Biyolojik Saat

'Ders çalışıyorum' forumunda Öznur tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Biyolojik Saat

    Hayvanlann çoğunda, gündüzün geceye, yazın kışa döndüğünü algı-lamalannı sağlayan bir zaman duygusu ve kavramı vardır. Biyolojik saat denen bu algı*lama mekanizması, değişmez bir düzen içinde yinelenen gece-gündüz ve mevsim değişiklik*lerine hayvanın kendini hazırlamasına yar*dımcı olur.

    Bir hayvanın hayatta kalabilmesi için zama*nı bilmesi, daha doğrusu zamanın gün ve yıl içindeki akışını algılayabilmesi gerekir. Eğer bir güvercin her gün akşam karanlığına doğru uyanırsa, bir süre sonra açlıktan ölür. Çünkü tohum ve meyveyle beslenen bu kuşlar, hava aydınlık olmadıkça yapraklann arasındaki yi*yecekleri göremezler. Aynı biçimde, bir ku*şun kışa girerken yuva kurup yumurtlaması da zamansızdır.

    En basit yapılı hayvanlarda bile bir biyolo*jik saat vardır. Amip, terliksi hayvan gibi basit, tekhücreli hayvanların yaşamsal etkin*likleri günlük bir çevrim izler. Sudaki küçük yiyecek parçacıklarını hücrelerinin içine ala*rak sindiren bu canlıların çoğu yalnızca gün ışığında beslenir. Bu canlılar tamamıyla ka*ranlıkta bırakılsalar bile, beslenme ve dinlen*me zamanlarını gündüz ile gecenin süresine eşit bir çevrim içinde sürdürürler. Bu da bu tekhücreli hayvanların gündüzün ne zaman bitip, gecenin ne zaman başladığını algılaya-bildiklerini gösterir. Demek ki bu en basit canlılarda bile, dış etkenlerden, özellikle ışık*tan bağımsız olarak işleyen bir iç denetim mekanizması vardır.


    Hayvanların çoğunda, çevrimini 24 saatte tamamlayan biyolojik bir ritim söz konusu*dur. Buna günlük ritim ya da gece-gündüz ritmi denir. Arı, kelebek, yarasa, baykuş ve daha birçok hayvan günün yalnızca belirli zamanlarında, yiyecek aramak için yuvasın*dan dışarıya çıkar. Arılar ve kelebekler gün-düzcü hayvanlardır; çünkü yiyeceklerini yal*nız gün ışığında bulabilirler. Yarasa ve bay*kuşlar ise gececi hayvanlardır; bunlar çok keskin olan işitme ve görme duyularıyla avlarını karanlıkta da bulabilirler. Bazı hayvanların biyolojik ritmi ise, Ay'ın çekim etkisinden kaynaklanan gelgit olayına bağlıdır. Gelgit ritmi daha çok deniz kıyısında yaşayan hayvanlarda görülür. Bu hayvanların bir bölümü yuvalarından ya da kabuklarından çıkarak yiyecek aramak için suların kabarma*sını, bir bölümü de tam tersine suların çekil*mesini bekler. Her iki davranış grubundaki hayvanlar denizden uzaklaştırılarak bir labo*ratuvar havuzunun içinde beslenseler bile bir süre daha aynı ritmi korur ve suların alçalıp kabarma süresine uygun olarak davranmayı sürdürürler. Ama denizden uzak kaldıkları süre birkaç haftayı aşınca bu ritim yavaş yavaş kaybolur. Çünkü biyolojik saatlerinin "doğru zamanı" bildirebilmesi için doğal gelgit çevri*mine gereksinimleri vardır.

    İnsanda da biyolojik saatin denetimi altın*da olan bazı günlük ritimler görülür. Sözgeli*mi belirli saatlerde uyur, uyanır ya da acıkırız; vücut sıcaklığımız bile gündüz ile gece arasın*da biraz değişir. Uzun süre yeraltı sığınakla*rında ya da deney odalarında yaşamak zorun*da kalan insanlar günlük ritimlerini birkaç hafta kadar koruyabilir, ama bu süre uzayınca bütün zaman duygularını yitirirler.

    Uçakla kıtalararası uzun yolculuklara çıkan kişilerde de çoğu kez "jet sendromu" denen biyolojik ritim bozukluğu görülür. Örneğin Hindistan'dan Amerika'ya uçarak öğle saa*tinde alana inen bir yolcuya gece yarısı olmuş gibi gelebilir.
    Birçok hayvan mevsimlere bağlı olarak davranış değişiklikleri gösterir. Örneğin ayı*lar havalar soğuduğu zaman kış uykusuna yatarlar; kaplumbağalar ise sıcak ve kurak yaz aylarını uykuda geçirirler. Biyolojik saat*leri, bu hayvanlara uyku zamanının yaklaştı*ğını ve hazırlanmaları gerektiğini haber verir.

    Böylece her iki hayvan da bu uzun uykuya yatmadan önce vücudunda bir miktar yağ depolar. Hiç beslenmeden, uyuyarak geçire*cekleri bu süre içindeki tek enerji kaynaklan bu yağdır