Burak gacemer ve larissa gacemer ne zaman evlendi nasıl tanıştı

'Magazin haberleri' forumunda anniccha tarafından 24 Kasım 2014 tarihinde açılan konu


  1. Burak gacemer ve larissa gacemer Nasıl tanıştı ne zaman evlendi


    7 yıl önceydi. 17 yaşımda düştüm yollara, defile defile geziyorum. Bir İstanbul defilesinde tanıştık. Yüzümü ve mimiklerimi iyi kullandığımdan, reklam filmlerine yöneldim. Rol yapmayı mankenlikten daha çok sevdim. Türkiye, Singapur ve Malezya’daki işleri bitirip eve döndüm ve tiyatro okudum. İstanbul’a gelmeden 6 ay önce okulu bitirdim. O sıra Burak’la çok iyi arkadaşız. Facebook’ta sabahlara kadar konuşur olduk. Olmadı kameraları açtık. Brezilya 6 saat geride, ben uyurken o uyanıyor, o uyurken ben... Annem delirdi. Bir ay ikimiz de uyumadık. “Ben gidiyorum anne” dedim. Önce inanamadı ama şimdi “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” diyor. Bu söz sizde de var, biliyorum.


    burak larissa.

    “Çıkarsız sevdik...”

    Ve hemen evlendiniz...

    Mayıs 2011’de evlendik. Sanırım “Wodoo” yaptı Burak bana, kendimi İstanbul’da buldum. Ailemi çok özlüyorum ama deliyimdir biraz. Dizi ara verdiğinde Burak’ı Brezilya’ya kaçıracağım. Bu zamanda bir kadın için en zor şey bir erkeğin onu gerçekten sevip sevmediğini anlamak. Gerçekten ben olduğum için mi, güzel olduğum için mi, param için mi seviyor bu adam? Birbirimizi sevdiğimizde hiçbir detay bilmiyorduk. Çıkarsızca sevdik. Burak’sızlığa dayanamadım. Onsuz duramadım oralarda. Kendimden emin geldim ve hâlâ öyleyim. Çok mutluyum.

    Nasıl evlendiniz?

    Düğün yapmadık, aile yemeğiyle evlendik. Yakında herkes bir araya gelince daha geniş bir şeyler yaparız.

    Evde iş bölümü nasıl?

    Kim daha az çalışıyorsa o daha fazla ev işi yapıyor.

    “Annem, orada herkes Müslüman dedi!”

    Siz Brezilyalılar hep mutlusunuz, sürekli gülüyorsunuz. Doğru mu anlamışım?

    Aynen öyle! Hükümetin yapmadığı kalmadı bize ama hâlâ sırıtarak karnaval yapabiliyoruz. Somurtunca bir şeyi düzeltemediğimize göre neden ağlayalım? İnsanlar eğitimsiz bizde ve en kolayı gülümsemek. Ama İstanbul’da en özlediğim şey bu. Her şeyiniz var, olanaklarınız kat kat fazla ama insanlar somurtuyor. İniyor adam arabadan, yolumu kestin, sağdan girdin... Gülüyorum otomobilin içinde. Otomobil derken, kullanamıyorum, ehliyetim yok, fırsatım olmadı.

    Röportaj: Nazenin Tokuşoğlu