Biyolojide algler ne demektir?

'Bilgi Rehberi' forumunda Ezlem tarafından 27 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Biyolojide algler ne demektir?

    Su yosunları, bitkilerin aksine, fotosentez ürünlerini nişasta formunda depolamazlar. Kloroplastları, sitoplazma içerisinde serbest olarak değil, granüller endoplazmik retikulum üzerinde bulunur. Klorofil-c taşırlar ve bitkilerde bulunmayan başka pigment maddeleri bulundurular. Çeşitli su yosunu gruplarına özel renklerini bu pigment maddeleri verir.

    Su yosunlarında, bitkilerdeki yaprak, gövde gibi elemanlarına benzeyen, ancak damar dokusu taşımayan, özelleşmemiş vücut bölümlerine "tallus" denir.

    Üremeleri, ikiye bölünme, tomurcuklanma, ana bitkinin büyümesi, spor hücrelerinin ya da eşey hücrelerinin üretilmesi şeklinde gerçekleşir.

    Fotosentetik su yosunları, sucul ortamların birinci derecedeki üreticileri olduklarından önemlidirler. Alglerin bir diğer önemi de, birçok sucul canlının besin kaynağını oluşturmalarıdır. Ayrıca, çeşitli endüstri alanlarında kullanılan bazı hammaddeler yine bu su yosunlarından elde edilmektedir. Yaşamı sona eren su yosunlarının dış iskeletleri dibe çökerek, denizel kayaçların yapısına katılır.
     



  2. Algler Nedir? ,Algler hakkında bilgi,Algler çeşitleri,Algler çeşitleri nelerdir


    Algler gerek yapısal olarak gerekse de dış görünüşleri bakımından oldukça farklı görünümdedirler. Yapısal olarak eukaryotik (gelişmiş hücre tipi) ve prokaryotik (basit yapılı hücre tipi) olmak üzere iki büyük gruba ayrılırlar. Buna göre Mavi-Yeşil algler göstermiş oldukları hücre organizasyonları bakımından prokaryot hücre özelliği taşımaktadırlar.

    Belirgin bir hücre çekirdeğinin olmaması ve çok basit olan kromatofor yapısındaki pigmentlerin dağılımı ve prokaryotik hücre özellikleri bakımından diğer alglerden ayrılırlar. Dış görünümleri bakımından tek hücreli ve ipliksi formlardan karışık olarak gelişmiş bireylere kadar değişik biçimlerde gözlenebilmektedirler.

    Ekolojik olarak algler karlı alanlar tamamen buzla kaplı alanlar da bulunabilirler. Fakat % 70′nin dağıldığı asıl yayılım alanı sulardır. Bu ortamlarda organik karbon bileşeklerinin major primer üreticisidirler. Mikroskobik fitoplankton formunda meydana gelebilirler. Makroskobik ve mikroskobik formların her ikisi de kara ve Su hattı boyunca ve bu ortamların her ikisinde meydana gelir. Gövde ya da benzer işlevlere sahip yapıları ile derelerin alt kısımları ve sedimenlere Toprak partiküllerine ya da kayalara tutunurlar. Yukarıda da belirtildiği gibi buzla kaplı alanlarda bulundukları gibi 70 0C ya da daha yüksek sıcaklıktaki kaynak sularında da yaşayabilirler. Bazıları çok Tuzlu su ortamlarında bile gelişebilirler.

    Göllerde ve denizlerde yüzeyden 100 m aşağıda ya da daha düşük ışık yoğunluğu ve yüksek Basınç altında yaşayabilirler. Denizlerde yüzeyden 1 km aşağıda da yaşayabildikleri görülmüştür.

    Algler su ortamında primer üretici canlılardır. Yapılarındaki pigmentleri sayesinde Karbondioksit ve Suyu ışığın etkisi ile karbonhidratlara çevirirler böylece su ortamındaki besin değerinin ve çözünmüş Oksijen oranının artmasını sağlarlar. Sonuçta kendi gelişimlerini sağlayarak besin zincirinin ilk halkasını oluştururlar. Bu şekilde üretime olan katkıları ve üst basamaktaki canlılarla olan ilişkileri açısından önem taşımaktadırlar. Alglerin üretimleri çevresel faktörlerle sınırlanmıştır. Bunlar ışık Sıcaklık ve besindir. Bu sınırlayıcı faktörler iyileştirilirse üretim düzeyi artar. Üretim artışının belli bir düzeyi aşmasının doğal bir sonucu olarak da çevresel denge bozulur ve bu gelişeme eutrofikasyon adı verilir.

    Eutrofik bir ortamda besin Madde girdisinin fazlalığından dolayı (özellikle Azotlu bileşikler ve fosfat gibi alglerin gelişimini arttıran bileşikler) alg ve bakteri faliyetleri ile bulanıklık artar ve ışığın Suyun alt kısımlarına geçmesi engellenir. Oksijen dip kısımlarda sınırlayıcı bir özellik kazanır. Bu da bentik bölgede yaşayan Canlılar için ölümle sonuçlanabilir.

    İnsan faaliyetleri evsel endüstriyel ve tarımsal atıklar son yıllarda ötrofikasyon direkt etkide bulunmaktadır. Bunun yanısıra atmosferden difüzyon ile suya karışan Azot yağmur sularının alıcı ortamlara taşıdığı besin maddeleri drenaj yoluyla ortama taşınan maddeler kirlenme sürecini hızlandıran doğal gelişimlerdir.

    Eutrofikasyonun sonuçlarından birisi de aşırı alg patlamalarının görülmesidir. Bunun anlamı fitoplankton (alglerin serbest yüzen formları) populasyonlarının suyun rengini kokusunu ve ekolojik dengesini bozacak yeterli yoğunluğa ulaşmasıdır. Bunun yanı sıra alglerin aşırı gelişmesi sucul ortamdaki bir çok Canlı için toksik etkilere neden olduğu için ölümler görülebilmektedir. Örneğin Dinoflagellatlardan Gymnodinium ve Gonyanlax’a ait türler aşırı çoğalma sonucu hayvanların sinir sistemlerini etkileyen yüksek oranda Suda çözünebilen toksik madde üretirler. Diğer patlamalara ise Mavi-Yeşil alglerden Microcystis Anabaena Nostoc Aphanizomenon Gloeotrichia ve Oscillatoria Chrysophyte’den Prymnesium parvum neden olmaktadır.

    Alglerin sınıflandırılmasında içerdikleri pigmentler biyokimyasal özellikleri depoladıkları maddeler ve kamçı gibi organellerinin yapıları ve hayat devreleri göz önüne alınır.

    Eşeyli üremeleri gametlerinin yapı ve biçimlerine göre üç tiptedir: morfolojik olarak aynı fizyolojik olarak farklı gametlerin birleşmesi izogami olarak tanımlanır. Şekilleri aynı ancak büyüklükleri farklı gametlerin birleşmesine anizogami; küçük ve hareketli bir gamet (spermatozoid) ile büyük ve hareketsiz bir gametin (yumurta hücresi) birleşmesine ise oogami denir.

    Divisio Chlorophyta (Yeşil Algler)
    Tek hücreli ipliksi şeritsi ve elsi tallusa sahip alglerdir. Klorofil a ve b karotin lutein ve ksantofil içerirler. Asimilasyon ürünleri nişasta ve yağlardır. Çoğunlukla Ototrof yaşamakla beraber mantarlarla birlikte liken oluşturan türleri de vardır. Genellikle tatlı (% 90) bazıları da tuzlu sularda yaşarlar. Üremelerinde izo- anizo- ve oogami görülür.

    Scenedesmus genellikle dörtlü ve sekizli koloniler oluşturan bir cinstir ve besin elde etmek için kültürü yapılan türleri vardır.

    Volvox bu bölümün en iyi tanınan örneklerindendir. Volvox koloni-sindeki bireyler birbirlerine plazma köprüleri ile bağlanmışlardır. Üreme ve asimile hücrelerinin ayrı kutuplarda yer alması bu kolonideki bireyler arasındaki işbölümünü gösterdiği için dikkat çekicidir.

    Hareket halinde bir Volvox kolonisi
    Yeşil Alglerin Kavuşur Algler (Conjugatophyceae) sınıfında ise konjugasyon adı verilen özel bir üreme tipi görülür. Spirogyra cinsi bu sınıftadır ve üremesinde karşılıklı gelen iki hücreden birinin içeriğinin diğerine akması ile zigot oluşur. Zigot mayoz bölünme geçirerek yeni bir ipliği oluşturur.

    Divisio Chrysophyta (Altın Sarısı Algler)
    Tek hücreli ya da koloni oluşturan formları vardır. Klorofil a ve c b karotin ve ksantofil içerirler. Asimilasyon ürünleri krizolaminarin ve vakuol içindeki yağlardır. Eşeyli ve eşeysiz ürerler. Bu bölümün en tanınmış sınıfı Bacillariophyceae (Diatomae)’dir. Diatomae üyelerinin hücre çeperi iç içe geçmiş iki kapak şeklindedir. Kapaklarında amorf silis birikimi nedeni ile öldükten sonra bulundukları suyun dibinde diatome toprağı adı verilen katmanı oluştururlar. Bu toprak dinamitin ana maddesi olarak kullanıldığı gibi birçok sanayi dalında filtrasyon işleminde yararlanılır.

    Uzun iğne şeklindeki yapıların her biri Cylindrothecia (Silindir kabuklu anlamına geliyor) adı verilen bir diatom ek olarak belirgin parmak şeklinde uzantılar birer siyanobakter (mavi-yeşil alg olarak adlandırılıyor yanlış bir şekilde) orta kısımlarda oval hareketli silli (protist) canlılar görülmekte. Büyütme oranı yaklaşık 200.

    Divisio. Phaeophyta (Kahverengi Algler)
    Çoğunluğu tuzlu sularda yaşayan alglerdir. Çok küçük boyutlu disklerden tallusu 100 metre ya da daha fazla uzunlukta olabilen formlara kadar değişik şekillerde olabilirler vardır. Derin sularda gelişebi-lirler. Hücre çeperleri içte selüloz dışta pektin içerir. Laminarin ve fukoidin gibi Polisakkarit yapısındaki bileşikler asimilasyon ürünleri arasındadır. Tallusun parça-lanması ya da sürünücü organlar oluşturarak vejetatif üremelerinin yanında eşeysiz üremeleri iki kamçılı zoosporlarla gerçekleşir. Hayat devrelerinde sporofit ve gametofit döllerin birbirine morfolojik olarak benzeyip benzememesi gözönüne alınarak bu bölüm üç altsınıfta incelenir. Ectocarpus gibi izomorf döl almaşı gösteren kahverengi algler Izogeneratae; Laminaria gibi heteromorf döl almaşı gösterenler Heterogeneratae alt sınıfına dahil edilirler. Cyclosporae altsınıfında ise Fucus gibi sporofit neslin hakim olduğu algler bulunur.

    Divisio. Rhodophyta (Kırmızı Algler)
    Tallusları genellikle ipliksi yapıdadır. Kloroplastları bant veya yıldız şeklindedir. Klorofil ve karotenoidlerin yanında fikoeritrin ve fikosiyanin içerirler. Hücre çeperleri dışta pektin içte selülozdur. Florideophycidae alt sınıfında hücre içerikleri plazmodezmler (plazma köprüleri) ile birbirine bağlanmıştır. Çok sayıda parazitik ve epifitik (başka Bitkiler üzerinde yaşayan) türleri vardır.

    Kırmızı ve Kahverengi Alglerden elde edilen ürünlerin oldukça büyük ekonomik önemi vardır. Alginat agar agar karragen gibi adlar taşıyan bu ürünler pastacılık-tan ilaç sanayiine kozmetikten tekstil endüstrisine kadar çok geniş alanlarda kullanılmaktadır.

    Ekonomik Değerleri
    Besin maddesi olarak Çoğunluğu Phaeophyceae ve Phodophycea olan 100′den fazla tür içerdikleri Protein karbonhidrat vitamin ve Minerallerin varlığından dolayı dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar tarafından besin kaynağı olarak kullanılırlar.

    Agar
    Kırmızı alglerin hücre duvarlarında bulunan jelimsi bir özelliğe sahip olan bir polisakkarittir. Bazı algler ve bakterilerle ve birçok fungus’un kültürü için laboratuarda hazırlanan farklı kültür ortamlarında temel olarak kullanılır. Ayrıca önceden hazırlanmış yiyeceklerin paketlenmesi kabızlığın tedavisi kozmetik deri tekstil ve Kağıt endüstrilerinde kullanılmaktadır (Sharma 1986).

    Carrageenin
    Kırmızı alglerin hücre duvarlarından elde edilen başka bir polisakkarittir. Bu madde mayalama kozmatik tekstil boya endüstrilerinde ve tıp alanında kan pıhtılayıcısı olarak kullanılmaktadır.

    Alginatlar
    Alginat türevleri ve alginik Asit kahverengi alglerin hücre duvarlarından extre edilen bir karbonhidrattır. Alginatlar kauçuk endüstrisi boyalar dondurma Plastik dondurucularda kullanılıyorlar. Ayrıca kanamaları durdurmak için alginik Asit kullanılıyor.

    Funori
    Kırmızı alglerden elde edilir. Kağıt ve elbiseler için yapıştırıcı olarak kullanılır. Kimyasal olarak sülfat ester grubu’n içermesi dışında agar-agar’a benzemektedir.

    Mineral Kaynağı Olarak
    Bazı yosunlar demir Bakır manganez çinko bakımından zengin kaynaklardır.

    Hayvan Yemi Olarak
    Phaeophyceae Rhodophyceae ve bazı yeşil algler besin kaynağı olarak bir çok hayvan yemi için kullanılır. Bunun yanısıra Protozoa Crustacea’ler balıklar va diğer sucul Canlıların en büyük besin kaynağı planktonik alglerdir.

    Diatomite
    Diatomite diatomların hücre duvarı materyalidir. Diatom kabuklarının üst üste birikmesiyle geniş yüzey alanları oluştururlar. Diatomite’ler şeker rafinerisi ve bira sanayisi ısı yalıtımı temizleme sanayi Cam bardak fabrikaları’nda kullanılırlar.

    Gübre Olarak
    Dünyanın birçok sahil yöresindeki yosunlar fosfor potasyum ve bazı iz Elementlerin varlığından dolayı gübre olarak kullanılırlar.

    Antibiyotikler
    Chlorellin adındaki bir Antibiyotik yeşil alglereden olan Chlorella’dan elde edilir. Ayrıca gram Negatif ve gram Pozitif bakterileri karşı efektif olan bazı antibakterial maddeler Ascophyllum nodosum Rhodomela larix Laminaria digitata Pelvetia ve Polysiphonia’nın bazı türlerinden elde edilmektedir. Bunların yanısıra kahverengi ve diğer alglerden elde edilen bir çok ilaç tıp alanında kullanılmaktadır.

    Atıkların Arıtılmasında
    Evsel ve endüstriyel kaynaklardan gelen atıklar çözünmüş ya da askıdaki organik ve inorganik bileşikleri içerir. Bu atıkların temizlenme prosesleri Oksijenli bir ortamda gerçekleşir ve bu oksijenlendirme bazı algler tarafından sağlanır. Ayrıca temizlenmesi güç olan Azot ve fosfor gibi bileşikler alglerin bulunduğu tanklara alınarak algler tarafından besin kaynağı olarak kullanılmaları suretiyle ortamdan uzaklaştırılabilmektedirler.
    1Forum.US

    Algler ve Çeşitleri

    “Chromista” kelimesi, “renkli” anlamına gelmektedir. Ancak, bu grubun içinde bulunan küfler gibi bazı canlılar, renksizdir. Chromista, büyük çoğunluğu fotosentetik olmasına karşın, bitkiler alemiyle yakın akraba değildir. Çünkü bitkilerin aksine klorofil-c taşırlar ve sentez ürünlerini nişasta formunda depolamazlar. Kloroplastları, sitoplazma içerisinde serbest olarak değil, granüler endoplazmik retikulum üzerinde bulunur. Ayrıca, klorofile ek olarak, bitkilerde bulunmayan başka pigment maddeleri de taşırlar. Çeşitli gruplara özel renkleri de, bu pigment maddeleri verir. Bitkilerdeki gövde elemanlarına benzeyen, ancak damar (vasküler) dokusu taşımayan, özelleşmemiş vücut bölümlerine “tallus” adı verilir.

    Üremeleri, ikiye bölünme, tomurcuklanma, ana bitkinin büyümesi, spor hücrelerinin ya da eşey hücrelerinin üretilmesi şeklinde gerçekleşir.

    Fotosentetik algler, sucul ortamların birinci derecedeki üreticileri oldukları için, çok önemlidir. Alglerin bir diğer önemi de, birçok sucul canlının besin kaynağını oluşturmalarıdır. Ayrıca, çeşitli endüstri alanlarında kullanılan bazı hammaddeler de, yine alglerden elde edilmektedir. Yaşamı sona eren alglerin dış iskeletleri, dibe çökerek, denizel kayaçların yapısına katılır.

    1. Phylum (Şube): Pyrrophyta (=Dinophyta) (Ateş rengi Algler)

    Bazı kaynaklarda, Protozoa altında, Phytomastigophora sınıfı altında da incelenen Dinoflagellata takımı, yapılarında 2 adet kamçı taşıyan, bir hücreli organizmalardır. Bu kamçılardan birisi hücrenin merkezinde, diğeriyse arka ucunda konumlanmıştır. Türlerin yaklaşık yarısı, plazma zarının hemen altında selüloz yapıda bir kalkana sahiptir.
    şubenin çoğu üyesi, yapılarında klorofil -a ya da -c bulundurmaları nedeniyle fotosentetik özelliktedir. Fotosentez ürünleri, yağlar ya da nişasta formunda depolanır. Renksiz olan türler, heterotrof ya da parazit olarak beslenirler. Karotenoid taşıyan bazı türlerin sularda aşırı derecede çoğalması, “Red Tide – Kırmızı Kuşak” adı verilen oluşumlara neden olur. Diğer alg gruplarından farklı olarak, hücrelerin dışında “theca” adı verilen bir koruyucu yapı bulunur.
     



  3. Sularda serbest halde yüzebilen bu canlıların kloroplast, mitokondri ve Golgi gibi yapılara sahip olmaları nedeniyle, Protozoa altında sınıflandırılmaları, çoğu yerde daha uygun görülmektedir.
    Üreme genellikle eşeysizdir. Çoğu tür, sucul canlılara besin sağlayan planktonlardır. Bazı türler de, deniz suyu yüzeyinde yakamoz görüntüsüne neden olurlar.

    2. Phylum (Şube): Chrysophyta (=Chromophyta) (Altın Sarısı Algler)

    Bu grubun en iyi bilinen üyeleri, diatomlardır (Bacillariophyceae). Tatlı suların en yaygın türlerini içeren bu şubenin üyelerinin büyük çoğunluğu fotosentetiktir. Zooplanktonların birinci dereceden besinleri olmaları nedeniyle, sucul sistemlerin önemli bileşenleri sayılırlar.
    çoğu bir hücreli ve serbest yüzücüdür, ancak ipliksi (filamentöz) ve farklı şekillerde koloni formları da bulunur. Sıklıkla tatlı sularda, ender olarak da denizlerde yaşarlar. Yapılarında klorofil -a ve -c, fukoksantin pigmenti ve birbirinin benzeri olmayan iki adet de kamçı bulunur. Fotosentez ürünleri, kahverengi alglerde olduğu gibi laminarin ya da chrysolaminarin halinde depolanır. Kamçılı ya da kamçısız sporlarla, eşeysiz ürerler. Bu sporlar, “kist” adı verilen, silis içerikli ve sert ortam koşullarına dayanıklı hücreler içerisinde oluşur.

    Çoğu bilim adamı tarafından karışık bir şube olarak nitelendirilen altın sarısı alglerin alt grupları da, sıklıkla ayrı şubeler olarak incelenmektedir. Burada, bu grupların tamamı da altın sarısı algler altında verilecektir.

    1. Classis (Sınıf): Chrysophyceae

    Bazı türlerinde göz noktası bulunur.

    2. Classis (Sınıf): Bacillariophyceae (Diatomlar)

    Silis içerikli hücre duvarlarının 2 kapaklı bir kutuya benzemesi karakteristiktir. Eşeyli ürerler ve erkek üreme hücreleri dışında kamçı taşımazlar.

    3. Classis (Sınıf): Xanthophyceae (Sarı-Yeşil Algler)

    Bu şubenin üyeleri, sıklıkla tatlı sularda yaşayan, karotin ve heteroksantin pigmentleriyle, klorofil-a ve -c taşıyan fotosentetik canlılardır. Denizlerde, nemli topraklarda ya da ağaç gövdelerinde yaşayan türleri de vardır. Canlının içinde üretilerek, eski hücre duvarının yırtılmasıyla dışarı bırakılan sporlar, kamçılı ve yüzen tipte (zoospor) ya da kamçısız (aplanospor) tipte olabilir. Bitkiler aleminde bulunan köklere benzer yapılar, ilk defa bu grupta, Botrydium cinsinde görülür.

    Diğer sınıflar: Raphidophyceae, Synurophyceae, Tribophyceae

    3. Phylum (Şube): Silicoflagellata

    Bu şubenin üyeleri, hem fotosentetik hem de heterotrofik olabilen, denizel alglerdir. Bazı kaynaklarda, Chrysophyta şubesi altında incelenirler. Silis yapıdaki iç iskeletleri, radyolaryalara benzemekle birlikte, onlardan çok daha basit yapılıdır. Denizel tortularda bulunan silis kayaçlarının oldukça küçük bir bölümü, bu canlıların iskeletlerinin kalıntılarından oluşur. Okyanuslarda geniş bir dağılıma sahiptirler.

    Ökaryot yapıdaki kamçıları (undulipodium), hareket organelleridir. İskeletlerinde ayrıca, batmalarını engelleyen dikenler bulunur. Üremeleri eşeysiz tiptedir.



    4. Phylum (Şube): Sagenista (Balçık algleri)

    Bazı kaynaklarda, Chrysophyta şubesi altında incelenirler. Tamamı heterotroftur. Temelde hepsi bir hücrelidir, ancak bir kısmı koloniler halinde yaşarlar. Şubenin tüm üyelerinde görülen ortak özellikler çok az olduğundan, kökenlerinin parafiletik olduğu düşünülmektedir. En önemli ortak özellikleri, birbirinden farklı iki adet kamçı içerdikleri bir yaşam evresi geçirmeleridir. şubenin üyeleri, 2 ana grup altında incelenir.

    1. Classis (Sınıf): Bicoecea
    Yakın zamanda tanımlanan ve henüz çok detaylı olarak çalışılmamış, küçük bir gruptur. Parazitik olarak yaşayan bir hücrelilerden oluşur.

    2. Classis (Sınıf): Labyrinthulomycota

    Önceleri mantarlar alemi altında incelenmiş, daha sonra Chromista altına alınmıştır. Yosunlar üzerinde öldürücü etki yapan bir hastalığa neden olurlar. Yapılarında yer alan ve “bothrozom” adı verilen organel, hücrelerin dışına bir zar salgılar. Bu zarlar, üzerinde hücrelerin hareket edebileceği bir ipliksi ağ oluþturur.
     



  4. 5. Phylum (Şube): Chlorophyta (Yeşil Algler)

    Hem tatlı hem de tuzlu sularda yaşayabilen, bir ya da çok hücreli organizmalardır. Birçok bilim adamı tarafından, bitkiler alemindeki türlerin atası kabul edilirler. Farklı şekillerde kloroplastları, klorofil -a ve -b taşır. Fotosentez ürünleri, yağlar ve nişasta şeklinde depolanır. Doku düzeyinde farklılaşma kazanmamışlardır. Karotenoid ve ksantofil pigmentlerine sahiptirler.
    Yaşama ortamları ve yaşam şekilleri, büyük çeşitlilik gösterir. Büyük çoğunluğu sucul olmasına karşın, kar üzerinde, ağaç gövdelerinde ya da toprakta simbiyotik olarak yaşayan türleri de vardır. Mantarlar aleminin üyeleriyle birleşerek likenleri meydana getirirler.Yaşam evrelerinde, döl almaşı görülür.

    1. Classis (Sınıf): Chlorophyceae

    Çok sayıda tür içeren, kalabalık bir sınıftır. Koloni halinde yaşayan bazı üyeler, protozoa altında Phytomastigophora grubu dahilinde de incelenen kamçılılardır. Bazı türlerinin hücre duvarlarının yapısında bulunan kalsiyum bileşikleri, denizel kayaçların yapısına katılır.

    2. Classis (Sınıf): Conjugatophyceae (Kavuşur algler)

    Sıklıkla tatlı sularda, nadiren de denizlerde yaşayan, bir hücreli ya da ipliksi yapıdaki alglerdir. Her hücrede en az bir kloroplast bulunur. kloroplastlar farklı şekillerde olabilir. Eşey hücresi görevindeki hücrelerin, karşılıklı geçerek sitoplazmalarını birbirlerine aktarmaları (kavuşma) yoluyla, eşeyli üreme görülür. Hücre bölünmesiyle eşeysiz üreme de görülür.

    3. Classis (Sınıf): Charophyceae (Su şamdanları)

    Katlı şamdanları andıran görüntüleri nedeniyle bu adı almışlardır. Tatlı ve acı sularda yaşarlar. Hücreleri küre şeklindedir ve bol kloroplast içerir. Selüloz yapıdaki hücre duvarlarına, bazı türlerde kireç toplanmıştır. Ana gövdenin “nod” adı verilen bölümlerinde oluşan yumruların çimlenmesiyle ürerler.

    6. Phylum (şube): Phaeophyta (Kahverengi Algler)

    Kahverengi algler ya da esmer su yosunları, 30 metreye ulaşabilen boylarıyla, en iri yapılı alglerdir. Ancak tropik denizlerde bulunan türlerinden bazıları, mikroskobik boylarda da olabilir. Neredeyse tamamı denizeldir. Kayalık sahillerde, sıklıkla soğuk ve ılıman sularda yaşarlar. Tropik bölgelerde yaşayan kahverengi alg sayısı azdır. Yaşam döngülerinde, eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini takip ettiği bir “döl almaşı” görülür.

    Fotosentez yapan kara bitkilerinde bulunan klorofil -a’ya ek olarak “klorofil -c”, kloroplasta ek olarak da “fukoksantin” pigmentini taşırlar. Kendilerine özgü olan renkleri, fukoksantin pigmenti tarafından oluşturulur. Bitkilerden bir diğer önemli fark, kahverengi alglerin fotosentez ürünlerinin nişasta olarak değil, manitol (manik asit alkolü), laminarin (bir polisakkarit), algin (musilajlı bir madde) ve yağ olarak depolanmasıdır. Kök, gövde ve yaprak gibi yapıların oluşumuna ek olarak, ileri yapılı bazı türlerde meristem benzeri dokulaşma ve özelleşmiş bazı hücreler görülür.
    Birçok deniz canlısına besin ve yumurtaları için korunak sağlarlar. Besin değeri açısından zengin olmaları nedeniyle, besin endüstrisinde de kullanılırlar.

    7. Phylum (Şube): Rhodophyta (Kırmızı Algler)

    Büyük çoğunluğu denizlerde yaşayan ve kırmızı renkli fikoeritrin pigmentiyle karakterize olan alglerdir. Tatlı sularda ve toprakta yaşayan az sayıda türü vardır. Pigment yapıları ve zar tipleri bakımından, mavi-yeşil alglerle yakın akraba kabul edilirler. Kırmızı alglerin en önemli özelliklerinden birisi, sperm hücreleri dahil, hiçbir hücrenin kamçı taşımamasıdır. Yaprak şeklinde gelişmiş tallusları bulunur.

    Bazı türlerinde, hücre duvarlarında kalsiyum karbonat depolanır. Bu türlerden oluşan resifler, dalgaları keserek, içlerinde yaşayan canlılara korunak sağlar. Bazılarının pektin yapılı hücre çeperlerinden “agar agar” adı verilen polimer yapılı musilaj jel elde edilir. Besin ve ilaç endüstrisinde kullanılan türleri de vardır.
    Karmaşık yaşam döngüleri, 3 evre içerir ve döl almaşı görülür.
     



  5. 8. Phylum (Şube): Oomycota (=Mycophyta) (Su Küfleri, Algsi Mantarlar)

    Oldukça kalabalık bir gruptur. Klorofil taşımamaları nedeniyle besinlerini dışarıdan almak, ya da başka bir canlı (bitki ya da hayvan) üzerinden asalak şekilde beslenmek zorun da olan, kamçılı tek hücrelilerdir. Bu nedenle bu canlılar, çürüyen organizmaların ayrıştırılmasında önemli rol oynar. Şubenin ismi, dişi eşey hücrelerinin içinde bulunduğu “oogonia” adı verilen yapılardan gelir. Eşeyli ve eşeysiz üreme görülür. Misellerden oluşan tallusları, esas yapı elemanlarıdır.

    İpliksi yapıları, hif adı verilen yapıları taşımaları ve ayrıştırıcı özellikleri nedeniyle, daha önce mantarlar aleminde yer alan bu grup, selülozik maddeler ve glikan içeren hücre duvarlarının yapısı nedeniyle, mantarlar aleminden ayrılmıştır. Mantarlardan bir diğer farkları da, kamçı hücrelerinin çekirdeklerinin, mantarlarda olduğu gibi haploid değil, diploid yapıda olmasıdır. Yüzücü yapıdaki sporların taşıdığı birbirinin aynısı olan iki kamçının varlığı ve mycolaminarin adı verilen enerji molekülünün varlığı, bu grubun alglere daha yakın akraba olduğunun bir göstergesi sayılmaktadır.

    9. Phylum (Şube): Haptophyta (=Prymnesiophyta)

    Şube üyelerinin büyük çoğunluğu bir hücreli ve fotosentetik canlılardır. Sucul ortamların önemli besin kaynakları sayılırlar. Sıklıkla tropik denizlerde, ender olarak da tatlı sularda ve toprakta yayılış gösterirler. Bazı türleri, alg patlamalarına neden olabilir. Yapılarında bulunan diadinoksantin ve fukoksantin pigmentleri nedeniyle, sarımsı kahverengi renktedirler.
    Kamçıların çıktıkları noktanın yakınında, hücreden dışarıya uzanan bir kancayı andıran ve “haptonema” adı verilen organel, bu şubeye özgüdür. Bu organelin, önceleri üçüncü bir kamçı olduğu sanılmış, ancak daha sonra yapısının kamçıdan farklı olduğu ortaya çıkarılmıştır.

    Hareketli ve hareketsiz formların birbirini izlediği, gelişmiş bir yaşam döngüleri bulunur. Golgi organeli tarafından salgılanan kalsiyum ya da silis yapılı plaklarla örtülü olan bu canlılar, olağanüstü çeşitlilikte şekillere sahiptir. Öldükleri zaman, bu plaklar dibe çökerek, okyanus kayaçlarının yapısına katılır.
     



  6. Alglerin Sudan Karaya Geçişi

    20 yıl öncesine kadar algler üzerine çalışan bilim adamları bu çalışmalarını ultrasütrüktürel yapılar üzerinden gerçekleştirebiliyorken, günümüzde “moleküller çağı” yaşanmaktadır. Böylelikle çok sayıda evrimsel aşama ve geçiş moleküler verilerin ışığında gözden geçirilmiş ve yeniden düzenlenebilmiştir.
    Yeşil algler ve karasal bitkiler arasındaki bağlantı biyologlar için evrimsel filogeninin henüz ortaya çıkmadığı zamanlardan, yüzyıllar öncesinden beri bilinmektedir. 1950 yılından itibaren Chlorophyta (bir yeşil alg kladı) ve karasal bitkilerin monofiletik bir grup olduğu yani ortak kökenden türedikleri bilinmektedir.

    Günümüzde ise fosil verileri ve morfolojik verilerle birlikte, ribozomal DNA küçük alt birimi (18S rDNA) ve organel genomlarıyla yapılmış olan moleküler çalışmalarla elde edilen veriler kullanılmaktadır. Bu veriler, tüm alglerin (sucul ve karasal) ve sucul yeşil alglerden köken almış olan karasal bitkilerin evrimsel bağlantılarını gösteren kladogramlarla* ortaya konmuştur.
    Yapılan çalışmalara göre yeşil alg soyu bir buçuk milyar yıl öncesinde or taya çıkmıştır ve karasal bitkilerin bu soydan ayrılması 425–490 milyon yıl önce meydana gelmiştir. Yeşil algler iki büyük soy şeklinde evrimleşmiştir.

    Bu soylardan birisi, yeşil algler olarak bildiğimiz ve çoğu algin dâhil olduğu “chlorophyte” kladıdır. Bu klada kamçılı yeşil birhücreliler ve koloniler (örn. Chlamidomonas ve Volvox), flamentli dallı (örn. Chladophora) ve dalsız formlar (örn. Oedogonium), yeşil su yosunları (örn. Ulva), çok sayıda karasal alg (örn. Chlorella), karasal epifitler (örn. Trentopohlia), ve çok sayıda fikobiyont (örn. Trebuxia) dâhildir.
    Diğer soy, “charophyte” kladı, daha az sayıda yeşil algi barındırır, bunlardan bazıları oldukça yaygındır (örn. Spirogyra, Chara). Bu klad beş küçük ve birbirinden uzak yeşil alg grubunu barındırır ve bunlardan birisi de bildiğimiz karasal bitkilere öncüllük etmiştir.

    Embiyophytelerin atalarının karaya geçişleri, yeşil plastid taşıyan soyun çok sayıda yaptığı geçişlerden yalnızca birisidir. Bilinen karasal soyların bir kladogramla haritalanması karasal ortamlarda yaşayacak şekilde evrimleşmenin yaygın olarak görüldüğünü ve filogenetik olarak sınırlanmadığını göstermektedir. Karasal yeşil alglere, karasal bitkilere de içine alan en az altı klada rastlanır. Bilinen tüm karasal alglerin ve karsal bitkilerin sucul ataları olduğu görülmüştür.

    Bu tip evrimsel dallanmaların büyük ekolojik değişimlerle eşzamanlı olarak gerçekleştiği jeolojik ve paleontolojik kayıtlarla da ortaya konmuştur. Çevresel baskıların şiddetlendiği dönemlerde meydana gelen yoğun seçilim baskıları canlıların çeşitlenmesinde itici bir güç olmuştur. Peki, su yosunlarının karasal habitatlara yerleşebilmelerini sağlayan doğal seçilim baskıları hangi çağda ve ne şekillerde ortaya çıkmıştır? Karada yaşayan en eski damarlı bitki fosili Cooksonia’ya Silüriyen katmanlarında rastlanmıştır. Bu çağ suların gelgitlerle çekildiği bir dönemdir. Suların bu şekilde çekilmesi kıyılarda alglerin kuruluğa ve diğer uç koşullara (aşırı sıcak, aşırı tuzluluk gibi koşullarda yaşayabilen alg türleri günümüzde de yaşamlarını sürdürmektedirler) dayanabilecek şekilde seçilmesine neden olurken, çeşitli lagünlerin ve bataklıkların da yeni habitatlar oluşturmasına izin vermiştir. Bu seçilim baskıları bitkisel evrimin yeni bir yola girmesine yol açmıştır. Silüriyen’den itibaren karasal bitkiler, karasal hayvanların da ortaya çıkışıyla birlikte yeni tozlaşma yöntemlerine adapte olarak hızla çeşitlenmeye başlamıştır.
     



  7. algler solunum yapar eşeyli ürermi