Boyun Gerilmesi

'Sağlık bilgisi' forumunda Violet tarafından 15 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Boyun Gerilmesi,

    İnsanlar kadar, insanlığın başı ağrıyor bugün. Emperyalist savaşın mimarlarına baka kalıp, onların küreselleşme masallarını dinlemekten. Yani evrensel boyun tutulmasından… Evet, daha ne arıyoruz ki teşhis ortada: Evrensel Boyun Tutulması! Ve daha ne bekliyoruz ki reçete hazır: Çevir başını yalandan! Boyun eğme emperyalizme!

    Özgürlük ve barışı paylaşacağımız bir dünyaya, boyun borcumuz olduğunu unutmadan…

    Boyun ağrısı… Çocuk, genç, orta ve ileri yaşta çekmeyenimiz yok gibidir onu. İstatistikler, her üç kişiden birimizde görüldüğünü bildiriyor. Ev işlerinin yoğunluğu ile kadınlarda erkeklerden biraz daha fazla görülmekte. Mesleki olarak ev hanımı, sekreter, bilgisayar ve telefon operatörleri, öğretmen ve şoförler ön sırada.

    Boynumuzun iskeleti de diyebileceğimiz boyun omurları, kaslar ve bunlara ait sinirlerin hastalıkları, boyun ağrılarımızın asıl nedenleridir. Bunlar arasında en sık karşılaştığımız, boyuna yönelik eski ya da yeni travma yani darbedir. Daha ender olarak iltihabi nedenlerden ve başka organlardan yansıyan ağrılar ile karşılaşmaktayız.

    Travmatik boyun ağrıları, özellikle arkadan başka bir aracın çarpması ile gerçekleşen trafik kazalarında, başın şiddetle ileri-geri gidişi ile ortaya çıkar. Çoğu, bir ya da iki yıl içinde kendiliğinden düzelir. %10 kadarı ise yıllarca sürebilir, ağrı, kol ve ellere yayılabilir. Böyle bir tablo, çok eski hatta unutulmuş bir kazaya ait olabilir. Ancak anımsatılınca söz konusu yakınmalar ile örtüşebilir. Bu nedenle hafızayı zorlamakta yarar vardır. Spor kazaları da benzer ya da doğrudan boyuna yönelik darbe ile hasara yol açarak uzun süren boyun ağrılarına neden olabilir.

    Önceki yazılarımda boyundan kuyruk sokumuna kadar bütün omurlarımızın disk adı verilen bir yastıkçığa oturmuş olduklarından söz etmiştim. Boyun fıtığı dediğimiz durumlarda işte bu diskler taşarak omurilik soğanımızı sıkıştırmaktadır. Kireçlenme denilen durumlar da, eklem arası yapıların yozlaşması ile benzer sonuçlara yol açmaktadır. Her iki halde boyun ağrısı ile birlikte kol ve ellerde uyuşmalar karakteristiktir. İlk şekli yani fıtıklaşma daha sık gençlerde, ikincisi yani kireçlenme ise daha sık ileri yaş gruplarında karşımıza çıkar. Her iki şeklinde de ağrı ve uyuşmalar, boyun ve kol hareketleri ile şiddetlenirler.

    Boyun fıtığı, fıtıklaşan taraftaki kola yayılan ağrı, güç kaybı ve uyuşmaya neden olur. Geceleri bu tür yakınmaların şiddeti, uykudan uyandırabilir. Tedavi edilmediğinde güç kaybı ilerler, elindeki eşyaları düşürebilir ve kol kasları incelir.

    Hiçbirimizin boynu dimdik değildir. Hafif derecede eğridir. Belimiz de aynen öyledir. Bu eğrilikler, bize hareket kabiliyeti kazandırırlar. Ancak bu hareketlilik, her türden darbelere açıklık da sağlar. Şu ya da bu nedenle boynumuzu eğriliği kaybolur ve dikleşirse; bu dikleşmenin bedelini önce ağrı, sonra performans kaybı ile öderiz. Bu, özellikle masa başı çalışanlarında oldukça sık karşılaştığımız durumdur. Performans kaybı, boyun kasları ile gerilen damarların beynimizi yeterince besleyememesinden kaynaklanır. Unutkanlık, çabuk sinirlenme, karamsarlık, depresyon ve baş dönmesi görülebilir. İşte bu nedenle boyun kasılması asla hafife alınmamalı, etkin bir şekilde tedavi edilmeli, takibi sürdürülmelidir.

    Boyun gerilmesi ya da kasılmalarının tedavisinde sıcak uygulama yararlı olabilir. İstirahat de çok önemlidir. Asla ihmal edilmemelidir. Kas gevşeticiler kullanılabilir. Çok ileri ve tedaviye yanıt vermeyen durumlarda Fizik Tedavi planlanabilir.

    MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme), boyun ağrılarını teşhis etmekte kullanılan çok değerli bir yöntemdir.



    Ne yapmalıyız?

    *Islak saçla dışarı çıkmayın

    *Vantilatör karşısında kalmayın

    *Cereyanda kalmayın

    *Doğru oturun



    Nasıl oturmalıyız?

    *Dik oturun

    *Kollu sandalye kullanın

    *Masaya eğilmeyin

    *Ani ve sert hareketlerden sakının

    *Mola verin, dolaşın