde belli dönemlerde oynanan (bayram , hıdrellez vb.)geleneksel köy seyirlik oyunları ve Hacivat ve Karagöz gösterileri yapılmaktadır.
    -Tarihi Çalı Yağlı Pehlivan güreşleri Geleneksel olarak 43 yıldır Mayıs ayının 3. haftası düzenlenmektedir.
    -Kayapa Belediyesi tarafından her yıl Rahvan at yarışları düzenlenmektedir.

    HACİVAT VE KARAGÖZ
    Bursada seyirlik oyunlardan Köy seyirlik oyunu ve Karagöz Hacivat gösterileri yaygın olarak düzenlenmektedir. Gölge oyunlarının ülkemizdeki temsilcisi olan Karagöz ile Hacivat tiplemelerinin Bursa da yaşadığı ve Ulucami inşaatında çalıştıkları ile ilgili çeşitli anlatılar bulunmaktadır.
    Bu anlatıya göre Karagözle Hacivat demirci ve duvarcı ustası iken Ulucami inşaatında çalışıyorlarmış Çalışırken sürekli konuşmaları ve birşeyler anlatarak diğer işçileri meşgul etmeleri yüzünden cami inşaatında aksamalar olmaya başlamış Orhangazi bu durumu haber alınca Karagözü yakalatarak idam ettirmiş Hacivatınsa kaçarak canını kurtardığı anlatılmaktadır. Karagözün öldürülmesi hem halın hem de işçilerin moralini bozunca Orhangazi de bu duruma çok üzülmüş.Şeyh küşteri Padişahın üzüntüsünü gidermek için Karagözle Hacivatın resimlerini yada deriden yapılmış tasvirlerini perdenin arkasında oynatarak Karagözle Hacivatın konuşmalarını perdede canlandırmıştır .O günden sonra Karagözle Hacivatın Konuşmaları ve deriden yapılmış tasvirleri bir perdede oynatılarak insanların izlenimine sunulmuştur .Günümüzde Bursada Karagöz ve Hacivat geleneği sürdürülmektedir .Karagöz ile Hacivatın anıt mezarları karşısında faaliyet yürüten Karagöz evinde hem bu gelenek yaşatılmakta hem de bir sonraki kuşaklara aktarılması için genç hayali ustaları yetiştirilmektedir.

    DEVE OYUNU
    Deve Oyunu Bursa’nın dağ köylerinde Kurban bayramının üçüncü günü yapılmaktadır. Deve yapan gençler deve ile birlikte her evin önünde oynayarak omuzlarındaki çuvala yiyecek isterler. Kurban kesen herkes oyunculara özellikle et verirler. Oyun hava karadıktan sonra oynanılır .
    Oyunun oynanmaya başlandığını bildirmek için davullar çalınmaya başlar, davulun sesinden köylüler oyunun başlamak üzere olduğunu anlarlar .Oyunun oynanacağı alan aydınlatılmak için büyük meşaleler yakılır .Deve oyununu sadece bekar erkekler oynayabiliyor.
    Deve oyununda çeteler (efe ),Kızlar , Deve başkanı (kızların babası )Damat bulunmaktadır. Çetelerden bir kişi arap olur .Oyunda iki kişi omuzlarına merdiven alırlar Devenin sırt kısmını küfe ile yaparlar keçi kılından yapılmış çulu da üzerine örterler Devenin başı ölmüş bir hayvana ait olan kafatasından yapılır .Devenin boynuna çan takılır bir kişi deve başkanı olur deveyi çeker bu kişi aynı zamanda kızlarında babasıdır.5-6 kişi çete olur ,çete olan kişilerin başlarında sarık sırtlarında yastık bağlanır koyun veya keçi derisi sırtlarına sarılır. Çete giyimine “efe giyimi “de denir. Çete olan kişilere boyalarla veya yosunla bıyık yapılır. Çeteler deveyle beraber gezerler kimse deveye yaklaştırılmaz Kızları oyuncular dışında kaçıran olursa çeteler (kızların abileri ) onları bulup getirirler. Deve oyununu içinde birde kız satma yapılır Kızların babası oyuncular dışında birini damat olarak çağırır kızlarından da birini çağırır .Kızla oğlan kabul ederse birlikte oyun oynarlar ama kızın abileri damadı sopayla kovalarlar. Çeteler müzik eşliğinde oyunlar Köroğlu oyunu oynarlar. Seyircilerden birini seçen çete ellerindeki oyuncak bıçaklarla seçtikleri kişiyi kesiyormuş gibi yaparlar kurban kesimi sırasında yapılan işlemler canlandırılır.
    Oyunda kızları oynayan erkekler şalvar ve üç etek giyerek başlarına yazma takarlar. Arap olan kişi yüzüne siyah boya sürerek komik hareketler yapar ve herkesi güldürmeye çalışır bu arada yörede oynana halk oyunlarında örnekler sunar. Deve oyunu günümüzde de oynanmaktadır.

    HALK OYUNLARI
    Bursa da Kılıç kalkan Oyunu ,Uludağ Türkmen Oyunları ve Rumeli Oyunları oynanmaktadır.

    HALK OYUNLARI
    Bursa da Kılıç kalkan Oyunu ,Uludağ Türkmen Oyunları ve Rumeli Oyunları oynanmaktadır.
     



  4. KILIÇ KALKAN
    Kılıç kalkan oyunu yada Kılıç kalkan savaş oyunu bilinen tek müziksiz halk oyunu olarak tanınmaktadır.Araştırmalara göre Orhangazi döneminde kurulan talimli ordunun o zamanki yöntemlere göre yaptıkları savaş antremanları daha sonra oyun halini almıştır. Orhangazi Bursa yı aldığında savaşçıları kente Kılıç kalkan gösterisi yaparak girmiştir.
    Altı önemli figürü olan oyunun her figürünün bir fonksiyonu vardır.
    Peşrev:Askerlik görevine çağrılışları ve bu çağrıya uyanların askere uğurlanışı sergilenir.
    Yemin Töreni:Acemi Eğitimi bitirmiş erlerin günümüzde olduğu gibi yemin etmesi gerekir.Burada askerlik görevini kabul ettiğine ve yerine getirmek istediğini namusu ve şerefi üzerine ant içilir ,yemin kılıçlar üzerine edilir.
    Eğitim:Askerlerin savaşa hazırlanması için askerlik öğrenimine götürülerek savaş uygulamasının öğretilmesine denir.Savaşa hazırlanış ve savaş sahneleridir.Oyundaki figürler ,Kılıç bileme, Silah bilgisi ve bakımı cenge girişme , vuruşma becerisinin uygulanması , hasmı tartma ve tanıma yeteneğinin kullanılması sergilenir.
    Cenk ve Sulh Sözleşmesi:İki karşı taraf cenk için dizilirler savaşa tutuşurlar .Oyunda varolan ritim bu savaş oyunu sırasında kaybolur yerini gürültü alır.Cenkten sonra savaş bırakışmasına gidilir.iki taraf savaşı durdurur.Oyunda bu üç bölüm için ayrı deyimler kullanılır.Helalleşme, cenkten önceki durumlar için Muhabere, savaş kısmı için ve gene aynı bölüm için mubareze,mütarekede savaş bırakışması için kullanılmaktadır.
    Anlaşma Devresi:Savaşın bırakılması için taraflar arasında görüşme yapılması gerekir.Cengaverin bu arada uyanık olması yalancı sözlere, pusuya düşmemesi gerekir.Cengaverin silahını isteyen bir kişinin sözüne uyup silah değiştirmek amacıyla kılıcını savurup atması üzerine diğer tarafın kendisine saldırdığı bir uyarlama ile işlenmiştir.Bu bölüme oyun içinde silah değiştirme adı verilmiş ve sindirme sözcüğü de bu bölüm için kullanılmıştır.
    Ara Savaşı:Cengaverler birbirlerinin yardımına koşarlar iki taraftakilerin kendi arkadaşlarına katılması ile ara savaş başlar .Bu savaş sırasında da ritim yoktur.Toplu savaş bırakışması açıklanır ve savaş dönüşü sevinç yaşanır.

    [​IMG]

    ULUDAĞ TÜRKMEN OYUNU
    Bursa yöresine özgü oyunlarda el kol bağlantıları yoktur elde genellikle zil veya kaşık gibi ritm aletleri bulunur.
    Bu oyunlar güvende, Sekme (yüksek hava), düz oyun, büyük oyun(alçak hava) ve Cezayir olarak oynanmaktadır.
    Güvende:Bu oyunun dans ve ezgi yönünden birden fazla çeşidi vardır.bunlar “Oğlan adın İsmail,Usul usul, ve kıyıdan” türküleridir.Ritimler canlı olduğu için oyunlarda hareketlidir.Ezgiler iki bölümdür birinci bölüm giriş ikinci bölüm oyun bölümüdür.
    Sekme (Yüksek hava):Bu oyun 9/8 ölçülü aksak tartımlıdır.İki yada daha fazla oyuncu ile oynanır.Ezgileri üç bölümden oluşur.Birinci bölüm giriş , ikinci bölüm ezginin sözlü bölümü daha sonra oyunun üçüncü ve son bölümüne geçilir .Oyun ritim bakımından aynı hızla devam eder,canlı ve coşkulu bir oyundur.
    Düz Oyun:Erkeklerin oynadığı 2/4 ve 4/4 ölçülü , ezgisi çifte telliyi andıran sözsüz oyunlar ile kadınlar tarafından oynanan4-5 zamanlı 9/8 aksak tartımlı oyunlardır.Bu tür oyunlara dar oyunda denir ancak kadınların oynadığı “Menevşesi Tutam Tutam” (Menekşeli gelin) Bursanın ufak tefek taşları, Dereler doldu taşınan Yolunda çiçek türküler eşliğinde oynanır.
    Cezayir:Cezayir uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğunun himayesinde kalmıştır.Cezayir’in 1892 yılında Fransızların işgali sırasında Müslümanların katledilmesi üzerine yakılmış bir ağıt olduğu düşünülmektedir.Uzun ve kırık hava olarak çalınmaktadır.
    Ritmi ağır ve aksaktır,hemen her kınada geline oynatılmaktadır.Köylere gelin almaya giderken davul zurnayla çalınır.kadınlar kendi aralarında kaşık ve bakır çalarak da Cezayir oyununu oynarlar.
    *RUMELİ OYUNLARI
    Rumeli oyunları Balkan Ülkelerinden ve Rumeli den gelen insanların oynadıkları oyunlardır.
    Paydos Oyunu:Düğünlerde yeni evli çiftin oynadıkları ilk oyundur.Bu oyunda gençlerin bekarlığa son vermesi ifade edilmektedir.
    Çiftçi Köçekçe Oyunu:Toprağın ekiminden hasadına kadar geçen süre esnasındaki işlevlerin ritmik olarak ifade edilmesidir.Ekme, çapa ,kırma ,biçme, hasat anlatılır. Oyun sırasında durgun figür ekinin olgunlaşması için geçen süreyi ifade eder.
    Karadağ Oyunu:Karşılama türü bir oyundur Karadağ da olan kanlı savaşlardan sonra zaferi simgeleyen ve hasattan dönen delikanlıların genç kızlar tarafından karşılanmasını ifade eder.

    *Doğum Gelenekleri
    Doğum ile ilgili adet ve inanmalardan önce , çocuğu olmayan kadınların baş vurdukları birtakım işlemler bulunmaktadır. Bunların arasında en yaygın olanı türbeleri ziyaret ederek adaklar adamak ve dualar etmektir. Çocuğu olmayan kadınları başvurduğu yöntemlerden biride Kaplıcalar gitmektir Karamustafa kaplıcasına giden kadılar su akan oluğa elini sokarak gözlerini kapatır ve bakmadan suyu içir bu şekilde kadın içindeki kiri yada uğursuzluğun yok olacağına ve döl tutacağına inanmaktadır. Yine Kaynarca kaplıcasındaki evliya kurnasında yıkanmadan dileklerin gerçekleşmesi ve dertlerine çare bulmakta yarar sağlayacağına inanılmaktadır.

    Gebe kalan kadının bazı yiyeceklere ilgisi olabileceği düşünüldüğünden yanında pişirilen her yiyecekten yedirilmeye çalışılır.”aşerme”sırasında kadının aklına gelen yiyeceği yememesi çocuğun kusurlu olacağı inancı vardır.

    Gebe kadının yediği yiyeceklerle doğacak çocuğun cinsiyeti tespit edilmeye çalışılır .Ekşi yiyen kadının kız , tatlı yiyen kadının erkek doğuracağına inanılmaktadır. Ayrıca sakız çiğneyen ve dondurma yiyen hamile kadının çocuğunun sümüklü,ayva yiyen kadının çocuğunun güzel olacağına inanılmaktadır.

    Çocuk Doğduktan sonra göbek bağı kesilerek temiz bir beze bağlanır,çocuğun dindar olmasını isteyenler göbek bağını caminin avlusuna ,kız çocuklarının göbeği genellimle evin bir yerin sıkıştırılır , okuyup iyi bir eğitim alması isteniyorsa da okulun avlu veya duvarına bırakılmaktadır. Bebek doğduktan bir hafta sonra evde mevlit okutularak loğusa şerbeti kaynatılır. Çocuğun adını koymak için ailede veya çevrede yaşlı veya dini bilgisi olan bir kişi çağrılarak çocuğu adını koyar .Bunun için çocuğu kucağına alan kişi kıbleye dönerek kulağına önce ezan sonra ismini üç kere fısıldar. Genellikle aile büyükleri ile tarihi özelliği olan kişilerin isimleri tercih edilmektedir .

    Loğusa kadın ile bebeğinin kırk gün süresince kötülüklerden , kötü güçlerden korunması ve uzak durması gerekmektedir. Loğusa kadına ve bebeğe nazar değmemesi için akşam ezanından sonra dışarı çı4kmazlar ,dışarıya çamaşırlarını bırakmazlar,etrafındakiler onu yalnız bırakmazlar,eve gelen misafirler giderken sütünün kesilmemesi için güle güle demez. Loğusa kadını başka bir loğusa kadınla bir araya getirmezler kırklarının karışacağına ve “al basması “yaşayacağına inanılmaktadır.

    Doğumdan kırk gün sonra bebekle anne kırklanır. Kırklama için kırk tane küçük taş veya fasulye tanesinin her birine “ihlas “okunur ve üflenir ve üflenir. Çocuk ve anne temizce yıkandıktan sonra kullanılan su evin etrafına serpiştirilir. Kırklamadan sonra çocuk ve anne nazar ve diğer kötü güçlerden uzaklaşmış olur .Bebeğe ziyaret ettiği evden şeker yumurta yiyecekler verilerek çocuğun yumurta gibi sağlıklı verimli,gürbüz olması , şeker verilerek tatlı dilli ve cana yakın olması dilenir.

    Bursada yürüme çağı gelen çocuklara tay simidi –tay turtusu (durdusu )yada adım çöreği töreni yapılmaktadır. Bu tören sırasında bir çöreğin içine yerleştirilen bozuk para kime çıkarsa o kişi çocuğa hediye alır.Yürümeyen çocuk bir dede mezarına (yatıra ) götürülerek önünde gezdirilir.
    Geç konuşan çocuklara kurban bayramında 7 evden 7 kurban dili alınarak yedirilir,bülbülün su içtiği tastan çocuğa da su içirilir.

    Bebeğin dişi çıkınca”diş buğdayı “ yapılır,Diş buğdayı kaynatılmış buğdaya şeker katılarak yapılır .Diş buğdayı çeşitli çerezlerle birlikte ikram adilmektedir.

    *Ölümle İlgili Adet ve İnanışlar

    Bursa da ölüm karşısında gösterilen davranışlar çeşitlilik gösterse de yapılan etkinlikler aynı motif etrafında gerçekleşmektedir.
    Ölen kişi karnı şişmesin diye üzerine bıçak konur . Çenesi bağlanır ayaklarının iki baş parmağı bez ile bağlanır ,uzaktan gelecek yakının varsa bir gece bekletilir Ölü yıkayıcı çağrılarak ölüye abdest aldırılır. Kefene sarılır ,tabuta konur ve camiden sela verdirilir .Belirlenen saate cenaze namazı kıldırılır,helalliği verildikten sonra tabut alınır mezarlığa götürülür tabuttan çıkarılarak mezarlığa konulur mezar kapatıldıktan sonra bir ibrikle mezarın üzeri sulanır daha sonra bu ibrik mezarın üzerinde bırakılır .Ölü gömüldükten sonra ölü evinde un helvası kavrularak gelenlere dağıtılır,ayrıca mezarı başında da ölü gömüldükten sonra helva ekmek veya pide dağıtılır. Akşamdan itibaren evde tebareke okunmaya başlanır bir hafta boyunca evde kuran okutulur Yedi günün sonunda evde pilav et veya pide dağıtılır .Bir hafta boyunca ölü evine komşuların yemek getirmeleri ,ölü evine gelenlerin ise yemek yemeleri adetler arasındadır. Ölümün kırkıncı gününde ve de veya camide mevlit okutularak şeker ve lokum dağıtılır. Kırk mevlidinden sonra elli iki mevlidi yapılır Buna akraba ve komşular çağırılır pilav ve ayran dağıtılır. Ölen kişiden bahsederken rahmetli diye anılır,taziyeye gelenler “ölenle ölünmez “”Allah geride kalanlara ömür versin””Allah o yattıkça evlatlarına ömür versin” gibi dileklerde bulunurlar.
     



  5. Sünnet Gelenekleri
    Bursada sünnetler genellikle okulların tatil olduğu dönemde yapılmaktadır. Sünnet olacak çocuğa “Sünnet çocuğu “adı verilir .Çocuğa sünnet elbisesi adı verilen çok süslü parlak kumaşlardan yapılmış şapkalı kıyafetler alınır. Nazar değmesin diye şapkası genellikle mavi renkte ve önünde de maşallah şeridi bulunmaktadır. Sünnetten birkaç gün önce çocuğun parmaklarına kına yakılır .Sünnet çocuğu kıyafetlerini giyerek komşu ve akrabalarını dolaşır ellerini öper eli öpülen herkes çocuğa para verir. Sünnetler genellikle mevlitli ve yemekli yapılmaktadır. Çocuk sünnetten önce araba ile gezdirilir,babasından armağan almadan arabasından inmez. Genellikle öğleden sonraları yapılan sünnet töreni için son yıllarda salon tutulmaktadır. Sünnetçi salona getirilir veya hastanede yapıldıktan sonra salona veya eve getirilmektedir. Sünnetten önce çocuğa sünnet entarisi giydirilir. Sünnet sırasında çocuğu kucağında tutan ve çocuğun yanından ayrılmayan kişiye kirve adı verilir .Kirveler çocuğun sonraki yaşamında da etkin olacak insanlar konumundadır. Davetlilerin duaları ve oldu da bitti maşallah sözleri arasında sünnet yapılır. Çocuk için hazırlanmış olan çok süslü sünnet yatağına yatırılır. Bundan sonra çocuğu eğlendirmek için çeşitli oyunlar oynanır.

    Askerlik- Gurbetlik
    Askerlik çağına gelen genci askere gideceği günden itibaren bir iki ay boyunca gezip eğlenmesi için serbest bırakırlar. Asker adayı son haftasında bütün komşu ve akrabalarını gezerek vedalaşır onlara “Askere gidiyorum hakkınızı helal”edin der, ellerinden öper .

    Vedalaştığı kişiler askere para , iç çamaşırı , çorap v.b hediyeler verirler. Askerin arkadaşları davul zurna ile askeri eğlendirmeye çalışırlar. Askere giderken davul zurnalar çalınarak Türk bayrağının altında arkadaşları tarafından havaya atıp tutularak yolcu edilir. Arkadaşları ona komutanlarını dinlemesi için öğütlerde bulunur , kadınlar dualar okurlar,askerin ağlamaması için eline emzik tutuşturulur. Yollarının açık olması ve sağ salim dönmesi için yapılan dualarla askere yolcu edilir. Uğursuzluk getirmemesi için Askerlik süresince askerden gelen mektup yırtılıp atılmaz, görünmeyen yere asılmaz.

    Askerlik dönüşü aile tarafından un helvası yapılır akraba ve komşulara dağıtılır. Komşu ve akrabalar oğlanın evine gözün aydın kutlamasına giderler.

    Bursa da düğün gelenekleri günümüzde de devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Kızla oğlan birbirlerini görüp beğenmişse, oğlan tarafı kızın evine belirlenen bir tarihte giderek kızı “Allahın emri peygamberin kavliyle “isterler .Kız tarafı kızı verirse belirlenen bir tarihte erkek tarafı nişan bohçasını kız tarafına gönderir , nişanı bir erkek başının üzerinde taşıyarak kızın evine götürür. Kızın evinde lokum ve pasta ikram edilerek eğlence düzenlenir. Eğlencenin ilerleyen saatlerinde kurdeleye bağlı olan yüzükler takılarak bir aile büyüğü tarafından kesilir. Nişan gecesi düğün tarihi tespit edilerek düğün için plan yapılır.
    Düğün tarihi yaklaşınca kızın çeyizlerinin son hazırlıkları yapılır .Düğünün olacağı haftanın son çarşambası gelinin çeyizleri bir arabaya yüklenerek yeni evlerine gönderilir .Oğlan evine giden çeyizler kızın arkadaşları ve akraba kızları tarafından serilir. Çeyiz sandığı eve girerken veya çeyiz sandığı açılırken kız tarafından birisi sandığın üzerine oturur bahşiş almadan da kalkmaz .Çeyizler düğün olduktan on beş gün sonra kaldırılır.
    Düğünden önce yapılan e önemli etkinliklerden biri de gelin hamamıdır. Günümüzde yaygın olmayan bu gelenek kısmen de olsa sürdürülmektedir. Gelin hamamı düğünden önceki Cuma günü yapılır bunun için erkek tarafı bir hamamı kiralar iki tarafında kadınları hem yıkanıp hem de eğlenirler.
    Kına gecesi kızın evinde düğünden bir gün önce yapılır .Kına gecesi için erkek evi kız evine kına ve çerez gönderir .kına ve çerezler küçük poşetlere konarak gelen konuklara ikram edilir. Geline “kınalık “adı verilen renkli bir elbise giydirilir. Saçına duvak takılır. Kadınlardan bakır veya darbuka çalmayı bilenler çalıp söyleyerek eğlenceyi başlatırlar. Herkes gelin adayıyla karşılıklı oynar,bu sırada geline para takılır. Sıra kına yakmaya gelince gelin adayı renkli satenden yapılmış pijama veya sabahlığını giyer abdest alır başına bir kırmızı yemeni örterler , hazırlanan kınanın üzerine mum dikilir gelinin eline kaynana altın sıkıştırarak kınayı yakarlar,bu sırada ağlatma havası adı verilen türküler söylenir:

    Gelin mi oldun gelin mi oldun
    evvel bizim idin a güzel
    Şimdi emlin mi oldun a güzel
    Oğlan anası oğlan anası
    Elinde mumlar yanası
    Oldun gelin kaynanası

    Şen evimiz şen kal...
    Kız anası kız anası
    Kızınız bu gece misafir size
    Yarınki gece eller evinde
    Ağlar anam ağlar
    Sorun niçen ağlan
    Yavrusundan ayrılıyor
    Onun için ağlar
    Ak evlerim kızsız kaldı
    Ak bakırlarım susuz kaldı
    Ağlar anam ağlar



    Düğün günü erkek tarafı düğün alayıyla kızı almaya gelir Evin önünde davullar çalarak gelen konuklar eğlenir .Süslenmiş olarak gelen gelin arabasından oğlanın annesi ile gelinin evinden “yenge “oturur. Gelin evden çıkarken kızın beline babası veya erkek kardeşi kırmızı bir kurdele takar. Gelin evinden çıkarken kızın arkadaşları veya akrabaları kapıları kapatır , aldıkları bahşiş karşılığında kapıyı açarlar. Başında bayrak bulunan gelin alayı oğlan evine varınca arabadan en son gelin iner eve girerken başına pirinç , şeker , para atarak yeni evine bolluk bereket ve şeker gibi tatlı bir yaşam geçirmeleri dilenir. Eve girmeden önce kayınpeder geline hediye olarak takı takar. Gelin eve girince konuklara kızın çeyizinden çorap , yazma v.b eşyalar hediye edilir .Damat evinde akşam yemeğinde geline tatlı yedirerek gelinin tatlı dilli olması dilenir. Kız tarafı erkek evinden”tavuk alma “ yapar. Tavuk alma içi gelinin arkadaşları ve akrabaları bir araya toplanarak türküler söyleyip oğlanın evine gelirler bu arada oğlan evinde tavuk pişirilerek bir tepsiye konur hazırlanır , yanına bir tepsi baklava konur .Dışarıdakilerden birisi oğlan evine girerek tavuğu ve baklavayı alır türkülerle oğlan evine teşekkür edilir kendi aralarında yaptıkları oyunlarla başka bir yere giden gençler tavuğu ve baklavayı yerler Gelinle damat yalnız kalmadan önce birlikte yemeleri için damat sofrası hazırlanır,içine çerez, baklava , bir bütün tavuk meyve v.b yiyecekler konarak gelinin odasına bırakılır. Gelin bu tavuğun bacağını ayırırsa evde kendi sözünün geçeceği mesajını vermiş olur. Damadı gelin odasına arkadaşları sırtını yumruklayarak sokarlar,Gelin odasında damat geline yüz görümlüğü takar , gelin duvağını açar.
    Düğünden bir gün sonra Paça günü yapılır Paça günün gelinin kızlıktan kadınlığa geçiş töreni de sayılabilir. Damatla gelin evin büyüklerinin elini öper hep birlikte kahvaltı edilir. Gelin tekrar süslerler kaynanasının aldığı kıyafetlerden giyer gelinin arkadaşları ile damadın arkadaşları birlikte eğlenirler


    [​IMG]
     



  6. Halk Müziği (Uzun Havalar,Ezgiler Ağıtlar v.b.)
    TÜRKÜLER
    Bursa da oyun ile söylenen köy güvendeleri dışında çeşitli olaylar karşısında yakılan ve kişilerin yaşadıkları ile ilgili türküler söylenmektedir.

    SARI MUSTAFA TÜRKÜSÜ
    Hikayesi :Sarı Mustafa Bursa’nın Kuzgunluk mahallesinde büyümüş yağız bir delikanlıdır.Ailesinin geçimini tütün kaçakçılığı yaparak sağlamaktadır.Bir gün kolcular Sarı Mustafa’nın kaçakçılık yaptığını öğrenir, evine baskın yaparlar.Teslim olmayan Sarı Mustafa öldürülür.Ölümü halk arasında büyük bir üzüntü yaratır ve üzerine türkü yakılır ;

    Fese bak fese ne kadar al
    ne güzel belindeki morlu şal
    Demedim mi ben sana burda kal
    Kalamaz ne çare eli şanlıdır.
    Burma bıyıklı delikanlıdır.
    Entarisi ala benziyor
    Şeftalisi bala benziyor
    Benim yarim sana benziyor
    Olmaz ne çare eli şanlıdır.
    Burma bıyıklı delikanlıdır.
    Sol böğründe kurşun yarası
    Annesi’nin de bir tanesi
    Kuzgunluk ‘un merdanesi
    Olmaz ne çare eli şanlıdır
    Burma bıyıklı delikanlıdır


    ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM
    Zeytinyağlı yiyemem aman
    Basmada fistan giyemem aman
    Senin gibi cahile
    Ben efendim diyemem aman
    Kaldım duman içi dağlarda
    Sevgili yarim nerelerde
    Kara üzüm asması
    Yeşil olur yazması
    Ben yarimden ayrılmam
    Kara yazı yazması


    MEŞELİ DAĞLAR MEŞELİ
    Meşeli dağlar meşeli
    İçinde halı döşeli
    Kül oldum aşka düşeli
    A benim esmer güzeli
    Yarimle kol kola gezeli
    Hamamın üçtür kurnası
    içinde üç kız yunası
    Üç kızın biri benim olası
    Asmadan üzüm aldım
    Sapını uzun aldım
    Verin benim yarimi
    Annemden izin aldım
    Nakarat
    Bursa’nın ufak tefek taşları
    Keman olmuş o yarimin kaşları
    Bir omuzdan bir omuza saçları
    Nakarat


    OTURMUŞLAR HEREKENİN AĞALARI

    Oturmuşlar Herekenin ağaları
    Fadimem geliyor da yasıl Gocagavacıh dağları
    Aman aman ayşam böyle böyle n’olacak
    İkimizin sevileri de mahşere mi kalacak
    Bir tepeden bir tepeye yol olsun
    Ben saramadıml da saran kollar yoh olsun
    Aman aman ayşam iniverelin de dereye
    Melhem sürelim dün akşam ki bereye
    Ekşi olur govacığın yoğurdu aman
    Ayşam seni nasıl analar da doğurdu
    Aman aman Ayşam nerden geliyon da kirazdan
    Ben seninle gonuşurum birazdan

    MENEKŞESİ TUTAM TUTAM
    Menekşesi tutam tutam
    Arasına güller katam
    Gel seninle sarılam yatam
    Sen gel menekşeli gelin

    Gelin gelir su dolduru pınardan
    Aylan geçti haber gelmedi yardan

    Menekşesi boyun eğmiş
    Dudakları suya değmiş
    Seni saran oğlan ölmüş
    Sen gel menekşeli gelin



    BURSANIN GÜZELLERİ

    Pınar gibi nakışlı
    Beli de ipek şallı
    Yavru ceylan bakışlı
    Bursa’nın güzelleri

    Sevilmenin de hakkı
    Huriden nedir farkı
    Gezerler Kültür Parkı
    Bursa’nın güzelleri

    HALK MÜZİĞİ SAZLARI
    Bursa da özellikle dağ yöresi köylerinde oynanan erkek ve kadın oyunlarında farklı çalgılar kullanılmaktadır.Bunlardan erkeklerin oyunları sırasında çalınan kaba çalgı, Kadınların oyunları sırasında kullanılan ince çalgı olarak sınıflandırılmaktadır.Kaba çalgı olarak adlandırılan Davul , Zurna , Dümbek (Kudüm yada çatal dömbek) İnce çalgı olarak da keman , cümbüş ve darbuka dır. Köylerde kemana kemane de denilmektedir.Yine dağ köylerinde kadınların oyunlarında kullandıkları ve bakır adını verdikleri tef şeklindeki bakır tepsiler ile tongurdaklı kaşık adı verilen kaşıklar ritim için kullanılmaktadır.Bu sazlar dışında türkü ve oyunlarda bağlama, özellikle Rumeli Oyunlarında veya Türkülerinde Klarnet, Akordiyon , kullanılmaktadır.

    *El Sanatları
    Bursa Osmanlı’nın ilk zamanlarında başkent olması ve ipek yolu üzerinde bulunması dolayısıyla Ekonomik ve Kültürel olarak tam anlamıyla bir merkez durumundadır.

    Bursa’nın bu konumu el sanatlarının da zenginleşmesini sağlamıştır. Geçmişte el tezgahlarında ipek kumaşlar, ipek halı , kilim , çuval ve heybe dokunmaktaydı. Günümüzde bu dokumalar fabrikalarda veya büyük atölyelerde yapılıyor.

    Bursa’da ipekböcekçiliğinin çok yaygın olması ipekçiliği de geliştirmiş, ipekli dokumaların merkezi olmuştur. Bursa’da dokumalardan başka urgancılık, saraçlık, bıçakcılık, demircilik,sedefçilik ,gümüş kakma sanatı, tenekecilik, köfüncülük, çarıkçılık,Dokumacılık, semercilik gibi el sanatları yapılmaktadır.
     



  7. Nasıl Gidilir?
    Bursa,kara ve deniz ulaşımından en geniş şekilde yararlanabilen,hava ulaşımında gelişme potansiyeli olan bir ildir. İlin coğrafi ve tarihsel konumu,ülkenin önemli ve gelişmiş merkezlerine yakınlığı,ulaşım alternatiflerinin gelişmesini sağlamıştır.

    Karayolu : İl gerek iç gerek şehirlerarası trafik yönünden yoğun bir karayolu trafiğine sahiptir.
    Bursa Terminali il merkezine yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunmaktadır. İlden diğer tüm illere seferler bulunmaktadır.

    Terminal : Yeni Yalova yolu 10. km
    Tel. : (+90-224)261 54 00

    Denizyolu : Deniz yolu ulaşımı Gemlik ve Mudanya iskeleleri vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Her iki liman da Bursa’ya yaklaşık 30 km. uzaklıktadır ve Bursa sanayisi için önemli dışalım ve dışsatım iskeleleridir.

    Gemlik limanından sadece yük taşımacılığı yapılmaktadır. Mudanya’dan Denizyolları İşletmesi’nin İstanbul’a karşılıklı vapur seferleri vardır.

    İDO Mudanya Terminali : (+90-224)544 30 60
    İş günleri Mudanya’dan İstanbul’a her gün saat 7.30’da
    Cumartesi : 7.30 Pazar : 17.00

    Havayolu : Bursa’da il merkezine 8 km. uzaklıkta bir havaalanı bulunmaktadır.

    Bursa Hava Limanı : (+90-224)246 50 01
    Yenişehir Hava Limanı : (+90-224)773 00 64

    Ne Yenir?
    Bursa'ya gelindiği zaman mutlaka İskender Kebabı,İnegöl Köftesi ve Kemalpaşa Tatlısı yenmeli. Bunlar dışında Bursa'yla özdeşleşmiş olan Kestane Şekeri unutulmamalıdır.

    [​IMG]

    Ne Alınır?
    Tüm dünyaya ün salmış olan Bursa İpekli dokumalarından ve Bursa'nın meşhur havlusu alınmalıdır.

    Yapmadan Dönme
    Cumalıkızık'ı görmeden,

    Uludağ'da kayak yapmadan,

    Külliyeleri ziyaret etmeden,

    Kaplıcalara uğramadan,

    İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve kestane şekeri yemeden,

    Bursa ipeği satın almadan...

    Dönmeyin.

    [​IMG]

    İletişim Bilgileri
    İl Kültür Müdürlüğü
    Tel: (224) 220 99 26 - 220 70 19
    Faks: (224) 220 42 51

    İl Turizm Müdürlüğü
    Tel: (+90-224) 233 26 49 - 233 26 50

    Turizm Danışma Müdürlüğü
    Tel: (+90-224) 220 18 48

    Bursa Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü
    Adres: Darphane Mah. Osmangazi Cad. No:6 16050 Tophane/BURSA
    Tel: (0224) 224 86 80

    Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü
    Koro Tel: (224) 326 44 92- 93

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
    Adres: Heykel - BURSA
    Tel: (224) 221 95 49 - (224) 221 23 77 - (224) 223 26 59
    Faks: 221 23 77

    Önemli Telefonlar

    Valilik : (+90-224) 273 50 01
    Belediye: (+90-224) 225 18 09
    Hastane: (+90-224) 225 49 11 - 513 92 02
    Polis: (+90-224) 364 18 55
    Jandarma: (+90-224) 261 57 91 - 261 57 92

    [​IMG]
     



  8. Tek kelime ile harika detaylı tanıtım olmuş
    Emeğine sağlık Jenny
     



  9. [/B]il seçimin çok güzel birde şu şarkıyı eklesek bursalımısın kadifeli gelin/COLOR].......:f106: :f106: teşekkürlr
     





  10. Sen iste :)

    Bursalımısın kadifeli gelin çaydan mı geçtin
    Yanakların al al olmuş konyak mı içtin
    İçtiğimiz konyak mezemiz kaymak
    Sen kimin yarisin yavrum her yanın oynak

    Arabaya sen bin faytona ben
    Anasını sen al kızını da ben

    Bir su içtim testiden yavrum sensin beni mesteden
    Cennet makamı olsun yavrum seni bana dost eden

    Arabaya sen bin faytona ben
    Anasını sen al kızını da ben