Bulmaca sözlüğü

'Türkçe Sözlük' forumunda Ezlem tarafından 1 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. A dan Z ye Bulmaca sözlüğü , Bulmaca sözlüğü nedir

    A

    Aba terlik.ANTUFLA

    Abartı. : MÜBALAĞA

    ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE

    Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN

    Abla.:CİCE

    Acem hükümdarı. : EKASİRE

    Acemi zeybek.:KIZAN

    Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ

    Acemi. : TOR

    Acı biber.:KAYEN

    Acı çikolata : BİTTER

    Acı kavun. : EŞEK HIYARI

    Acı yitimi. : ANALJEZİ

    Acıbadem ağacı.: EREZ

    Acıklı olay,dram. :HAİLE

    Acıklılık. : FECAAT

    Aç gözlü.: TAMAHKAR

    Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. :ALİDAT

    Açık alan korkusu.:AGORAFOBİ

    Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE

    Açık eflatun renk.: KIZILŞAP

    Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.:BARBEKÜ

    Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE

    Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ

    Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR

    Açık toprak rengi. : BOZ

    Açık toprak rengi.:BOZ

    Açık ve yüksek sesle.:CEHREN

    Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM

    Açık,ortada. : AYAN

    Açıkgöz,kurnaz,hin.:EKE

    Açıkgöz.:CİNGÖZ

    Açıklık,bellilik.:BEDAHET

    Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA

    Açma,açılış. : KÜŞAT

    Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM

    Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA

    Ada çayı. : MERYEMİYE

    Adak. : NEZİR

    Adalet.: TÜRE

    Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA

    Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN

    Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT

    Adet görme. : MENSTRUASYON

    Adet yokluğu: AMENORE

    Adı kötüye çıkmış kimse.:BEDNAM

    Adım aralığı. : FULE

    Adını anma,sözünü etme.:ZİKİR

    Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO

    Adil hükümdar.AVER

    Afgan halklarından biri. : PEŞTUN

    Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA

    Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA

    Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA

    Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ

    Afrika kökenli bir dans.:BAMBULA

    Afrika misk kedisi. : KALEMİS

    Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.:GERBİL

    Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.:APATAM

    Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN

    Afrika’da ve Amerika’da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA

    Afrika’da bir ağaç. : AKO

    Afrika’da bir oyun türü. : AVELE

    Afrika’da bir ülke. : BENİN

    Afrika’da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL

    Afrika’da yaşayan bir antilop. : KOB

    Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU

    Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA

    Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU

    Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA

    Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA

    Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA

    Afrika’da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA

    Afrika’da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.KUME

    Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA

    Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anl***** gelen adı. : UHURU

    Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ

    Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL

    Afrika’ya özgü bir tür yaban kedisi.ERVAL

    Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK

    Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ

    Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN

    Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN

    Agaragar.:JELOZ

    Ağ : APIŞLIK

    Ağ yatak. : HAMAK

    Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.OTAŞE

    Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ

    Ağaç cilası.:LAK

    Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER

    Ağaç çivi. : KAVELE

    Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK

    Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ

    Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA

    Ağaç sansarı.:ZERDEVA

    Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA

    Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.YUM

    Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.TOR

    Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.:BODUÇ

    Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN

    Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN

    Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR

    Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS

    Ağaçlıklı yol.:ALE

    Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK

    Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK

    Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK

    Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE

    Ağı otu.: BALDIRAN

    Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM

    Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ

    Ağır akan su.:KARASU

    Ağır başlı,uslu. : DÖLEK

    Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA

    Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO

    Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK

    Ağır ritimli bir İspanyol dansı.:BOLERO

    Ağır tempolu bir İspanyol dansı.ARABANDA

    Ağır topuz.:GÜRZ

    Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT

    Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.ENLİ

    Ağırbaşlılık.:VAKAR

    Ağırlama. : İCLAL

    Ağız kısmı yayvan bakır kap.:ÜSKÜRE

    Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG

    Ağız yangısı. : STOMATİT

    Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA

    Ağızotu.:YEM

    Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ

    Ağrı dağının eski adı. : ARARAT

    Ağrı.: VECA

    Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.:ABDİKÖR

    Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL

    Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR

    Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ

    Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ

    Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA

    Ağzı sıkı.:KETUM

    Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT

    Ağzına kadar dolu.:LEBALEP

    Ahali,sakinler.EKENE

    Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET

    Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK

    Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED

    Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ

    Ahlaklı.: NEZİH

    Ahmaklık. : HAMAKAT

    Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL

    Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK

    Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES

    Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.EŞMELBA

    Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ

    Aids testi. : ELİZA

    Aids virüsü.:HİV

    Ailesine bakan./Yoksul: AİL

    Ajanda.:ANDAÇ

    Akaç. : DREN

    Akaju. : MAUN

    Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP

    Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG

    Akarsu krosu.: RAFTİNG

    Akarsu yatağı., mecra. : AKAK

    Akbaba.:KERKES

    Akciğer zarı iltihabı.NÖMONİ

    Akciğer. : RİE

    Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL

    Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI

    Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE

    Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA

    Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.:BEGONVİL

    Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN

    Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.ALAKOTU

    Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ

    Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.:AYIT

    Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK

    Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO

    Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA

    Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA

    Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA

    Akdeniz’de İtalya’ya ait bir ada. : ASİNARA

    Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ

    Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA

    Akdeniz’de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.İNARİT

    Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE

    Akıcı söz. : SELİS

    Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ

    Akıl. : US

    Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM

    Akıllı,zeki.:LEBİB

    Akıllıca. : ALEMİYANE

    Akılsız,budala. : EBLEH

    Akıntılı hastalık.:AKARCA

    Akıtaç. : PİPET

    Akıtma.:İSALE

    Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN

    Akkor. : NARIBEYZA

    Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM

    Aklı başında olmayan,baygın.:BİHUŞ

    Aklı yatmış. : KAİL

    Akran,eş.:BEKTAŞ

    Akran. : TAYDAŞ

    Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.:ALTAR

    Aksaray’da bir baraj. :APA

    Aksu,ak basma,perde.:KATARAKT

    Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA

    Aktinyum elementinin simgesi. : AC

    Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN

    Akyuvar. : LÖKOSİT

    Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ

    Alaca,iki renkli.: YANAL

    Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA

    Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT

    Alan korkusu.:AGORAFOBİ

    Alaşım. : HALİTA

    Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR

    Alavereci. : SPEKÜLATÖR

    Alay,eğlenme. : MEZEK

    Alaysı. : İRONİK

    Alçak kimse. : DENİ

    Alçalma. : ZÜL

    Alçı taşı.:JİPS

    Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ

    Aldatma,oyun,düzen.ESİSE

    Alev.Yalaz. : ALAZ

    Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE

    Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.:HAKKULLAH

    Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM

    Alışılagelen.:BERMUTAT

    Alışkanlık.:ÜNSİYET

    Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN

    Alışma,kaynaşma.:ÜLFET

    Alışveriş. :AKSATA

    Alışverişte çok kar amacını güden kimse.:BEZİRGAN

    Alkalik. : KALEVİ

    Alkil kökü. :AMİNO

    Alkolde eriyen hayvani reçine.:GOMALAK

    Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT

    Almak,alıp götürmek.:APARMAK

    Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL

    Almanca evet.:JA

    Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ

    Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER

    Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK

    Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL

    Alosa’da denilen balık.: TİRSİ

    Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN

    Alt,aşağı.:ZİR

    Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA

    Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK

    Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ

    Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ

    Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL

    Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ

    Altın alaşımı.: ORÜR

    Altın kökü. : İPEKA

    Altın renginde olan.:ALTUNİ

    Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE

    Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA

    Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN

    Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.:REVOLVER

    Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE

    Altmış yıl.: SİTTİNSENE

    Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.KA

    Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR

    Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK

    Alüminyumun simgesi: AL

    Alüvyon. : LIĞ

    Alyuvarlar. : ERİTROSİT

    Amaçlamak. : İSTİHDAF ETMEK

    Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK

    Amasya’da bir göl. : BORABAY

    Amasya’nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA

    Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO

    Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER

    Ameliyat ipliği. : KATKÜT

    Amerika ve Avustralya’da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.POSSUM

    Amerika’da yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. SELO

    Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.:LİONS

    Amerika’da Amazon,Afrika’da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA

    Amerika’da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG

    Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.:KAKAO

    Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.:İKAKO

    Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ

    Amerikan armudu : AVOKADO

    Amerikan devesi. : LAMA

    Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA

    Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA

    Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e hamile kaldığı gece.:REGAİP

    Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.:AMİTOZ

    Amirler. : ÜMERA

    Amonyak tuzu. : NIŞADIR

    Amyant. : AKASBEST

    Ana ırmağa karışan akarsu.:GELEĞEN

    Ana kent. : METROPOL

    Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. :CENİN

    Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP

    Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE

    Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,:MA

    Anadolu’da doğup Karadeniz’e dökülen akarsuların en doğuda olanı.:ÇORUH

    Anadolu’da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.ATARA

    Anadolu’da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.:KIZILAYAK

    Anadolu’da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA

    Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.:MÜCEDDERE

    Anadolu’nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER

    Anadolu’nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK

    Anadolu’nun en eski halkı.:LUVİLER

    Anadolu’nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA

    Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.:AVURTLAK

    Anadolu’nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA

    Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:TAMZARA

    Anahtar. : AÇAR

    Anakent,ana şehir.:METROPOL

    Anarşizmin rengi.:KARA

    Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO

    Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM

    Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA

    Angola’nın başkenti.:LUANDA

    Angola’nın para birimi.:ESKÜDO

    Anında çeviri.: SİMÜLTANE

    Anında,hemen.: ALAMİNÜT

    Anıtkabir’in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.:EMİN ONAT

    Anıtmezar. : MOZOLE

    Ankara keçisinin kılı. : MOHER

    Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.:FİDAYDA

    Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.:MİSKET

    Ankara’daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.:NUSRET SUMAN

    Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kaps***** alınan orman alanı.OĞUKSU

    Anket. : SORMACA

    Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.:BEYİT

    Anlambilim.: SEMANTİK

    Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK

    Anlaşma,uyuşma. : ANTANT

    Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT

    Anlayış. : İZAN: FERASET

    Anlayışlı.:FERASETLİ.:ZEYREK

    Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.:GABİ

    Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET

    Antakya’da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kaps***** alınan dağ.:HABİBNECCAR

    Antalya ilinde antik bir kent. : SİMENA

    Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA

    Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN

    Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.:TEKE

    Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.:LABA

    Antalya’da bir baraj.:ALAKIR

    Antalya’da bir mağara. : KARAİN

    Antalya’da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.:BEYMELEK

    Antalya’da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.YMAPINAR

    Antalya’da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ

    Antalya’nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kaps***** alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA

    Antalya’nın eski adı.:ADALYA


    Antalya’nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.:YAMANSAZ

    Antalya’ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ

    Antarktika’da etkin bir yanardağ.:EREBUS

    Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK

    Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.TEL

    Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA

    Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.:LİKYA

    Antik Yunan’da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.DEON

    Antiller’de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.:MARANTA

    Antimon’un simgesi. : SB

    Antlaşma:. MUAHEDE

    Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE

    Apandis iltihabı.:APANDİSİT

    Aptal. : ALIK: ŞAVALAK

    Ara,arasında.:BEYN

    Ara. : ANTRAKT

    Araba oku.:ARIŞ

    Araba okunun ekseni. : İK : İĞ

    Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. : GERİ

    Araba vapuru. : FERİBOT

    Arabacı.:KOÇAŞ

    Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN

    Arabistan plakası. : KSA

    Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN

    Arabistan’da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK

    Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA

    Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ

    Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK

    Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET

    Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA

    Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.:FANTAZYA

    Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST

    Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL

    Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.:RIKA

    Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.:HAREKE

    Arap reisinin evi. : ZAMALA

    Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.:KUFİ

    Arapça çok karanlık gece.:LEYLA

    Arapça da ben. : ENE

    Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE

    Arapça el yazısı biçimi. : RIKA

    Arapça kuş.:TAYR

    Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.:KE

    Arapça’da domuz. : HINZIR

    Arapça’da inandık anlamında bir söz.:AMENNA

    Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE

    Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE

    Araz. : İLİNEK

    Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. :MİRA

    Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA

    Ardıç kozalağı. : EFİN

    Argo da adam,herif anlamında söz. : *****

    Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO

    Argo da esrar. : OT

    Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP

    Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA

    Argo’da aptal,sersem.:GEBEŞ

    Argo’da çirkin kimseye verilen ad.:KOKOROZ

    Argo’da dikizleme.:RONT

    Argo’da dolap.:KETENPERE

    Argo’da dost,metres anlamında sözcük.:GACO.:ZAMKİNOS

    Argo’da fahişe.:KEVAŞE

    Argo’da gizli dost.:AŞNAFİŞNE

    Argo’da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.:ZONTA

    Argo’da hamama verilen ad.:TATO

    Argo’da hile,düzen,tuzak.: TONGA

    Argo’da kağıt para.APEL

    Argo’da lira anlamında kullanılan sözcük.SKİ

    Argo’da metres.:MANTİNOTA

    Argo’da rakı.:ANZAROT

    Argo’da sersem,budala,ahmak.: HIRT

    Argo’da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA

    Argo’da sövme,sövgü.:KALAY

    Argo’da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.:MANİTA

    Argo’da tavla oyununda kullanılan zar.:KEMİK

    Argo’da vurgun anlamında sözcük.: TUFA

    Argo’da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.:KAPAROZ

    Argo’da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.:KİTAKSİ

    Argoda alay. : SARAKA

    Argoda altın lira. : OSKİ

    Argoda bit. : MACAR

    Argoda cebi delik. : KOKOROZ

    Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO

    Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS

    Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ

    Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO

    Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ
     



  2. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    Argoda giysi. : FAÇA

    Argoda gizli yer. : SOTA

    Argoda gösteriş,çalım. : AFİ

    Argoda gözetleme. : ERKETE

    Argoda güzel giyimli,çok şık. :APİKO

    Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ

    Argoda oynaş. : AFTOS

    Argoda uydurma söz,yalan.:KITIR

    Arı beyi.:ANAARI

    Arı kil. : KAOLİN

    Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR

    Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.:KİREBOLU

    Aristokrasi.:ZADEGAN

    Aristoteles’in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS

    Arjantin’in plaka işareti.: RA

    Ark.Kıvılcım. : ŞERARE

    Arka. : PEŞ : AKAB

    Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.EMİR

    Arkadaş. : ENİSE

    Arkadaş.:YAREN : REFİK

    Arkalıksız iskemle. : SEKMEN

    Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK

    Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF

    Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER

    Arkası yırtmaçlı resmi ceket. :CEKETATAY

    Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.:REDİNGOT

    Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL

    Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON

    Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ

    Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA

    Arnavutluk para birimi. : LEK

    Arnavutluk’un plakası:AL

    Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü. : ELENTİ

    Arsenik. : ZIRNIK

    Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL

    Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi. : URUP

    Arşiv.:BELGELİK

    Arta kalan. : BAKİ

    Artırma yoluyla yapılan satış.:MEZAT

    Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kaps***** alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL

    Artvin ilinde,ulusal park kaps***** alınan ünlü yayla.AHARA

    Artvin’in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.:BİLBİLAN

    Artvin’in eski adı. : LİVANE

    Aruz ölçülerinden biri. : REMEL

    Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE

    As.: KAKIM : ERMİN

    Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ

    Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ

    Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.:ETERNİT

    Asgari,minimum.: MİNİMAL

    Asık suratlı,somurtkan. : ABUS

    Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.:NÖRON

    Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM

    Asilzade,derebeyi.:ALPAGUT

    Asit. : HAMIZ

    Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART

    Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.EVŞİRME

    Asker,ordu. : LEŞKER

    Asker,ordu.:CEYŞ

    Asker. : SÜ

    Asker.Ü

    Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER

    Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA

    Askeri mahkeme.İVANIHARP

    Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.:BAŞIBOZUK

    Askerlik çağı.:ESNAN

    Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO

    Asma biti. : FİLOKSİRA

    Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.:FİLİZİ

    Asma kütüğü.: REZ

    Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK

    Asma,yukarı kaldırma. : TALİK

    Asmalık.:BAĞ

    Aspiratör.:EMMEÇ

    Ast. : MADUN

    Astarlık bir kumaş türü.: SOF

    Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ

    Astronomi. : FELEKİYE

    Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.:KARUM

    Asya ve Afrika’da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.:BENGALİ

    Asya’da bir göl.:URMİYE

    Asya’da bir ırmak. : OBİ : OKA

    Asya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.:KORİFA

    Aşağı derece.EREKE

    Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ

    Aşı boyası. : OKR

    Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT

    Aşık kemiği. : KAP :TALUS

    Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ

    Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE

    Aşırı iştahlı.:EKİL

    Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ

    Aşırı kitap okuma tutkusu.:BİBLİYOMANİ

    Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).EKADAN

    Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE

    Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM

    Aşiret. : OYMAK

    Aşk ateşi. : OD

    Aşk. : SEVİ

    Aşkla ilgili,kösnül.:EROTİK

    Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe. : MABLAK

    At ahırı. : TAVLA

    At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA

    At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ

    At eğitimi yapılan alan.: MANEJ

    At gezdirmeliği. : PADOK

    At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT

    At tüyünün rengi. : DON

    At üretilen çiftlik. :HARA

    At ve eşek yavrusu.:KULUN

    At ve kısrak sürüsüne verilen ad. : ÜREK

    At veya araba uşağı. : İSPİR

    At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER

    At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK

    At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ

    Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.EYİS

    Atardamar bozukluğu. :ARTERİT

    Atardamar. : ARTER

    Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.:AMBOLİ

    Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ

    Ateş anl***** gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ

    Ateş böceği. : ARUSEK

    Ateş. : KOR : NAR

    Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN

    Ateşli silah çapı. : KALİBRE

    Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.:CEPHANE

    Ateşperest. : MECUSİ

    Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME

    Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.:UÇKUN

    Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı. : TARPAN

    Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM

    Atıcılık sporunda bir dal.KEET.:TRAP.:BALTRAP

    Atıcılık. : RİMAYET

    Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk . : TULUP

    Atın ağzına takılan demir araç. : GEM

    Atın başındaki süsler. : OYAN

    Atın bir koşma biçimi.:RAHVAN

    Atın bir tür hızlı yürüyüşü. : EŞKİN

    Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK : ADETA

    Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.:TIRIS

    Atın kişnemesi. : OKRAMA

    Atıştırmalık. : SNACK BAR

    Atik,çevik.:ÇALAK

    Atilla İlhan’ın lakabı : KAPTAN

    Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.OLO

    Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM

    Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.:KİLİT

    Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. :ARPALAMA

    Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.:MONCUK

    Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN

    Atlas çiçeği.: KAKTÜS

    Atlas. : SATEN

    Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM

    Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.EKATLON

    Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE

    Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL

    Atmaca,doğan.:LAÇIN

    Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR

    Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER

    Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.:İYONOSFER

    Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.ROTON

    Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON

    Atom parçacığı. : PARTİKÜL

    Atölye. : İŞLİK

    Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA

    Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA

    Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE

    Av. : ŞİKAR

    Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ

    Avcı çantası.:CELBE

    Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN

    Avcı kulübesi.:GÜME

    Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE

    Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE

    Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.:MAZET

    Avı çekmek için dökülen yem.ADAMIK

    Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.:ADONİS

    Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY

    Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.:EURO

    Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.:UEFA

    Avrupa uzay ajansı. : ESA

    Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO

    Avrupa ve Kafkasya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.:ŞAMUA

    Avrupa Yayın Birliği. : EBU

    Avrupa’da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN

    Avrupa’da bir ırmak. : İNN

    Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA

    Avrupa’nın en büyük gölü. : LADOGA

    Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN

    Avşa adasına verilen ad.:TÜRKELİ

    Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI

    Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek ad***** verilen ad : DAVA VEKİLİ

    Avukatların meslek örgütü. : BARO

    Avustralya tavuğu’da denilen bir kuş. : MELİ

    Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU

    Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.:VALABİ

    Avustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA

    Avustralya’da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.:VOMBAT

    Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL

    Ay ağılı,hale. :AYLA

    Ay çiçeğine verilen bir başka ad.:GÜNEBAKAN

    Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE

    Ay takviminin yedinci ayı.:RECEP

    Ayağa kalkmak. : KIYAM

    Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.:BUKAĞI

    Ayağı kayma,sürçme. : ZEL

    Ayağı sakat olan.:ÇOLPA

    Ayağı sekili at.: ALABACAK

    Ayağına çabuk,atik,çevik.:ÇALAK

    Ayak : KADEM

    Ayak bakımı.EDİKÜR

    Ayak bastı parası. : KADEMİYE

    Ayak bilekliği.. : HALHAL

    Ayak takımı.ARYA

    Ayak topu. : FUTBOL

    Ayakkabı bağı.:BAĞCIK

    Ayakkabı boyama. : LOSTRA

    Ayakkabı çekeceği. : KERATA

    Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA

    Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ

    Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN

    Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.:MAKİNETA

    Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA

    Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA

    Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA

    Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. :.GETR

    Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA

    Ayaklı,taşınır ocak.:MALTIZ

    Ayaklık. : PEDAL

    Ayakta duran. : KAİM

    Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE

    Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN

    Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad. : ULADA

    Aydınlatma,ışıklandırma. : TENVİR

    Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.:AYSAR

    Ayın on dördü.:BEDİR

    Ayırıcı duvar,cidar.:ÇEPİÇ

    Ayırmaç.:FARİKA

    Ayırtman. : MÜMEYYİZ

    Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ

    Aymaz. : GAFİL

    Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA

    Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.:TİFTİK

    Aynı cins. : HETEROJEN

    Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.:NÜANS

    Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA

    Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.:İZOMER

    Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ

    Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP

    Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.:KONVOY

    Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ

    Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT

    Ayrılma. : İNFİRAK

    Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK

    Ayrıntılar.: MÜFREDAT

    Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe. : ŞEYTAN SOFRASI

    Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı. : TAVUKKARASI

    Az bulunan,nadir.:TURFA

    Az eğimli arazi.:BAYIR

    Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE

    Az miktarda.:CÜZİ

    Az pişmiş et. : TATARİ

    Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ

    Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN

    Azalma. : FİRE

    Azap.: EZİNÇ

    Azerbaycan’ın başkenti.:BAKÜ

    Azerbaycan’ın para birimi.:MANAT

    Azerbaycanlı ünlü yazar.:ANAR

    ******kızgın hayvan.:AKUR

    Azı dişi.:NAB

    Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA

    Azınlık,azlık. : EKALLİYET

    Aziz mezarı.: RAVZA

    Azman bir midye çeşidi.İNES

    Azmış yara.:BICILGAN

    Azotun bir başka adı. : NİTROJEN
     



  3. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    B

    Baba,şeyh,önder. : BAB

    Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten,kumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk : GETR

    Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.:UYLUK

    Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA

    Bademli kek. : PRALİN

    Bafa gölünün diğer adı. : ÇAMİÇİ

    Bağ bekçisi.:BAĞBAN

    Bağ budamaya yarayan eğri bıçak.TARA

    Bağ çubuğu,çalı çırpı.:ÇEPER

    Bağ kütüğü. : OMCA

    Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yolu,ark.:KARIK

    Bağ,bahçe gibi yerlerin çevresine çalı,kamış,ağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT

    Bağa,tosun. : KELE

    Bağan otu’nun zehiri. : AKONİTİN

    Bağırsak iltihabı.:ANTERİT

    Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ

    Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT

    Bağırsak.:MİA

    Bağırsaklar. : EMA

    Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA

    Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR

    Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.:KATGÜT

    Bağış yapma : İRA

    Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ

    Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.:ŞELPE

    Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA

    Bağnazlık.: TAASSUP

    Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı. : MOKASEN

    Baharat satıcısı. : AKTAR

    Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.:ŞAŞLIK

    Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN

    Bahardan az önce,ilkin havada,sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE

    Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. : AKASMA

    Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli,üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE

    Bahçıvan,bağ bekçisi.:BAĞBAN

    Bahreyn’in başkenti. : MANAMA

    Bahreyn’in plaka işareti.:BRN

    Bakar körlük. : AMOROZ

    Bakır kalay karışımı.: TUNÇ:BRONZ

    Bakır küçük kova. : BAKRAÇ

    Bakır taşı. : MALAKİT

    Bakır,nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım. : FAKFON

    Bakırcı örsü. : ZAVA

    Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL

    Bakırdan,çift dilli nefesli çalgı.ARÜSOFON

    Bakışımsızlık. :ASİMETRİ

    Bakir : ERDEN

    Bakire kız. : AZRA

    Bakla,fasulye,bezelye gibi taze sebzelerde,içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC

    Baklagillerden,bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:KATIRTIRNAĞI

    Baklagillerden,çok yıllık,dikenli bir çalı.:GEVEN

    Baklagillerden,hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.:FİĞ

    Baklagillerden,sıcak bölgelerde yetişen,bir çok türü bulunan bir bitki.İNAMEKİ

    Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.AMSA

    Bakmak,beslemek,yetiştirmek. : ESERMEK

    Bakmak,beslemek,yetiştirmek.:ESERMEK

    Bakraç.EBBE

    Bal : ASEL

    Bal alırken takılan başlık. : GÖZENE

    Bal konulan ufak tekne.:ŞAFUL

    Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA

    Bal özelliği,bal niteliği. : ASELİYET

    Bal özü. : NEKTAR

    Bal peteği. : DALAK

    Bal,yağ,yoğurt gibi şeyler koymaya yarar tahta kova.:KÜLEK

    Bal,yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK

    Balçık : ALEKA

    Balerin kostümü. : TÜTÜ

    Balgam taşı.NİKS

    Balı alınmış petek. : KAVARA

    Balı alınmış petek.:KAVARA

    Balık adam.ALGIÇ

    Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından ip. : FARİL

    Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL

    Balık salamurası. : LAKERDA

    Balık yumurtası ile yapılan meze. : TARAMA

    Balık.:MAHİ

    Balıkçıların,balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. : VOLİ

    Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.:NİNNARE

    Balıkesir’de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. : SÜTÜVEN

    Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde yaşayan Yörüklerin geleneksel el tezgahlarında dokudukları yün halılara verilen ad. : YAĞCIBEDİR

    Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.:EDİNCİK

    Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy. :TAHTAKUŞLAR

    Balıkesir’in eski adı.:KARESİ

    Balıkesir’in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : OYLAT

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : EMENDERE

    Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.:YAĞCIBEDİR

    Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. : LİKORİNOZ

    Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.ALYAN

    Balıkların tuzlaması.:ANÇÜEZ (ANÇUVEZ)

    Balina.:FALYANOS

    Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. : ZULUBYA

    Bambu saplarından yapılmış.:HEZARAN

    Bangladeş para birimi.:TAKA

    Bangladeş’in para birimi. : TAKA

    Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR

    Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.:REPO

    Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.WAP

    Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ

    Banyo temizlik aracı. : KESE

    Barınak MELCE

    Barındırma. : İBATE

    Barış.:HAZAR

    Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali. : RADYUM

    Baryumun simgesi:BA

    Basıcı,yayıncı. : EDİTÖR

    Basık ve geniş. : YAYVAN

    Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. : LİNOTİP

    Basımcılık. : TABAAT

    Basımcılıkta harfler arasında bırakılan boşluk.:ESPAS

    Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. : PUNTO

    Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.: LİNOTİP

    Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.:TAKATUKA

    Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ

    Basketbolde hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS

    Basketbolde hücum oyuncusu.İVOT

    Baskın. : DOMİNANT

    Basur. : HEMOROİT

    Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.:BALTABAŞ

    Baş çoban:EKE

    Baş dönmesi. : VERTİGO

    Baş garson. : METRDOTEL

    Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA

    Baş örtüsü,yazma.OLAK

    Baş örtüsü,yün atkı.: LEÇEK

    Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı. : KARIŞ

    Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN

    Başa dert açacak karışık durum.:ÇAPANOĞLU

    Başak toplama. : LİKAT

    Başarı,başarma. : MUVAFFAKİYET

    Başarısız. : RATE

    Başı pullu,boyu 2 m kadar olan,zehirli ve tehlikeli bir yılan.KYILANI

    Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. : GAGALI

    Başıboş at.:YILKI

    Başıboş gezen hayvan sürüsü.:ÖREK

    Başıboş hayvan.: YONT

    Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.:ÇATKI

    Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin.: MAĞ

    Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.:NAZİRE

    Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK

    Başka,fazla. : MAADA

    Başka,öteki,diğer.:ÇİR

    Başkaları.:AĞYAR

    Başkalarının sırtından geçinen,asalak,tufeyli.:EKTİ

    Başkalaşım. : METAMORFOZ

    Başkanlık. : RİYASET

    Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. : TABLAKAR

    Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren,söz tutan.:ESLEK

    Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek. : EKOLALİ

    Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama,yansıca.:EKOPRAKSİ

    Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti. : UFA

    Başkomutan.:MİR

    Başlangıç.:MEBDE

    Başlıca belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA

    Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.:ÜNANİMİZM

    Başlık. : SERPUŞ

    Baştan ayağa./Baştanbaşa. : SERAPA

    Baştan savma,üstünkörü.:YALAPŞAP

    Başvurulması gereken kaynak.:REFERANS

    Bataklık gazı. : METAN

    Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük. : AZMAK

    Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ

    Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.:TORNADO

    Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.:JAKO

    Batı Anadolu’da Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. : SART

    Batı Hindistan’da eski bir Hindu devleti. : KAÇ

    Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu,çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY

    Batı Samoa’nın başkenti. APİA

    Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON

    Bayat ekmek,yemek. : KERTİ

    Bayındırlık işleri. : NAFİA

    Bayındırlık.: UMRAN

    Bayır.:ŞEV

    Baykuşgillerden,Avrupa-Asya ve Kuzey Afrika’da yaşayan bir kuş.:KUKUMAV

    Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. :ALEMDAR

    Bayram.:İD

    Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK

    Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS

    Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA

    Bazı canlıların bir takım yiyeceklere,ilaç,koku,toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ

    Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.:GABARİ

    Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. :TARLATAN

    Bazı harfleri kusurlu söyleyen. : PELTEK

    Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. : RAFAT : RAFİT

    Bazı hayvanları karanlıkta ışık,çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.:FOTOKİNEZİ

    Bazı işlerde sicim yerine kullanılan,ince ve uzun,esnek deri parçası.: SIRIM

    Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysa,kendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.:EMPAS

    Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi,resim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN

    Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.:ZOKA

    Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ

    Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür palmiye.:LATANYA

    Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE

    Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. : GİLİRİK

    Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ

    Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. : ZIBIN

    Becerikli,iş bilen. : EVİRGEN

    Becerikli,usta.:MAHİR

    Beceriksiz,güçsüz.:CÜDAM

    Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.:BİDE

    Beğenmemek,azımsamak,küçümsemek. : BUNMAK

    Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen,güldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE

    Bekleyen. : MUNTAZIR

    Bel ve kalça arası. : BASEN

    Bel,çapa veya sabanın toprakta kaldırdığı iri parça.:KESEK

    Bel,orta,ara,aralık. : MİYAN (MEYAN)

    Belediye.:URAY

    Belgeleme. : TEVSİK

    Belgesel.: DOKÜMANTER

    Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE

    Belirti. : SEMPTOM

    Belirtiler.: SENDROM

    Belize plakası. : BH

    Bellek yitimi. : AMNEZİ

    Belli belirsiz hissedilen hafif yel.:ESİNTİ

    Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eser,epope.ESTAN

    Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları,fiziksel çevreleri ve aralarındaki her tür karşılıklı ilişkiyi içeren kavram.:EKOSİSTEM

    Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunası,çayır ve deniz faunası gibi). :FAUNA

    Belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer,bilgi şöleni.EMPOZYUM

    Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.:KAYYUM

    Belli konulara uzun süre odaklanabilme,ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ancak insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.:ASPERGER

    Belli olmayacak kadar yavaş akan su.:IĞIL

    Benekli hayvan.:ÇAPAR

    Benim gibi.:BENCİLEYİN

    Benin’in eski adı.AHOMEY

    Benzenden türeyen ve boya sanayiinde kullanılan zehirli bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN

    Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON

    Benzeşim,örnekseme. : ANALOJİ

    Benzeştirme. :ASİMİLE

    Benzeti.:TEŞBİH

    Beraber asker olanlar. : TERTİP

    Berber ERUKAR

    Bereketli.:ARTAĞAN

    Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.:YORTANLI

    Bergama’nın eski adı. : PERGAMON

    Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. :ALEUT

    Berkelyumun simgesi : BK

    Besinini bağımsız olarak sağlayan bitki,kendi belsek.TOTROF

    Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. : HAİKU

    Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.:MARYA

    Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.:ELİFİ

    Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet. : MURÇ

    Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.İRESATEN

    Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ

    Beyaz mermerde bulunan sert kısım. : EMERİL

    Beyaz porselen kaplama.:JAKET

    Beyaz Rusya’nın başkenti.: MİNSK

    Beyaz yada mor çiçekler açan,meyveleri dikenli bir bitki.:TATULA

    Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS

    Beyaz,yeşil,mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT

    Beyin yangısı. : ANSEFALİT

    Beyin dalgalarının ölçülmesi yöntemi.:EEG

    Beyin elektrosu. : EEG

    Beyin. : DİMAĞ

    Beyit. : EV

    Beyşehir gölünde bir ada. : MADA

    Bez torba.:CAĞ

    Bez dokuyan veya satan kimse.:BEZZAZ

    Bez parçalarından dokunan basit kilim,yaygı. : PALA

    Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ

    Bez,beze.:GUDDE

    Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ

    Bezekçilikte kullanılan,çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad.ARUSEK

    Bezeme,süsleme. : TEZYİN

    Bezikte bir deyim. : RUBİKON

    Bıçak bilemeye yarayan çelikten,çubuk biçiminde araç. : MASAT

    Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.IRAZVANA

    Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA

    Bıkma,usanma.:GINA

    Bıldırcın sökünü. : CURNATA

    Biberiye,dişbudak. : HASALBAN

    Biçimsiz. : AMORF

    Bilardo oyununda kullanılan değnek. : İSTEKA
     



  4. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    Bilardoda ,oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. : KLEPS

    Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileyi taşıyla giderilen metal çapağı, kıl ağı. : ZAĞ

    Bileşik. : MÜREKKEP

    Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması. : BADAT

    Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI

    Bileşim,bileştirme. : TERKİP

    Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimse,bilgili.ANİŞMENT

    Bilgi,ilim,irfan.ANİŞ

    Bilgi,malumat.: TİLİ

    Bilgicilik.: SOFİZM

    Bilgileri gösteren simgeler dizesi.:KOD

    Bilgili,haberli,uyanık. : AGAH

    Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. : BİLİŞİM

    Bilginler : ARİFAN.

    Bilginler,yazarlar,sanatçılar kurulu.:AKADEMİ

    Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.: VERİTABANI

    Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan,belli sığası olan,plastik manyetik araçlara verilen ad. : DİSKET

    Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM

    Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık. : BARATA

    Bilinç,şuur.: ES

    Bilinemezcilik.:LAEDRİYE

    Bilinen,adı geçen,sözü edilen. : MAHUT

    Bilirkişi.:EHLİHİBRE

    Billur.:KRİSTAL

    Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.:KALSİT

    Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. : TORNET

    Bilyeli yatak.:RULMAN

    Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. : TİTANİK

    Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.ÖNÜM

    Binada genel elektrik sigortası. : KOFRA

    Binaların önlerinde üstü örtülü önü açık yer. : REVAK

    Bir atom yada molekülden ötekine bir yada daha çok elektronun geçişi olayı. : REDONS : REDOKS

    Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. : RAMBA

    Bir çeşit uzun rende. : KUSTERE

    Bir geminin alabildiği yük miktarı (.Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi). : LASTA

    Bir ilacın yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde. LASEBO

    Bir matematiksel ifadede aldığı değere göre belirli durumlar kümesini saptayan değişken. : PARAMETRE

    Bir sanatçının, bir okulun veya bir dönemin yapıtlarını toplu bir biçimde sunan resim sergisi. : RETROSPEKTİF

    Bir sözcüğün yerine başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, söz karışıklığı . : PARAFAZİ

    Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. : TİRAT

    Bir ülkede olağanüstü dönemlerde devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi. : MORATORYUM

    Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği “S” harfine benzer kıvrım.:MENDERES

    Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.:ADAPTÖR

    Bir Alman denizatlısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. : LUSİTANİA

    Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).İMPİNEL

    Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON

    Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.:İFRAZ

    Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç.:NİVO

    Bir aruz vezni. : REMEL

    Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.:BAZ

    Bir at arabası türü.:LANDON

    Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.:ANEVRİZMA

    Bir atımlık barut.:KESİ

    Bir av köpeği cinsi. : ZAĞAR : SETER

    Bir av köpeği cinsi.:TERİYE

    Bir av kuşu. : ÜVEYİK

    Bir avuç dolusu: APAZ

    Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.:KAÇABURUK

    Bir bakteri türü.:BASİL

    Bir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü.:KAREOGRAFİ

    Bir balık türü. : İSKORPİT: ZARGANA

    Bir balık türü.UBAR

    Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ

    Bir başlık türü.:BÖRK

    Bir batarya topun birden ateş etmesi.APARTA

    Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.KALA.:ISKALA

    Bir bezik oyunu terimi. : VİDO

    Bir bilgiyi gösteren simgeler dizisi.:KOT

    Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer,/ Tiyatroda dinlenme yeri. : FUAYE

    Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.:GABARİ

    Bir borca karşılık hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.:AKONT

    Bir böbrek üstü hormonu. : KORTİZON

    Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi,bitki örtüsü.: FLORA

    Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.:FAUNA

    Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : MİSKAL

    Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. : TENDER

    Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. : BERAT

    Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse.:KAMARİLLA

    Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:MASLAHATGÜZAR

    Bir canlıdaki genlerin tümü. : GENOM

    Bir caz üslubu (1940’larda ortaya çıktı).:BOP

    Bir cins antilop. : KAV

    Bir cins av köpeği.: ZAĞAR

    Bir cins bamya. : OKRA

    Bir cins baykuş. : YAPALAK

    Bir cins börülce. : MAŞ

    Bir cins doğan. : ZAĞANOS

    Bir cins erik. :AYNABAKAR

    Bir cins güvercin. : PAL

    Bir cins ince,şık dokunmuş patiska. : NANSUK

    Bir cins iri yengeç.AVURYA

    Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:KALEMBEK

    Bir cins koyun. : DALABA

    Bir cins mimoza:. AMBERAĞACI

    Bir cins orkide. : ADA

    Bir cins pamuklu kumaş. : KALİKO

    Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA

    Bir cins pasta.:EKLER

    Bir cins portakal. : NAVEL

    Bir cins reçine. : LAKA

    Bir cins sülün. : TURAÇ

    Bir cins taze fasulye.:ANAPA

    Bir cins tüylü av köpeği: BARAK

    Bir cins, sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ

    Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM

    Bir çakıl taşı türü.:BREŞ

    Bir çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.:KERMES

    Bir çeşit balık ağı. : IRIP

    Bir çeşit börülce.:MAŞ

    Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.:KUNDA

    Bir çeşit çevirme ağı.:BARABAT

    Bir çeşit erkek şalvarı.:ÇAKŞIR

    Bir çeşit hamur yemeği. : PİRUHİ

    Bir çeşit ince,çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş. : MARKİZET

    Bir çeşit ipek kumaş.:KEMHA

    Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN

    Bir çeşit kekik. : ZAHTER

    Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE

    Bir çeşit Leh dansı.:MAZURKA

    Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA

    Bir çeşit papağan.:LORİ

    Bir çeşit pelte.: PALUZE

    Bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.OF

    Bir çeşit testere. : MUŞER

    Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA

    Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad. : DUKA

    Bir çeşit yanardağ kütlesi : BAZALT

    Bir çiçek. : PAŞAÇADIRI

    Bir çift at tarafından çekilen,üstü kapalı,yaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:KARUÇA

    Bir çifte kürekli küçük patalya. : DİNGİ

    Bir çocuk oyunu. : KUKA

    Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:UHLAN

    Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyen,tavşan iriliğinde memeli bir hayvan.AMAN

    Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.:VERMUT

    Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES

    Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. : LİED

    Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA

    Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:YİSA

    Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.:ASETON

    Bir çuval türü.: TELİS

    Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK : ÇOTANAK

    Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:MODÜLASYON

    Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:İLAM

    Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:ABORDA

    Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:AVARYA

    Bir deste (52’lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:KİNG

    Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş,başka bir devlete ait arazi. :ANKLAV

    Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. : TROYKA

    Bir dilde yeni sözcükler kullanma. : NEOLOJİ

    Bir dileği yerine getirme.:İSAF

    Bir dilin söz varlığı. : VOKABÜLER

    Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika’ya özgü bir çalgı. : MBİRA

    Bir dokunun sertleşmesi.KLEROZ

    Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. : REDE

    Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT

    Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY

    Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:HİPERBOL

    Bir ekin hastalığı. : RASTIK

    Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.:AGREMAN

    Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.: RESEPTÖR

    Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. : RÖLE

    Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER

    Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot. : DİNOT

    Bir elma türü. : APİ

    Bir erik türü.:AYNABAKAR

    Bir eser üzerindeki hak.: TELİF

    Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce,geçmiş bir takım başka olguları anlatan ilk bölüm,öndeyiş.ROLOG

    Bir fal türü.:CİFİR

    Bir fındık çeşidi.:FOŞA

    Bir Fransız halk dansı.:GAVOT

    Bir gemici düğümü,ızbarço bağı.: ALABORİNA

    Bir gemideki malların gösterildiği,boşaltma işlerinin yapılacağı liman idaresine verilecek liste./Bildiri. : MANİFESTO

    Bir geminin alabildiği yük miktarı.:LASTA

    Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.:BANDIRA

    Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü.:FAÇA

    Bir geyik türü. : ÇOPUR

    Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça,giysi.. : ROBA

    Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA

    Bir görevin yerine getirilmesinde iş ortaklığı. : SİNERJİ

    Bir görüntü,bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme. :ALEGORİ

    Bir gösteri sırasında perde arasındaki dinlenme zamanı.:ANTRAKT

    Bir güreş türü.:KARAKUCAKALMA

    Bir halk türküsü.:MAYA

    Bir hava taşıtının belirli bir noktadan uzaklığını ve yön açısından belirlemeyi ve çevredeki hava taşıtlarına kimi komutları iletmeyi sağlayan radar eşgüdümlü hava trafik denetleme sistemi. : NAVAR

    Bir hekimin ustalığı,mahareti. : HAZAKAT

    Bir Hıristiyan derneği.:CİZVİT

    Bir Hint tanrıçası.:BRAHMA

    Bir Hint tanrısı.:BRAHMA

    Bir hükümdara vergi veren halk. : RAİYE

    Bir ırmağın denize kavuştuğu yerde lığların birikmesiyle oluşan üçgen biçimli ova,delta.:ÇATALAĞIZ

    Bir ile üç yaş arasında bulunan burulmuş erkek sığır. : TOSUN

    Bir ilin en yüksek maliye görevlisi.EFTERDAR

    Bir inanışın heyecanı ile coşup kendisinden geçme hali,vecd.:CEZBE

    Bir ipe geçirilmiş yada birbirine bağlanmış yaş yemiş yada sebze bağı. : HEVENK

    Bir ipe veya çubuğa dizilmiş yada saplarından birbirine bağlanmış yemiş veya sebze bağı.:HEVENK

    Bir iskambil oyunu. : FİTİL: OHEL

    Bir İspanyol dansı.:BOLERO

    Bir İspanyol şiir türü.:ROMANS


    Bir iş için,herhangi bir üst makama yazılan yazı.:MÜZEKKERE

    Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.:AVADANLIK

    Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.: TEMKİN

    Bir işletmenin ani batışı. : KRAK

    Bir kağıt oyunu. : KANASTA

    Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.:UMBO

    Bir kap içinde sıvı yağ ve fitilden oluşmuş aydınlatma aracı.:KANDİL

    Bir kasın tümünü veya bir parçasını kesme ameliyatı.:MİYOTOMİ

    Bir keçi yünü türü.:MOHER

    Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime.:ANAGRAM

    Bir kıyıya yada gemiye göre açık deniz. : ALARGA

    Bir kilim türü.:CİCİM

    Bir kimse veya bir sorun için halkın olumlu veya olumsuz kanaatinin belirlenmesi amacıyla yapılan oylama. : PLEBİSİT

    Bir kimsenin kimlik bilgilerini gösteren kayıt. : KÜNYE

    Bir kitabın kısaltılmış biçimi ve özellikle kısa tarih kitabı. : EPİTOME

    Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı.EMİNER

    Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.:BRİFİNG

    Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,harita kitabı.:ATLAS

    Bir koy yada lagünün dar girişi. : İNLET

    Bir koyun türü.AĞLIÇ

    Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.: İTAK

    Bir köpek cinsi. : KANİŞ

    Bir köpek cinsi.:KANGAL.:FİNO

    Bir köşeden karşı köşeye doğru katlanmış yada kesilmiş olan. : VEREV

    Bir kumaş türü.:CANFES.:KREP

    Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya dantel dikilerek yapılan işlem.:APLİKASYON

    Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik yay. : ARBALET

    Bir kurulun,bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. : RÜKÜN

    Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. : KOMODOR

    Bir kuş türü.:BAŞTANKARA.:REA

    Bir kuvvetin uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi. : TORK

    Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.: KATALİZ

    Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.:ARSATA

    Bir mekanı örten kemerli yapı.. : TONOZ

    Bir mersinbalığı türü.: BİZ.:ŞİP

    Bir metreküp odun ölçü birimi. : STER

    Bir metrenin milyonda biri. : MİKRON

    Bir meyve. Tüylü Liçi. : RAMBUTAN

    Bir meze türü.: TOPİK

    Bir Mezopotamya destanı.:ETANA

    Bir Mısır tanrısı.TAH

    Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. : KRANK

    Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.: KRANK

    Bir mukavemet yarışını ve bir tüfekle atış yarışını içeren kayak sporu. : BİATLON

    Bir mülk kaça satın alınmışsa,o mülke o para ile sahip olma,önalım.:ŞUFA

    Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine bir kez daha çalınması. : BİS

    Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.:METRONOM

    Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi.: SKALA

    Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.:ALKOV

    Bir operanın sözlerinin yazılı olduğu kitap. : LİBRETTO

    Bir organda,bir atardamarın,doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması.:ENFARKTÜS

    Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. : LAVAJ

    Bir orkestradaki tüm çalgılarla çalınan bölüm.:TUTTİ

    Bir orman ağacı. : SEKOYA

    Bir orta oyunu tipi.:ZUHURİ

    Bir ortaçağ çalgısı.: JİG

    Bir Ortadoğu tanrısı.: BAAL

    Bir ot ve bu otun öğütülmesiyle elde edilen tozdan yapılan bir çeşit tutkal.:ÇİRİŞ

    Bir otomobilin arkasına takılan,insan taşımaya yarayan,tekerlekli,üstü kapalı araç.:KARAVAN

    Bir oyuğa,bir yuvaya yerleştirilmiş tesisat.: ANKASTRE

    Bir oyunda,bir filmde dinlenme süresi,ara.:ANTRAKT

    Bir ölçü biriminin önüne getirildiğinde bu birimi binle bölen önek.:MİLİ

    Bir ölüyü toprağa gömme.EFİN

    Bir örümcek türü.:BÖ

    Bir palmiye türü. : DUM

    Bir pancar hastalığı. : KARABACAK

    Bir papağan türü.:LORİ

    Bir parça üzerine paralel çizgiler çizmek için kullanılan alet. : MİHENGİR

    Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.:LENTO

    Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.:LARGO
     



  5. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.:ALLEGRO

    Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.:LEGATO

    Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın başkenti.: APİA

    Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın para birimi.: TALA

    Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.:VATU

    Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. : ORDİNO

    Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. : RAKURSİ

    Bir resmi sulandırılmış renklerle boyamaya yada gölgelemeye verilen ad. : LAVİ

    Bir roman veya öyküde ikinci derecede bir olay.:EPİZOT

    Bir saç şekli. : ALABROS

    Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz ur.:ADENOM

    Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. : RESİTAL

    Bir seçimde adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. : BALOTAJ

    Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.:BEMOL

    Bir sıvının içindeki alkol derecesi. : GRADO

    Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.:VAPORİZATÖR

    Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.: TELESİNEMA

    Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. : REOBAZ

    Bir sonuç çıkartma yolu.:ANALOJİ

    Bir sorunu ele alış,ona bakış biçimi.:YAKLAŞIM

    Bir sözcükteki harflerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcük.:ANAGRAM

    Bir su altı aracı.:BATİSKAF

    Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. : GEN

    Bir süs bitkisi. : ŞAKAYIK : KÜPE ÇİÇEĞİ : KATALPA

    Bir süs taşı. : AMETİST

    Bir şarkının,bir filmin deneme kaydı yada çekimi. : DEMO

    Bir şehrin avukatlarının toplandığı meslek kuruluşu.:BARO

    Bir şey için uygun durum,fırsat.UNT

    Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.:NOSYON

    Bir şeyden korkmak,ürkmek,çekinmek.: OCUMAK

    Bir şeye dayanan. : MÜSTENİT

    Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma.HALT

    Bir şeyi bir yerden bir yere götürüp getirmeye yarayan halat.: VARAGELE

    Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. : RETİME

    Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten.:KABATASLAK

    Bir şeyin balmumu,alçı gibi maddeyle kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü.:MULAJ

    Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.:RÜKÜN

    Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.İN

    Bir şeyin içinde var olan. : MÜNDEMİÇ

    Bir şeyin içindeki öz,lup.: EVİN:NÜVE

    Bir şeyin kenarını koruyan,süsleyen veya sınırını belirleyen çerçeve.:BORDÜR

    Bir şeyin özü,aslı.:MAYE

    Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.:LORANT

    Bir şeyin yokluğunu hissetme. : ARAMİ

    Bir tabanca türü.İŞTOV

    Bir takoz türü.:BAT

    Bir tarım aleti,geminin orta bölümü. : BEL

    Bir tarikatın müritlerinin yolculukları sırasında konakladıkları, ibadet ve ayin yaptıkları tekkelere verilen ad. : ZAVİYE

    Bir tatlı su balığı: ÇOTİRA. : TARANGA

    Bir tatu (döğme) türü. : APAR

    Bir tekkenin şeyhi olan kimse.: POSTNİŞİN

    Bir televizyon ekranına bağlanan mikrofon yardımıyla,ekrandaki görüntüler eşliğinde şarkı söyleme esasına dayanan oyun.: KARAOKE

    Bir tema etrafında oluşan.:TEMATİK

    Bir ticaret senedinin yenilenmesinden alınan komisyon.:ACYO

    Bir ticari ortaklığın kuruluşu sırasında başlangıç sermayesini oluşturmak üzere ortakların vermeyi yükümlendikleri değerlerin tümü./ Anonim şirketlerde kurucu ortakların veya sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı. : APOR

    Bir tiyatro oyuncusunun seyircilerin duyacağı biçimde ama sanki diğer oyuncular duymuyormuş gibi konuşması veya düşünmesi:. APAR

    Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça : TİRAT

    Bir tiyatro oyununda,karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.:REPLİK

    Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.:RAMP

    Bir tiyatroda en üst balkon. : PARADİ

    Bir toplantıda bulunma karşılığı alınan para,oturum ücreti.:HAKKIHUZUR

    Bir toplumdaki ahlakla ilgili davranış biçimleri. : TÖRE

    Bir tuzla ürününün satıldığı bölgeler. : OROS

    Bir tür Amerikan kekliği. : İNAMBU

    Bir tür antilop. : UREBİ

    Bir tür asma,Meryem ana asması.:AKASMA

    Bir tür balık ağı. : ABLATYA

    Bir tür başlık. : KABALAK

    Bir tür baykuş. : KUKUMAV

    Bir tür bıçak. : DAĞA

    Bir tür cüppe. : BİNİŞ

    Bir tür çuha. :.EN

    Bir tür dana ve öküz derisi.:TELATİN

    Bir tür davul.:TİMBAL

    Bir tür delikli balık ağı.:IRIP

    Bir tür domino oyunu.: AZNİF

    Bir tür et yemeği. : PATE

    Bir tür ferace. : ALAVURA

    Bir tür filika.:FUTA

    Bir tür gemici düğümü.Izbarço bağı. : ALABORİNA

    Bir tür hafif ayakkabı. : YEMENİ

    Bir tür ince dokunmuş çizgi kumaş.:ÇİTARİ

    Bir tür ince ipekli kumaş. : PAPAZİ

    Bir tür ince meşin. :VAKETA

    Bir tür İngiliz birası.:ALE

    Bir tür iplik bükme aracı.:TEŞİ

    Bir tür işleme. : KOPANAKİ

    Bir tür jelatin. : AGARAGAR

    Bir tür kağıt süslemeciliği.:EBRU

    Bir tür kalın ve ağır çizme. : TOMAK

    Bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT

    Bir tür keçe çadır. : GEDEME

    Bir tür kement.:BOLA

    Bir tür kertenkele. : BABAKÖŞ: AGAMA:VARAN

    Bir tür keten patiska veya basma. : KRETON

    Bir tür keten,patiska veya basma.:KRETON

    Bir tür kısa hırka.:LİBADE

    Bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA

    Bir tür kukuletalı asker kaputu,yağmurluk.:AVNİYE

    Bir tür kumaş. : DRA: FLANEL

    Bir tür kuzu eti yemeği. :KAPAMA

    Bir tür kürek.:AYALEMA

    Bir tür macun.:BERŞ

    Bir tür mezgit balığı. : MERLANOS

    Bir tür nişasta helvası.ABUNİYE

    Bir tür org.: LATERNA

    Bir tür ökçesiz ayakkabı,yemeni. : KALAVRA

    Bir tür palmiye. : AREKA

    Bir tür pamuklu kumaş. : PAZEN

    Bir tür pelte. : PALUZE

    Bir tür perde. : STOR

    Bir tür peynir. : EDAM

    Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi. : TELATİN

    Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates. : KAVATA

    Bir tür ses alma cihazı.: DİKTAFON

    Bir tür sıçan. : FARİG

    Bir tür sıralaç. : KALAMAZO

    Bir tür soğanlı süs bitkisi.:AMARİLİS

    Bir tür süs kağıdı.: SERPANTİN

    Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. : ROKOKO

    Bir tür şahin. : LAÇİN

    Bir tür şalvar. : ELİFİ

    Bir tür şeker hamuru.:NUGA

    Bir tür tabanca.:NAGANT

    Bir tür takoz.:BAT

    Bir tür taşkömürü.:ANTRASİT

    Bir tür tozluk.:GETR

    Bir tür verimli balçık. : LÖS

    Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir. : TELEME

    Bir tür yapay mermer. : BREŞ

    Bir tür yelkenli ve motorlu yarış teknesi.:REGATA

    Bir tür yün örgüsü. : HARAŞO

    Bir tür yünlü kumaş. : KAŞE

    Bir tür zamk.:KİTRE:LAK

    Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.PESİFİK

    Bir ulusun başka bir ulusu siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.: EMPERYALİZM
     



  6. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    C

    Caddelerde kutlama için kurulan süsler. :TAK

    Cahiliye devri Arap şairi.:NABİGA

    Cahiller.:CÜHELA

    Cam bilye. : CİCOZ

    Cam,sedef,taş v.v den yapılmış renkli süs tanesi.:BONCUK

    Cami hademesi.:AYYUM

    Camide namaza kalkmak için okunan ezan.: KAMET

    Camide verilen ders.:DERSİAM

    Camilerde iç avluda yer alan,havuz biçiminde bir haznenin çevresinde bulunan musluklardan oluşan,üstü kapalı yada açık çeşme. : ŞADIRVAN

    Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer.:MAKSURE

    Camlı taraça.:VERANDA

    Can Yücel’in,Deniz Gezmiş’i anlattığı ünlü şiiri.:MARENOSTRUM

    Can. : ANİMA

    Canlandırıcı. : ANİMATÖR

    Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.:pİGMENT

    Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi koşulların tümü.:ORTAM

    Canlı olmayan cisim.:CİRİM

    Canlı,hareketli.:CEVVAL

    Canlı,parlak ve koyu pembe renk. : FUŞYA

    Canlılarda ve makinelerde kontrol,iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.:SİBERNETİK

    Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim.:TAKSONOMİ

    Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı.:EKOLOJİ

    Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. : FİLUM

    Canlıların hücre,doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı. : FİZYOLOJİ

    Cansız olan.: İNORGANİK

    Cansız şeyler.:ECRAM

    Cansız varlıklar.:CEMADAT

    Cansız. : CAMİT

    Casus.Ajan. : ÇAŞIT

    Cava ve Bali gibi,Endonezya adalarından biri.(Eski adı Selebes). : SULAWESİ

    Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : UPAS

    Cazibe. :ALBENİ

    Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.:pARAMETRE

    Cehennem bekçisi.:ZEBANİ

    Cehennem.: TAMU

    Celbeden,çeken.:CALİP

    Cem Sultan’a Avrupalılarca verilen ad.:ZİZİM

    Cemal Süreya’nın şiir kitabı.: SICAK NAL

    Cenaze namazı kılmak için veya bayram ve Cuma namazına cemaati çağırmak için minarelerde okunan dua,çağrı ezanı.:SALA.: SELA

    Cendere. : PRES

    Cendere.:SIKMAÇ

    Cengiz Han’ın annesinin adı. : ULUNEKE

    Cennet ile cehennem arası. : ARAF

    Cennet.:BEHİŞT

    Cennetkuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi.:STARLİÇE


    Cennetlik. : NACİ

    Cennette bulunduğuna inanılan kutsal su. : KEVSER

    Cennetteki iki melekten biri. : RIDVAN

    Cephe.:CENAH

    Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi.: GAZEKİ

    Cerrahi aletler bilgisi. : ASİDOLOJİ

    Cerrahide,marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad. : İSPATULA

    Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi. : TERİYE

    Cesur,korkusuz.:SERBAZ

    Cevat Şakir Kabaağaçlı. : HALİKARNAS BALIKÇISI

    Cevher.: TÖZ

    Ceviz veya badem içi.:ÇİĞE

    Ceviz. : KOZ

    Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı. : TETİR

    Ceylan derisi.: RAK

    Ceylan. :AHU : GAZAL

    Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.:pATRONAJ

    Cezalandırma.:TECZİYE

    Cezayir kurtuluş savaşında,Fransa saflarında yer alan Cezayirlilere verilen ad.:HARKİLER

    Cezayir sahrasında vahalar dizisi. : RİR

    Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. : RAİ

    Cılız,zayıf. : İNEZE

    Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak metal parça. : RONDELA

    Ciddi bir eseri veya olayı alaya alarak güldürme amacı güden komedi türü.Gülüt. : PARODİ

    Ciddi işlerle uğraşmayan,havai.:YELEKE

    Cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine. : KOPAL

    Cila.:pERDAH

    Ciltcilikte kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit.Pehlivan kispetinin paçası. : ŞİRAZE

    Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler,kurdeşen.: ÜRTİKER

    Cilveli. : FETTAN

    Cimri. : NEKES

    Cinayet. : KIYA

    Cinnet,delirme,çıldırma.:CÜNUN

    Cinsel dürtünün enerjisi. Cinsel içgüdünün belirtilerini taşıyan yaşama gücünün bütünü. : LİBİDO

    Cinsel uyarılmada ve doyumda,alışılmışın dışında davranışlara ve özel nesnelere zorunluluk duyma. : PARAFİLİ

    Cinsellik korkusu.: EROTOFOBİ

    Cokeylerin giydiği bir tür başlık.: TOK

    Cömert,dost. : AHİ: AKA

    Cömert,eli açık.:CEVAT

    Cumba.:SAHNİŞİN

    Cümle bilgisi.:NAHİV.: SENTAKS

    Cüruf.: DIŞIK

    Cüzam hastalığına tutulmuş olan kimse.:MİSKİN

    Cüzam. : LEPRA

    Cüzamlı. : ALATEN

    Cüzi,kısmi. :TİKEL
     



  7. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    Ç

    Çabalama.:CEHT

    Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF

    Çabuk yol alan,hızlı giden.:YÜRÜK

    Çabukluk,hız,sürat : İVİNTİ

    Çadır kümeleri. : ASARİM

    Çağlar,devirler. : EDVAR

    Çağrı kağıdı. : OKUNTU

    Çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK

    Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN

    Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:HELİKON

    Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:ALATURA

    Çalgıç,mızrap.:TEZENE

    Çalgılı meyhane. : TAVERNA

    Çalı bahçe duvarı. : ÇİT

    Çalışan,çaba gösteren.:CAHİT

    Çalışan,gayret eden. : SAİ

    Çalışkan.:HAMARAT

    Çalışma. : SAY

    Çalma,hırsızlık.: SİRKAT

    Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK

    Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK

    Çam ağacının reçineli kabuğu. : ZAVİL

    Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA

    Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR

    Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.: İBRE

    Çamaşır leğeni.:TEŞT

    Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ

    Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:TOKAÇ

    Çamaşırcı ayı’ denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN

    Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK

    Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR

    Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ

    Çamur,cıvık.:LAY

    Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT

    Çan,çıngırak. : DERA

    Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.: NABOLAND

    Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND

    Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS

    Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU

    Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA

    Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA

    Çapkın.:HOVARDA

    Çarlık Rusya’sında gizli ve siyasi polis birliği.:OHRANA

    Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS

    Çarpan balığı. : TRAKUNYA

    Çarpık,eğri ağız. : YILIK

    Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE

    Çavuşkuşu,hüthüt.:İBİBİK

    Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK

    Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:İÇKERİYA

    Çekici.:CALİP

    Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA

    Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:pOLAROİT

    Çekinik. : RESESİF

    Çekinme,sakınma.:İBA

    Çekinmeden.:BİPERVA

    Çekişme.:CİDAL

    Çelik. : PULAT

    Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM

    Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA

    Çelişki. : TENAKUZ

    Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:APOŞİ

    Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:BALYA

    Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ

    Çemen otu.: POY

    Çene yarıştırma. : TALK-SHOW

    Çeper,zar.:CİDAR

    Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK

    Çerkezlerin ulusal destanı. : NART

    Çeşitleme.:VARYASYON

    Çeşitler.:ENVA

    Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN

    Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ

    Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.: KABARE

    Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürün. : KOLAJ

    Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:ARROYO

    Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO

    Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ

    Çeşme zıvanası. : MASURA

    Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK

    Çete.:GANG

    Çevre.:ETRAF

    Çevrili girinti. : ALKOV

    Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN

    Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:BOCURGAT

    Çıkrıkçı çarkı.: TARTURA

    Çılgın,divane. : ŞEYDA

    Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:pELİT

    Çıplak toprak./Kel. : DAZ

    Çıplak,tüysüz. : CAVLAK

    Çırak.: ŞAKİRT

    Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ

    Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR

    Çiçek demeti. : BUKET

    Çiçek tozu. : POLEN : TAL

    Çiçek. : ŞÜKUFE

    Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:HODAN

    Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN

    Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS

    Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE

    Çift atlı binek arabası. : KAROÇA

    Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE

    Çiftlik uşağı.:AZAP

    Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE

    Çimenlik,bahçe.:ÇEMENZAR

    Çin ayısı. : PANDA

    Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG

    Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO

    Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG

    Çin gongu. : TAMTAM

    Çin gülü. : KAMELYA

    Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ

    Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ

    Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA

    Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :GO

    Çin,Vietnam,Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ

    Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO


    Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG

    Çin’in eski para birimi.: TAEL

    Çin’in para birimi. : YUAN

    Çin’in plakası.: TJ

    Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT

    Çingene çadırı.:ÇERGİ

    Çingene.:KIPTİ

    Çinko banyosu. : GALVANİZ

    Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. : ALMAN GÜMÜŞÜ

    Çinko.:TUTYA

    Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür. : BLEND

    Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ

    Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:LİDAKİ

    Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL

    Çirkin huy. : ENİR

    Çirkin.:KAKNEM

    Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ

    Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN

    Çit,perde. : ÖR

    Çit.: ÇEPER

    Çitlembik. : MELENGİÇ

    Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN

    Çiy, kırağı. : JALE: ŞEBNEM

    Çizgi. : HAT

    Çizgileri olan kumaş.: REYE

    Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT

    Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE

    Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU

    Çoban düdüğü. : TİKE

    Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:AZARON

    Çoban köpeği.:KARABAŞ

    Çoban türküsü. : KAYABAŞI : İGLOG

    Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA

    Çoban yıldızı,Venüs.:ÇOLPAN

    Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN

    Çoban.: RAİ

    Çobanların çaldığı ıslık. :ASADOLU

    Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK

    Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ

    Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE

    Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA

    Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:KARAKONCOLOS

    Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR

    Çoğulcu.: PLÜRALİST

    Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER

    Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON

    Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:BASKÜL

    Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO

    Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN

    Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA

    Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ

    Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST

    Çok acıklı olay.: HAİLE

    Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. : CİNAS

    Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK

    Çok beyaz.:APAK

    Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA

    Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:KREP

    Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA

    Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ

    Çok gizli.:EKTEM

    Çok güzel,en güzel.:AHSEN

    Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT

    Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ

    Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ

    Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA

    Çok ince bir yün cinsi. : KAŞMİR

    Çok ince toz tanesi.: TOZAN

    Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS

    Çok iri ve kaba şey.: LENDUHA

    Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP

    Çok kepekli un. : PASPAL

    Çok kısa boylu,bücür.:BODUR

    Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT

    Çok övünen. : FAHUR

    Çok parlak.: BER

    Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:KEFAL

    Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN

    Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG

    Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. : KOKET

    Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:HEZARFEN

    Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA

    Çok tanrıcılık. : PAGANİZM

    Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN

    Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. : HARHARYAS

    Çok üşümek.:BUYMAK

    Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN

    Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA

    Çok yiyen,obur.:HIRA

    Çok yorulmak. : TELESİMEK

    Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ

    Çokluk. : KESRET

    Çorak toprak. : KEPİR

    Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad. : MEYANE : MİYANE

    Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ

    Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK

    Çorum’da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA

    Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.: BEKE

    Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR

    Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKİR

    Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK

    Çöl.:BEYABAN

    Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR

    Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM

    Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi.Kumul./Buzul : EKSİBE.

    Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. : KUMUL

    Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. : FASONE

    Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE

    Çözgü. :ARIŞ

    Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN

    Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ

    Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV

    Çukur yer.: ESİK

    Çulluk. : BEKAS

    Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. : ENFİYE
     



  8. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    D

    Dadı. : TAYA

    Dağ geçidi.: AŞIT

    Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA

    Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE

    Dağ kırlangıcı denilen küçük bir kuş ,Keçisağan.:EBABİL : EBREHE

    Dağ lalesi.Manisa lalesi: ANEMON

    Dağ servi’si. : SEDİR : ARAR

    Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz,rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ

    Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.Dağ üzerindeki yüksek geçit. : BELEN

    Dağ tavuğu. : ÇİL

    Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG

    Dağcılık. :ALPİNİZM

    Dağılma, : İNFİSAH

    Dağıtıcı.:MÜVEZZİ

    Dağıtım.:TEVZİ

    Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN

    Dağların oyuk,kuytu yerleri.: KEPEZ

    Dağlık yer.:CEBELİSTAN

    Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA

    Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK

    Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE

    Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA

    Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA

    Daha çok radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ

    Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR

    Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR

    Daha iyi. : EVLA

    Daha sonra.:BİLAHARE

    Dahi. : ÖKE

    Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI

    Dalan.,çıkar topluluğu. : LOBİ

    Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ

    Dalga. : TALAZ

    Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş,hareli kumaş.: MUARE

    Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK

    Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN

    Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki.:ÇALI

    Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ

    Dalyanın kapak yeri.: BASARNA

    Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. : GURME

    Damar sertliği. :ARTERYOSKLEROZ

    Damarlı ve yarı saydam bir taş,balgam taşı. : ONİKS

    Damıtmaya yarar araç,damıtıcı.:İMBİK

    Damla. : KATRE

    Danışma kurulu.: ŞURA

    Danışma.:İSTİŞARE

    Danimarka,İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE

    Danimarka’nın para birimi.:KRON

    Dans adımı. : EŞAPE

    Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ

    Dantel ve nakış ipliği yumağı. :KUKA

    Dar geçit,boğaz.:DERBENT

    Dar tentene. : OYA

    Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ

    Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ

    Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA

    Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN

    Datça’daki eski çağ kenti. : KNİDOS

    Dava. : ARANÇ

    Davar ağılı.:KOM

    Davet eden,çağıran. : DAİ

    Davranışçılık.:BEHAVYORİZM

    Dayanak,yardımcı. : MEDAR

    Dedeler,atalar. : ECDAT

    Dedikodu etme. : NEMİME

    Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET

    Dedikoducu. : NEMMAL

    Defterler.:DEFATİR

    Değerini,önemini yitirmiş. : KADÜK

    Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN

    Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR

    Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN

    Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ

    Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA

    Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA

    Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ

    Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK

    Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD

    Değirmen taşının ekseni.:SEPEK

    Değirmen. : AS

    Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA

    Değiş tokuş. : MÜBADELE

    Değiş,mal değişi,trampa.:TROK

    Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.: ÇUHA ÇİÇEĞİ

    Değişik biçim.:VERSİYON

    Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON

    Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM

    Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma.:ANAKRONİZM

    Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA

    Değişik renklerde üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına bir desen yapılan değerli taş.:KAME

    Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME

    Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME

    Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON

    Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON

    Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE

    Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM

    Değişim cetveli,grafik.:DİYAGRAM

    Değiştirgeç. : RÖLE

    Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME

    Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE

    Delege . : MURAHHAS

    Delgeç. : MATKAP

    Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN

    Delikli kepçe.:KEVGİR

    Delikli örgü,gözenek.: AJUR

    Delil,kanıt,ispat.:BURHAN

    Delilik.:CİNNET.:CÜNUN

    Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ

    Delme.: PERFORAJ

    Delta : ÇATALAĞIZ

    Demir atmış gemi. : RASİ

    Demir kiriş. : PUTREL

    Demir şiş. : SİH

    Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA

    Demirci aracı. : ÖRS

    Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI

    Demirin simgesi. : FE

    Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR

    Demiryollarında traverslerin altına,şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları.:BALAST

    Demokrasi. : ELERKİ

    Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz. :AYANİKOLA

    Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN

    Denek taşı.: MİHENK

    Denetleme,denetim.: TEFTİŞ

    Denetleme. : MURAKABE

    Deney üstü. : TRANSANDANTAL

    Denge,ölçü. : MUVAZENE

    Dengesini ustalıkla korurken top,bıçak,tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR

    Deniz anası. : MEDÜZ

    Deniz ataşesi. : ATAŞENAVAL

    Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL

    Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ

    Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ

    Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL

    Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF

    Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA

    Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA

    Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN

    Deniz kızı.: SİRER

    Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO

    Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA

    Deniz taşıtlarını yönetmek.:ABRAMAK

    Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR

    Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ

    Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA

    Deniz veya denizcilikle ilgili.:BAHRİ

    Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA

    Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA

    Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.:DALYAN

    Deniz.:BAHİR

    Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR

    Denizcilik dilinde aşağıda,alt anlamında kullanılan söz.Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO

    Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA

    Denizcilikte çok durgun deniz ve hava.: BONAÇA

    Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.:MATİZ

    Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST

    Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN

    Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE

    Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA

    Denizde ada.:CEZİRE

    Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA

    Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR

    Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ

    Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar).:YAKAMOZ

    Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA

    Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ

    Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL

    Denizin çekilmesi.:CEZİR

    Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL

    Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA

    Denk,uygun. : MÜTEVAZİN

    Deprem bilim.: SİSMOLOJİ

    Deprem dalgası.: TSUNAMİ

    Derbeder,başıboş yaşayış. : BOHEM

    Derbeder. : HARABATİ

    Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF

    Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF

    Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ

    Deri hastalığı. : LİKEN

    Deri tüberkülozu. : SIRACA

    Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT

    Deride,sinirler boyunca,özellikle gövde,bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA

    Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA

    Deriden yapılmış torba.:DAĞAR

    Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ

    Derin sular. : ABİSAL

    Derin vadi. : KANYON

    Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE

    Derinleştirme. : TAMİK : İKAR

    Derinliği aynı olan sığ su alanı. : FİLET

    Derinliği az metal kap. : SAHAN

    Derinliğine,iyice.Enine boyuna:. ARİZAMİK

    Derinlik ölçme aracı. : SONDA

    Derinlik., aptallık. : AMAKAT

    Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN

    Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ

    Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK

    Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.:UMİAK

    Derli toplu,özenli,düzgün,temiz. : NETA

    Ders verme.:TAKRİR

    Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH

    Dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.ARAKİYE

    Desibel. : DB

    Destan. : EPOPE : DASİTAN

    Destansı. : EPİK

    Deve semeri. : HAVUT

    Deve yavrusu. : POTUK

    Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN

    Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH

    Devinbilimi. : DİNAMİK

    Devirler,çağlar.:DEVRAN

    Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL

    Devlet hazinesi.:MİRİ

    Devlet malı,beylik. : MİRİ

    Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM

    Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM

    Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT

    Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON

    Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL

    Devletçilik. : ETATİZM

    Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN

    Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:pLEBİSİT

    Dış evlilik.:EGZOGAMİ

    Dış mahalleler.:VAROŞ

    Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse. : TOKSİMAN

    Dibek. : SOKU

    Difteri.: KUŞ PALAZI

    Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON

    Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD

    Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK

    Dik,sarp. : YALMAN

    Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu.: LANGIRT

    Diken. : NİŞ

    Dikenli çalı. : KEVEN

    Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA

    Dikilitaş. : OBELİSK

    Dikişte hata. : POT

    Dikme.Dik. : AMUT

    Dil bilgisi.:GRAMER

    Dil tutukluğu. :ANARTRİ

    Dilde tutukluk,kekemelik. : REKAKET

    Dilek. : KAM

    Dilekçe. : ARZUHAL

    Dilenci.: GOYGOYCU

    Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK


    Dilsiz,sessiz.:EBKEM

    Din adına yapılan savaş.:GAZA

    Din büyüklerinin yada tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE

    Din dışı. : LADİNİ

    Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE

    Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL

    Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT

    Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA

    Dingil. : AKS

    Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN

    Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL

    Dini ezgi yada kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.::KORAL

    Dini tören masası.: SUNAK

    Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.:DOKTRİN

    Dinlenme salonu. : ODİTORYUM

    Dinler. : EDYAN

    Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad. : ORATORYO

    Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL

    Dinsel tören ve kuralları.,mason töreni. Ritüel. : RİT

    Dip not. : HAŞİYE

    Diploma.:BRÖVE

    Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI

    Direk.Yapıda kullanılan dört köşe yada yuvarlak,kalınca sırık. : MERTEK

    Dirgen,yaba.:ANADUT

    Diş çıkarma. : ISNAN

    Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ

    Diş kiri,diş pası.:pESEK

    Diş köklerini kaplayan sert madde.: SEMAN

    Dişçilikte kullanılan,cıva ile bakır veya cıva,gümüş ve kalay bileşiği.:AMALGAM

    Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM

    Dişi at. : KISRAK

    Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO

    Dişi deve. NAKA: MAYA: ARVANA

    Dişi geyik. : MARAL

    Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME

    Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA

    Divan edebiyatında sevgilinin kaşı,kirpiği,bakışı için kullanılan benzetme,: TİG

    Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet düğünleriyle hanım sultanların doğum ve evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad. : SURNAME

    Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü,sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ

    Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES

    Divit.yazı hokkası. : AME

    Diyalektik. :EYTİŞİM

    Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ

    Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE

    Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED

    Diyelim ki,tutalım ki. : BİLFARZ

    Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR

    Diz meniski travması. : MENİSKUS

    Dizanteri. : KANLI BASUR

    Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR

    Dizi,sıra. : NAF

    Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri demir yuva. : KUMPAS

    Dogma. : NAS : İNAK

    Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.:ONOMATOPE

    Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA

    Doğaçlama tiyatro. : TULUAT

    Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON

    Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT

    Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ

    Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT

    Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük : LAĞAR

    Doğal set. : SEKİ

    Doğalcılık.:NATÜRALİZM

    Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ

    Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN

    Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM

    Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM

    Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA

    Doğru yolu arama.:HİDAYET

    Doğru,gerçek.:ÇIN

    Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:pRAGMATİZM

    Doğu Karadeniz Bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel eğlence. : VARTAVAR

    Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK

    Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk.:MASAİLER

    Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR

    Doğu Anadolu’da bir göl.:ARİN

    Doğu Anadolu’da kullanılan bir küçük zurna.:MEY

    Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY

    Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS

    Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu. :TAMZARA : MEYROKİ

    Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:SEPE

    Doğu Anadolu’ya özgü,halay türü bir halk oyunu.:SEPE

    Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU

    Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen bir koyun türü.:KARAYAKA

    Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık,orman gülü.:KOMAR

    Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad. : KARAYAKA

    Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK

    Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO

    Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme. : SABUK

    Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA

    Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT

    Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME

    Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ

    Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırından oluşan yayla yerleşmesine verilen ad. : ZOMA

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER

    Doğum meleği.:AYZIT

    Doğum sancısı.:BURU

    Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN

    Doğurması yakın olan hamile kadın. : AĞIRAYAK

    Doğuştan kör.:DARİR

    Doğuştancılık. : NATİVİZM

    Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP

    Doku ölümü.:NEKROZ

    Dokubilim. : HİSTOLOJİ

    Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.. : NİRE

    Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.: KİRKİT

    Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ

    Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL

    Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik. :ATKI

    Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN

    Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi.Sanayide kimi metalleri ve yüzeyleri parlatma. : POLİSAJ

    Dokusunda altın ve gümüş renkte tellerin çoğunlukta olduğu kumaş.:LAME

    Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER

    Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN

    Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM

    Dolama.Parmak çıbanı. : ETYARAN

    Dolandırıcı.:AYYAR

    Dolaşma,gezinti.:CEVELAN

    Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS

    Dolunay,mehtap. ,ayın on dördü : . BEDİZ : AYAS

    Dolunayda huyu değişen. : AYSAR

    Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME

    Domates.: BANADURA

    Domuz yavrusu. : MOZAK

    Domuz.:BOCUK

    Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ

    Don Kişot’un atının adı : ROSİNANTE

    Don,şalvar. : TUMAN

    Donanım. : TEÇHİZAT

    Donanma. : ARMADA

    Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE

    Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE

    Dost,yakın arkadaş.:ENİS

    Dostlar,arkadaşlar. : İHVAN

    Dökme demir,font. : PİK

    Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA

    Dökülen yaprak. : HAZAL

    Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA

    Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN

    Döl yolu. : VAGİNA

    Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege Bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK

    Döneç. : ROTOR

    Dönek,uğursuz. : ALABACAK

    Dönemeç.:BÜK

    Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK

    Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM

    Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR

    Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO

    Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA

    Dört tekerlekli,çift körüklü bir tür binek at arabası.:LANDO

    Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA

    Dört tekerlekli,içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON

    Dört telli bağlama.:BULGARİ

    Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

    Dört. : CIHAR

    Dörtte bir,çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBA

    Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY

    Döşeme sıvası.: ŞAP

    Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte. : ORUK

    Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.: AYOLİ

    Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABONDONE

    Duacı.:D

    Dul kadınlar. : ERAMİL

    Duman rengi. : FÜME

    Duman.:DUHAN

    Dumanda kurutulmuş et,balık veya peynir.:FÜME

    Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.:DAVLUMBAZ

    Durağan yıldız.:SABİTE

    Durgun su. : RAKİT

    Durum. : HALET

    Duvar içindeki oyuk,raf,: NİŞ

    Duvar lambası. : APLİK

    Duvar örülürken büyük taşların arasına konan ufak taşlar. : HELİK

    Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ

    Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE

    Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE

    Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL

    Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ

    Duyarga,dokunma duyusu. : LAMİSE

    Duygu kapanıklığı. : APATİ

    Duygulu. : MÜTEHASSİS

    Duygusal,hikayeli türkü./ Serbest biçimli,romantik,müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD

    Duygusuz,kayıtsız,uyuşuk. : APATİK

    Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.:UVALA

    Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON

    Düğün armağanı. : SAÇI

    Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ

    Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ

    Dümen kolu. : YEKE

    Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL

    Dünya ile ahret.:DAREYN

    Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA

    Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE

    Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Kayra kralı. : MAUSOLOS

    Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi. :SEMİRAMİS

    Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO

    Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR

    Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS

    Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ

    Düş gücü.:MUHAYYİLE

    Düşkünler evi.:DARÜLACEZE

    Düşkünlük,tutku. : İPTİLA

    Düşman. : YAĞI : ADU

    Düşmanlık. : ADAVET

    Düşme.:SUKUT

    Düşsel.:FANTASTİK

    Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.:DANDİK

    Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan küçük krater. : MAAR

    Düşünceden çok,canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük.:GARAMİ

    Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ

    Düşünme gücü. : KARİHA

    Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ

    Düşünüş biçimi. : MANTALİTE

    Düz dam,taraça. : ŞATU

    Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş. : SADAKOR

    Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE

    Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE

    Düz nehir gemisi. : TOMBAZ

    Düz tepeli,sarp yamaçlı dağ,masadağ. : MESA

    Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

    Düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

    Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE

    Düz yazıda yapılan uyak.:SECİ

    Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK

    Düzen,hile.: DEK

    Düzenleme. : ARANJMAN

    Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE

    Düzenleyen. : NAZIM

    Düzenleyici. : ARANJÖR

    Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK

    Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA .

    Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA

    Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT

    Düzgün. : ONAT
     



  9. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    E

    Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA

    Eczacılık. : İSPENÇİYARİ

    Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA

    Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

    Edat. : İLGEÇ

    Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL

    Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS

    Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM

    Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET

    Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA

    Edipler. : UDEBA

    Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ

    Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE

    Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

    Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA

    Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN

    Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE

    Efes’te bir tapınak. : SERAPİS

    Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK

    Efsane köpek.:KITMİR

    Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT

    Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON

    Efsanevi bir kuş. : SİMURG

    Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR

    Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS

    Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP

    Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ

    Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM

    Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ

    Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL

    Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT

    Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK

    Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA

    Egemenliğini tanıma.:BİAT

    Eğerin altındaki belleme. : YUNA

    Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH

    Eğilim,yönelim.:TANDANS

    Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE

    Eğirmen,kirmen.:İĞ

    Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ

    Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET

    Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER

    Eğreti dikiş.: TEYEL

    Eğretileme.: METAFOR

    Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE

    Ejderha.:DRAGON

    Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV

    Ek vagon.:FURGON

    Ek. : LAHİKA

    Eker. : MİBZER

    Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ

    Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON

    Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ

    Ekinlerde başak.:KELLE

    Ekip gereçleri. : EKİPAJ

    Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN

    Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN

    Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT

    Ekler’e benzer bir tür pasta.:pROFİTEROL

    Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

    Ekmek parçası,lokma. : BANAK

    Ekmek.:NAN

    Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ

    Eksen. : MİHVER

    Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN

    Eksiksiz,kusursuz.:HAZA

    Ekşimik.:KESİK

    Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB

    Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA

    Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA

    Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA

    Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA

    Ekvator para birimi. : SÜKRE

    Ekvator. : EŞLEK

    Ekzama. : MAYASIL

    El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ

    El ile dokuma. : PEMAS

    El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE

    El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA

    Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ

    Elbise plesi.:BÜZGÜ

    Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL

    Elbise,çamaşır.:CAME

    Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE

    Elçi atanma yazısı. : AGREMAN

    Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE

    Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA

    Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS

    Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO

    Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN

    Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA

    Ele başı. : SERGERDE

    Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ

    Elek. : KALBUR

    Elektrik direnç birimi. : OM

    Elektrik kutusu. : BUAT

    Elektrik sıgası birimi. : FARAD

    Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON

    Elektriksel kapasite.:SIĞA

    Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG

    Eleman,unsur.: ÖGE

    Elemler. : ALAM

    Eli açık,cömert. : KERİM

    Eli açık,cömert.: KOÇAK

    Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK

    Elle seyrek dikiş. : OYULGA

    Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET

    Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT

    Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK

    Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR

    Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA

    Emanet.İnam. : VEDİA

    Emekçi topluluğu. : PROLETARYA

    Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA

    Emmeç. : ASPİRATÖR

    Emzikli şişe.:BİBERON

    En az : EKAL : EDNA

    En beyaz.:BEYZA

    En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ

    En büyük. : EKBER

    En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS

    En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM

    En eski jeolojik sistem.:AZOİK

    En iri geyik. : MUS

    En kısa zaman.:AN

    En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET

    En küçük izci kuruluşu. : OBA

    En son. : HATEM

    En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

    En yüksek değer.: KEMAL

    Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL

    Endonezya plakası. : RI

    Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG

    Endonezya’da takımadalar. : ARU

    Endonezya’da takımadalar.: ARU

    Endonezya’nın para birimi.: RUPİ

    Enerji.:ERKE

    Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ

    Engel,uymazlık.BEİS

    Engel. : KET

    Engerek yılanı. : EFİ

    Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK

    Enine olan : ARZANİ

    Enli çember. : KASNAK

    Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN

    Erginlik.:RÜŞT

    Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI

    Erim. : MENZİL

    Erime. : ZEVEBAN

    Erişim. : MUVASALA

    Erişmiş. : NAİL

    Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG

    Eriyik. : MAHLUL

    Erkeğin eşi,zevce.: AYAL

    Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM

    Erkek balığın tohumu.:SÜT

    Erkek çocuk. : KIZAN

    Erkek deve.: LÖK

    Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

    Erkek hindi. : GURK

    Erkek kardeş.:DADAŞ

    Erkek keçi.:ERKEÇ

    Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

    Erkek ördek. : SUNA

    Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

    Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET

    Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

    Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ

    Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER

    Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN

    Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM

    Erkeklik organı. : ZEKER

    Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

    Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

    Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE

    Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT

    Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK

    Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN

    Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN

    Ermenistan’ın para birimi. : DRAM

    Erotik,şehevi : KÖSNÜL

    Erteleme. : TECİL

    Erzak odası. : KİLER

    Esenlik dilemek. : SELAM

    Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG

    Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR

    Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

    Esinti.:NEFHA

    Esir çocuk. : BEÇE

    Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

    Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

    Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL

    Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA

    Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA

    Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM

    Eski Asur kenti. : NİNOVA

    Eski ayakkabı. : KELİK

    Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT

    Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN

    Eski bir çalgı. : MAR

    Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN

    Eski bir hacim ölçüsü.: KA

    Eski bir salon dansı.: KADRİL

    Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

    Eski bir tüfek. : KARABİNA

    Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN

    Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE

    Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ

    Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO

    Eski dilde surat,yüz. : RU

    Eski dilde acıyan. : RAİF

    Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK

    Eski dilde ağız.:DEHEN

    Eski dilde ağlatma. : IBKA

    Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE

    Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM

    Eski dilde alın. : NASİYE

    Eski dilde altın. : ZER

    Eski dilde anne. :EM.: ÜM

    Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN

    Eski dilde arka,sırt.:ZAHR

    Eski dilde arkası sıra.: DERADAP

    Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED

    Eski dilde at,beygir. : ESB

    Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL

    Eski dilde ateşler. : NİRAN

    Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

    Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

    Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET

    Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

    Eski dilde azı dişi.: NAB

    Eski dilde baba Cet. : EB

    Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT

    Eski dilde balık. : MAHİ

    Eski dilde balta.: TEBER

    Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ

    Eski dilde bayrak.:RAYET

    Eski dilde belediye . : URAY

    Eski dilde belirti. : NİŞANE

    Eski dilde bencillik.:ENANİYET

    Eski dilde berrak,duru.:NAB

    Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ

    Eski dilde boy,endam. : KAD

    Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR

    Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

    Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

    Eski dilde bülbül. : ANDELİB

    Eski dilde cam,kristal.: MİNA

    Eski dilde cehennem. : TAMU

    Eski dilde cıva. : ABEK

    Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA

    Eski dilde çekirge. : MİK

    Eski dilde çeyrek. : RUBU

    Eski dilde çizme. : MUSE

    Eski dilde çöl. : TİH

    Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG

    Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH

    Eski dilde damar.: REG

    Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ

    Eski dilde demir. : AHEN

    Eski dilde deri kalkan.:DARAKA

    Eski dilde derin hale getirme. : İKAR

    Eski dilde derinlik.:UMK

    Eski dilde deve.:ŞÜTÜR

    Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR

    Eski dilde dilek.:KAM

    Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA

    Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ

    Eski dilde doku. : NESİÇ

    Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR

    Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA

    Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH

    Eski dilde dönence.: MEDAR

    Eski dilde dudak. : LEB

    Eski dilde duvar. : DAR

    Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS

    Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN

    Eski dilde ekmek. : NAN

    Eski dilde elma: . SİB

    Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL

    Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL

    Eski dilde en tatlı.:AZEB

    Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS

    Eski dilde er,erkek. : NER

    Eski dilde erik. : ALU

    Eski dilde erkekler.: RİCAL

    Eski dilde estetik. : BEDİA

    Eski dilde eş,zevce.:REFİKA

    Eski dilde eşek .:HAR

    Eski dilde eşik.:ASİTANE

    Eski dilde etek. :DAMEN

    Eski dilde faiz.:RİBA

    Eski dilde gece. : ŞEB

    Eski dilde geceler : LEYAL

    Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR

    Eski dilde gelin.: ARUS

    Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT

    Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ

    Eski dilde gerdek. : ARİS

    Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS

    Eski dilde görme.:RÜYET

    Eski dilde gösterme.:İRAE

    Eski dilde göz. : AYN: DİDE

    Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE

    Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN

    Eski dilde gün.:RUZ

    Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF

    Eski dilde haberci,ulak.: SAİ

    Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON

    Eski dilde hastalık , dert. : DA

    Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME

    Eski dilde hesap defteri.. : ABAR

    Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA

    Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE

    Eski dilde horoz.:DİK

    Eski dilde ılgın ağacı.:AC

    Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK

    Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB

    Eski dilde iklimler.:EKALİM

    Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR

    Eski dilde intikam,öç. : SAR

    Eski dilde kadın.: ZEN


    Eski dilde kale hendeği. : UR

    Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA

    Eski dilde kamış. : NAY

    Eski dilde kan. : DEM

    Eski dilde kaplan.:BEBİR

    Eski dilde karınca. : MUR

    Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN

    Eski dilde kaş.: EBRU

    Eski dilde kaz.: BAT

    Eski dilde kemik.:AZM

    Eski dilde kılıç. : TİG

    Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN

    Eski dilde kilise çanı.:NAKUS

    Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN

    Eski dilde kip.:SIYGA

    Eski dilde koku. : BU

    Eski dilde kolay. : ASAN

    Eski dilde korku.:BİM

    Eski dilde kovma. : İBAD

    Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR

    Eski dilde köpek. : SEG : SEK

    Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET

    Eski dilde kumaş. : KALA

    Eski dilde kurban bayramı. : ADHA

    Eski dilde kuş gagası.:NAL

    Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT

    Eski dilde lanet sözü. : LAN

    Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ

    Eski dilde mermer.:RUHAM

    Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

    Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM

    Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA

    Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN

    Eski dilde nevale,azık. : TUŞE

    Eski dilde oburlar.: EKELE

    Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ

    Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ

    Eski dilde ok.. : TİR

    Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL

    Eski dilde otlar. : ERA

    Eski dilde öç,intikam.:SAR

    Eski dilde öd kesesi.:MERARE

    Eski dilde öfke.:RİS

    Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ

    Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH

    Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH

    Eski dilde örtme,gizleme.: SETR

    Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR

    Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK

    Eski dilde parlama.:LEM

    Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA

    Eski dilde pirinç. : ERZ

    Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH

    Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB

    Eski dilde sağır. : ASAM

    Eski dilde sanık.: MAZNUN

    Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF

    Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ

    Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL

    Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK

    Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB

    Eski dilde sığır çobanı.: RAİ

    Eski dilde sıhhi. : ZENİ

    Eski dilde soylular.:ZADEGAN

    Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE

    Eski dilde su.. : AB : MA

    Eski dilde sünnet etme.:HİTAN

    Eski dilde süs.: ZİVER

    Eski dilde şarap.. :HAMR

    Eski dilde şehir.:ŞAR

    Eski dilde şiirler.:EŞAR

    Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA

    Eski dilde taç.: İKLİL

    Eski dilde taçlar. : TİC

    Eski dilde tarak. : ŞANE

    Eski dilde toplama. : İCMA

    Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA

    Eski dilde tuz. : NEMEK

    Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM

    Eski dilde uzaklık,ara. : KAB

    Eski dilde üzengi.: RİKAB

    Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME

    Eski dilde üzüm.: İNEB

    Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM

    Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET

    Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN

    Eski dilde yara.:ZAHM

    Eski dilde yardım. : NASR

    Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ

    Eski dilde yemin etme. : İLA

    Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN

    Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT

    Eski dilde yıl. : AM

    Eski dilde yılan.:MAR

    Eski dilde yıldırım.: BARİKA

    Eski dilde yıldız.:SİTARE

    Eski dilde yırtma. : ÇAK

    Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD

    Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK

    Eski dilde yumuşak.:NERM

    Eski dilde yumuşaklık.: NERM

    Eski dilde yuva.:LANE

    Eski dilde yüzyıl.: ASR

    Eski dilde zaman.:EYN

    Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ

    Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA

    Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI

    Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA

    Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA

    Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN

    Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR

    Eski Japon bozuk parası. : RİN

    Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO

    Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN

    Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES

    Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN

    Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA

    Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS

    Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV

    Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS

    Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON

    Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM

    Eski Mısır’da üretici güç. : KA

    Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS

    Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU

    Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

    Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:pLEBLER

    Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA

    Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA

    Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM

    Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA

    Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL

    Eski salon danslarından biri. : KADRİL

    Eski Sümer su tanrısı. : EA

    Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE

    Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK

    Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA

    Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV

    Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN

    Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA

    Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN

    Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN

    Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL

    Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL

    Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ

    Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK

    Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN

    Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA

    Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN

    Eski ve usta gemici.: ÇAÇA

    Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ

    Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS

    Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)

    Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT

    Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT

    Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA

    Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE

    Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS

    Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON

    Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE

    Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE

    Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON

    Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.:DEMOS

    Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK

    Eski Yunanlı,Grek.:HELEN

    Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ

    Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP

    Eski,ezeli. : KADİM

    Eskiden adet,tören. : DEB

    Eskiden albay. : MİRALAY

    Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB

    Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN

    Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ

    Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS

    Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ

    Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ

    Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK

    Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR

    Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ

    Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE

    Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH

    Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK

    Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR

    Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR

    Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR

    Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE

    Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN

    Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR

    Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

    Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN

    Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ

    Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ

    Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE

    Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ

    Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU

    Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL

    Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM

    Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA

    Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR

    Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA

    Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA

    Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN

    Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA

    Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE

    Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO

    Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ

    Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ

    Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR

    Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT

    Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ

    Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ

    Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH

    Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE

    Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK

    Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ

    Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI

    Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK

    Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA

    Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA

    Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ

    Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO

    Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH

    Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT

    Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN

    Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS

    Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE

    Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ

    Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE

    Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE

    Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA

    Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT

    Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA

    Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE

    Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU

    Eskil. : ARKAİK

    Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR

    Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK

    Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN

    Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU

    Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT

    Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE

    Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR

    Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR

    Esnaf kuruluşu. : LONCA

    Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE

    Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK

    Eş anlamlı. : SİNONİM

    Eş basınç. : İZOBAR

    Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON

    Eş zamanlı.: SENKRONİK

    Eş,zevce. : REFİKA

    Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN

    Eşek binmeliği. : SEMER

    Eşek eyeri.: PALA

    Eşek yavrusu. : SIPA

    Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN

    Eşey bezi. :GONAT

    Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO

    Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ

    Eşgüdüm.:KOORDİNASYON

    Eşik. : SÖVE

    Eşit. : MÜSAVİ

    Eşkenar dörtgen. : MAİN

    Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV

    Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET

    Eşyaya vurulan damga.:EN

    Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO

    Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF

    Et kesimi yortusu. : APUKURYA

    Et yemez. : VEJETARYEN

    Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES
    Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE

    Etene,son. : MEŞİME : EŞ

    Eter. : LOKMANRUHU

    Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK

    Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK

    Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS

    Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ

    Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR

    Etiket. : PAFTA

    Etiyopya’nın para birimi. BİRR

    Etken,yapan. : AMİL

    Etkime. : TESİR

    Etli lahana yemeği.:KAPUSKA

    Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ

    Etnik. : BUDUNSAL

    Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK

    Ev halkı,aile. : HORANTA

    Ev makarnası. : ERİŞTE

    Ev.:BEYT

    Evde kalmış kız. : KALIK

    Evlek. : MAŞALA

    Evlenme.:İZDİVAÇ

    Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA

    Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ

    Evren bilim. : KOZMOLOJİ

    Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM

    Evrensel alıcı kan grubu. : AB

    Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ

    Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK

    Eytişim. : DİYALEKTİK

    Ezgi,makam. : TERANE

    Ezgi.:MELODİ

    Ezici.:KAHİR

    Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE
     



  10. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    F

    Fabrika yapımı her türlü kumaş,bez gibi dokumalar. : MANİFATURA

    Fahri.:ONURSAL

    Faizler. : FERAİZ

    Fal. : BAKI

    Falez.:YARIYAR

    Farazi. : HİPOTETİK

    Farbala,fırfır.: FARBA

    Farsca’da tat,çeşni,tadılacak şey. : MEZE

    Fas’ın plaka işareti. : MA

    Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN

    Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.:RUGİ

    Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ

    Favori,/gözde sporcu.:AS

    Faydalar. : MENAFİ

    Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU

    Fedai. : SERDENGEÇTİ

    Felç,inme. : NÜZUL : AKATİZİ

    Felç.: PARALİZİ

    Felçli. : MEFLUÇ

    Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç.: GRANİT

    Felsefe,bilgelik. : HİKMET

    Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU

    Felsefede değişebilen,geçici nitelik.:KİP

    Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN

    Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM

    Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti.:İÇREK

    Ferman : YARLIK

    Feryat.:VAVEYLA

    Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN

    Fethiye ilçesi yakınlarında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI

    Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET

    Fıçıcı keseri. : BARDA

    Fıkıh bilgini.:FAKİH

    Fıkra.:ANEKDOT

    Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA

    Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren,uzun gagalı bir kuş. : KELAYNAK

    Fırfır.: FARBALA

    Fırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN

    Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE

    Fışkıran su.:DAFİK

    Fışkırma. : FEVERAN


    Fidan,yeni dikilmiş fidan.:DİKME

    Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ

    Fide veya fidan dikilen yer.:ARIK

    Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.:TAVA

    Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA

    Fihrist. : KATALOG

    Fiiller,eylemler anlamında eski söz. : EFAL

    Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri,bağfiil.: ULAÇ

    Fildişi kıyısı plakası. : Cİ

    Filika büyüklüğünde bir deniz teknesi,küçük vapur,istimbot. : ÇATANA

    Filipinler’de yetişen,dokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ

    Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA

    Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA

    Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK

    Film seslendirmelerinde,tiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT

    Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK

    Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.:SEKANS

    Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA

    Finlandiya’da göl.:İNARİ

    Finlandiya’nın plaka işareti.:SF

    Fistül.:AKARCA

    Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen ad:DARDANİZM

    Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.:OPTİK

    Fizikte bir iş birimi. : JUL

    Formika görünümlü sunta .: SUNTALAM

    Fosforun simgesi. : P

    Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA

    Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM

    Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO

    Fransa’da bir ırmak. : AİM

    Fransa’da bir idari bölge.: AİN

    Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA

    Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL

    Fransa’nın plakası. : FR

    Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA

    Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR

    Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN

    Futa. : KİK

    Fütüvvet şeyhi.:AHİ

    Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA
     



  11. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    G

    Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA

    Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA

    Gaf,:pOT

    Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu. :MUSİKAR

    Galeta ununa bulanarak yağda kızartılan bir çeşit köfte,patates v.s.:KROKET

    Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE

    Gambiya’nın para birimi. : DALASİ

    Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM

    Gana’nın para birimi.: SEDİ

    Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK

    Gayrı,başka anlamında eski sözcük. : SİVA

    Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE

    Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA

    Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ

    Gazete.:CERİDE

    Gazetecilik dilinde uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS

    Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü,yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.:NEVZİNE

    Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ

    Gaziantep yöresine özgü bir cins çörek.:KAHKE

    Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY

    Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK

    Gazinolardaki ilgi çekici,eğlendirici gösteri:. ATRAKSİYON

    Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK

    Gebe inek. : AVGAN

    Gebre otu. : KAPARİ : KEBERE

    Gece korkusu.: NYCTOFOBİ

    Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS

    Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN

    Gece. : TÜN : ŞEB

    Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL

    Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ

    Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN

    Geceleyin, ateş çevresinde genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu.: SİNSİN

    Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ

    Geçen yıl.:BILDIR

    Geçerli,akan. : CARİ

    Geçici,yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF

    Geçim. : MAİŞET

    Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK

    Geçişme.: OSMOS

    Gedik,yarık. : RAHNE

    Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM

    Gelen evrak. : VARİDE

    Gelenek. : ANANE

    Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE

    Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK

    Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON

    Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA

    Gelin başlığı. : KEPEZ

    Gelin çiçeği.:KALA

    Gelin tacı.:KALAK

    Gelincik çiçeği. : KIZALAK : KALA

    Gelincik.: ARS

    Gelinin çeyizi.:DÜRÜ

    Gelip çatma,girme. : HULUL

    Gelip geçici. :ARIZİ

    Gelirler. : VARİDAT

    Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ

    Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında: ÇER

    Gelişigüzel. : ALELITLAK

    Gelişme. : NEŞVÜNÜMA

    Gemi bordolarına,küpeştelerine açılan dörtgen biçimli delik.:LOMBAR

    Gemi çatmasında eğri parça.:pARAÇOL

    Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER

    Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK

    Gemi enkazı,batık. : LAŞE

    Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. : KEMERE

    Gemi için,pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN

    Gemi kiralama : ISKAPARMA

    Gemi omurgası.:KARİNA

    Gemi safrası. : SABURA

    Gemi yada tren yatağı. : KUŞET

    Gemi yapılan yer.:TERSANE

    Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad. :DOK

    Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA

    Gemici çırağı,küçük yaştaki tayfa yamağı. : MİÇO

    Gemici düdüğü.: SİPSİ

    Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili,danslı yer.:BALOZ

    Gemicilerin eğlenmek için gittikleri içkili yer. : BALOZ

    Gemicilerin gayret sözü. : HEYAMOLA

    Gemicilikte halat germe. : TİZE

    Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA

    Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA

    Gemide hava bacaları. : MANİKA

    Gemide tayfa başı. : LOSTROMO

    Gemide teslim satış. : FOB

    Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk.:NOEL AĞACI

    Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA

    Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE

    Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL

    Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA

    Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA

    Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK

    Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR

    Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO

    Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE

    Geminin arkası. : PUPA

    Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü :AYNALIK.

    Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.:AVARA

    Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK

    Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA

    Geminin en geniş yeri. :MASTURİ

    Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA

    Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE

    Geminin ön tarafı. : PRUVA

    Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA

    Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme,bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA

    Geminin yan kısmı.:BORDA

    Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması :APİKO

    Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET

    Genç,toy. : TORLAK

    Genelev işleten kadın,mama.:ÇAÇA

    Genelge. : TAMİM

    Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM

    Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER

    Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL

    Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER

    Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO

    Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER

    Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ

    Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE

    Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ

    Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE

    Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR

    Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE

    Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad. : ANÇÜEZ

    Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.:DENİZ BÖRÜLCESİ

    Genellikle Hindistan’da dokunan,özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. ŞAL :

    Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.:BONE

    Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF

    Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay : DERE

    Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL

    Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA

    Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ

    Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN

    Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO

    Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER : KÜRATÖR

    Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ

    Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL

    Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES

    General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN

    Geniş açılı manzara. : PANORAMA

    Geniş cadde. : BULVAR

    Geniş kulplu kap. : LENGER

    Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL

    Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR

    Geniş yapraklı bir süs bitkisi.:DEVE TABANI

    Geniş,engin : VASİ

    Genişlik. : VÜSAT

    Genizsi,genzel.:NAZAL

    George William Russell (takma adı). : AE

    Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM

    Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK

    Gerçekleşme.: TAHAKKUK

    Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.:DİYALEKTİK

    Gerçekten,doğrusu. : FİLHAKİKA

    Gerekçe. : ESBABI MUCİBE

    Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI

    Gerekli,lüzumlu.: BECİT

    Gerekli. : MUKTAZİ

    Gerekme,gerekçe. : İKTİZA

    Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE

    Geri alma. : İSTİRDAT

    Geri çevirme. : İRCA

    Gerilim yokluğu. :ATONİ

    Gerilmiş halatla taşıma.Getirip götürme halatı. : VARAGELE

    Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ

    Gevenden çıkarılan ve kestere de denilen bir tür zamk.: KİTRE

    Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK

    Geveze. : RAAT

    Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN

    Gevrek bir elma türü.:FERİK

    Gevşek,iş bilmez,tembel.:SALPA

    Gezegen. : PLANET

    Gezgin samuray.: RONİN

    Gırtlağın ön tarafında bulunan ve salgısını kana veren bir bez.:TİROİT

    Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT

    Gidiş. : AZİMET

    Gine’nin para birimi.: SİLİ

    Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ

    Giriş müziği. : PRELÜD

    Girişik bezeme. : ARABESK

    Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS

    Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO

    Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST

    Giyim süslemede,şapka,çanta ve sepet örmede kullanılan parlak ve renkli şerit.: RAFYA

    Giysi kesimi,kesimle verilen biçim. : KUP

    Giysi. : LİBAS: ESVAP : FİSTAN

    Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE

    Gizemcilik.: MİSTİSİZM

    Gizemli eski yazı.:RUNİK

    Gizleme,örtme.: SETR

    Gizli oyun.:DALAVERE

    Gizli yer,köşe bucak. : TUN

    Gizli,saklı,gizlenmiş.:pİNHAN

    Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL

    Gomalak’da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK

    Gonçarov’un,uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı.:OBLOMOV

    Gondol’a benzer kayık. : PEREME

    Gondolcu şarkısı.:BARKAROL

    Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında,genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM

    Göçebe,eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK

    Göçebelik:. BETAET

    Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA

    Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA

    Göğün en yüksek katı.: ARŞ

    Göğüs kafesinin iç yüzünü kaplayan ve akciğerleri saran zar.:pLEVRA


    Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS

    Göğüs zarı. : PLEVRA

    Göğüs,bağır.:DÖŞ: TORAKS

    Gök bilim.:ASTRONOMİ

    Gök boşluğu.:CEVV

    Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP

    Gök gürültüsü korkusu.: BRONTOFOBİ

    Gök yakut. : SAFİR

    Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA

    Gökçeada’nın eski adı. : İMROZ

    Gökkuşağı,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA : ALKIM

    Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde.:AKYAKA

    Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET

    Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT

    Gökteki ay. : MAH

    Gökyüzü. : ASUMAN

    Gölge. : SAYE

    Gölgede kalan taraf.: KUZ

    Gölgeler. : ZILAL

    Gölgelik. : TENTE

    Gölgelik.: SAYEBAN

    Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ

    Gömlek. : KAMİS

    Gönderme , yollama. : İRSAL

    Gönderme kağıdı. : İRSALİYE

    Gönlü rahat.Sessiz,sakin. :ASUDE

    Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE

    Gönül alma.: TALTİF

    Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.:SOMELİYE

    Görgülü,terbiyeli,olgun kimse. : ÇELEBİ

    Görgüsüz.:CUDAM

    Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.:DEBDEBE.:ŞAŞAA

    Görme. : RÜYET

    Görsel sanatlar ve müzik alanlarında,1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkan,biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM

    Görsel sunumu içeren özel dosya.:pORTFOLYO

    Görülen alemin ötesi.: MAVERA

    Görüngü bilimi. :FENOMENOLOJİ

    Görüntüleme.: KLİP

    Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ

    Göstergebilim.: SEMİYOLOJİ

    Gösteriş,şatafat.:CAFCAF

    Gösteriş. :ALAYİŞ

    Gösteriş.:ALAYİŞ

    Gösterişi seven,varlıklı kimse.: KALANTOR

    Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ

    Gösterişsiz,sade yaşamaktan yana olan.:KALENDER

    Gösterme,ortaya çıkarma. : İZHAR

    Götürü iş yapan.: TAŞERON

    Götürü,toptan. : KABALA

    Gövde heykeli. : TORS

    Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü,beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ

    Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP

    Gövdesi kızıl kırmızı,ayakları ve yelesi siyah renkli olan at.:DORU

    Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi.:ARA

    Göz alıcı,göze çarpıcı. : FRAPAN

    Göz bebeği.:HADEKA

    Göz çukuru. :ÇANAK

    Göz tansiyonu.:GLOKOM

    Göz.:DİDE

    Gözbağcı,büyücü. : RAİB

    Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA

    Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA

    Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA

    Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ

    Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük,aksu.:KATARAKT

    Göze takılan mercek. : LENS

    Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,ultraviyole.:MORÖTESİ

    Gözlemevi. : OBSERVATUAR

    Gözler,pınarlar,kaynaklar. : UYUN

    Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ

    Gözleri görmeyen. : AMA

    Gözpınarları. : AMAK

    Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. :OFTALMOSKOP

    Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA

    Gözüpek. : ACAR

    Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL

    Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.:DAKRİYOLİT

    Gözyaşı.: EŞK

    Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF

    Gramerde özne.: SÜJE

    Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT

    Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.:STRATUS

    Gri veya sarı renkte,etçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS

    Grip,paçavra hastalığı.:ENFÜANZA

    Grup,kategori. : ULAM

    Guatemala’nın para birimi.:KETZALİ

    Guatr. : GUŞA

    Gurbete gitme.:CELA

    Gurbette yaşayan.:ELGİN

    Gurur. : AZAMET

    Gübre,tezek. :KEMRE

    Gücenme.:İĞBİRAR

    Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.: ARGIN

    Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE

    Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM

    Güç vermek,güçlendirmek.:pEKİTMEK

    Güçlü ve gösterişli,iri yarı kadın.:BABAÇKO

    Güçlü,kuvvetli,sağlam. : BEKEN

    Güçlü,şiddetli etki. : ZARP

    Güçlük,sıkıntı.:MEŞAKKAT

    Güçsüz düşmek,yorulmak.:FARIMAK

    Güldürücü öyküler,fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE

    Güleç,güler yüzlü.:BESİM

    Güleç.:BESİM

    Güler yüzlü.:BEŞUŞ

    Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ

    Gülgillerden bir ağaç.:ÜVEZ

    Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ

    Güllük körfezi kıyısında,Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK

    Gülme,gülüş.: HANDE

    Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.:RÜKÜŞ

    Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ

    Gülüş. : HANDE

    Gülüt. : GAG

    Gümüş balığı. : ATERİNA

    Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA

    Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.: LİTYUM

    Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL

    Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.:SAVAT

    Gümüş,altın tellerden süsleme. : TELKARİ

    Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS: İLARYA

    Gümüşhane ilinde,kayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA

    Gümüşhane ilinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:KARACA

    Gümüşhane’nın Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale. : TOMARA

    Gümüşhane’nin Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale.:TOMARA

    Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL

    Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA

    Gün. : RUZ

    Günahtan dönme.: TÖVBE

    Günahtan sakınma,züht. : TAKVA

    Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ

    Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL

    Güneş odası. : SOLARYUM

    Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS

    Güneşin battığı yer, batı. : MAĞRİP

    Güneşin doğduğu yer,doğu. : MAŞRIK

    Güneşin doğması. : TULU

    Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN

    Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT

    Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF

    Güney Amerika’da yaşayan bir cins deve kuşu.: REA

    Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.:pRETORİA

    Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER

    Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA

    Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bir balık.:DORADO

    Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ

    Güney Amerika ormanlarında yaşayan,mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş.:AGAMİ

    Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR

    Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA

    Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO

    Güney Amerika’da yaşayan büyük su yılanı. : MUSURANA

    Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.:pAKARANA

    Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ

    Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN

    Güney Anadolu’da yabani olarak bulunan ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kırmızı çiçekli otsu bir bitki. : NAKIL

    Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR

    Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK

    Güney kutbunda yaşayan bir kuş.:pENGUEN

    Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA

    Güney yarımkürede bulunan parlak yıldız,Yıldırak.: SÜHEYL

    Güney,güney rüzgarı,kaba yel. : LODOS

    Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN

    Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT

    Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA

    Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü,çekilmiş mercimek,bulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI

    Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.:ASEAN

    Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ

    Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK

    Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG

    Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN

    Gün-gece eşitliği : EKİNOKS

    Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA

    Gür erkek sesi.:DAVUDİ

    Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS

    Güreş meydancısı.:CAZGIR

    Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO

    Güreşte bir oyun.: KAFAKOL

    Güreşte bir oyun.:BOYUNDURUK.:KURTKAPANI.:DALMA:ÇİPE

    Gürgengillerden,kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ

    Gürültü patırtı.:DAĞDAĞA

    Gürültü,patırtı,telaş,karmakarışık durum.: DAĞDAĞA

    Güven mektubu.:İTİMATNAME

    Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER

    Güvercin. : KEBUTER

    Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA

    Güzel avrat otu.:BELLADONNA

    Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN

    Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA

    Güzel koku. : RAYİHA

    Güzel koku.:ARF

    Güzel kokular.:ITRİYAT

    Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL

    Güzel kokulu bir kavun türü. : ŞAMAMA

    Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ

    Güzel kokulu,değişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY

    Güzel kokulu,sarı renkte,uzunca bir kavun türü.:TOPATAN

    Güzel kokulu.: ITRİ

    Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA

    Güzel sanatlar evi.:DARÜLBEDAYİ

    Güzel sesli bir kuş.:İSKETE

    Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE

    Güzel sevgili. : NİGAR

    Güzel söyleme ve yazma yeteneği. : SELİKA

    Güzel söz söyleyen,konuşkan.:DİLBAZ

    Güzel ve faydalı şeyler.:BEDAYİ

    Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE

    Güzel yüz.:DİDAR

    Güzel,hoş (kadın). : RANA

    Güzel,hoş,nefis.: OFLAZ

    Güzel,ince,zarif kadın.Ceylan.: AHU

    Güzel,iyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA

    Güzel,sevimli insan.:GÖKÇEK

    Güzel. : NİK

    Güzeli en üstün,en yüce değer sayan kişi.:ESTET
     



  12. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    H

    Haberci,ulak. : KARAKULAK

    Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO

    Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA

    Habeş soylusu. : RAS

    Habeş Yahudi’si.:FLAŞA

    Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ

    Hacim,oylum. : CİRİM

    Haç : ÇARMIH

    Hafıza kaybı : AMNEZİ

    Hafif esinti.:İPİLTİ

    Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK

    Hafif yağmur,serpinti.:ÇİLENTİ

    Hafif yaralama : HACAMAT

    Hafniyum’un simgesi. : HF

    Haiti kökenli bir dans ve müzik.:MAMBO

    Haiti kökenli,rumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO

    Haiti plakası. : RH

    Hak ve adalete uygunluk.: NASFET

    Hakim,başat,başta gelen.:DOMİNANT

    Hakkı devretme.: TEMLİK

    Haksız olarak alınan toprak,mal. : ASABALIK

    Haksızlık,kıygı. : GADR (GADİR)

    Hala.:BİBİ : ÇİÇE

    Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA

    Halat ucu.: ÇIMA

    Halat yumağı.: RODA

    Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA

    Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ

    Halı dokuma tezgahı.:ISDAR

    Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD

    Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR

    Halı,kilim veya bez dokuma tezgahı. : HAMA: HANA

    Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT

    Halk arasında yaban arısına verilen ad. : SARICA

    Halk arasında ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN

    Halk arasında Eylül ayına verilen ad.:VERİMAY

    Halk arasında hindiye verilen ad. : CULUK

    Halk arasında,herkesin söylediğini yapan,iltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK

    Halk bilgisi.:FOLKLOR

    Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE

    Halk dilinde abla.: MADAMA

    Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT

    Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ

    Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA

    Halk dilinde avare,işe yaramaz.:AVARA

    Halk dilinde babanın kız kardeşi,hala. : EME : EMETİ: BİBİ

    Halk dilinde badem. : PAYAM

    Halk dilinde bahane. : MAHNA

    Halk dilinde boşboğaz,söz taşıyan. : YALAK

    Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK

    Halk dilinde çay demliğine veya küçük güğüme verilen ad.: HALASTAR

    Halk dilinde çekül sözcüğünün aldığı biçim.:ŞAVUL

    Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ

    Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE

    Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.:SİYEŞ

    Halk dilinde dilsiz.:TAT

    Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN

    Halk dilinde kardeş. : KADA

    Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA

    Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN

    Halk dilinde keser.:KERKİ

    Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL

    Halk dilinde klitoris,bızır.:DILAK

    Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.:OTÇU

    Halk dilinde küme,topluluk anlamında kullanılan sözcük.:ÇOM

    Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA

    Halk dilinde mısır.:LAZUT

    Halk dilinde mızıkçı,yaygaracı,gürültücü anlamında kullanılan sözcük.:KACARA

    Halk dilinde minnet.: MÜDANA

    Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA

    Halk dilinde otlak.:ÖRÜ

    Halk dilinde parıltı.: IŞILAK

    Halk dilinde pestil.: BASTIK

    Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK

    Halk dilinde sebze bahçesi.:AVAR

    Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ

    Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK

    Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN

    Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ

    Halk dilinde sperm,meni. : ATMIK

    Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük.:HORATA

    Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA

    Halk dilinde Temmuz ayı.: ORAKAYI.

    Halk dilinde termometreye verilen ad.:ISIKERTE

    Halk dilinde yabani tereye verilen ad : ISPATAN

    Halk dilinde yanık,yırtık.. : YİRİK

    Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA

    Halk edebiyatında aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME

    Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA

    Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK

    Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT

    Halk oylaması.: REFERANDUM

    Halk tarafından sevilme,tutulma. : POPÜLARİTE

    Halk,topluluk.:CUMHUR

    Halkalar geçirilerek yapılmış veya zincirden örülmüş zırh.:CEBE

    Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT

    Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR

    Ham demir madeninin eritildiği büyük ocak,fırın.:HADDEHANE

    Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK

    Ham ile olgun arası. : ALASULU

    Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse.:KAZAZ

    Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF

    Ham keten rengi. : EKRU

    Ham olarak yenilen badem,erik,kayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA

    Ham üzüm. : KORUK

    Hamal semeri. : ARKALIK

    Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.:ARKALIK

    Hamam böceği.:KAKALAK

    Hamam. : YUNAK

    Hamamda kese yapan erkek. : TELLAK

    Hamamlarda musluk altında bulunan ve su biriktirmek için kullanılan mermer veya taş tekne.:KURNA

    Hamle.: SAVLET

    Hamsi,Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT

    Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ

    Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta.: BİNİT

    Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA

    Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.:UĞRALAMAK

    Hamur tahtası. : SENİT

    Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.:ISIRAN

    Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ

    Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği , üzerinde bekletildiği tahta. : PASA

    Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA

    Hanay. :AVLU

    Hanım,hanımefendi.:BANU

    Hanigiller familyasından bir balık türü.: LAKOZ

    Hanigillerden bir balık türü.:ORFOZ

    Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS

    Hap. : DRAJE

    Haraç.:BAÇ

    Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ

    Hareket etmeyen,kımıldamayan,sakin.:DİNGİN

    Harfler,kısaltmalar kümesi. : LOGO

    Harfler.:HURUFAT

    Harita çıkarmaya yarayan bir aygıt.: PLANÇETE

    Haritacı.: KARTOGRAF

    Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ

    Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT .

    Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak,çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.:BADAS

    Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI

    Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR

    Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN

    Has ekmek. : FRANCALA

    Has,mahsus. :ÖZE

    Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU

    Hasattan sonra tarla veya bahçelerde kalan ürünleri toplama.:BAŞAKLAMA

    Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL

    Hasırotu,saz,kamış.: KOFA

    Hasta dinleme aleti. : STETESKOP

    Hasta. : SAYRI : BİMAR

    Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES

    Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR

    Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde.:ANTİKOR

    Hastalık nöbeti,kriz. : AKSE

    Hastalık,dert.: ÇOR

    Hastalıklar bilimi. : PATOLOJİ

    Hastalıklar. : EMRAZ

    Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ

    Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ

    Hastalıktan sonraki iyileşme. :İFAKAT

    Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN

    Hastanın veya yakınlarının,onun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ

    Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA

    Hata ,/ hatalı pul. : ERÖR

    Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA

    Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ

    Hatay yöresine özgü,yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.:ARGUN

    Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel Açana’da denilen ünlü höyük.:ALALAH

    Hatıra,yadigar. : ANDAÇ

    Hatırlayan. : ANAN

    Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen alet,basınç ölçer.:BAROMETRE

    Hava basınç birimi.: BAR

    Hava korkusu. : AEROFOBİ

    Hava yutma. : AEROFAJİ

    Havacı bülteni. : NOTAM

    Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM

    Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON

    Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP

    Havadar. : YELEÇ

    Havagazı lambasının ucu. : BEK

    Havai. : YELEME

    Havari.:APOTR

    Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP

    Havuca renk veren madde. : KAROTEN

    Havuç. : YEREGEÇEN

    Havuç.: YEREGEÇEN

    Havuz,göl,akarsu,deniz,okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında,su hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzen,hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON

    Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE

    Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU

    Hawai’de karşılama veya uğurlama anısı olarak verilen,çiçekten yapılmış kolye.:LEY

    Hayal. : İMGE

    Hayat hikayesi.:BİYOGRAFİ

    Haydut,eşkıya. : ŞAKİ

    Haylaz,serseri. : NABEKAR


    Hayvan bilimci. : ZOOLOG

    Hayvan boyunduruğu. : TASMA

    Hayvan çulu.ALIK

    Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN

    Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ

    Hayvan pisliği.:TERS

    Hayvan postundan başlık. : KALPAK

    Hayvan vebası. : MALKIRAN

    Hayvan yavrusu.:BALAK

    Hayvan,balık,sebze,meyve gibi yiyecekleri,yerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ

    Hayvanca duygu.:BEHİMİ

    Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV

    Hayvanı otlatmak. : OTARMAK

    Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY

    Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.:DUŞAK

    Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgili Yunanca öntakı: ZOO

    Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN

    Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip.Hayvan bağlanan ip. : ÖRK

    Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT

    Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ

    Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR

    Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi dokularından yada bitkisel yosunlardan elde edilen saydam ve renksiz bir madde.:JELATİN

    Hayvanların saman,ot,mısır sapı gibi kışlık yiyeceği.: ALAF

    Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK

    Hayvanların,özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA

    Hazır. : AMADE: ANIK

    Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR

    Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad. : ALİABA

    Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA

    Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitap. : SİYER

    Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı. : UKBA

    Hecelerin uzunluk ve kısalık,kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ

    Hediye verilen levha. : ŞİLT

    Hediye,bahşiş. : ATİYYE

    Hekim,otacı.:DİRGER

    Hekimlik taslama.: OLÇUM

    Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE

    Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA

    Hektar. : HA

    Hele,özellikle. : BAHUSUS

    Hem ısıtmaya,hem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE

    Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA

    Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK

    Her biri başka perdede bir sıra kamış düdük,musikar.:MISKAL

    Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ

    Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA

    Her şeyin evveli,tazesi,turfanda. : REYAN

    Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT

    Her tür organik yağa verilen ad.: LİPİT

    Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK

    Her yanı görmeye elverişli,camlı çatı katı veya taraça,kule.: CİHANNÜMA

    Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ

    Her zaman olduğu gibi.:BERMUTAT

    Her zaman.:DAİMA

    Herek.:İSPALYA

    Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. : RANSEYMAN

    Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA

    Herhangi bir eserin tanıtılması,okunması,yorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE

    Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET

    Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ

    Hesap defteri.:EVAR

    Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ

    Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS

    Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı,etkili. : PATETİK

    Heyelan. : KAYŞA

    Heykel,abide anlamında yerel sözcük.:ANAK

    Heykel,sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça,ayak,taban. : DURAÇ

    Hıristiyan sanatında ellerini kaldırmış dua eder durumda canlandırılmış insan figürüne verilen ad. : ORANS

    Hıristiyan bayramı. : YORTU

    Hıristiyan beyi. : TEKFUR

    Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA

    Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA

    Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA

    Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA

    Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ

    Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. : AFOROZ

    Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.: AFOROZ

    Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL

    Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ

    Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ

    Hırslı.:MUHTERİS

    Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA

    Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisi,muhrip.:DESTROYER

    Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN

    Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA

    Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN

    Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE

    Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA

    Hiçbir koşula bağlı olmayan,istediği gibi davranabilen. : ERKİN

    Hikaye,fıkra.:KISSA

    Hilal. : AYÇA

    Hile,düzen. : DEK: AL

    Hileci.:DEKBAZ

    Hilekar. : AYYAR

    Himalaya dağlarında doruk.:APİ

    Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ

    Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU

    Hindistan plakası. : İND

    Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ

    Hindistan Prensi. : RACA

    Hindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA

    Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS

    Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON

    Hindistan’a özgü,güreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ

    Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS

    Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA

    Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ

    Hindistan’da kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ

    Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA

    Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE

    Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL

    Hindistan’da, bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer : AKRAMA

    Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil.:DRAVİD

    Hindistan’ın para birimi.:RUPİ

    Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA

    Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ

    Hinduizm’in temel ilkesi olan,hiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA

    Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA

    Hinduların kutsal kitabı. : VEDA

    Hint bademi. : KAKAO

    Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA

    Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ

    Hint irmiği. : SAGU

    Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ

    Hint kertenkelesi.:İGUANA

    Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA

    Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA

    Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU

    Hint müziğine özgü telli bir çalgı. : VİNA

    Hint müziğine özgü telli bir çalgı.:SARANGİ

    Hint müziğine özgü yaylı bir çalgı.: SARANGİ

    Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB

    Hint safranı.: ZERDEÇAL

    Hint sülünü.:ALE

    Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ

    Hintlilerin,bağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA

    Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç.:RİTALİN

    Hipotez,faraziye.: VARSAYIM

    Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA

    Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ

    Hisse senedi. :ESHAM

    Hitabet sanatı.:RETORİK

    Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. :ALALU

    Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU

    Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer. : NEŞA

    Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA

    Hizip. : KLİK

    Hizmet belgesi.:BONSERVİS

    Hizmet eden.Sadık,dost. : HADİM

    Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK

    Hollanda’nın para birimi.:FLORİN

    Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA

    Hong Kong’un plakası. : HK

    Hor görmek. : KARAMAK

    Hor görülen,aşağılanan.:ZELİL

    Horoz tepeliği,köşe-kenar-uç. : İBİK

    Horozun en gösterişli tüyü.ÇIĞA

    Hortlak.:CAZU

    Hoş kokulu.:ITRİ

    Hoşgörü. : TOLERANS

    Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA

    Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA

    Hukuk.: TÜZE

    Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU

    Huni biçiminde çukur yer.İç bükey. : OBRUK

    Hurma dalı veya kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti.:KAVSARA

    Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç.: YAVAŞA.: EGEN

    Huysuz şirret kadın.:CADALOZ

    Huzur,erinç : DİRLİK

    Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. : LİNİN

    Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ

    Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL

    Hücre.:GÖZE

    Hücrebilim.: SİTOLOJİ

    Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ad.:İLİG

    Hükümdarın,bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ

    Hükümler.:AHKAM

    Hükümsüz.:BATIL

    Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ

    Hünnap,iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME

    Hünnapgillerden,hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsi,güvemeriği.:AKDİKEN
     



  13. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    I

    Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi. : LALES

    ırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek.:ISIRAN

    Irkçılık. : RASİZM

    Irmak ile dere arası büyüklükte akarsu.:ÇAY

    Irmak veya dere suyunun hızlı aktığı yer. : AKANAK

    Irmaklarda işleyen bir çeşit altı düz tekne. : PELEME : TOMBAZ

    Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne. : LİMBO

    Isı derecesi,sıcaklık.: SUHUNET

    Isı yükselişi. : CEMRE

    Isıl. : TERMİK

    Isırgın. : İSİLİK

    Iskarta mal.:MARDA

    Ispanak,pancar gibi sebzelerle pirinç ve bulgur karıştırılarak yapılan bir yemek.: ÇİLEME


    Ispanakgillerden yaprakları etli bir bitki. : IŞTIR

    Isparta ilinde,doğal değerlerin korunması amacıyla ulusal park kaps***** alınan göl.:KOVADA

    Isparta kentinin eski adı. : HAMİDABAD

    Isparta yakınında,1991’de tabiat parkı kaps***** alınan krater gölü.:GÖLCÜK

    Isparta yöresinde yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen üzüm cinsi. :ALGEMRE

    Issız yolda hırsızlık. : KARMANYOLA

    Işık ölçer. : POZOMETRE

    Işık yoğunluğu birimi.mum. : KANDELA

    Işık.:ŞAVK

    Işıklar,nurlar.:NİRAN

    Işıklı,nurlu.: NURANİ

    Işın demeti. : HUZME

    Işınbilim. : RADYOLOJİ

    Işınım dozu birimi.: REM

    Izgara.:GRİL
     



  14. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    İ

    İbadet.Allah’ın buyruklarına uyma. : TAAT

    İbni Sina’ya batıda verilen isim. : AVİCENNA

    İbrahim Peygamberin babasının adı.: AZER

    İbrani alfabesinin ilk harfi.:ALEF

    İbrani rahiplerinin dinsel törenlerde giydikleri giysi. : EFOD

    İbranice v Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.: YİDDİŞ

    İç Anadolu’da bir göl. : EBER

    İç Anadolu’da volkanik bir göl.: MEKE

    İç bükey,konkav,obruk.:MUKAAR

    İç donu.: TUMAN

    İç duvar.:CIDAR

    İç etek.:JÜPON

    İç güdü.:İNSİYAK

    İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker,ovelit. : PERİDOT

    İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.: OVOLİT

    İç kulakta kemik dolambacın orta bölümü. : DALIZ

    İç sıkıntısı.:AFAKAN : İLİNTİ

    İç yüz,sır.:BATIN

    İçe kapanıklılık.: OTİZM

    İçel’in Silifke ilçesinde bir antik kent ,: URA

    İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. : KİST

    İçi kremalı,üzeri çikolata kaplı pasta.:EKLER

    İçi pamuk yada yün vatka ile doldurularak dikilmiş,döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş.:KAPİTONE

    İçimi hoş ve tatlı su.:ZÜLAL

    İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların,resimlerin bulunduğu eser.:BAHNAME

    İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz. : LİVAR

    İçinde fosil bulunmayan toprak.:AZOİK

    İçinde gemi yapılan veya onarılan üstü örtülü büyük havuz.:DOK

    İçinde yağ yakılan toprak kandil. : PESÜS

    İçine çamaşır,elbise gibi şeyler koyup sarmaya yarayan bez veya kumaş.:BOHÇA

    İçine demir çubuklardan kafes konulmuş beton.:BETONARME

    İçine doğduğu gibi söylenerek,doğaçlama.: İRTİCALEN

    İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası.:HARDALİYE

    İçine kor kömür doldurulan , açık havada ısınmaya yarayan ayaklı ve delikli madeni kaba verilen ad :BRASERO

    İçine mendil,gecelik gibi şeylerin konulduğu kumaş bohça. : ŞASE

    İçine pekmez,peynir,yağ vs konulan yada yayık olarak kullanılan deri tulum. : TULUK

    İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.:TALAŞKEBABI

    İçine soğan,sarımsak,maydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.:pİLAKİ

    İçine su biriken doğal çukur.:OBRUK

    İçine yalnız kürek çekenin girebildiği uzun ve dar yarış kayığı. : SKİF

    İçitim.:ZERK

    İçki bardağı.:pİYALE

    İçki içerken birinin şerefine,sağlığına kadeh tokuşturulması.:TOKA

    İçki mahzeni.:KAV

    İçki meclisi.: BEZM

    İçki sunanlara verilen ad. : SAKİ

    İçki veya uyku sersemliği.:HUMAR

    İçki. : AYŞ : İŞRET

    İçkiye düşkün,içkici,ayyaş. : BEKRİ

    İçli,acıklı şiir.:ELEJİ

    İçmeye veya tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayan,ortası bombeli,ayaksız,az derin,geniş ağızlı kap.:pATERA

    İçten çürümüş ağaç : ARDAK.

    İdam mahkumlarının asıldığı ağaç.:DAR

    İdare kandili. : İLİKMEN

    İdare,yönetim. : ZİMAM

    İdrar kesesi iltihabı.:SİSTİT

    İdrar yolları hastalıkları,üroloji.:BEVLİYE

    İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi,İdrarın kesilmesi.:ANÜRİ

    İftihar etme,öğünme. : ULVAN

    İğ : EĞİRMEN

    İğne deliği. : YURDU

    İğne korkusu.: BELONOFOBİ

    İğne yaprakları yaz kış yeşil olan bir orman ve süs bitkisi. : PORSUK

    İğneye yol açmak için kullanılan,çelikten,ince ve sivri uçlu bir alet.:BİZ

    İğrenme,tiksinme. : KERAHET

    İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.: ERBAŞ

    İhtiyar kimse.:pİRİFANİ

    İki gövdeli (birbirine paralel tutturulmuş iki kütükten yapılmış) deniz taşıt aracına verilen ad. :KATAMARAN

    İki akarsuyun birleştiği yer.:KOYAR

    İki anlamı olan bir sözcüğün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirme sanatına verilen ad. : İHAM

    İki atlı kızak. : ZANKA

    İki ayrı ırktan gelme. : LETİS

    İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça. : NİPEL

    İki çenetli yumuşakça.:ARCA

    İki dağ arasındaki sırt. : SENİR

    İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı.: ÇATAK

    İki denizi ayıran dar kara parçası veya dünya ile ahret arasındaki yer. : BERZAH

    İki direkli yelkenli bir gemi.:USKUNA

    İki direkli,seren yelkenli,birkaç top taşıyan gemi.:BRİK

    İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan,on dört dizeli bir Batı şiir türü.:SONE

    İki gemi veya gemi ile kıyı arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.:SEMAFOR

    İki kaş arası.: BELCE

    İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit yelkenli. : PİRAT

    İki kişilik,alçak,oldukça geniş koltuk.:MARKİZ

    İki kişilik,sportif amaçlı bir tür küçük yelkenli.:pİRAT

    İki kulplu ve küfe biçimindeki büyük sepete halk dilinde verilen ad. : KELET : KELETER

    İki olay arasındaki süre.: FETRET

    İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET

    İki renkten oluşan.:YANAL

    İki sıra kürekli Antikçağ Roma teknesi. :BİREMİS

    İki tarla arasındaki sınır. : AN

    İki ucu açık küçük boru.ZIVANA

    İki ucuna birer kişi oturup,karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan,ortasından bir yere dayalı tahta kalas.: TAHTEREVALLİ

    İki veya daha çok katlı ev.:HANAY

    İki veya üç telli bir saz türü.:CURA

    İki veya üç yaşındaki erkek koyun.: ÖVEÇ

    İki yanı ağaçlıklı yol. :ALE

    İki yaşına girmiş manda.:EVERE

    İki yataklı karyola. : RANZA

    İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.:REDRESÖR

    İki yüzlü,riyakar. : MÜRAİ

    İki,üç veya dört kişi arasında oynanan bir tür iskambil oyunu. : PİKET

    İkilem. : DİLEMMA : KIYASI MUKASSİM

    İkinci Abdülhamit’in Selanik’e sürgüne gönderildiği köşkün adı.:ALATİNİ

    İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas : ADLİ

    İkinci çağın yaklaşık 45 milyon yıllık dönemi.:TRİYAS

    İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’li erlere verilen ad.:Gİ

    İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. : Gİ

    İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.:TAYGELDİ

    İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.:FERAHİ

    İkinci Mahmut döneminde,yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.:ASAKİRİMANSURE

    İkinci. : SANİ

    İkisi dikili,üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş taş devri mezarı.:DOLMEN

    İkiyüzelli kiloluk bir ağırlık birimi.:ÇEKİ

    İklimbilim. : METEOROLOJİ : KLİMATOLOJİ

    İknalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU

    İlaç bilimi. : FARMAKOLOJİ

    İlaç kullanmadan,yalnız ısı yardımıyla aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.:ASEPSİ

    İlaç tedavisi. : KEMOTERAPİ

    İlaç,çare,deva. : EM

    İlaçların formüllerini gösteren resmi kitap.:KODEKS

    İlahi duyuru.:VAHİY

    İlahiyat. : TEOLOJİ

    İleri atılmış,ortaya çıkarılmış.:LANSE

    İletim. : KONVEKSİYON

    İletişim dizgesi birliği.:LİNK

    İletki.: MİNKALE

    İlgi eki. : Kİ

    İlgisiz.:BİGANE

    İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk tarafından 1952’de çıkarılan siyasi mizah dergisinin adı. : KIRKBİRBUÇUK

    İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad.:YASAVUL

    İlişik. : MERBUT

    İlk çağdaki uygarlıkla ilgili olan. : ANTİK

    İlk doğan çocuk.:BEŞE

    İlk İncil’in yazarı sayılan, İsa’nın on iki havarisinden biri. : MATTA

    İlk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.: EOLİT

    İlk kez Hindistan’da dokunan,yumuşak ve hafif bir çeşit ipekli kumaş.:SÜRA

    İlkbaharda kırlarda yetişen,ufak yeşil yapraklı,ıspanak gibi yenilen bir bitki.:MADIMAK

    İlkel benlik. : İD

    İlkel. : PRİMİTİF

    İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme.:RİŞLİYÖ

    İmkansız. : MUHAL

    İmren.:GIPTA

    İnanç ve bilgiyi kiliseyle,özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.:SKOLASTİK

    İnandıran,ikna eden. : MUKNİ

    İnanılan kimse. : İNAL

    İnanma,güvenme.: İTMİNAN

    İnanmış,emin olan.:MUTMAİN

    İnatçı,ayak direyen:. ANUT

    İnce alay.:İRONİ

    İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.:İLEİT

    İnce bağırsak iltihabı. : ANTERİT

    İnce dövülmüş tavuk eti veya dana eti.(Yağsız ve sinirleri alınmış).:ESKALOP

    İnce halat. : URGAN

    İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. : LASTİKOTİN

    İnce kabuklu bir erik cinsi. : ÜRYANİ

    İnce kumaştan yapılan bir tür kadın üstlüğü. : MAŞLAH

    İnce pide halinde ekmek.:LAVAŞ

    İnce ruhlu.RAKİK

    İnce yağan yağmur. : ÇİSENTİ : ÇİSE

    İnce yapılı,zarif,narin.:YEPELEK

    İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan sistli kayaçlara verilen ad.:. ARDUVAZ

    İnce yassı elmas. : KARAVANA

    İnce,düzgün dokunmuş pamuklu kumaş.:OPAL

    İnce,parlak nakış.:MİRE

    İncelik. : RİKKAT

    İnci çiçeği.:MÜGE

    İnci çiçeği.:MÜGE

    İnci,boncuk,deniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık.:KISTI

    İncik boncuk işleri. : TUHAFİYE

    İncil bölümü.:LUKA

    İncil’den önceki kutsal kitaplar.:AHDİATİK

    İncil’den.:AHDİCEDİT

    İnciler. : LEAL

    İncirlerde döllenmeyi sağlayan sinek. : İLEK

    İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülkelere verilen ad.:DOMİNYON

    İngiliz uzunluk ölçüsü. : İNÇ : YARDA

    İngiltere’de at yarışı.:DERBY

    İngiltere’de kullanılan bir ağırlık ölçüsü. : ONS

    İnişli yer,bayır.: ŞEV

    İnkalar’ın atası olduğuna inanılan güneş tanrısı. : İNTİ

    İnleme,inilti. : ENİN:NALE

    İnleyen. : NALAN

    İnorganik madde. : MİNERAL

    İnsaf,haklılık. : NASFET

    İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan. : AURA

    İnsan bilimi uzmanı. : ANTROPOLOG

    İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.:FANİ

    İnsan kalabalığı.:CEMAAT

    İnsan nüfusunu yapı,gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.:DEMOGRAFİ

    İnsan omzunda veya deve,fil,at gibi hayvanlara yüklenerek götürülen,üstü örtülü,tekerleksiz taşıt.: TAHTIREVAN

    İnsan sever.:FİLANTROP

    İnsan topluluğu. : CEMİYETİ BEŞERİYE

    İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık,şiş. : KOP

    İnsan zihninin deney edinmeden önce,üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyci filozofların kullandıkları deyim.:TABULARASA

    İnsan,hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.:ANATOMİ

    İnsan. :İN


    İnsanbilim.:ANTROPOLOJİ

    İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.:TARAK

    İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi.:REM

    İnsanın yaratılış özelliği. : NATURA

    İnsanın,makinenin veya çevrenin bir arada uyumlu ve verimli çalışmasını inceleyen bilim dalı.:ERGONOMİ

    İnsanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA

    İnsanlar,dünya adamları. :ALEMİYAN

    İnsanların ırklara ayrılışını,bunların nereden çıktığını,oluşumunu,yeryüzüne yayılışını,aralarındaki niteliklerini inceleyen bilim. : ETNOLOJİ

    İnsanların ince bağırsağında yaşayan bir solucan türü. : TRİŞİN

    İnsanüstü. : FEVKALBEŞER

    İonya adalarından biri.: İTHAKİ

    İpek ibrişim yapan kişi. : KAZAZ

    İpek sargılı ip.Pamuk veya ipekten sicim. : KAYTAN

    İpekli bir kumaş türü.:CANFES

    İpekli peştamal.:FUTA

    İpekli veya yünlü esnek dokunmuş kumaş.:JARSE

    İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. : ABANİ

    İplik eğirmek için kullanılan bir alet.:ÇIKRIK

    İplik kangalı.:ÇİLE

    İplik sarılan zıvana.:MASURA

    İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabukları,yapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği. : İKAT

    İpotek,rehin. : TUTU

    İpucu. : KARİNE

    İran Moğolları döneminde bastırılan bir tür kağıt para. : ÇAV

    İran pilavı.:ÇİLAV

    İran saray ve evlerinde avluya bakan,üç yanı açık sundurma.:TALAR

    İran takviminde 6. ay.: ŞEHRİR

    İran,Yemen ve Umman’ın para birimi. : RİAL : RİYAL

    İran’da Sasani hükümdarlarına verilen unvan.:KİSRA

    İran’ın plakası. : İR

    İran’ın resmi haber ajansı.:İRNA

    İri dişli törpü: RASPA

    İri gövdeli bir papağan türü.:ARA

    İri gövdeli ve kısa saplı bir tambura türü.:ÇÖĞÜR

    İri gözlü kalbur : ÇİLİNGİR

    İri kemik. :OMACA

    İri kepekli un.:RAZMOL

    İri köpek,,çoban köpeği.:ÇOMAR

    İri muşmula. : BEŞBIYIK

    İri taneli misket üzümü. : MALAGA

    İri taneli misket üzümü.:MALAGA

    İri taneli siyah üzüm çeşidi.:İRİKARA

    İri taneli tahıl.:YARMA

    İri ve boru biçiminde beyaz veya sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi.: KALA

    İri ve çok mayhoş bir elma cinsi. : HÜRYEMEZ

    İri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. : İRİS : SÜSEN

    İri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : RAZAKI

    İri ve verimli kiraz çeşidi. : VAN

    İri yarı,kırıcı,sinirli,asık yüzlü kimse.: AZNAVUR

    İribaş. : TETARİ

    İrilik.:CESAMET

    İrinli yara. : UFUNET

    İrlanda Kurtuluş Ordusu. : İRA

    İrlanda’nın plakası.:EİR

    İrlanda’nın resmi adı. : EİRE

    İrmik ve şekerle yoğrularak fırında pişirilen bir tür kurabiye.:ACIBADEM

    İsa Derneği denilen bir Hıristiyan derneğinin üyesi.: CİZVİT

    İsa Peygamberi ele vermesiyle tanınan Yahudi. : YAHUDA

    İsa Peygamberin doğum ve gizli yaşam yeri olduğu sanılan bugünkü İsrail kenti. : NASIRA

    İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın. : REBEKA

    İsilik. : ISIRGIN

    İsimler. : ESAME : ESAMİ : ESMA

    İskambil kağıtlarında karoya verilen ad.:ORYA

    İskambil kağıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı,kalp biçiminde olanı.:KUPA

    İskambil kağıtlarıyla oynanan bir oyun.:LASKİNE

    İskambilde birli.:AS

    İskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad. : KONÇİNA

    İskambilde karo. : DİNERİ

    İskambilde koz. : ATU

    İskambilde sinek işaretine verilen bir başka ad. : İSPATİ

    İskambilde vale,bacak,oğlan. : FANTİ

    İskambildeki karo rengine verilen bir başka ad. : ORYA

    İskambillerle oynanan bir oyun.: OHEL

    İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri okyanusta evine götüren,okyanus tanrısı Aegir’in karısı.:RAN

    İskandinav mitolojisinde,göksel güçlerin tanrısı.:THOR

    İskandinav ülkelerine özgü üflemeli bir çalgı,tarih öncesi tunç korno. : LUR

    İskele gibi yerlere yanaşan teknelere girip çıkmayı sağlayan tahta köprü,gemi merdivenine verilen ad. : DOSA

    İskele kuşu,yalı çapkını. : BAHRİ

    İskenderun’a özgü bir fırtınanın yerel adı. : YARIKKAYA

    İskoç erkeklerin giydiği kısa eteklik. : KİLT

    İskorpitgillerden,Akdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan lezzetli bir balık. : LİPSOS

    İslam inancına göre ölüleri mezarında sorguya çeken iki melekten biri. (Diğeri Münkir). : NEKİR

    İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı. : RİBAT

    İslam devletlerinde maaş yerine veya hizmet karşılığı olarak askere ve ricale bırakılan toprak. Padişahın toprak bağışlaması. : IKTA

    İslam devletlerinde posta ve haberleşme örgütü.:BERİD

    İslam dininde,Cebrail’e verilen bir ad.: RUHÜLKUDÜS

    İslam dinine dönmüş olan. : AVDETİ

    İslam hukuk bilgini.:FAKİH

    İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.:RECİM

    İslam ordularında piyade erlerine verilen ad. : RACİL

    İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz. : REBAB

    İslamlıktan önce Arapların taptıkları bir put. : TAGOT

    İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası.: MAÇUNA

    İspanya plakası. : E

    İspanya’da soylu kadınlara verilen onur unvanı. : DONA

    İspanya’da,Endülüs Araplarından kalma saraylara verilen ad.:ALKAZAR

    İspanyol mutfağına özgü pirinç yemeği. : PAELLA

    İspanyol tiyatrosunda güldürücü kısa oyun. : SAİNETE

    İspermeçet balinası. : KAŞALOT

    İsrail Hava Yolları. : ELAL

    İsrail Kuzusu’da denilen tavşan iriliğinde bir memeli hayvan.:DAMAN

    İsrail parlamentosuna verilen ad.:KNESSET

    İsrail’de bir tür kooperatif tarım yerleşmesi.: MOŞAV

    İsrail’de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk.: KİBUTZ

    İsrail’in para birimi. : ŞEKEL

    İsrail’in plakası. : İL

    İstanbul boğazına adını veren tanrıça. : LO

    İstanbul Rum Patrikhanesinde,patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı. : LOGOFET

    İstanbul Sarayburnu,Ankara Ulus,Konya ve Samsun’daki Atatürk anıtları ile Afyon’daki zafer anıtını yapan ünlü Avusturyalı heykeltıraş. : KRİPPEL

    İstanbul’da Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılan haftalık dergi. : ÇINARALTI

    İstanbul’daki Beyoğlu semtinin eski adı. : PERA

    İstanbul’daki en eski Bizans kiliselerinden biri.:AYA İRİNİ

    İstanbul’un Ali Bey Deresi üzerinde,Mimar Sinan’ın en önemli yapıtlarından biri sayılan su kemeri : MAĞLOVA

    İstanbul’un eski adlarından biri. : ASİTANE : DERALİYE

    İstanbul’un Güneşli köyünde bir dere.: AYAMAMA

    İstatistik. : ASAR: AMAR

    İstatistikte,bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi.: MATRİS

    İstavrit balığının küçüğü. : KIRAÇA

    İste kurutulmuş ringa balığı.:FRİGA

    İsteğe bağlı. : İHTİYARİ

    İsteğine kavuşmuş olan,mutlu. : KAMRAN

    İstek,arzu. : UMU

    İstekli.:ŞATKA

    İstenç yitimi. : ABOLİ:ABULİ

    İstenmeyen diplomatik kişiler için kullanılan terim. : PERSONANONGRATA

    İster istemez.:ÇARNAÇAR

    İstikrar.:STABİLİZASYON

    İstiridye,midye gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağız kısmı demirden yapılmış bir ağ. : ALKARNA

    İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri. : LAN

    İsveç’te ortaya çıkan ,daha sonra başka ülkelerde de uygulanan ve yurttaşların idareden olan şikayetlerini inceleyen kamu denetçisi. : OMBUDSMAN

    İsviçre’de ırmak. : AARE

    İsviçre’de kanton. : URİ

    İsviçre’nin plakası. : CH

    İsviçre’ye özgü ,ağaç kütüklerinden yapılma uzun saçaklı çatısı olan dağ evi .Kır köşkü. :ŞALE

    İş bilimi. : ERGONOMİ

    İş dünyasında başarılı ve hırslı genç insanlara yapılan bir yakıştırma. : YUPPİE

    İş,hizmet buyruğu.:YUMUŞ

    İşaret için yapılmış çentik veya iz.: KERTE

    İşaret olarak kullanılan küçük bayrak.:FLAMA

    İşe yaramaz,yıpranmış,bozulmuş,eskimiş eşya. : KURADA. : BATTAL

    İşe yaramaz. : AMELİMANDA

    İşini bilen,ölçülü ve hesaplı iş gören.:EVİRGEN

    İşiten. : SEMİ

    İşitme taşı.:OTOLİT : OTOSİST

    İşleme,oya ve yazmalarda kullanılan ve adını aynı adlı bitkiden alan geleneksel Türk bezeme öğesi.:ÇARKIFELEK

    İşlemede kullanılan altın suyuna batırılmış ince gümüş tel.:SIRMA

    İşlenmemiş bakır.: GEN

    İşlenmemiş,ekilmemiş toprak. : BOR

    İşlenmiş timsah derisi. : KROKODİL

    İşletmen. : OPERATÖR

    İştahsızlık.:ANOREKSİ

    İt dirseği. : ARPACIK

    İtaat eden.:ESLEK

    İtalya’da manda sütünden üretilen, tadı hafif, dokusu pürüzsüz peynir türüne verilen ad. : MOZZARELLA

    İtalya’da 20. asır başında ortaya çıkan modern şiir hareketi.:HERMETİZM

    İtalya’da ve Güney Fransa’da üretilen kokulu bir likör. : AKUET

    İtalya’da yaşamış antik halk.: LATİN

    İtalya’nın Po’dan sonra en uzun nehri.:ADİGE

    İtalya’ya özgü bir tür peynir. : ROMANA

    İtalyan mutfağına özgü bir cins pasta. : TİRAMİSO

    İtenek. : PİSTON

    İyi haber,iyi talip,uğur. : YOM

    İyi haber.:BEŞARET

    İyi konuşma. : BELAGAT

    İyi nitelik,hayır.:MEYMENET

    İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek.:FRANCALA

    İyi terbiye edilmemiş vahşi binek hayvanı.Azgın at. : ALAŞA

    İyi,güzel,mükemmel.: OFLAZ

    İyi,hoş.:NİK

    İyice dövülmüş ve uzun süre birlikte kaynatılmış et ve buğdayla yapılan bir tür yemek : KEŞKEK

    İyice olgunlaşmamış ekin. : ALACATEK

    İyiden iyiye. : ENİKONU

    İyilik ederek gönül alma.: TALTİF

    İyilik,lütuf,ihsan. : İNAYET: SALAH

    İyilikler. : HASENAT

    İyiliksever kimse..: NİMETŞİNAS

    İyimser,optimist. : NİKBİN

    İzafiyet. : RÖLATİVİTE

    İzin belgesi.: İCAZETNAME

    İzin,müsaade.:CEVAZ

    İzlanda’nın plakası. : İS

    İzmarit türü bir balık. : KUPES

    İzmaritgillerden boyu 35 cm kadar olan bir Akdeniz balığı. : SARPA

    İzmaritgillerden kemikli bir balık.:TRANÇA

    İzmaritgillerden kılçıklı bir balık.:ÇİTARİ

    İzmaritgillerden,boz renkli,beyaz etli bir balık.:KARAGÖZ

    İzmaritgillerden,ılıman denizlerde yaşayan bir balık.:KUPES

    İzmir tavlası da denilen ve daha çok Ege yöresinde oynanan bir tavla oyunu. : MÜSTECİR

    İzmir ve Ayvalık yöresinde çokça bulunan,kumun 5-6 cm altında yaşayan lezzetli bir midye türü. : AKİVADES

    İzmir yöresine özgü, özellikle sabah kahvaltısında yenilen bir çeşit börek. : BOYOZ

    İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı turistik bir belde.:ALAÇATI

    İzmir’in Çeşme ilçesinin eski adı. : ERYTHARİ

    İzmir’in eski adı.:SMYRNA

    İzmir’in ilçesi Urla’nın eski adı. : KLAZOMENDİ

    İzmir’in Kemalpaşa ilçesinin eski adı. : NİF

    İzmir’in Menderes ilçesindeki antik bir kent. : NOTİON : KLAROS

    İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ünlü antik kent. : TEOS

    İzmir’in Selçuk ilçesinin eski adı.:AYASULUK

    İzmir-Aydın karayolunda Türkiye’nin en uzun tüneli. : SELATİN
     



  15. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    J

    J. M. Barrie’nin,çocuk edebiyatı klasiklerinden biri olan eseri.:pETER PAN

    Jacques Brel’in bir şarkısı.: JOJO

    Jamaika’da 1960’lı yıllarda doğan ve daha sonra reggae’ye dönüşen müzik türü.:SKA

    Jamaika’dan yayılmış iki zamanlı bir dans.: KALİPSO

    Jamaika’nın plakası.:JA

    James Joyce’un tanınmış yapıtı.: ULYSSES

    Jant. : İSPİT

    Japon çiçek düzenleme sanatı. : İKEBANA

    Japon halk türküsü. : UTA

    Japon içkisi. : SAKE

    Japon imparatorlarının öldükten sonra memurlarına verdiği unvan ve görev. : ZOKVAN

    Japon imparatoruna verilen ad. : MİKADO

    Japon intihar uçağı. : KAMİKAZE

    Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.:RAKU

    Japon kirazı. : SAKURA

    Japon lirik dramı: NO

    Japon mafyası. : YAKUZA

    Japon mitolojisinde askeri diktatör.(1192-1867 arasındaki dönem. : ŞOGUN : (SHOGUN)

    Japon mitolojisinde balıkçıların tüccarların koruyucusu olan yedi su tanrısından biri. :EBİSU

    Japon mitolojisinde köylü sınıfı. : NOMIH

    Japon mitolojisinde savaşçılar sınıfı. : SAMURAİ : BUİSHİ

    Japon mitolojisinde zenaatkar sınıfı. : KOŞO

    Japon müziğine özgü kısa ve çift kamışlı nefesli çalgı.:HİÇİRİKİ

    Japon müziğine özgü telli bir çalgı. : KOTO

    Japon tarihinde,özel malikane veya çiftliklere verilen ad.: ŞOEN

    Japon tiyatro türü. : KABUKİ

    Japon Tiyatrosu Go’da erkek oyuncunun maskesi.:OTOKO

    Japonca yaratıcı anlamında sözcük.:KAMİ

    Japonlara özgü bir güreş türü.: SUMO

    Japonların pirinç tanrısı. : İNARİ

    Japonların ulusal Şinto dininde kutsal güneş tanrıçası. : AMATERASU


    Japonların ulusal dini Şintoizm’in en önemli güneş tanrıçası.:AMATERASU

    Japonya’da bir ırmak. : AKİTA

    Japonya’da bir kent. : OSAKA

    Japonya’da Buda Rahibesi.:AMA

    Japonya’da Buda tapınaklarına verilen ad.: TARA

    Japonya’da büyük çocukların yakalandığı dizanteriye benzer salgın hastalık.:EKİRİ

    Japonya’da dinsel törenlerde okunan nesir. : NARİTO

    Japonya’da kullanılmış eski bir hacim ölçüsü birimi. : TO

    Japonya’nın eski adı. : YAMATO

    Japonya’nın plakası. : JA

    Japonya’ya atom bombası atan uçak : ENOLA GAY

    Japonya’yı oluşturan dört adanın en küçüğü.:ŞİKOKU

    Jeloz’da denilen ve Eskimoların besin olarak kullandıkları yosun türü.:AGARAGAR

    Jeneratör,dinamo.:ÜRETEÇ

    Jeolojide buzul dönemi.:pLEİSTOSEN

    Jeolojide ikinci çağın triasla kretase arasında kalan dönemi.:JURO

    Jeolojide üçüncü çağ.:SENOZOİK

    Jeolojide,üçüncü çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi. : MİYOSEN

    Jing’un terminolojisinde insanoğlunun kadınsı bölümünü belirten ilk örnek.:ANİMA

    Jiujitsu ve öteki dövüşme sanatlarında elin keskin tarafı,dirsek veya ayakla vurulan darbe.:ATEMİ

    John Dos Passos’un ünlü üçleme romanı. : USA

    John Ronald Reuel Tolkien’in alegorik romanı. : YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

    Jokeylerin giydiği kenarsız başlık. : TOK

    Judo gibi sporlarda minder olarak kullanılan ve pirinç saplarının örülmesiyle yapılan kalın halı./Japon hasırı. : TATAMİ

    Judo ve karatede hareketleri çabuklaştırmak içi n yapılan bir dizi egzersiz. : KATA

    Judo’da teknik olarak rakibinden zayıf kalan taraf.:UKE

    Jüpiter gezegeninin bir uydusu. : ELARA: EUROPA: ARİEL

    Jüpiter.Müşteri yıldızı. : ERENDİZ

    Jüpiter’in uydusu olan uzayın en kızgın kayası. : İO
     



  16. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    K

    Kaba ayakkabı. : KAZGAL

    Kaba bir komedi türü. : FARS

    Kaba dikiş.:LEKENDE

    Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş : ŞAYAK

    Kaba saba kimse.: HIRBO

    Kaba sofu. : ZAHİT

    Kaba ve çirkin,iğrenç.: GALİZ

    Kaba,biçimsiz.:KUBAT

    Kaba.:SAKİL

    Kabadayı Rum delikanlısı. : PALİKARYA

    Kabak kemaneye benzer bir Orta Asya çalgısı.: GİZEK

    Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK

    Kabakulak hastalığı.: YAZMA

    Kabarıklık.:BOMBE

    Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ

    Kabartma. : RÖLYEF

    Kabartmalı pamuklu kumaş. : PİKE

    Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM

    Kabe.:BEYTULLAH

    Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK

    Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ

    Kabuğu kırmızı veya erguvani renkte olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA

    Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON

    Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç.:KINAKINA

    Kabuk. : KIŞIR

    Kabuklu pirinç.:ÇELTİK

    Kaburga altı. : DÖŞ

    Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.:BÖĞÜR

    Kaburga kemiği. : EĞE

    Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE

    Kaçak tütün.:AYINGA

    Kadeh.: KESİ

    Kadeh.:pEYMANE

    Kader,alınyazısı. : TECELLİ : FATALİTE

    Kadercilik.:FATALİZM

    Kadın arkadaş. : NEDİME

    Kadın başörtüsü. : YAŞMAK

    Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN

    Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı,nisaiye. : JİNEKOLOJİ

    Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO

    Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.: VUALET

    Kadın yeleği.:JİLE

    Kadın. : ZEN

    Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. : UTEROMANİ

    Kadında örtünme.:TESETTÜR

    Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR

    Kadınlar,kızlar anlamında eski sözcük. : İNAS

    Kadınlarda doğurma yeteneğinin sona ermesi.:MENOPOZ

    Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE

    Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR

    Kadınların yüzlerine örttükleri peçe,yaşmak. : LİSAM

    Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE

    Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.: FONDÖTEN

    Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE

    Kadırga balığı. : BALİNA

    Kadife.:VELUR

    Kadifenin ince tüyü,kumaş tüyü. : HAV

    Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse,kısakafalı.: BRAKİSEFAL

    Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK

    Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK

    Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı. : KRANİYOLOJİ

    Kafes biçiminde bir tür el işi.:MUŞABAK

    Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA

    Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL

    Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER

    Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. : AHAR

    Kağıt parçası.:VARAKPARE

    Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP

    Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI

    Kahırlar. : SATAVAT

    Kahraman,güçlü kimse : BÖKE

    Kahramanlık yada din konularında yazılıp bestelenmiş şiir : KANTAT

    Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET

    Kahve kreması.:MATE

    Kahve tortusu. : TELVE

    Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER

    Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ

    Kahya.:KETHÜDA

    Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA

    Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ

    Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ

    Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA

    Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ : DEMOFOBİ

    Kalabalık,yoğun insan topluluğu. : MAŞER : MAHŞER

    Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış veya kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad.:OPALİN

    Kalayın simgesi. : SN

    Kalb kasının kasılması. : SİSTOL

    Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:pARASEMPATİK

    Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ

    Kalça kemiği,bel kemiği. : OMA

    Kaldıraç. : MANİVELA

    Kaldırılmış. : MÜLGA

    Kaldırma,giderme. : REF

    Kale çukuru. : MELE

    Kale muhafızı.:DİZDAR

    Kale,duvar,: BAR

    Kalenderler.: RİNDAN

    Kalıba dökme. : İSAĞA

    Kalıcılık,ölmezlik: BEKA

    Kalımlı.:pAYİDAR

    Kalın bağırsak iltihabı : KOLİT

    Kalın biçilmiş uzun tahta. : KALAS

    Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA

    Kalın gözleme.:BAZLAMA

    Kalın kafalı,anlayışsız. : GABİYE

    Kalın öğütülmüş buğday. : İRMİK

    Kalın sopa,değnek.:MATRAK

    Kalın tüylü battaniye. : VELENSE

    Kalın ve dar tahta. : LATA

    Kalın,kısa ve düzgün sopa.:LOBUT

    Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI

    Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ

    Kalıp çıkarma işi. : MULAJ

    Kalıplaşmış,basmakalıp.:KLİŞE

    Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. : TART

    Kalıtım bilimi.:GENETİK

    Kalıtım,soya çekim. : İRS : GEN

    Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan madde. : DNA

    Kaliforniya’da yetişen büyük bir orman ağacı.: SEKOYA

    Kalite. : NİTELİK

    Kalkan balığının yavrusu. : PARPA

    Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan,huni yada çanak benzeri çöküntü. : DOLİN

    Kalori. : ISIN

    Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ

    Kalp kası.: MİYOKART

    Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:pASTEL

    Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi. : BARÇA

    Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. : LOMBOZ

    Kamboçya para birimi. : RİEL

    Kamelya.:JAPON GÜLÜ

    Kamış elek. : TEPİR

    Kamıştan yapılmış kulübe. : HUĞ

    Kampus. : YERLEŞKE

    Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.:OMBUDSMAN

    Kamuflaj.:ALALAMA

    Kan aktarımı. : TRANSFÜZYON

    Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON

    Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ

    Kan grubunda sabit işaret.:RH

    Kan hastalıkları bilimi. : HEMATOLOJİ

    Kan işeme. : HEMATÜRİ

    Kan kanseri: . LÖSEMİ

    Kan kardeşi. : KANKA

    Kan korkusu.: HEMATOFOBİ

    Kan kurutan.: ADAMOTU

    Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. : ERİTEM

    Kan pıhtısı:. TROMBUS .:ALEKA

    Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre,lökosit.:AKYUVAR

    Kan.:HUN

    Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR

    Kanama. : NEZİF

    Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL

    Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS

    Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN

    Kanaviçe,el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. : KANAVA

    Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ

    Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ

    Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.:SEPTİSEMİ

    Kanda,lenfte,safrada v.s.’de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN

    Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı. : HEMATİ

    Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.: HEMATİ

    Kanıtlanabilen bilimsel önerme. : TEOREM

    Kansızlık. : ANEMİ

    Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. : ARABİS

    Kanun,santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. : YATUK

    Kanuna benzeyen bir çalgı.: SANTUR

    Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ

    Kanyon.:KAPIZ

    Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA

    Kapalı formülleri aynı,açık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ

    Kapalı jimnastik ayakkabısı. : KES

    Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET

    Kapı mandalı. : TIRKAZ

    Kapı ve pencerelerin üst eşiği. : LENTO

    Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç,taş veya beton destek.:ATKI

    Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ

    Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş,lento.:BOYUNDURUK

    Kapı,geçit,boğaz,:BAB: DER

    Kapıcı.:BEVVAP

    Kaplama olmayan.:SOM

    Kaplama yada doldurma olmayan. : MASİF

    Kaplıca,ılıca.: ÇERMİK

    Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA

    Kapsam. : ŞÜMUL

    Kapsama,içerme,içine alma. : TAZAMMUN : TEŞMİL

    Kapsız yorgan. : MİTİL

    Kaptanın ve tayfaların, gemi sahibine yada sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar: BARATARYA

    Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. : LEKEN

    Kara ordusu. : NİZAMİYE

    Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. : TAFLAN

    Kara yumuşakçası. : ENA

    Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK

    Karabulut.:NİMBÜS

    Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. : MORİNA

    Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA

    Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA

    Karadeniz’de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ

    Karagöz balığına benzer bir Akdeniz balığı. : ÇİPURA

    Karagöz oynatan kimse.:HAYALİ

    Karagöz oyununda Ermeni tipi.:HAY

    Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE

    Karagöz’ün başlığı. : IŞKIRLAK

    Karagözdeki kambur ve cüce tip. : BEBERUHİ

    Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA

    Karakalem resimde çizgiyi yada pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt veya deri.:ESTOMP

    Karakter çözümlemesi veya geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ

    Karakter,huy,yaratılış. : SECİYE

    Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.:ASTRAGAN

    Karakul kuzusunun postu. : ASTRAGAN

    Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. : ŞELF

    Karaman’da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ

    Karaman’ın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN

    Karamsarlık.:pESİMİZM

    Karanlık. : ZİFİR

    Karar veremeyen,mütereddit.: DURUKSUN

    Kararsız. : MÜTEREDDİT

    Karasevda. : MELANKOLİ

    Karayla toprakla ilgili. : BERRİ

    Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ

    Karbonatlı kum taşı. : MOLAS

    Kare : DÖRDÜL.

    Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN

    Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN

    Karı kocanın baba ve analarının her biri.:DÜNÜR

    Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ

    Karın zarı iltihabı. : PERİTONİT

    Karın zarı. : PERİTON

    Karınca yiyen hayvan. : TAPİR : NUMBAT

    Karınca yuvası.: KÖRE

    Karınca. : MUK

    Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. : RAPANA

    Karışık durum.:CURCUNA

    Karışık iş. :ÇAPARIZ

    Karışık renkli,birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA

    Karma,karışık. : MUHTELİT

    Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM

    Karmaşık.:KOMPLEKS

    Karnı şiş,altı düz su kabı. : FIÇI

    Karnın açılması. : LAPARATOMİ

    Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI

    Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME

    Kars yöresine özgü bir halk oyunu. : ASKERANİ

    Kars,Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi.:TUJ

    Kars,Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ

    Karşı koyan , karşı çıkan:. MUARIZ

    Karşılıklı alıp verme. : TEATİ

    Karşılıklı yer değiştirme. : BECAYİŞ

    Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA

    Karşıtlık. : TEZAT

    Kartal,atmaca gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN

    Kartalgillerden,leşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ

    Kas faaliyeti. : KİNEZİ

    Kas yapılı ur. : MİYOM

    Kasap.:CEZZAR

    Kasaplık hayvanların sırtında,dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO

    Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK

    Kasatura,bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU

    Kasık biti. : KIRKAYAK

    Kasık.,: ANE

    Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT

    Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM

    Kasların kasılmasını giderici,hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA

    Kasların,özellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM

    Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ

    Kastamonu’nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ

    Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA

    Kaş boyası. : MASKARA

    Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. : MONOKL

    Kaşındırıcı bir deri hastalığı.: UYUZ

    Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.:YABRAK

    Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.: OS

    Kat,makam. : ORUN

    Katalog. : FİHRİST

    Katar’ın başkenti.: DOHA

    Kategori,zümre.:ULAM

    Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti. :ANASU

    Katışıksız,saf. yalın. : MAHZ: RAİK

    Katışıksız.:HALİS

    Katip. : YAZMAN

    Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü.:SİPOLİN

    Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur ve alçak bölümü. : İNEÇ

    Katolik Arnavutlar. : MALİSOR

    Katolik din adamı.:pİSKOPOS

    Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma.:ENDÜLJANS

    Katolik Kilisesinin başkanı.: PAPA

    Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik .Ölünün hatırasına yapılan tören. : REQUİEM

    Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. : SÖR

    Katotta toplanmış iyon. : KATYON

    Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun.:BİLAR

    Kauçuklu yağmurluk. : GAMSELE

    Kavalılar’a mensup Mısır valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867’de verilen resmi unvan.: HİDİV

    Kavim. : BUDUN

    Kavisli,kısa,uç bölümü geniş,kabzasına doğru daralan bir tür kılıç.: PALA

    Kavram Kavram. : MEFHUM : NOSYON

    Kavşak.: ÇATAK

    Kavşak.İki yolun birleştiği yer. : ÇAT

    Kavun ve ahududu karışımı bir tada sahip olan, C vitaminince zengin tropikal meyveye verilen ad. :pEPİNO

    Kavun,karpuz,kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN

    Kaya balığı. : TOKMAKBAŞ

    Kaya hanisi. : LAGOS

    Kaya lifi.Taş pamuğu. : ASBEST

    Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi. : KAK

    Kayabalığının bir çeşidi. : AZMANKAYA

    Kayaç. : LİPARİT

    Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi.:KARST

    Kayak. : SKİ

    Kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. : LAPİNA

    Kaygı,üzüntü.: STRES

    Kaygusuz Abdal’ın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası. : SARAYİ

    Kayı boyuna bağlı olan ve Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yaşayan büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ

    Kayık,mavna,küçük gemilerin kıyıda çekildiği yer.:ÇEKEK

    Kayıngillerden bir orman ağacı.:KESTANE

    Kayısı,zerdali gibi meyvelerin kurusu. : ÇİR

    Kaymakam : İLÇEBAY

    Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. : LİR

    Kaynak,pınar.:BULAK

    Kaynaklar,kaynakça.:BİBLİYOGRAFYA

    Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.: MAMALİGA

    Kaz dağının mitolojideki adı. : İDA

    Kaz dağlarında yaşayan yarı göçebe çobanların meskeni olan kollektif yapı. : İGERM

    Kaza ile, rastgele.: EZKAZA

    Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe.:pOTKAL

    Kazak reisi. : ATAMAN

    Kazak Türklerinin soyundan geldiklerine inandıkları,efsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN

    Kazak_- Kırgız Türklerinin saz şairleri. : AKIN

    Kazakistan’ın başkenti. : ASTANA

    Kazakistan’ın para birimi. : TENGE

    Kazanma,edinme,iş. : KİSB

    Kazı.:HAFRİYAT

    Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru.:EVELEM

    Kebaplık demir şiş.:SİH

    Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.: MUTAF

    Keçi kılından yapılmış kumaş. : KEÇE

    Keçi yavrusu : OĞLAK

    Keçi yolu,patika,yolak.: İZLEK

    Kediden aşırı derecede korkma.: AİLUROFOBİ

    Kedigillerden,çakala benzer bir hayvan.: KARAKULAK

    Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK

    Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN

    Kefal türünden bir balık. : PAÇOZ

    Kehribara verilen ad. : SAMANKAPAN

    Kekelemek yada söyleyiş hatası yapmaktan çekinerek konuşmaktan korkma. : LALOFOBİ

    Kekeme. : REKİK : KEKEÇ

    Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.: MOTAMOT

    Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. : REBEK

    Keman yayı. : KEMANE : ARŞE

    Kemanla viyolonsel arası büyük keman,viyola. : ALTO

    Kement. : LASO

    Kemik bilye. : AKAT

    Kemik veremi. : AKARCA

    Kemiklerin toparlak ucu,: OM

    Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık :pİSİ BALIĞI

    Kemikli balıklardan,15-25 cm uzunluğunda,sırtı zeytuni bir tatlı su balığı. : PLATİNA

    Kenar süsü.Mendil ve peçetelerde kenara yapılan işleme. : SU

    Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar.: LAHİT

    Kendi biten,kendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT

    Kendi kendini tatmin. : ONANİZM

    Kendi türünün en iyi konuşanı sayılan ve Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan bir papağan. : JAKO

    Kendine çekmek,ilgi toplamak.:CELBETMEK

    Kendini becerikli,usta gösteren kimse.:OLÇUM

    Kendini beğenmiş. : KAKAVAN

    Kendir dokuma. : KETEN

    Kendir tohumu : ÇEDENE

    Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, ip, çuval gibi kaba örgüler yapılan bitkiye verilen ad. : KENEVİR

    Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. : MÜREBBİYE

    Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.:CEREME

    Kene. : SAKIRGA

    Kenevirden yapılmış kalın ip : HALAT

    Kent civarı yerleşim: . BANLİYÖ

    Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları. : YERLEŞKE

    Kent soylu. : BURJUVA

    Kent veya kasabada dış mahalle. : VAROŞ

    Kerestesi makbul bir Afrika ağacı. : OKUME

    Kerestesinden yararlanılan bir tropikal bölge ağacı. : OBEŞE

    Kerevet,divan.:SEDİR

    Kertenkele derisi.: LEZAR

    Keseli ayı.Amerika etçil memelisi. : KOALA

    Kesenek. : İLTİZAM

    Keser.: KERKİ

    Kesilme,kesinti. : İNKITA

    Kesilmiş ağaç kökü. : OMACA

    Kesimevi.,mezbaha. : KANARA

    Kesimi pantolona benzeyen bir tür şalvar.:ELİFİ

    Kesin bilgi. : YAKİN

    Kesin bilgi.:YAKİN

    Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis hükümleri.: NAS

    Kesit. : MAKTA

    Kesme,kesip ayırma. : HAZA

    Kestane rengi.:MARON

    Keşişleme karşıtı rüzgar. : KARAYEL

    Keten dövmeye yarayan tokmak. : FİLARİZ

    Keten tohumu. : BEZİR

    Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.:BEZİRYAĞI

    Kıbrıs’a özgü iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO

    Kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.:ÇEKELEVE

    Kıdem bakımından başta gelen. : DUAYEN

    Kıl dokuma.:ÇUL

    Kıl elek. : LEÇER

    Kıl ve saçların dökülmesi veya yokluğu.:ALOPESİ

    Kıl.:MU

    Kılıç kını.: NİYAM

    Kılıç,bıçak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü. : PIRAZVANA

    Kılıç.: TİG

    Kılıçla yapılan spor. : ESKRİM

    Kır hayatını ve törelerini anlatan. : PASTORAL

    Kır renkli.:KIRÇIL

    Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL

    Kıranlar. : AFAT

    Kırbaç kurdu. : TRİKOSEFAL : ARİKOSEFAL

    Kırgızistan ve Kazakistan’da bir ırmak. : ÇU

    Kırgızistan’ın başkenti. : BİŞKEK

    Kırgızistan’ın para birimi.: SOM

    Kırgızların ünlü destanı. : MANAS

    Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne. : ATEL: CEBİRE

    Kırık taş döşeli yol. : MAKADAM

    Kırılma,parçalanma. : İNKİSAR

    Kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral.:ASBEST

    Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san. : GİRAY

    Kırıntı. : UFANTI

    Kırk çeşit yiyecekli sofra. : ZEKERİYA SOFRASI

    Kırkılmış koyun tüyü. : YAPAĞI

    Kırklareli’nde Demirköy ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri. : DUPNİSA

    Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde,tabiatı koruma alanı kaps***** alınan eşsiz bir orman alanı. : LONGOZ

    Kırlangıç balığı küçüğü. : DERVİŞ

    Kırmızı acı biberli sirkeli sos.:TABASKO

    Kırmızı biber.:pAPRİKA

    Kırmızı çuhadan yapılan,tepesinde püskülü olan bir tür başlık.:FES

    Kırmızı mercimekle yapılan bir çorba. : EZO GELİN

    Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.:MALHITA

    Kırmızı pancar.:ÇÖĞÜNDÜR

    Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG

    Kırmızı renkli,pis kokulu,zehirli sıvı bir element.: BROM

    Kırmızı renkli,tatlı,sulu ve kokulu bir erik cinsi.:ALBARDAK

    Kırmızı renkte olan.: LALİN

    Kırmızı zırnık. : REALGAR

    Kırmızıya çalan eflatun renk. : SİKLAMEN

    Kırsal aşk şiiri. : İDİL

    Kısa bacaklı köpek cinsi. : BASE

    Kısa çizgi.:TİRE

    Kısa çizme . : EDİK

    Kısa çorap. : ŞOSET

    Kısa hırka. : LİBADE

    Kısa kepenek. : KEBE

    Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı. : ALAGARSON

    Kısa ökçeli bağsız ayakkabı.:MOKASEN

    Kısa saplı odun baltası.:NACAK

    Kısa tüylü bir av köpeği cinsi.:BRAK

    Kısa ve özlü söz,veciz.:LAKONİK

    Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.:STENO

    Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. : ANEKDOT

    Kısa,güldürücü oyun.:SKEÇ

    Kısa,kestirme yol.:KESE

    Kısacası.:VELHASIL

    Kısık sesli küçük keman. : KİT


    Kısır döngü.:FASİT DAİRE

    Kısır,hiç doğurmamış insan veya hayvan. : EREMİK

    Kıskaç. : PENSE

    Kıskançlık korkusu. : ZELOFOBİ

    Kıskanma. : REŞK

    Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan eski Türk içkisi. : KIMIZ

    Kış. : ŞİTA : DEY

    Kışın sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası. : KIRÇ

    Kışın en soğuk günleri.Karakış. : ZEMHERİ

    Kışın yapraklarını dökmeyen mor çiçekli bir ağaççık. : KOMAR

    Kışkırtma.:AJİTASYON

    Kıvırcık saç.:CAD

    Kıvrımları olan yün,pamuk veya ipek kumaş.:KREPON

    Kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer. : ARASAT

    Kıyamet günü İsrafil’in öttüreceği borunun adı.:SUR

    Kıyı sağlık idaresince,gemilere verilen giriş-çıkış izni. : PRATİKA

    Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. : VARDAKOSTA

    Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.: SOSİS

    Kız evlat.: KERİME

    Kız Kulesinin eski adı. : DAMALİS

    Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek. : TİRİT

    Kızgın,yakıcı. :HAR

    Kızıl ötesi. : ENFRARUJ

    Kızıl veya yeşil renkte sert bir mermer. : SOMAKİ

    Kızıl,kırmızı. : AHMER

    Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram. : POTLAÇ

    Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı. : ŞİRPENÇE

    Kızlık zarı. : HİMEN

    Kibirli.:KASALAK

    Kil ve kum karışımı sarı renkli balçık.:LÖS

    Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik. : ZIVANA

    Kilime benzer,renkli ve motifli uzun yolluk,yaygı. : ZİLİ : SİLİ

    Kilise müziği : KORAL

    Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ

    Kiliselerde ana kapıdan koroya değin uzanan bölüm.:NEF

    Kilit dili.: PERİCİK

    Kimi su bitkilerinin, suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.: AERANKİMA

    Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek.:pİROMANİ

    Kimi bitkilerde ve özellikle çamlarda oluşan salgı maddesi.:REÇİNE

    Kimi bitkilerden elde edilen yumuşak bir reçine. : ELEMİ

    Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli özsu.: ÇİS

    Kimi gemilerde,baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi.:TALİMAR

    Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.:p

    Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk. : AVUL

    Kimi iskambil oyunlarında aynı cins iki karta verilen ad. : PER

    Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi,resim veya yazı.:FİLİGRAN

    Kimi mantarlarda üreme organı.:ASK

    Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta.: TREMA

    Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse. : AGREJE

    Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad.:FALANJ

    Kimi yörelerde az kavrulmuş un ve tavuk eti ile dövülerek yapılan,pelte kıvamında bir tür yiyecek.: HERİSE

    Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN

    Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük : ANİK .

    Kimi yörelerde uzun tüylü,güreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ

    Kimliği bilinemeyen gök cismi. : UFO

    Kimononun üzerine bağlanan Japon kemeri.:OBİ

    Kimsesiz : . BİKES

    Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.: KİNETİK

    Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.Devinim bilim. : KİNETİK

    Kira geliri getiren mülk. : AKAR (AKARET)

    Kiraya veren.:MUCİR

    Kirazın mayalanması ve damıtılmasıyla yapılan bir tür içki.: KİRŞ

    Kireç taşı. : KALKER

    Kireç,sönmemiş kireç.: KİLS

    Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karışımından elde edilen bir tür harç. : HORASAN

    Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konan ince tahta. : HARTAMA

    Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konulan ince tahta.:HARTAMA

    Kirli yada donuk sarı renk. : NOHUDİ

    Kirli,pis. : MUNDAR : MURDAR

    Kişi. : ZEYD (ZEYT)

    Kişiler,zatlar. : ZEVAT

    Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ

    Kişiliksiz,boş,serseri.: SAPISİLİK

    Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ

    Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.: LİRİZM

    Kitap düşkünlüğü. : BİBLİYOMANİ

    Kitap getirmemiş peygamber. : NEBİ

    Kitap korkusu.:BİBLİYOFOBİ

    Kitap,takip,patik,katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM

    Kitap. : MECELLE

    Kitapçı. : SAHAF

    Kitre. : KESTERE

    Klarnet. : GIRNATA

    Klarnetin atası olan eski müzik aleti.: ŞALÜMO

    Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak. : İAMBOS

    Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri. : SEMAİ

    Klasör. : SIRALAÇ : CİLBENT

    Klavsene benzer,telli,mızraplı,tuşlu bir çalgı. : EPİNET

    Klavsene verilen bir ad. : ÇEMBALO

    Klavyeli ve telli bir çalgı.: KLAVSEN

    Kocabaş./ İspinoza benzer bir kuş. : FLURCUN

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınmış ünlü kanyon.:BALLIKAYALAR

    Kocakarı.:CADALOZ

    Koç burcu : HAMEL
     



  17. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    Kokar ağaç. : AYLANDIZ

    Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.:LEVİN

    Koku satıcısı.:AKTAR

    Koku.:BU

    Kokulandırılmış. : AROMATİK

    Kokulu reçine. : PELESENK

    Kolay düğüm. : İLMEK

    Kolay.:ASAN

    Kolayca bükülebilen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.: AMYANT

    Kolaylıklar. :TESHİLAT

    Koleksiyon.:DERLEM

    Kolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket : KOPARAN

    Kolombiya’nın para birimi.:pEZO

    Kolsuz kadın giysisi.: JAPONE

    Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit.:FİTİL

    Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.:LATERNA

    Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.:ARIŞ

    Komisyon,komite : ENCÜMEN

    Komisyoncu. : SİMSAR

    Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak. : GİDON

    Kompozisyon. : KİTABET

    Konak hizmetçisi. : AYVAZ

    Konak yeri : KONALGA

    Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan,bağcıklı yada yan tarafı lastikli ayakkabı.:FOTİN

    Konferans,konser veya tiyatro gösterilerinin yapılabileceği gibi düzenlenmiş büyük salon.:ODİTORYUM

    Konforlu,lüks hayat,parlayan,parlatıcı. : LEYAN

    Kongo Demokratik Cumhuriyetinin başkenti.: KİNŞASA

    Kongo Demokratik Cumhuriyetinin eski adı.:ZAİRE

    Kongo ilkellerinin inandıkları yeteneklilik gücü.:ELİMA

    Kongo’nun yağmur ormanlarında yaşayan memeli bir hayvan. Bir cins antilop.: OKAPİ

    Konik. : MAHRUTİ

    Konsolos . : ŞEHBENDER

    Konu,husus./Bölüm. : BAP

    Konusal.: TEMATİK

    Konusu cansız varlıklar veya nesneler olan resim. : NATÜRMORT

    Konusu dansla anlatılan müzikli sahne gösterisi. : BALE

    Konusunu efsanelerden veya tarihi olaylardan alan,acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri.:TRAJEDİ

    Konuşma bozukluğu. : AFEMİ

    Konuşmalı ve şarkılı bölümleri bir arada olan oyun.:OPERAKOMİK

    Konuşulan dil,lisan.:ZEBAN

    Konuşulan konu. : SADET

    Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.: SEREN

    Konya’da bir baraj.:MAY

    Konya’nın antik dönemlerdeki adı.:İKONİON

    Konya’nın Çumra ilçesinde bir göl. : HOTAMIŞ

    Konya’nın Çumra ilçesinde bir göl.:HOTAMIŞ

    Konya’nın Karapınar ilçesinde bir göl.: MEKE

    Konya’nın Meram ilçesinde,2.Kapadokya da denilen,tüf kayalara oyulmuş antik kent.:KİLİSTRA

    Konya’nın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent. : KİLİSTRA

    Kopça,kanca. : AGRAF

    Koridor.:DEHLİZ

    Korkak.:CEBİN

    Korkma. : TAHAŞİ

    Korkmak,ürkmek,çekinmek.:OCUMAK

    Korku,tehlike. : BİM

    Korkulu yerler veya işler. : MEHALİK

    Korkunç güzel ,erkek hemşire örneğinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad. : OKSİMORON

    Korkunç hayal. : HEYULA

    Korkusuz,gözü pek,yürekli,cesur.:BIÇKIN

    Korkutucu. :MEHİP

    Koroner damarları genişletici ilaç.: İMOLAMİN

    Koruma,esirgeme,gözetme. : VİKAYE : SAHABET

    Koşmaca . : JOGGİNG

    Koşu hayvanlarına yardımcı olarak koşulan hayvan.:ÇIVGAR

    Koşullar.: ŞERAİT

    Kovma. : TARD

    Koyu gri veya sarımsı kahverengi.:BARUDİ

    Koyu pekmez. : BULAMA

    Koyu renkli,sert,bir çeşit yanardağ kütlesi.:BAZALT

    Koyu sarı veya açık kestane rengi.:KUMRAL

    Koyun barınağı.:AĞIL

    Koyun postundan kürk. : KEVEL

    Koyun sütünden yapılan,mahzenler de olgunlaştırılan,içi özel küflü peynir.: ROKFOR

    Koyun veya keçi postu.:pÖSTEKİ

    Koyun veya kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılan bir yemek.:SURA

    Koyun yada keçi sürüsü. : DAVAR

    Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.: RES

    Koyun,keçi veya deve pisliği. : KIĞ

    Koyunlarda görülen bir tür hastalık.:KARAMUK

    Koyunların başlarındaki kabarık yün.:KEPEZ

    Koza. : KORUNCAK

    Kozadaki kurtçuk. : KRİZALİT

    Kozalaklardan,boyu 40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı.: SEDİR

    Kök boyası. : ALİZARİN

    Kök,asıl,cevher. : TÖZ

    Kök,sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.:TAL

    Kök.:CEZR

    Kökenbilim. : ETİMOLOJİ

    Kökeni Orta Asya’ya kadar uzanan,en eski,serbest biçimdeki Türk güreşi.:KARAKUCAK

    Köklerinin kısaltılması,dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi suretiyle saksıda yetiştirilen bodur ağaç. : BONSAİ

    Kökten dincilik. :FUNDAMENTALİZM

    Kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir bitki.: RATANYA

    Kökü yukarıda dalları aşağıda olduğuna inanılan cennet ağacı. : TUBA

    Kölelik,kulluk.:UBUDİYET

    Kömür kalem.:FÜZEN

    Kömür kalemle yapılmış resim.:FÜZEN

    Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet. : TORAK

    Köpeğin arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. : SALTA

    Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan yiyecek. : YAL

    Köpek. : KELP

    Köpekgillerden,postundan kürk yapılan bir memeli türü.:KARSAK

    Köpekten aşırı korkmak. : SİNOFOBİ

    Köpük kıvamında,tuzlu yada tatlı yiyecek.:MUS

    Köpük.:KEF

    Kör tırnak. : BAKANAK

    Körelme. :ATROFİ

    Körelme.:DUMUR

    Köroğlu’nun gerçek adı.:RUŞEN ALİ

    Körpelik,tazelik.: TARAVET

    Köstebek. : AKUR

    Köşe,kenar,uç.: İBİK

    Köşegen.:DİYAGONAL

    Köşk. : KAŞANE

    Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım.:pOT

    Kötü işlerde birine yardım eden kimse.:YARDAKÇI

    Kötü kalpli.:BEDHAH

    Kötü,çirkin. : ŞENİ

    Kötü,sevimsiz. : MADARA

    Kötücül bağ dokusu uru.: SARKOM

    Kötüleme,yergi.:ZEM

    Kötülük.:ŞER

    Kötümser,karamsar. : PESİMİST : BEDBİN

    Köy köy dolaşarak ufak tefek eşyalar satan gezgin esnaf.:ÇERÇİ

    Köy muhtarı yardımcısı. : KİZİR

    Köy oyunlarını yöneten kimse. : AYNAZ

    Köy yada mahalle ihtiyar heyetindeki kişi. : AKSAKAL

    Köyceğiz’in eski adı. : KAUNOS

    Köyle ilgili,köylü.:RUSTAİ

    Köylere para toplamak için çıkan din adamı veya medrese softası. : CER HOCASI

    Köylü kadınların giydiği kollu veya kolsuz uzun elbise.: SARAFAN

    Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek : ALİNAZİK

    Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir meze.: BABAGANNUŞ

    Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir tür meze. : BABAGANNOŞ

    Közlenmiş patlıcanla yapılan bir tür yemek. : HÜNKAR BEĞENDİ

    Kral karısı. : MELİKE

    Kral sarayı. : BAZİLİKA

    Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.: RATİNG

    Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.:SLİP

    Kristof Kolomb’un Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri. : NİNA

    Kubbe. : KÜMBET

    Kucak. : AGUŞ

    Kucaktaki tombul çocuk. : APALAK

    Kudret helvası. : ÇİS : MANNA

    Kudret sahibi.:CEBBAR

    Kuduz. : AKUR

    Kul,köle.:BENDE

    Kulağa asılan uzun küpe. : ASIRGA

    Kulağı duymayan. : KER

    Kulak iltihabı. : OTİT

    Kulak yıkama aracı. : ENEMA

    Kulak. : GUŞ

    Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.:LUK

    Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı. : ARGO

    Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin,bir yapının özelliği.:ARKAİK

    Kullanım alanına göre bir çok modeli olan sondalara verilen ortak ad.:KATETER

    Kulplu ve ağzı kapaklı,bakırdan yapılmış su kabı,güğüm.:DEBBE

    Kulplu ve emzikli su kabı. : İBRİK

    Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen toprak kap.: TESTİ

    Kulpsuz toprak çömlek. : ÜZLÜK

    Kuluçka.: GURK

    Kum falı. : REMİL

    Kum,çakıl,çimento ve su gibi maddelerin karışımıyla elde edilen yapı malzemesi.:BETON

    Kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. : VATOZ

    Kumar oynatanın oynayanlardan,kazançtan aldığı para,pay. : MANO

    Kumar oyununu yöneten. : KRUPİYE

    Kumarda ortaya sürülen para.: MİZA

    Kumarda sürülen para. : MİZA

    Kumardan eşit kalkma. : TAPİ

    Kumaş ve deri üzerine yapılan bir tür işleme. : AJUR

    Kumaş ve kağıt süslemede kullanılan bir yöntem : BATİK

    Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.: MONT

    Kumaş veya ince deriden,çoğunlukla düz topuklu,ayağı bütünüyle saran ayakkabı.: ŞOSON

    Kumaş,kağıt v.b.’de bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım.:pLİ : PİLE

    Kumaşın veya derinin cilalanması. : APRE

    Kumaşlara ve çinilere uygulanan bir süsleme motifi.:ÇİNTOMANİ

    Kumluk yer.:KUMLA

    Kumru. : HAKURAN

    Kumtaşı. : GRE

    Kumul.Kum yığını. : ERG.: EKSİBE

    Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası.:KONAK

    Kundak çocuklarının beline zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. : FASKA

    Kundaklama. : BELEME

    Kunduracıların delik açmakta kullandıkları sivri uçlu çelik tığ./Mersin balığı türü. : BİZ

    Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.:MUŞTA

    Kunduz kürkü. : KASTOR

    Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke.:NORM

    Kural. : DÜSTUR

    Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.:AKADEMİCİ

    Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.:AYET

    Kuran ve hadislerin görünüşteki açık anlamlarından başka hiçbir yorum kabul etmeyen ve kıyasa yer vermeyen Sünni mezhep. : ZAHİRİYE

    Kuran’da adı geçen sekiz ce nnetten dördüncüsünün adı.: NAİM

    Kuran’dan on ayet okuma : AŞİR.

    Kuran’ın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri.:CÜZ

    Kuran’ın harflerinden bir takım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep.:HURUFİLİK

    Kuranda bir sure. : ABESE : ALAK:TAHA:RAD:MAİDE

    Kuranı düzgün ,usulünce ve yüksek sesle okumak. :TİLAVET

    Kuranı ezberlemiş kişi. : HAFIZ

    Kuranı Kerim,Kelamı Kadim.:MUSHAF

    Kuranı usulüne göre ve güzel okuyan.:KARRA

    Kurbağa kurtçuğu. : ARİBAS : İRİBAŞ

    Kurbağaların bilimsel adı. : ANURA

    Kurdeşen. : ÜRTİKER

    Kurnaz,cin fikirli.:HİN

    Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan ucu sivri takoz.: BAT

    Kurşun. : RASAS

    Kurt.:BÖRÜ

    Kurtarıcı.:HALASKAR

    Kurtçuk korkusu.: AKARFOBİ

    Kurtulma. : NECAT

    Kurtuluş,kurtulma. : REHA : SEHA

    Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.:TABA

    Kuru,sıska.:KAKNEM

    Kurucu, Bina inşa eden. : BANİ

    Kurul. : ASAMBLE

    Kurultay. : KONGRE

    Kurumuş ama devrilmemiş ağaç. : AYAĞAN

    Kurumuş saplarından mobilya yapılan bambu türü. : HEZAREN

    Kurumuş sığır gübresi. : TEZEK

    Kuruntuya düşürme :İHAM

    Kurutma kabı. : DESİKATÖR

    Kurutulmuş meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık. : GİLABURU

    Kurutulmuş riga balığı.:FRİSA

    Kurutulmuş su kabakları içine çakıl taşı doldurularak yapılan ritim sazı. : MARAKAS

    Kusur,ayıp. : AVAR

    Kusursuzluk.:CEVDET

    Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİ PAŞA KEBABI

    Kuş başı etle yapılan bir tür börek. : KÖBETE

    Kuş bilimi.: ORNİTOLOJİ

    Kuş gagası. : NUL

    Kuş kanadı.:CENAH

    Kuş kanadının büyük tüyleri. : PER

    Kuş tutmakta kullanılan,aynı adlı macunla bulanmış değnek.: ÖKSE

    Kuş tuzağı.: KUŞMAR

    Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.: ÇİFTEHANE

    Kuş yiyecek büfesi.:BÜVET

    Kuş yuvası:. AŞİYAN. : UŞ : LANE

    Kuş,tavuk yavrusu.:CÜCÜK

    Kuş. : TAYR

    Kuşatma,çevirme. : İHATA

    Kuşatma.:ABLUKA

    Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen bir bitki.:BİBERİYE

    Kuşku,sanı. : REYB

    Kuşkucu,şüpheci.: SEPTİK

    Kuşların taşlık,katı gibi adlar da verilen midesi.:KONSA;KURSAK

    Kuşların tüy değiştirme zamanı.:KARINSA

    Kuşluk yemeği. : BRUNCH ( BRANÇ)

    Kuşun kanat tüyü. : TELEK

    Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. : BEN

    Kutlu. : SAİD

    Kutsal Hint destanı:. RAMAYANA

    Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.: AUM

    Kutsal kimse.: AYA

    Kutsal Mısır öküzü. :APİS

    Kutsal nitelikte müzik eseri.:ORATORYO

    Kutuların katlama yeri. : RİL

    Kutup Yıldızı. : DEMİRKAZIK

    Kutup Yıldızına verilen bir başka ad.:pOLARİS

    Kutuplanma. : POLARİZASYON

    Kuvars,mika ve feldspattan oluşmuş kayaç. : GNAYS

    Kuyruğun iskeleti.:KEMİRDEK

    Kuyruk sokumu kemiği. : PÖÇ : UCA

    Kuyruklu biber’de denilen ve karabibere benzer bir tür baharat.:KEBABE

    Kuyruklu yıldız.:KOMET

    Kuyruklular.:URODEL

    Kuyruksokumu kemiği.:UCA

    Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu.:İRİBAŞ

    Kuytu ve sıcak yer: ARAN

    Kuyuda pişen et. : TANDIR

    Kuyumculara taslak hazırlayan kimse.:SADEKAR

    Kuyumculukta kullanılan,yüzde 80 bakır,yüzde 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım.:TOMBAK

    Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan bir uyuşturucu madde.:KİF

    Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan sarhoşluk verici toz.: KİF

    Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat. : TİCANİLİK

    Kuzey Amerika’nın beş büyük gölünden biri. : ERİE

    Kuzey Anadolu dağlarında yetişen mor çiçekli bir ağaççık.:KOMAR

    Kuzey Buz Denizinde yaşayan bir martı türü.:ALK

    Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü. : ALK

    Kuzey Hindistan’a özgü,lavta ailesinden telli çalgı.: SİTAR

    Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).:JAYADEVA

    Kuzey İspanya’da tarih öncesi devirlere ait resimler bulunan mağaralardan ilki.:ALTAMİRA

    Kuzey ispanya’da,özellikle Aragon’da yapılan geleneksel kur dansı.: JOTA

    Kuzey kutbuyla ilgili,kuzey kutup yakınında olan. : ARKTİK

    Kuzeydoğu ve Güney Anadolu’da türkülü halk öykülerine verilen ad. : BOZLAK

    Kuzeydoğu. : ŞİMALİŞARKİ

    Kuzgun kılıcı da denilen çiçek. : GLAYÖL

    Kuzu ağılı.: ÇİTEN

    Kuzu derileri üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad. : AŞKİ

    Kuzu sesi. : ME

    Küçük ada.:CAYO

    Küçük ağıl. : KÜM

    Küçük akarsu.:CAFER

    Küçük bal teknesi. : LAZA

    Küçük bir kelebek türü : FELFELEK

    Küçük bitkilere verilen ad. : OT

    Küçük bohça. :ÇIKIN

    Küçük cariye. : KENİZEK

    Küçük çan.:ÇINGIRAK

    Küçük çocuğun yürümeye başlaması.:ADAKLAMAK

    Küçük çocuk salıncağı.:ILINCAK

    Küçük dana.:BUZAĞI

    Küçük demiryolu treni. : DEKOVİL

    Küçük fıçı.:VARİL

    Küçük hediye.:BERGÜZAR

    Küçük hıyar turşusu.:KORNİŞON

    Küçük Hindistan cevizi.:MUSKAT

    Küçük ispirto ocağı. : KAMİNETO

    Küçük kareli kumaş.:pÖTİKARE

    Küçük kertik.:ÇENTİK

    Küçük kervan.:BARHANA

    Küçük kıvrım.:BÜZGÜ

    Küçük kova.:BAKRAÇ

    Küçük kulaklı koyun yada keçi. : ÇOMU

    Küçük lirik şiir türü. : BALAD

    Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.:UNUTMA BENİ

    Küçük mızrak.:NİZEK

    Küçük nesne. : ZERRE

    Küçük ney. : NEYÇE

    Küçük ok. :TİREK

    Küçük orak. : ROSA

    Küçük otel. : MOTEL

    Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.:SOTE

    Küçük parçalardan oluşan nakışlı ve ince bir kilim türü.:CİCİM

    Küçük salkımlı bir üzüm çeşidi. : NEFERİYE

    Küçük saray. : KASR

    Küçük su birikintisi,gölcük.: AZMAK : BUGET

    Küçük taneli bakla türü. : FUL

    Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm. : KİŞMİŞ

    Küçük taneli fındık türü. : PİKOLA

    Küçük tekke.: ZAVİYE

    Küçük testi,çömlek.: KUMKUMA

    Küçük testi.:DODURCUK

    Küçük tonajlı yük gemisi. : KOSTER

    Küçük vagon. : VAGONET

    Küçük ve sevimli kimselere söylenen seslenme sözü.: MİNNOŞ

    Küçük yayık. : ATIK

    Küçük yokuş.:BAYIR

    Küçük zurna. : ARAKİYE

    Küçükbaş hayvan.:DAVAR

    Küçümseme. : İSTİHFAF

    Küfürbaz. : TAAN

    Kükürt elementinin simgesi. : S

    Kükürtle demir birleşimlerinden biri.:ZAÇ

    Kül rengi.:BOZ

    Külde pişen çörek. : KETE

    Külhanbeyi,hayta. : APAŞ

    Kültür. : EKİN : HARS

    Küme,yığın. : LODA: TUDE

    Kümes hayvanlarının en yaşlı ve iri olanı. : BABAÇ

    Künk.:BÜZ

    Küpe ve yüzük taşı gibi bezek işlerinde kullanılan,mavi renkli,saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.:FİRUZE

    Küpeşte,korkuluk. : PARAPET

    Küre biçimli flüt.:OKARİNA

    Kürekle yürütülen dar,uzun,hafif tekne. : KANO

    Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.: SİYA

    Kürkü değerli bir hayvan,kakım,as.:ERMİN

    Kütahya’nın Simav ilçesinde bir kaplıca.: NAŞA
     



  18. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    L

    Labada,efelek. : EVELİK

    Laboratuarda damıtma işlerinde kullanılan geniş karınlı ve eğri boyunlu cam kap. : KARNİ

    Laciverde yakın koyu mavi renk.:SAKS

    Lacivert kumaştan veya gri flanelden yapılma düz veya kruvaze spor ceket.:BLAZER

    Laf,söz. : KAL

    Lagos balığı. : KAYAHANİSİ

    Lahana,şalgam gibi bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerinde yerleşebilen yosunumsu mantar.: AKPAS

    Lahor şalı. : LAHURİ

    Lahos’da denilen eti lezzetli bir balık. : GİRİDA

    Laiklik,laik olma durumu. : SEKÜLARİZM

    Lale bahçesi. : LALEZAR

    Lale devrinin en ünlü minyatür sanatçısı.:LEVNİ

    Lamaya benzeyen koyunumsu hayvan. : ALPAKA

    Lanet sözcüğünün “nalet”, kirpik sözcüğünün “kiprik “ biçiminde telaffuzunda görüldüğü gibi bir sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesi olayına verilen ad. Göçüşme, yer değiştirme. :METATEZ

    Lanet okuma. : LİAN

    Lanet. : KARGIŞ

    Lantanın simgesi. : LA

    Lapina balığının büyük cinsi.: LABROS

    Lapinagillerden,güzel renkli,50 cm uzunluğunda bir balık.: KİKLA

    Latin Amerika’da siyasal önderleri yüceltip putlaştırma geleneğine verilen ad.:pERSONALİSMO

    Lav. : MAGMA

    Lavabo.:CAV

    Lehçe. :DİYALEKT

    Lehçebilim.: DİYALEKTOLOJİ

    Lekecilik’de denilen soyut resim anlayışı.:TAŞİZM

    Lenf düğümlerinin iltihabı. : ADENİT

    Lenin’in yeni ekonomi politikası. : NEP

    Lesotho’nun başkenti. : MASERU

    Leş.:CİFE

    Leşle beslenen bir kuş. : KERKENEZ


    Letonya’nın başkenti.:RİGA

    Letonya’nın para birimi,:LAT

    Levreğe benzeyen bir balık. : KALİNOS

    Levrekgillerden bir balık.:SUDAK

    leylak rengi.,açık mor:. LİLA

    Leyleğe benzer bir kuş. : İBİS

    Lezzetli bir balık. : İŞKİNE

    Lezzetli bir tür turşuluk hıyar.: KORNİŞON

    Liberya’nın plaka işareti.:LB

    Libya’nın plaka işareti.:LAR

    Lifler,teller. : ELYAF

    Lihtenştayn plakası. : FL

    Likapa,çay üzümü gibi adlar da verilen ve Doğu Karadeniz’de yetişen bir meyve ağacı.:ARONYA

    Liman. : MERSA

    Limanlarda kıyı ile gemi arasında yük taşımada kullanılan altı düz,sağlam yapılı sac tekne.:LAYTER

    Linyit,kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen,tuğla biçimli yapı malzemesi.:BRİKET

    Lipsos balığının bir diğer adı. : ADABEYİ

    Litvanya’nın para birimi. : LİTAS

    Litvanya’nın plakası. : LT

    Lodos. : AKYEL

    Loğusa humması. : ALBASTI

    Loğusalık. : NİFAS

    Lokma,dilim.:TİKE

    Lozan antlaşmasının yapıldığı saray. : RUMİNE

    Lozan Antlaşmasının yapıldığı saray.:RUMİNE

    Lösemi durumuna tıpta verilen ad.:LÖKOZ

    Lübnan plakası. : RL

    Lübnan ve Suriye’de oturan Katolik Süryani topluluğu.:MARUNİLER

    Lüfer balığının irisi. : KOFANA

    Lüfer balığının küçüğü. : ÇİNAKOP

    Lüferin bir türü. : SIRTIKARA
     



  19. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    M

    Maaş,aylık. : RATİBE

    Macar göçebesi.:ÇİGAN

    Macun.:KİT

    Madagaskar plakası. : RM

    Madagaskar’da yaşayan bir cins maymun. : VARİ : AKUMBE

    Madagaskar’ın başkenti. :TANANARİVE

    Maddeler. : MEVAD

    Maden bilimi.:MİNERALOJİ

    Maden eşya üzerine vurulan bir cins cila.:EMAY

    Maden fırını. : KÜRE

    Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen antiseptik bir hidrokarbon.:NAFTALİN

    Maden külçelerinin eritilip arındırılması. : KAL

    Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerleri. : ARIN

    Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş.,simli kumaş. : LAME

    Maden pisliği,balmumu. : RİM

    Maden posası. :CÜRUF

    Maden yada kağıt para üzerindeki kafa resmi. : EFİJİ

    Maden yeri.:ERGENE

    Madeni para.: SİKKE

    Madeni paranın resimli yüzü. : TURA

    Madenleri sıvılaştırma,ergitme. : İZABE

    Madenlerle birleşince tuz verebilen elementlere verilen ad. : HALOJEN

    Madrid’de bulunan,dünyanın en ünlü müzelerinden biri.:pRADO

    Mafyada suskunluk yasası.:OMERTA

    Mağara.:KEHF

    Mağaraları inceleyen bilim dalı. : SPELEOLOJİ

    Mahkeme davetiyesi.:CELP

    Makam,kat,özel yer.:ORUN

    Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatmak işi. : TİRAMOL

    Makarna üretiminde kullanılan bir buğday türü.:DURUM

    Makedonya’da yaşayan etnik bir grup. : TORBEŞLER

    Makedonya’nın başkenti.:ÜSKÜP ( SKOPJE )

    Maki de denilen bir maymun cinsi. : LEMUR

    Makine yağı. : GRES

    Makinede yapılan işleme,dikiş. : PİKO

    Maksim Gorki’nin bir romanı. : FOMA

    Mal değişimi,trampa.:TROK

    Mal olarak verilen. : AYNİ

    Mal,mallar. : EMTİA

    Malak. : BALAK

    Malavi para birimi. : KIVACA

    Malaya dilinde delirme. : AMOK

    Maldivler’in başkenti.:MALE

    Malezya’nın başkenti.:KUALA LUMPUR

    Malezya’nın para birimi. : RİNGGİT

    Malın satış değeri. : RAYİÇ

    Mali plakası.: RMM

    Mali’nin başkenti. : BAMAKO

    Malta humması.:KALAAZAR

    Maltalıların altı düz,pruva tarafında bir direği olan,küçük teknelerine verilen ad.:SİPARONER

    Manavadharmaşastra diye de adlandırılan Hindu yasalarının en önemli metnine verilen ad. : MANU SMRİTİ

    Manda bağırması.:BÖĞÜRME

    Manda pastırması. / Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek: KAKAÇ

    Manda yavrusu. : MALAK

    Mangal. : KORLUK

    Manganezin simgesi. : MN

    Manisa’daki Ağlayan Kaya’nın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi. : NİOBE

    Manisa’daki Spil Dağı Milli Parkında bir yayla.:ATALAN

    Mankafa , sersem.: SEME

    Mantar bilimi. : MİKOLOJİ

    Mantar enzim karışımı. : SAMA

    Mantar meşesi.Mantar katmanı çok gelişen bir tür meşe.:SEZÜ

    Mantar.:MİKOZ

    Mantık. : ESEME

    Mantıkta önerilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla ileri sürülen tasım. : EPİKEREM

    Mantıkta ve felsefede küçük önerme.:MİNÖR

    Mantıkta,birbirine bağlı iki önermeden sonraki.: SONURTU

    Marangozların dört köşe delik açmakta kullandıkları alet.: ECENE

    Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan,kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal.: KİNİŞ

    Maranta adlı kamıştan elde edilen ve bebek maması yapılan un. : ARAROT

    Mardin ilinde yaşayan Hıristiyan Nasturiler’e verilen ad. : ASURİLER

    Mardin’in geleneksel sokaklarındaki kemerli geçitlere verilen ad.: ABBARA

    Marksist terminolojide , proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakasına verilen ad. : LUMPEN

    Marksist terminolojide,dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan etkinliklerin tümü.:pRAKSİS

    Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı.:ISTRANCA

    Marmara denizinde turistik bir ada. : AVŞA

    Martıya benzer bir deniz kuşu. : FULMAR

    Masaj aktiviteli havuzlu banyo,sağlık havuzu. : JAKUZİ

    Masif. : SOM

    Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi. : DOMİNO

    Mason.: FARMASON

    Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri. : LETRASET

    Matematiğin sayıları,bunların arasındaki bağıntıları ve işlemleri konu alan dalı.:ARİTMETİK

    Matematik. : RİYAZİYE

    Matematikte çizgilerle ilgili olan.:LİNEER

    Matematikte,aynı cinsten onluk bir küme.:DESTE

    Matematikte,bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.:TEĞET

    Matematikte,herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.:ASKAT

    Matematikte,karmaşık geometrik şekillerin ortak adı. : FAKTAL

    Matematikte,türevi bilinmeyen fonksiyon.:İNTEGRAL

    Maun da denilen bir ağaç. : AKAJU

    Mavi hareli ela göz. :ÇAKIR

    Mavi ile yeşil arası bir renk.:CAM GÖBEĞİ

    Mavi kantaron,peygamber çiçeği.:BELEMİR

    Mavi peri kuşu.:İRENA

    Mavi renkli değerli bir taş. : FİRUZE

    Mavi. : MAİ

    Mavimsi beyaz renkte parlak yüzlü bir maden veya bu madenden yapılmış eşya.:ÇİNKO

    Mavimsi bir göz rengi.:ÇAKIR

    Mavimtırak esmer renkte katı bir element.:İYOT

    Maya. :FERMENT

    Mayakovski’nin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu. : LEF

    Mayakovski’nin sevgilisi.: LİLİBRİK

    Mayalanma. : FERMANTASYON

    Mayalanmış pirincin süzülüp arındırılmasıyla yapılan alkollü Japon içkisi.: SAKE

    Mayalar’da yağmur tanrısı. : CHAC

    Mayalı hamurdan,içine çeşitli katkılar konarak hazırlanan bir tür kokulu çörek.:NOKUL

    Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide,yufka.:KATLAMA

    Maydanozgillerden 20-60 cm boyunda bir bitki,kara kimyon.:KİŞNİŞ

    Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu.:ÇEMEN

    Maydanozgillerden bir bitki.:REZENE : NARDİN

    Maydanozgillerden uyuşturucu ve zehirli bir bitki.:BALDIRAN

    Maydanozgillerden,hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki.:ANASON

    Maydanozgillerden,ince yapraklı,bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki.: DEREOTU

    Maydanozgillerden,kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:KEREVİZ

    Maymun türü. : LANGUR

    Maymunlar dahil memeliler takımı. : PRİMAT

    Mecazen beceriksiz,başarısız,dikkate alınmayan.: TATARAĞASI

    Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.Kaba konuşma.: ARGO

    Meclis,toplantı.:NADİ

    Mehter müziğinde yer alan ve iki değnekle vurularak çalınan davul, bir tür kös. :NAKKARE

    Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyalı yatak.:RULMAN

    Mekanik. : MİHANİKİ

    Mekansız. : LAMEKAN : BİMEKAN

    Mekke ve Medine’de oturan ileri gelenlere dağıtılmak üzere törenle gönderilen parayı taşıyan topluluk. : SÜRRE ALAYI

    Mekke’de kutsal tepe.:MERVE

    Mekke’nin kuzeydoğusunda Hz Muhammed’in Allah’tan ilk buyruğu aldığı dağ.: HİRA

    Mekke’ye giden yollarda hacıların ihrama geldikleri noktalar. : NİKAT

    Meksika’da mısır unuyla yapılan ekmeğe verilen ad. : TORTİLLA

    Meksika’da yabani olarak yetişen bir ağacın yapraklarından çıkarılan bitkisel lif.:TAMPİKO

    Meksika’da yetişen ve tohumlarından elde edilen yağı kozmetik sanayinde kullanılan bir bitki. : JOJOBA

    Meksika’ya özgü bir tür mısır ekmeği.:TAKO

    Meksika’ya özgü sert bir içki.:TEKİLA

    Meksika’ya özgü,bir tür mısır ekmeği.: TAKO

    Meleke.: YETİ

    Melez bir koyun cinsi.:DAĞLIÇ

    Melez,kırma. : METİS : AZMA: KIRIK

    Melodi. : EZGİ

    Melun ,kovulmuş,lanetlenmiş,istenmeyen. : LAİN

    Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç. : TİRLE

    Meme emen çocuk. : REDİ

    Meme. : EMCEK

    Memleket. : SILA

    Memur maaş,derece ve miktarını gösteren cetvel.:BAREM

    Menteşe. : REZE

    Menzil,amaç. : EREK

    Mercan köşk.: ŞİLE

    Mercimekten az büyük ,buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç,melengiç.: ÇİTLEMBİK

    Merdiven basamağı. : AYAKÇAK

    Merdiven biçiminde çıkıntıları olan kubbe.:MUKARNAS

    Merdiven parmaklığı. : TRABZAN

    Merkez. :ÖZEK

    Merkür.Güneşe en yakın gezegen. : UTARİT

    Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top.:ÇAKALOZ


    Mermilerin namlu içinde veya dışındaki hareketlerini inceleyen bilim dalı.:BALİSTİK

    Mersin ağacının nohut büyüklüğünde ve morumsu siyah renkli meyvesi. :HAMBELES

    Mersin balığı türü. : ÇIĞA

    Mersin’deki antik bir kent.:URA

    Mersin’in Çamlıyayla ilçesinin eski adı.:NAMRUN

    Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent.:OLBA

    Mesir macununu bulan ve bunun dağıtımıyla ilgili törenler düzenleyen 16.yy Türk mutasavvıfı ve hekimi. : MERKEZ EFENDİ

    Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse.: BEZİRGAN

    Meslek,uzmanlık. : KARİYER

    Meşe palamudu. : PELİT

    Meşime,son. : ETENE

    Meşin keskisi. TEBER :

    Meşin torba.:DAĞARCIK

    Meşinden yapılan döşek, sofra örtüsü. : NAT

    Meşru olmayan çocuk.:ANSIZ

    Metal büyük tepsi.:SİNİ

    Metal çubuk ve borulara diş açan aygıt.: PAFTA

    Metal paranın resimli yanı.:TURA

    Metal parlatma aracı. : MISKALA

    Metal saplama. : PİM

    Metal yada tahta üzerine kazıldıktan sonra basılan resim.:ESTAMP

    Metal,toprak gibi şeylerden yapılmış,ağzı açık,kulplu,bardağa benzeyen küçük kap.:MAŞRAPA

    Metalleri birleştirmede kullanılan,kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.:LEHİM

    Metrekare de 1 kandela’ya eşdeğer ışıltı birimi. : NİT

    Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi. : ANGSTRÖM

    Mevlevi dervişlerinin ney,nısfiye gibi çalgılar eşliğinde,kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.: SEMA

    Meydan korkusu. : AGORAFOBİ

    Meyhane. : HARABAT: HANUT

    Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.:LALE

    Meyve kurusu. : KAK

    Meyve posası. : CİBRE

    Meyve salkımlarına verilen ad.:UNKUD

    Meyve sebze satmak için yapılmış eğreti dükkan.:SALAŞ

    Meyve şekeri,früktoz.:LEVÜLOZ

    Meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK

    Mezar anıt taşı.:BALBAL

    Mezar,gömüt.:KABİR : SİN

    Mezar,kabir. : MERKAT

    Mezar. : SİN

    Mezhebini gizleme. : TAKİYE

    Mezopotamya tanrısı Enki’ye verilen bir ad.:EA

    Mezopotamya’da gök tanrısı.:ANU

    Mezopotamya’da kullanılan eski bir hacim ölçüsü.: NEF

    Mezuniyet plakası. : BRÖVE

    Mıknatıs.:DEMİRKAPAN

    Mısır Güneş Tanrısı : . ATON

    Mısır hava tanrısı.: ŞU: SHU

    Mısır inanışında gök tanrısı. : NUT

    Mısır mitolojisinde ölülerin koruyucusu olan tanrı. : OSİRİS

    Mısır tanrısı. : SETH

    Mısır turnası.:İBİS

    Mısır unu yemeği. : MAMALİKA

    Mısır unuyla yapılan yağlı bir yemek. : KAÇAMAK

    Mısır ve Suriye’deki geleneksel konutlarda sofa benzeri mekan. : KAA

    Mısır. : KOKOROZ : LAZUT

    Mısır’da eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı aslan vücutlu heykel.:SFENKS

    Mısır’da ölüler tanrısı. : ANUBİS

    Mısır’ın plakası. : ET

    Mısırlıların ölüler ülkesine verdikleri ad.:İALU

    Mızmız,sevimsiz. : SİNAMEKİ

    Mızrak. : CIDA

    Mızrap,çalgıç. : PENA: TEZENE

    Mihrace.: MAHARANİ

    Miken kralı. : ORESTES

    Mikrobik hastalıklar.:İNTANİYE

    Mikrobiyoloji.:BAKTERİYOLOJİ

    Mikropla oluşan,mikroplu. : İNTANİ

    Mikroptan ileri gelen hastalık.:İNTAN

    Milas ovasında bir dağ.:SODRA

    Milas’ın eski adı. : MYLASA

    Milli yada mahalli konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik eseri. : RAPSODİ

    Milliyetçi ve terörist,1929’da kurulan Hırvat derneği.:USTAŞA

    Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik.: URBANİZM

    Mimarlıkta sahın anlamında kullanılan sözcük.:NEF

    Miras,bırakıt. : TEREKE

    Mirasçılar arasında mirası paylaştıran ve yetimlerin hakkını koruyup idare eden şeriat memuru.:KASSAM

    Mis keçisine benzer bir hayvan. : LERCİ

    Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu.:MADİK

    Miskin,aptal,mıymıntı. : SÜMSÜK

    Misvak ağacı. : ERKE

    Mitoloji. : ESATİR

    Mobilya kasası.: BAZA

    Mobilya koruyucu madde.:VERNİK

    Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme. : LAMİNAT

    Mobilyaların ve otomobil koltuklarının kaplanmasında kullanılan döşemelik bir kumaş cinsi.: ALKANTARA

    Modacılıkta ve dekorasyonda kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.:SKAY

    Modern mantık.:LOJİSTİK

    Modern Yunanca. : ELENİKA

    Moğolistan’ın başkenti.: ULANBATOR

    Moğollarda vergi toplamakla görevli devlet memuru.:AVAN

    Molibdenin simgesi. : MO

    Monist.:TEKÇİ

    Mora çalan kırmızı renk. : BORDO.: GALİBARDA

    Mora dönük canlı kırmızı renk:. RUBİ

    Mora yarımadasını Yunanistan’dan ayıran boğaz.: KORENT

    Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti.Her türlü siyasal düzeni inkar eden ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş. : NİHİLİZM

    Moritanya’nın para birimi. : UGİYA

    Motif. : ÖRGE

    Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.: BALATA

    Motorlu araçlarda sarsıntıyı en aza indirmeye yarayan düzen. :AMORTİSÖR

    Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. : ROT

    Motorlu taşıtlarda yedek olarak bulundurulan tekerlek. : STEPNE

    Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet.:JİKLE

    Motorlu tulumba : MOTOPOMP

    Motorsuz büyük tekne. : MAVNA

    Mozambik’in başkenti. : MAPUTO

    Mozart’ın,Türk müziğinden esinlenerek bestelediği ilk operası.:ZAİDE

    Mucizeler. Bacakların yere basan bölümü. : AYAT

    Muğla ilinde antik bir Likya kenti. : TLOS

    Muğla’da koy. : KATRANCI

    Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Dalyan köyü yakınlarındaki antik kent.:KAUNOS

    Muhasebeci,sayman.:AMAREGİR

    Mum.: ŞEM

    Muma batırılmış fitil.:ŞAMA

    Mumlu boya ile yapılmış aziz resimlerine Hıristiyanların verdikleri ad.: İKON

    Mumun hammaddesi.:pARAFİN

    Musa’nın gönderdiği 12 kaşiften biri. : KALEB

    Musevi din adamı. : HAHAM

    Musluksuz su borusu.: LÜLE

    Musul bölgesinde yaygın bulunan,Tanrının iyiliği,şeytanın kötülüğü temsil ettiğine,Tanrı ile Şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir İslam mezhebi.:YEZİDİ

    Mutfakta bulaşık teknesi. : EVİYE

    Mutlaka.:LACEREM

    Mutlu,dileğine ulaşmış.:BERHÜDAR

    Mücevher.:CEVAHİR

    Mühendis cetveli.: TE

    Müjde,iyi haber.:BEŞARET

    Müjde.: SAVA

    Mükemmel. : OFLAS

    Münazara.:CEDEL

    Mürekkep balığından elde edilen koyu siyah boyaya ve bu boya ile yapılan resimlere verilen ad./ Mürekkep balığı. : SEPYA

    Mürekkep hokkalarına konan ham ipek. : LİKA

    Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum. : RIH

    Müridin tarikata girerken Şeyhe verdiği söz./Ant. : AHİT

    Müslüman egemenliği altındaki Doğu Hıristiyanlarına verilen ad. : NASRANİ

    Müslüman olmayanlar. : KEFERE

    Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.:RUM

    Müslümanların bir çocuğun doğumundan yedi gün sonra Allah’a şükretmek amacıyla kestikleri kurban. : AFİKA

    Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri. : LAT: MENAT: UZZA

    Müstahkem mevki. : OR

    Müşteri yıldızı.: ERENDİZ

    Müzik eşliğinde ve kadın erkek birlikte gerçekleştirilen,temelinde dinsel duyguların egemen olduğu coşkulu oyunlara Alevilerce verilen ad.: SEMAH

    Müzikli ve konuşmalı bölümlerin bir arada olduğu hafif konulu sahne gösterisi. : OPERET

    Müzikte armoni kurallarına göre üst üste bindirilmiş sesler.Üç yada daha çok sesin bir arada tınlaması. : AKOR

    Müzikte beşli.:KENTET

    Müzikte bir akor oluşturan seslerin birbiri ardına çalınması. : ARPEJ

    Müzikte bir sesin yarım ses kalınlaşacağını belirten nota işareti : BEMOL

    Müzikte dörtlü.:KUARTET

    Müzikte geceden esinlenen veya geceyi çağrıştıran beste: NOKTÜRN

    Müzikte ikili.:DUO

    Müzikte makam. : TONALİTE

    Müzikte sus işareti. : ES

    Müzikte üçlü. : TRİO

    Müzikte yapıt. : OPUS

    Müzikte yarı yavaş,orta hızda.:ANDANTE

    Müzikte,ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça. : RERONDO

    Müzisyenlerin topladığı bahşiş. :ALATURA
     



  20. Cevap: Bulmaca sözlüğü

    N

    Nabız atışlarını kaydeden alet.:SFİGMOGRAF

    Naiplik.:NİYABET

    Nakitler,paralar. : NUKUT

    Nalıncı çivisi. : KABARA

    Namaz. : SALAT

    Namazda ayakta durma.:KIYAM

    Namazlar.: SALAVAT

    Namlusu ince, sivri ve hafifçe eğik uzun İspanyol bıçağı. Keskin İspanyol bıçağı. : NAVAHARİ : NAVAJA

    Namlusu genellikle yivli,kısa ve hafif bir tüfek.:KARABİNA

    Namlusu kısa,kurşun atan bir çeşit küçük tüfek.:FİLİNTA

    Namuslu,iffetli kadın.:AFİFE

    Namuslu,iffetli. Temiz.: SİLİ

    Namuslu.:DAVER

    Napoli balıkçılarının söylediği halk türküleri.:NAPOLİTEN

    Napoli mafyasına verilen ad. : CAMORRA

    Napolyon döneminde Fransa’da ve Avrupa’da yaygın olan yapı,mobilya ve giyim biçemi.:AMPİR

    Nar çiçeği rengi.:VERMİYON

    Nar çiçeği renginde bir süs taşı. : GRENA

    Nar,erik,kızılcık gibi yemişlerden yapılan pekmez. : NARDENK

    Nargile ile içilen bir tütün cinsi. : TÖMBEKİ

    Nargileyi kolayca içmeyi sağlayan ve nargileye takılan hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru.:MARPUÇ

    Narin,nazenin. : YEPELEK

    Nasıl,niçin.: NİTE

    Nazım Hikmet’in Akşam gazetesine yazdığı yazılarda kullandığı takma ad . :ORHAN SELİM

    Nazım Hikmet’in soyadı. : RAN

    Nazi hücum kıtası. : SA

    Nazi partisinin askeri polis örgütünü simgeleyen harfler. : SS

    Negatif uç. : KATOT

    Neon’un simgesi. : NE

    Nepal ve Tibet’te silah olarak kullanılan ağır pala.:KUKRİ

    Nesne,şey. : NEN

    Nesnel. : AFAKİ

    Neşeli olmak. : ŞETARET

    Neşeli,hareketli,sokulgan.:CİVELEK

    Neyzen Tevfik’in bir şiir kitabı. : HİÇ

    Nezle. : NEVAZİL: İNGİN : DUMAĞI


    Nijerya para birimi. : NAİRA

    Nikaragua plakası. : NİC

    Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.:LOTUS

    Nişasta,süt ve su karışımının önce pişirilmesi,buz dolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek sunulan bir tatlı türü.:SU MUHALLEBİSİ

    Nişasta,şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı.:pELTE

    Nişasta.: KET

    Nişastanın sindirilmesine yarayan,tükürükte bulunan bir enzim.:pTİYALİN

    Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim. : AMİLAZ

    Nitelik,özellik,ölçü.:UZANIM

    Niteliksiz odun kömürü.:MARSIK

    Nitrik asidin halk arasındaki adı. : KEZZAP

    Noel Baba olduğuna inanılan efsanevi aziz.:AYANİKOLA

    Noel yortusu. : NATİVİTAS

    Nohut,patates,tahin ve soğanla yapılan bir tür meze.:TOPİK

    Nohutla yapılan bir yemek. : FALAFEL

    Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf sistemi.:MORS

    Noktalar. : NUKAT

    Normal olarak yalnızca şizofrenlerde,düş görenlerde ve dinsel coşkuyla kendinden geçen kişilerde görülen ruh durumuna benzer etkiler yaratan maddelerin ortak adı,psikomimetik.:HALÜSİNOJEN

    Norveç,İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı,derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez.:FİYORT

    Norveç’te kent. : STAVANGER

    Notada bir sesin yarım ton inceltildiğini gösteren işaret.:DİYEZ

    Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması.:SOLFEJ

    Noter. : KATİBİADİL

    nuca bağlanmamış.:MUALLAK

    Nurdan varlık.:MELEK

    Nuri Bilge Ceylan’ın bir filmi.:KASABA: MAYIS SIKINTISI: UZAK

    Nüans. : ANAT

    Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim.:MEGATON

    Nükleer birleşme. : FÜZYON

    Nükleer bölünme. : FİZYON

    Nyobyum’un simgesi. : NB