Burdur'da Gezilecek Yerler

'Türkiye ile ilgili' forumunda SümbüL tarafından 9 Haziran 2010 tarihinde açılan konu


  1. Gezilecek Yerler
    Burdur'da Gezilecek Yerler
    Türkiye'de gezilecek yerler


    Salda Gölü

    [​IMG]

    Suyu şifalı
    Göl suyunun terkibinde magnezyum, soda ve kil bulunması bazı cilt hastalıklarının tedavisinde yararlı sonuçlara sebep oluyor. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre göl suyu sivilcelere iyi geliyor. Gölün arka kısmında kalan orman örtüsü keklik, tavşan, tilki, yaban domuzu, göl ise yaban ördeklerine ev sahipliği yapıyor.

    Yazın bile kar var
    Gölü tepeden seyretmek ve fotoğraflamak ise bambaşka bir duygu. Yeşilova'nın içinden geçip Eşeler Yaylası'na doğru çıkarken Radar Tepesi üzerinden bakınca altınızda uzanan yeşille mavinin beraberliğini seyretmek tüm yorgunluğunuzu alıyor. Yaz mevsiminde bile kar bulunan Tınaz Tepesi'ne çıkanlar kar görebiliyor. Bu karlar, görsel güzelliğin yanı sıra köylülerin gelir kaynağı da oluyor. Köy halkı karları pekmezle karıştırıp Perşembe günleri kurulan çok renkli pazarlarda satıyorlar. Yeşilova'ya bağlı 47 köyden gelen ürünler yayla suyu ile sulandığından hem ayrı bir lezzete sahip, hem de bölgenin ürün bolluğu nedeniyle Antalya piyasasına göre daha ekonomik fiyatlı alınabiliyor.

    Gölde Deve turu
    Türkiye'nin en derin gölü olan Salda kıyılarında süslenmiş develer gezi ve fotoğraf çektirmek isteyen turistlerce kiralanıyor. Deve turu düzenleyenler merdivenle develerin üstüne binenlere ağır adımlarla salına salına göl kenarında deve sırtında gezi zevki yaşatıyorlar. Gezi sırasındaki beyaz sodalı bölgeler dikkat çekiyor. Soda tepeleri oto ve moto-krosçular için tarifi imkansız müthiş duygular tattıran bir parkur niteliğinde. Bu tepeler arasında araç kullanmanın bambaşka bir zevk yaşatırken, kumsuz zemin hiç toz çıkarmıyor, patinaj yaptırmıyor.
    Yedi Beyaz Ada
    Salda Gölü'ne eğer yaz aylarında giderseniz ilginç yüzey şekilleri dikkatinizi çekecek. Göl içindeki suların çekilmesiyle görülmeye başlayan yedi beyaz ada, gölün güzelliğine bir başka güzellik katıyor. Kışın ise yükselen sular, adaları yutuyor.


    Türkiye nin en derin Dünyanın ikinci berrak gölü olan Salda, büyüleyici manzaraya sahip... Şifalı suları ve kızıl, karaçam ağaçlarıyla kaplı ormanı, buz mavisi renkli suyu ile zirvedeki yerini alıyor... Tınaz Tepesi'nde yaz mevsiminde bile bulabileceğiniz bembeyaz karlar, mavi ve yeşilin dostluğuna eşlik ederek doyumsuz güzelliğe renk katıyorlar...

    Çeltikçi

    [​IMG]

    Burdur çeltikçi ilçesi gezi,tarih
    Kuruluşunda bir kasaba ve 10 köye sahip olan ilçemiz çeşitli nedenlerden dolayı 6 köyün ayrılması sebebiyle bugün bir kasaba ve 5 köye sahip duruma gelmiş, ancak Bağsaray kasabasına bağlı Ovacık mezrası buradan ayrılarak ayrı bir köy olduğundan ilçemizin şu anki köy adedi 5.tir. ilçemizin ulaşım yönünden sıkıntısı yoktur.
    Çeltikçi / Burdur
    Çeltikçi coğrafi haritalarda göller bölgesinde yer alıyor gözükmekle birlikte, ilçe sınırları içerisinde sadece Çeltikçi beli mevkiinde Karaevli gölü bulunmaktadır. Ancak son yılların kurak geçmesi nedeniyle mevcut bu göl kurumuş olup bir bataklık görünümündedir.

    Kış aylarında yağış miktarına göre bazı derelerin sulandığı görülmektedir.

    Tarihçe
    Yaşlı vatandaşların anlattığına göre önceden Bağsaray’da “ Tekke gözü” denilen yerden çıkan ve uzunluğu 20 km. bulan Arvallı çayı ile Çeltikçi çayı adı verilen ve Karaevli gölünden suyunu alan bir çay varmış fakat bu çayların son yıllarda kuruduğu bazı mevkilerde ise çok az miktarda aktığı ve yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Kestel dağları ilçemiz ve Bağsaray kasabasına paralel olarak uzanmaktadır. İlçemizde yer alan mevcut tepeler ise ağaçsız dar ve cılız bitki örtüsüyle kaplıdır.

    Çeltikçi ilçesinin kimler tarafından hangi tarihte kurulduğu hakkında kesin ve açık bir kayıt bulunmamasına rağmen 1725 yıllarında “KOKLAN” Beyleri sülalesinden olduğu söylenen bir kişinin pınarlı boğaz adı verilen derenin ağzına gelerek yerleşmesiyle bugünkü konak mahallesinin oluştuğu rivayet edilmektedir.

    Bu günkü adıyla Cami Mahallesi, Arvallı (Bağsaray) yakınlarında ikamet eden ailelerin su kaynaklarının ve arazinin kıt oluşu nedeniyle göçerek bu bölgeye yerleşmesiyle oluşmuştur. Daha sonraki yıllarda Burdur tarafından ilçeye girişinin sağ ve sol yakalarında pirinç ekilmesiyle ilçeye “ÇELTİKÇİ” ismi verilmiştir. Halkın rivayetine göre Çeltikçi Ovası Sultan Hamit’ in çiftliği olup 1914 yılında 1. Dünya savaşı ilanında Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmezden evvel Harbiye Nazırı Enver Paşa Antalya’ya yaptığı bir gezide Çeltikçi’de durarak halkla konuşup anlaşarak bedeli 12 yılda ödenmek üzere araziyi halka vermiştir. Arazinin halk tarafından alınmasından sonra bu günkü iki mahalle oluşturulmuş, daha sonra bu mahallelerin birleşmesiyle oluşan merkez şehirleşmiştir.

    Bir Efsane Bir portre
    “1900’lü yıllarda Çavdır’da bulunan Sarı Ahmet lakaplı birine ait hanlar mevcut idi.O dönemde efeler olarak bilinen bazı kişiler çevre halkından zorla topladıkları haraçlar ile bu hanlara gelerek hem konaklar hem de eğlenceler tertipler idi. Çavdır yöresi o zamanlarda Tefenni Jandarması mıntıkasına dahil idi. Jandarma Komutanı ise Feridun Bey isminde birisi idi. Feridun bey bu efeleri gizli olarak izlettirdiğinden, efelerin han’a gelip konakladıkları bir gün zaptiyeleri ile hanı kuşattı ve teslim olmaları için uyarılarda bulundu. Silahla karşılık verilince zaptiyelerine hanı yakmalarını emretti. Han ateşe verilince, han içerisinde bulunan efeler han’ın gizli bölmelerine saklandı iseler de kurtulamadılar. Bu suretle efelerden bir kısmı sağ, bir kısmı da ölü olarak ele geçirildi. Sağ olarak ele geçirilen efelerden olan Rıza efe o muhitte sevilen bir kişiydi ve Feridun bey ile daha öncelerden aralarında bir husumet var idi. Rıza efe Tefenni’ye doğru götürülürken Feridun Bey tarafından at arabasından indirildi ve kendisine serbest bırakıldığı söylenerek kaçmasına izin verildi.Bu sırada kaçmaya başlayan Rıza Efe Feridun Beyin silahını ateşlemesiyle vurularak öldürüldü. Bu olaydan sonra halk tarafından sevildiği için Şu Çavdır’ın Hanları isminde bir türkü yakıldı.


    Çavdır

    [​IMG]

    Çavdır burdur ilçesi turizm ,gezi,tarih
    Çavdır’ın tarihi Selçuklular dönemine kadar uzanmaktadır.
    Çavdır / Burdur
    Oğuz Türklerinin üç ok kolundan olan ÇAVULDUR (Çavuldurluların) bir kısmı Anadolu’nun fethi sırasında Selçuklu fetihlerine katıldılar. Aral Gölünün güney kıyısında bilahare Kazak baskısı ile Anadoluya geçtiler ve bunlaın bir kısmı önce bu günkü DENGERE (Bölmepınar) Köyüne gelerek yerleştiler. Belli bir süreden sonra, Çavdır-Kozağaç, Bayındır-Karapınar ve Acıpayam Ovasına doğru yayıldılar. Çavdır’a gelenlerin büyük bir kısmı Aşağı Çavuldur (Çavdır) denen Haravza-Urgancı civarına yerleşti. Bir kısmı da çiftlik mevkiine ve köy yıkığına yerleştiler. Bugünkü Pazar Dağı olarak bilinen Pazar Dağının eteğine Pazar kurdular ve ürettikleri hayvansal-tarımsal ürünlerini burada pazarladılar. Osmanlıların son dönemlerinden itibaren ilçenin bulunduğu yere toplanmaya başladılar. 1925-1926 yıllarında Pazar, ilçe merkezinin bulunduğu yere taşındı.

    Dengere Camii (Bölmepınar Köyü)
    Çavdır İlçesine 12 Km. uzaklıkta bulunan Bölmepınar Köyünde bulunan camii, Selçuklular döneminden kalma taş-ahşap yapımı olduğu ya da Beylikler döneminde yapılmış olabileceği söylenmektedir. Camii; 1 şerefeli minaresinin Osmanlılar döneminde ilave edildiği hatta camiinin aynı dönemde aslına uygun olarak restore edildiği söylenmektedir. Camii, 4 içeride 5 dışarıda olmak üzere tabanı oyma işleme mermer üstü ahşap 9 direk üzerine inşa edilmiştir. Ahşaplar oyma ve nebati boya ile boyanmış, kitabesinin sökülerek Isparta-Eğirdir Dündar Bey Camisine monte edildiği, bu nedenle, Dengere camisiyle ilgili bilgilerin belirtilen camiden bulunan kütüphaneden temin edilebileceği belirtilmektedir.



    Rahat Dağı (Gencer Yaylası)
    Çavdır ilçesinin Güneydoğusunda 2300 m. zirvesinde bulunmaktadır. Bir yönü Korkuteli ilçesine bakmaktadır. Doruklarında binlerce hayvanı barındırabilecek düzlüklere sahiptir. Ayrıca onlarca soğuk su çeşmeleri bulunmaktadır.

    Sini Çamı (Kozağaç Kasabası)
    Sini çamı olarak bilinen Kara Çam ağacı, Çavdır İlçesine 6 km. mesafede bulunan Kozağaç Kasabası yayla yolunda bulunmaktadır. Çam Ağacının kaç asırlık olduğu bilinmemektedir. Yayla yoluyla ayrıca Çavdır Barajına’da ulaşılabilmektedir.Çavdır Barajı’nda ise balık avlanabilmektedir.

    ANIT ARDIÇ AĞACI (Kozağaç Kasabası) ÇAVDIR/BURDUR
    Çavdır İlçesi Kozağaç Kasabasında bulunan ve beldeye 7 km. mesafede bulunan Ardıç ağacı, Kozağaç Kasabası Kırkpınar yaylasında bulunmaktadır. Ağaca yakın bir yerde de Şaban Dede olarak bilinen bir türbe mevcuttur.

    İklimi
    Akdeniz-Ege geçiş iklimi karakterinde olup yazları sıcak ve kurak, kışları kısmen soğuk ve az yağışlı geçmektedir.Yağışlı mevsimler genelde Kasım, Aralık, Nisan ve Mayıs aylarıdır.


    Yeşilova

    [​IMG]

    Yeşilova burdur ilçesi gezi,turizm,müze,tarih
    Burdur’un eski yerleşim yerlerinden biridir.
    Yeşilova / Burdur
    İlçe sınırları içindeki Dereköy ve Gençali’de yapılan yüzey araştırmalarında Kalkolitik Dönemin (İ.Ö.5000) çanak-çömlekleri elde edilmiştir. 15. yüzyılda Osmanlı egemenliğine katılan Yeşilova, o dönemde Eski Erle adıyla bucak merkezi durumundadır.

    Tarihçe
    Yeşilova İlçesi ve etrafındaki bölge Malazgirt savaşından sonra 1093 tarihinde Türklerin eline geçmiştir.O tarihlerde Bizanslılar ile bu bölgede yaşayan Türkmenler arasında bazı çatışmalar oldu ise de, 1190 tarihinde Alman İmparatoru Frederik Barbaros haçlı ordusunun başında buraya kadar gelmiştir. Frederik Barbaros’un gelişinden istifade eden ve kendisine Bizans veliahdı süsü veren Aleksi topladığı askerlerle Türk hududuna tecavüz etmiş, bir taraftan Dinar’a diğer taraftan Gölhisar’a cepheden de bugünkü Harmanlı (Navlu) boğazına kadar sokulmuştur.

    Konya Sultanı tarafından gönderilen Osman Bey ve Hüsamettin Bey adlarındaki iki serdar Aleksi’yi her iki yönden sıkıştırmışlardır. Osman Bey, Harmanlı (Navlu) boğazında düşman askerlerini sıkıştırmış, Gençali, Karaatlı, Gökçe ismindeki Çeribaşları şiddetli hücumlarla düşmana bu bölgede kuvvetli bir satır atmışlardır. Muharebenin en çetin geçtiği yer Köpekbeli civarı olmuştur. Köpekbeli savaşında ağır yaralanan Osman Bey’in manevi evladı Abdi Bey Salda gölünün Eşeler dağının kuzeydoğu sırtlarında bugünkü Sultan Pınarı namı ile anılan yerde devirde tedaviye alınmıştır.

    Bu sırada Abdi Bey’in büyük cesaretini taltif etmek üzere kendileri ile esasen sıhri karabeti bulunan bu genç kumandana Sultanlık payesi gelmiştir. Bu yöreye Sultan payesinin verildiği yer olarak Sultan Pınarı ismi ve bu civarda kurulan köylerede Gençali, Karaatlı ve Gökçe isimleri verilmiştir. Düşmana büyük ölçüde satır atıldığı için bu bölgeye Satırlar denmiştir. Bu tarihten itibaren yani 1207 tarihinden sonra zamanımıza kadar bölgede kayda değer tarihi olaylar vuku bulmamıştır.


    Salda Gölü
    Yeşilova'nın en büyük gölüdür. İlçe merkezine uzaklığı 4 Km. olup yüzölçümü 44 Km.2’dir. Denizden yüksekliği 1193 metre olan ve binlerce yıl önce jeolojik bir çökme ile meydana gelenbir göldür. Oldukça yuvarlak bir görünüme sahip olan Salda gölünün suyu tatlıdır. İçinde büyük sazan balıkları yaşamaktadır, ancak avlamak mümkün olmamaktadır. 185 metre derinliği ile Türkiye’nin en derin gölleri arasında bulunması nedeniyle ayrı bir özellik taşımaktadır. Tertemiz suyu ve masmavi görünümü ile yamaçlardan akan suları ve göl çevresindeki kumsalları ile güzel bir görünüm arz etmektedir. İçinde ve çevresinde Manyezit madeni bulunmaktadır.Salda Gölünün tabiat güzelliği nedeniyle çevresinde faaliyet gösteren gazino-kamping yerlerinin yanı sıra çok yakın gelecekte süratle yapılaşmaya gidilerek tatil sitelerinin yapılması halinde göl hızlı bir şekilde kirleneceğinden dolayı şu anki peyzajının ve ekolojik yapısının korunması ve yapılaşmanın dondurulması için Kültür Bakanlığı, İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 14.06.1989 gün ve 786 sayılı kararı ile doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir.

    Salda Gölünün çevresinde Sultanpınarı Dinlenme Tesisleri, Otel Şahman, Sahil Mola, Akçeşme Dinlenme Tesisleri, Külcüoğlu, Mutlu Restaurant, Gürel Tur Dinlenme Tesisleri, Yeşilova Belediyesi Halk Plajı ve Orman Plajı tesisleri faaliyet göstermektedir.

    Yarışlı Gölü
    Yeşilova sınırları içerisinde olup 2000 Dekarlık bir sahayı işgal etmektedir. Suyundan hiç bir şekilde yararlanılmamaktadır. Son yıllarda yağışların az olması nedeniyle 1993 yılından bu yana yaz aylarında tamamen kurumaktadır.

    Gençali Gölü
    Bu göl DSİ tarafından kurutularak tarım alanı haline getirilmiştir.

    Bayındır Gölü
    Bu göl yaz aylarında kurumakta olup kar ve yağmur suları ile beslenmektedir. Kış aylarında doğal kuş barınağı halinde iken 1987 yılında tamamen kurumuştur.

    İklim
    Yeşilova Akdeniz bölgesinde bulunmakla beraber Akdeniz iklimi tesirinden uzak kalmaktadır. Kışları soğuk ve uzun, yazları sıcak ve kısa geçmektedir. Yağışlar genellikle kış aylarında olur. En yüksek sıcaklık 35-39, en düşük sıcaklık -11 ve -13 dereceler arasındadır.
     



  2. Cevap: Burdur'da Gezilecek Yerler

    Tefenni

    [​IMG]

    Burdur tefenni ilçesi gezi,turizm,müze
    Tefenni Akdeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasında bir geçit olduğundan her iki bölgenin iklimi etkisindedir.

    Tefenni / Burdur
    Bu nedenle, yazları sıcak ve kurak, kış ayları ise soğuk ve yağışlı geçer. Sıcaklık kararlı olmamakla birlikte genel olarak -21 ile + 36 derece arasında değişir.

    Tarihçe
    Tefenni, Burdur ilinin en eski İlçesidir. M.Ö. 800 - 500 yılları arasında Bizans çağının İSTEFANİ isimli bir köyü olarak kurulmuş, 13.yy.’a kadar Bizans yönetiminde kalmıştır.

    Klasik çağdaki adının TEMİZONİUM yada TEMENNOS olduğu da sanılmaktadır.Tefenni Miladi 1868 Rumi 1282 yılında kaza merkezi olmuş ve Burdur Sancağına bağlanmıştır. Tefenni Ali Cevad’ın “Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı “ isimli eserinde ; Tefenni Konya Vilayetinin Burdur Sancağına bağlı bir kaza, olarak ifade edilmektedir.


    Kemer

    [​IMG]

    Burdur kemer ilçesi gezi,tarih,müze
    İlçe merkezi Yakalar, Belenli Köylerinin Güneyini kaplayan ve Antalya İli Korkuteli İlçesi ile tabii hudut teşkil eden Rahat Dağları eteğinde kurulmuştur.

    Kemer / Burdur

    Boz dağ bu serinin en yüksek noktasıdır. İlçe Merkezi Burdur İline 57 Km. uzaklıktadır. İlçe de araziler Ormanlık ve Dağlık olup büyük kısmı da Ovada yer almaktadır.

    Tarihçe

    Kemer İlçesinin tarihi hakkında yapılan araştırmalarda tarih öncesi çağlara ait kesin bir bilgi elde edilememiştir. M.Ö.1900 yıllarında Bölgeye hakim olan Psidialılar yerleşimin başlangıcı kabul edilmektedir. İlçe Merkez ve Köylerindeki değişik yerlerde bulunan tarihi

    belgeler Lidyalılar, Ferigyalılar ve Romalılar dönemlerinde bu bölgede yerleşimin bulunduğunu göstermektedir. Türklere Anadolu' nun kapısını açan 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 1075 yıllarında bölgenin Türkmen kavimlerin hakimiyeti altına girmesi ile birlikte Kemer'e Türkler yerleşmişlerdir.


    Ağlasun

    [​IMG]

    Burdur ağlasun gezi,tarih,yayla,cami,örenyeri
    Ağlasun'un kuzeyinde Akdağ, güneyinde alçak ve yeni ağaçlandırılmış tepeler ve Peçenek Geçiti, doğusunda Dere boğazı, batısında ise Yaylacık Dağı ve Çatak Beli bulunmaktadır.
    Ağlasun / Burdur
    Ağlasun'un ortasından Tuzlu çay isimli bir dere akmakta,bu çay boyunca bitek topraklara sahip “U”şeklinde bir ovası bulunmaktadır.Tuzluçay İlçemizin çeşitli yerlerinden çıkan Gürleyik, Bey Pınarı, Gök Pınar, Susaklı ve Kirazlı Çayı gibi su kaynakları ile birleşerek kışın Isparta İlinden gelen Doğan dere Çayı ile birleşerek Aksu Nehrine karışır.

    İlçenin adının nereden geldiğine dair iki rivayet vardır. Birinci rivayete göre,Sagalassos Şehri yıkıldıktan sonra bu bölgeye güneyden gelen Yörük aşiretleri kasabanın bulunduğu yere aralıklı olarak oba oba yerleşmişler aradan yıllar geçtikçe,insanlar çoğaldıkça yeni evler kurarak geniş bir sahayı kaplayarak bir yerleşim birimi oluşturmuşlar ve adını Sagalassos’dan esinlenerek Ağlasus-Ala su ve sonunda da Ağlasun denmiştir.
    İkinci rivayete göre ise; Büyük İskender Sagalassos Şehrini almak için şehre üç,dört kez saldırmış fakat kenti bir türlü hakimiyeti altına alamamıştır. Fakat son saldırısını bugün yıkıntıları bulunan Hamamın yan tarafında bulunan(alttaki resim) tepeden yaparak kanlı çatışmalar sonucunda şehri ele geçirmiştir.

    Bu tepenin adı daha sonra İskender Tepesi olarak kalmıştır. Büyük İskender’in bu seferini Annesi sürekli olarak izlemekte ve bilgi almaktadır. Büyük İskender’in Annesi bu bölgeden gelen habercilere”İskender Sagalassos’u aldı mı?”diye sorar. Onlarda “Büyük Komutanımız İskender Sagalassos’u aldı. Fakat savaş sırasında en sevdiği cesur komutanlarını kaybettiğinden ağlamaktadır”derler. Bunun üzerine annesi “Oğlum Sagalassos’u aldıysa bırakın ağlarsa ağlasın “der. Bunun üzerine İlçenin ismi Ağlarsın-Ağlasın-Ağlasun şeklinde kaldığı söylenir.

    Ağlasun'un tabiat ve tarihi güzellikler bakımından Burdur İlinin en güzel İlçelerinden birisi durumundadır. Sık ve bol ağaçlı yeşillikler içerisinde,temiz ve bol oksijenli havası,temiz ve soğuk suları ile özellikle yaz turizmi için biçilmiş bir kaftan durumunda olup,yazın Antalya İlinden gelen yerli turistlerin akınına uğramaktadır.

    Ressamların Ağlasun'un geçerken yeşilin bin bir tonunu gördüğü, yüzyıllarca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Dünyanın peşinde koştuğu temiz hava ve bol berrak suyun kaynağı, tabiat güzelliklerinin her türünü gördüğümüz açık sağlık merkezi.

    Ağlasun'un tabiat ve tarihi güzellikleri bakımından takdire şayan bir durumda olup, özellikle yaz turizmi canlanmaya başlamıştır.

    Tarihi Ulu Çınar
    İlçemiz Cumhuriyet Meydanında sanki Ağlasun’un tarihi benim ve benden sorulur dericesine heybetli bir şekilde duran Tarihi Ulu Çınar,Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığınca gönderilen İnceleme Heyeti gerekli inceleme ve araştırmaları yaparak ağaç ile ilgili aşağıdaki raporu hazırlamışlardır.”Burdur İli Ağlasun İlçesi Cumhuriyet Meydanında bulunan Çınar Ağacı takriben 1000 yaşında ve 3.30 metre çaplı olduğu “ belirlenmiştir.

    Özellikle yazın ilçeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler büyük ilgi gösterdiği,yanında mutlaka bir hatıra fotoğrafı çektirdiği veya kameraya aldırdığı tarihi ulu çınar Ağlasun halkının da göz bebeği durumunda olup bütün heybeti ile yıllara meydan okuyup,”Ağlasun’un geçmişini öğrenmek isterseniz benim dallarımın altına oturun ve çıkardığım fısıltıları dinleyin ve benimle sohbet edin”demektedir.

    1996 yılında Çınarın etrafı Ağlasun Belediyesince etrafı çimlendirilerek gövde kısmını demir parmaklıklarla çevirerek hem çınarın gövde ve köklerini koruma altına almış hem de gelen yerli ve yabancı turistlere Tarihi Ulu Çınar’ın altında oturmalarını sağlamıştır

    El Sanatları
    İlçemizde El sanatları olarak Toprak İşlemeciliği ve halı dokumacılığı yapılmaktadır. Kökü Sagalassos’a dayanan toprak işlemeciliği İlçemiz Çanaklı Köyünde yapılmaktadır. Sagalassos Antik Kentinde yapılan kazılarda bulunan toprak eşyaların ham maddesini Çanaklı Ovasından getirtilen toprak olduğu gözlenmiştir. Köyümüzde topraktan yapılan çanak,çömlek,çiçek saksıları ve su testileri civar İl ve İlçelerde satılmakta ve çok takdir toplamaktaydı. Fakat günümüzde Çanaklı Köyünde bu el sanatımızı yürüten bir usta ve bir ocak kalmıştır. İlçemiz Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bu el sanatımızı geliştirmek için 1998-1999 Eğitim ve öğretim yılında kurs açmayı planlamakta ve bu el sanatımızın bu köyümüzde devam etmesini sağlamak için uğraş vermektedir.

    Halı dokumacılığı ise evlerde ve Mahalle ve Köy Atölyelerinde yapılmaktadır. Halkımız halıyı ya kendine dokuyup,Isparta İlimizde satmakta ya da Atölyelerde atölye sahibini düğüm hesabı ile işlemektedir. İlçemizde dokunan halı çeşitlerine gelince;Isparta halısı,Milas,Hereke ve döşeme altı tipi halılar dokunmaktadır. Atölyelerde dokunan halılar turistik yerlere ve yurt dışına satılmaktadır.

    Alabalıkçılık
    İçerisinde ki mineral ve besin yönü ile alabalık üretimi için bulunmaz fırsat olan İlçemiz tabii su kaynaklarını değerlendiren girişimciler İlçemiz Ağlasun ve Yeşilbaşköy kasabamızda 8 adet balık üretim çiftliği açarak alabalık üretimine geçmişlerdir. Burada üretilen alabalıklar suyun özelliğinden dolayı diğer İl ve İlçelerde üretilen balıklardan lezzetlidir. Tesislerde üretilen alabalıklar canlı olarak Antalya ve diğer İllerde satılmakta,ayrıca tesislerin lokanta kısımları yapılarak buraya gelen kişilere hem Ağlasun’umuzun temiz havasını,Soğuk berrak suyunu ve leziz alabalıklarını sunmaktadırlar.

    Ulaşım
    Ağlasun'a ulaşım sadece karayolu ile sağlanmaktadır. Daha önceleri Isparta Antalya transit yolu ilçeden geçmekteydi. Fakat 1996 yılında Isparta-Antalya karayolu dere boğazı mevkiinde yeni yol tamamlanarak transit yol oraya kaydırılmıştır. Eski yol yinede (Ağlasundan geçen yol) eskisi kadar olmasa da araçlar tarafından yine de kullanılmaktadır. Bu yol yaz kış her zaman trafiğe açık bulundurulmaktadır



    Bucak

    [​IMG]

    Osmanlılar devrinde Konya Sancağına bağlı olan İlçe ,1820 yılında GİRMİYE adı altında Teke Sancağına , 1900 Yılında OĞUZHAN Nahiyesi olarak Antalya’ya ve 1926 yılında BUCAK Kazası olarak Burdur İl’ine bağlanmış ve aynı yılda Belediye olmuştur.

    Bucak İlçesi , Akdeniz Bölgesinde Burdur- Antalya Karayolunun 44.cü kilometresinde bulunmaktadır. Rakımı 850 m. Civarında olup,Yüzölçümü 1436 km2 dir.


    İlçe'de Karacaören I Baraj Gölünde(göl alanı 30.500 Dekar ) tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır. Balık çeşitlerini sazan ve levrek, oluşturmaktadır.

    Baraj gölündeKaracaören, Kızıllı ve Elsazı Köylerinin balıkçılarına ait kayıklar mevcut olup,bunlar motorlu olup baraj gölünde gezi için kiralanabilir ve gezilebilir.

    İklim
    Güneyden Akdeniz, Kuzeyden Kara İklimi etkisinde tipik bir geçiş iklimine sahiptir.


    Altınyayla

    [​IMG]

    Batı Toros dağı silsilesi içerisinde en yüksek dağ Koçaş Dağıdır. Koçaş dağından başlayan yükse dağlar; Yedi Kardeşler, Bozotlu, Söğütlü, Yüğlük, Doğankara, Çal, Ürmük,Sakarkaya, Önemli dağ gruplarıdır.

    Görülmeli-Gezilmeli
    Ayrıca Ballık Köyü sınırları içerisinde Karanlıkdere Kanyonu çok güzel sedir, karaçam, kızılçam ormanları ile kaplıdır. Ancak Kanyon' un Kuzey doğusu Fethiye sınırları içerisinde bulunmaktadır. Altınyayla'ya bu ismi verdiren yaylalar ilçenin kuzey bölgesinde yer almaktadır. Asarcık, Kurca Pınar, Teşnek, Fatma Pınarı, Çukuryurt (Dedetaş), Marmalı, Kırkpınar (Asarlık), Yediarlı, Esenli, Kozlupınar, Söğütlü,Avdan ve Akpınar ilçenin başlıca yaylalarıdır.

    İlçe kültürel bakımdan Teke yöresi kültürünün yaşandığı bir yerdir. İlçeye has çalınan ve üretilen çalgı olan sipsi Dirmili'in öz kültürel değeridir. İlçenin bir başka çalgısı'da cura'dır.

    Altınyayla İlçesi önemli turizm merkezlerinden olan Pamukkale-Fethiye arasında en kısa karayolu üzerinde bulunması ve ilçenin yeşillik, yayla ve ormanlarla kaplı olması nedeniyle seyahat acentalarınca bu yol tercih edilmektedir.

    Dirmil kebabı, sipsisi ve soğuk sularıyla meşhurdur.

    Ayrıca; Ballık köyü sınırları içerisinde bulunan Karanlık Dere Kanyonu, çok güzel sedir, kara ve kızıl çam ağaçları ile bir doğa harikasıdır. Turizm açısından bakir durumdadır.İlçenin sınırları içerisinde Fethiye yolu üzerindeki Asar mevkiinde bulunan Balboura harabeleri de tarihi ve turistik bir yer olup,arkeolojik sit alanıdır.

    Dirmil Yağlı Güreşleri
    İlçede Yağlı Pehlivan Güreşleri geleneksel hale dönüştürülmüş ve bir anlamda Edirne Kırkpınar' ın rövanşı durumuna gelmiştir. Edirne Kırkpınar' a iştirak eden bütün pehlivanlar bu güreşlere de katılmaktadır. Altınyayla Güreşlerine özellikle Antalya, Denizli ve Fethiye' li güreş severler katılmaktadır. Seyirciler güreşlerden bir gün önceden geldikleri için akşamları Altınyayla halkının evlerinde konuk olarak kalırlar. Güreşlerde bilet satışı ile koç ( Ağalık ) satımından büyük gelir elde edilir. Ayrıca güreş severler büyük miktarlarda para bağışında bulunurlar. Güreşlerin tertiplenmesinde güreş komitesi, tüm yetkililer Altınyayla halkı maddi ve manevi destek vermektedirler. Güreşlerde 3 yıl üst üste şampiyon olan pehlivana altın sipsi ödülü verilmektedir.

    Kızılkaya Köyü
    Köye ilk yerleşen kişi Kızıloğlan adında bir yörüktür. Çevreye yaylalamaya gelen yörükler zamanla buraya yerleşerek köyün nüfusu çoğalmış ve yerleşik bir düzen almıştır. Köy ilçeye 2 km uzaklıktadır. Ekim alanları ve arazi bakımından fakir olan köy yerleşim alanını dağa doğru yapmıştır. Araziler küçük parçalar halinde olup köyün geçimini sağlayacak kapasitede değildir. Köy halkı geçimini dışarıda amelelik yaparak sağlar. Köyde yöresel sanatçılar yetişmiş olup, bunlar şu anda faaliyetlerine mahalli olarak devam etmektedirler. Köyün bir özelliği de yapı ustalığı yaygın vaziyettedir. Bu ustalar çevre köy, ilçe ve illerde çalışarak geçimlerini temin etmektedirler.

    Asmabağ Köyü
    Köy her evin bahçesinde bulunan asmalardan ve üzüm bağlarından dolayı bu adı almıştır. Köy önceleri şimdiki konumunun kuzeyindeki "ova" denilen yerde kurulmuştur. Bu günkü yerine göçebe hayatı yaşayan iki ailenin yerleşmesi sonucu yerleşik düzene geçilerek aileler çoğalmıştır. Daha sonra ovadaki evlerde buraya taşınmıştır. Köy, ilçeye 5 km. uzaklıktadır. Boncuk dağlarının Çağlan Tepesinin eteğinde kurulmuştur. İlçeye kadar olan yol asfalttır
    Köy karasal iklimin etkisindedir. Kışları soğuk ve kar yağışıdır. Yazın sıcak ve serindir. Folklor yönünden Teke yöresi oyunları ağırlıklıdır. Sipsi, davul, zurna, saz ve bağlama eşliğinde kıvrak oyunlar oynanır. Köy örf ve adetlerine çok bağlıdır. Köyün kendi imkanlarıyla yaptığı modern bir sağlık evi vardır.
    Kuşdili Köyü
    Köyün kuruluş tarihi ile ilgili kesin bilgi edinilememiştir. Çevrede yapılan incelemelerden ve mezar sayısı ile taşlarından hayli eski bir yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Arazilerin Dirmil' de oturan ağalara ait olduğu, halkın ortaklık yapıp ağalara ait evlerde oturduğu söylenmektedir. 1930-1940 yılları arasında arazilerin ağalardan satın alındığı ve herkesin kendi arazisine yerleştiği öğrenilmiştir. Çevrede tarihi kalıntı yoktur. Ancak " Elmalı Dere " mevkisinde eski çağlardan kalma prizmatik ve silindirik sütun kalıntılarına rastlanmaktadır. Köy yerleşim alanı olarak dağın eteğinde kurulmuştur.

    Çatak Köyü
    Eskiden Dalaman Yörükleri tarafından yazlık yayla olarak kullanılan Çatak Köyü, daha sonraları yerleşik düzen köy haline gelmiştir. Kızılyaka Köyü' nün bir mahallesi olarak yerleşen köy, 1938 yılında ayrılarak. 1940 yılında müstakil köy haline gelmiştir. İlk akışta Çörten Köyü ile birleşik gibi görünür, ancak ayrı muhtarlık olarak idare edilmektedir. Köyde 1993 yılında tapulama çalışmaları yapılmıştır. Denizden yüksekliği 1250 metredir. Köyün güney cenahında Dirmil Ovası vardır. Bu ovayı dört köy kullanmaktadır. Yedi tarla, Avdan yaylaları köyün yaz mevsiminde göç ettikleri yaylalardır İklim olarak kışlar soğuk ve bol yağışlı, yazları ise sıcaktır. Çatak Köyü orman köyü olduğundan halkın çoğunluğu mevsimlik işçi olarak orman sahalarında çalışmakta, sonbahar mevsiminde ise pamuk toplama işçiliği için Ege ve Akdeniz bölgelerine giderek geçimlerini temin etmektedirler. Hayvancılık ise çok gelişmemiştir. Nakliyecilik ve arıcılık bir kısım köylünün geçim kaynağını oluşturmaktadır. Ayrıca orman köyü olması nedeniyle ağaç doğrama atölyeleri de mevcuttur.

    Ulaşım
    İlçemiz Burdur ve Denizli'ye 125 km. ,Antalya'ya 160 km. ve Fethiye'ye 90 km. mesafede bulunmaktadır. İlçemizden büyük yerleşim yerlerine ve bağlı köylere ulaşım bakımından herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır.