Bilgisayar çağı, onların kalemlerini kıramadı

'Haberler' forumunda aykuta tarafından 16 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu


  1. Eskiden kalem vardı, yazarlar 'kalem erbabı' diye anılırdı. Sonra daktilo icat oldu, ama yazarlar kalemle yazmaktan vaz geçmedi. İşte o yazarlarımızdan bazıları..

    Bilgisayarlar çağıyla kalemin üstünlüğü son buldu. İnternet çağında 'klavyenin saltanatı' başladı. Pek çok yazar artık yazılarını bilgisayarda yazıyor. Ama öyleleri var ki kalemlerini bırakmaya hiç niyetleri yok.

    Daha daktilo yaygınlaşmamış, bilgisayar hayatımıza girmemişti. Yazarlar 'kalem erbabı' diye anılırdı. Eli kalem tutan, mürekkep yalamışlar muhteremdi, saygıdeğerdi. Kalem kutsaldı, çünkü üzerine yemin edilmişti. Kalem bir yazı aracı olmaktan öte bir düşünme vasıtasıydı.

    Kalemi elinize aldığınızda yazacağınız konuyu enine boyuna düşünür, zihninizde düzenler, yapıp bozar ve sonra kâğıda dökerdiniz. Bugün ise bilgisayarların küçülüp cebe girdiği çağdayız. Artık kalem taşıyana az rastlanır oldu. Aksesuar veya nostalji olsun diye cebinde kalem taşıyan nadir insanlar da toplumdan yavaş yavaş çekilip gitmekte... Kalem terk edildi. Güzel yazı defterleri hayatımızdan çekildi.

    Elle yazmak her geçen gün işlevini yitiriyor. Artık klavye ve tuşlar var. Gündelik yazı ritüellerimizden bahsederken dolmakalem modellerinden ya da turkuvaz, vişneçürüğü, deniz yeşili gibi mürekkep renklerinden değil de, klavyenin 'F' mi yoksa 'Q' mu olması gerektiğinden dem vuruyoruz. Ama hâlâ kalemden ve kâğıttan vazgeç/e/meyen, daktiloda ısrar eden yazarlar var. Biz de tuş'a gelmeyen yazarların listesini çıkardık.


    Kim, nasıl yazıyor?

    Dolmakalemle kareli deftere yazıyor

    Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk, romanlarını elle yazıyor. Tükenmezkalem kimi zaman da dolmakalem kullanıyor. Kareli defteri tercih ediyor. Pamuk, sayfalarca yazdıktan sonra dolmakalem kartuşlarını boş kovanlar gibi biriktiriyor. Elle yazdığı romanını dizgiye yolluyor; dizildikten sonra üzerinde bilgisayarla çalışma yapıyor.

    Ahmet Selim: Zaman Gazetesi ve Aksiyon dergisi yazarı Selim, elle yazdığı yazılarını faksla gazetenin merkezine geçiyor. Ortalama 7-8 sayfa tutan yazı gazetede diziliyor. Yaklaşık 38 yıl önce köşe yazmaya başlayan Selim, elle yazmaktan hiç vazgeçmemiş:

    'Daktilo girdi hayatıma. Girdi ama, günlük yazılarımda onu kullanmadım. Daktilo, bence bir temize çekme aletiydi. Önceden düşünüp elinle yazdığını, orada temize çekeceksin. Sandalyenin tepesine dikilip de takır-takır düşünce yazısı yazmayı anlayamam. Mektup bile olmaz bence... Bir gün 'fax' çıkageldi! Gerçekten büyük icat. Ver yazıyı karşıya gitsin!' Ahmet Selim, kâğıt ve kalemden vazgeçmiyor ama bilgisayara ve internete uzak değil.

    Mustafa Kutlu: Günümüzün yaşayan en büyük hikâyecilerinden. Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları kaleme alıyor. Kutlu, yazılarını elle yazıyor, kimi zaman da daktilo kullanıyor. Teknolojiyi pek sevmiyor ve mesafeli. Tükenmezkalemle yazdığı yazı, Dergah dergisinin ofisinde bilgisayara aktarılıp gazeteye geçiliyor.

    Murat Belge: İngiliz dili filoloğu. Çevirmen. Bilgi Üniversitesi öğretim görevlisi. Uzun süre Radikal Gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptı. Geçen yılın haziran ayından beri Taraf Gazetesi'nde. Yazılarını hâlâ elle yazıyor ve faksla gazeteye geçiyor. Cep telefonu kullanmıyor. 'Evdeki telefona yetişemiyorum, bir de cep telefonunu mu başıma sarayım?' diyor. Bilgisayara haftada bir giriyor o da elektronik postalarını kontrol etmek için.

    Rauf Tamer: Posta Gazetesi yazarı Rauf Tamer, köşe yazılarını hâlâ elle yazıyor. 1937 doğumlu Tamer, gazeteciliğe yükseköğrenimi sırasında Cumhuriyet'te başladı. Tercüman, Sabah gibi gazetelerde uzun yıllar yazarlık yaptı.

    Perihan Mağden: Romancı. Köşe yazarı. Uzun süre Radikal'de yazdı. Şimdilerde köşe yazarlığına ara verdi. Hem güncel yazılarını hem de edebi metinlerini elle yazıyor. Murat Belge'nin Radikal'deki veda yazısının ardından şöyle yazmıştı: 'Bir de VEDA yazısında, yazılarını elle yazıp yolladığı için Cevdet'e teşekkür eden kısmı yok mu Murat Belge'nin? Orda tarumar oldum. Zira ben de yazılarımı elle yazıp yolluyor ve Cevdet'i (bir de faksladığı yazı üstünde düzeltmeler yaparak) ekstra yoruyorum.'

    Mehmet Barlas: Yazılarını uzun süre elle yazdı. Hatta 2003 yılında konu etrafında polemik yazıları yayınlandı. Hıncal Uluç, Emre Aköz gibi yazarların köşelerinde sürdürdüğü tartışmalarda Barlas, 'Önemli olan ne ile yazıldığı değil ne yazıldığıdır.' diye yazdı. Teknolojiyi yakından takip eden Barlas, son birkaç yıldır yazılarını bilgisayarda yazıyor.

    Afet Ilgaz: Öykücü, romancı. Milli Gazete'de yazıyor. Afet Ilgaz, 1959'da ilk romanı olan Eşiktekiler'le Yeni İstanbul Gazetesi ve TDK'nın ortaklaşa verdiği Törehan Sanat Ödülü'nü, Başörtülüler başlıklı hikâye kitabıyla ise 1965 TDK Hikâye Ödülü'nü kazandı. Yol başlıklı romanı ise 1993 yılında Ankara Yazarlar Birliği tarafından Yılın Romanı seçildi. Afet Ilgaz da köşe yazılarını elle yazıp gazeteye faks yoluyla geçiyor.

    Ümit Meriç: Sosyolog yazar. Yazılarını elle kaleme alıyor. Teknolojiye mesafeli. Meriç bu konudaki görüşlerini şöyle ifade ediyor: 'Kalemin kutsiyetine inanır hale geldim. Kalem kutsaldır. Çünkü üzerine yemin edilmiştir. Bilgisayar bir yerde hain bir araç. Bir virüs çıkıyor ve her şeyi, bütün bilgiyi, emeği sıfırlayabiliyor. Oysa elle yazılan bir kelime yüzlerce sene silinmeden saklanabilir.'

    Yaşar Kemal: Türk edebiyatının dünyada en çok tanınan yazarı. Hâlâ elle yazıyor. Kurşun kalem kullanıyor. 'Yaşar Kemal bir iki sözcüğü değiştirmesi gerektiğinde, silgiyle siler; daha fazla değişiklik yapmak istediğindeyse o sayfayı yırtıp atar, yeni baştan yazarmış.'

    Adalet Ağaoğlu: Türk edebiyatının yüzakı romancılarından. 80 yaşında. Romana el yazısıyla başlıyor, metin ilerledikçe daktiloya geçiyor.

    Nazlı Eray: Romancı. Geçmişte çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yaptı. Ne bilgisayar, ne daktilo kullanıyor... 'Defterlere el yazısıyla-rengârenk, süslü, çocuklar için yapılan defterlere-renkli kalemlerle yazıyorum. Bu çok değişik renkli kalemler, o gün kaç sayfa yazdığımı ölçmek için bir ayarım. Şu kadar sayfa yeşille yazmışım gibi... O renkli defterler de benim çocuk ruhum. Hiç siyah bir deftere yazdığımı hatırlamıyorum. Daha sonra bilgisayara geçiliyor.'

    Çetin Altan: Türkçeyi en iyi kullanan yazarlardan biri. 22 Haziran'da 83 yaşına girdi. Milliyet Gazetesi'nde yazıyor. O bir kalem adamı. Yazı onun için bir 'yaşam aracı' değil, 'yaşam amacı'... Yazılarını 'pancar motoru' adını verdiği emektar daktilosuyla yazıyor.

    Toktamış Ateş: Siyaset bilimci. Bugün gazetesi yazarı. O da daktiloyu tercih edenlerden. Bunu köşesinde şöyle ifade etmişti: Bu yazıyı yazmak için daktilomun başına oturduğumda; başka bir şeyler yazmayı düşünüyordum. (Çok şaşırıyorlar ama; ben, hâlâ daktilo kullanıyor ve gerek yazılarımı, gerek diğer dilekçe vb. gibi şeyleri, daktilo ile yazıyorum. Arada sırada, bilgisayarla yazmıyor değilim. Fakat, daktilolarıma şerit bulabildiğim sürece, ağırlık daktilo olacak).

    Selim İleri: Türk edebiyatının 'incelikler' yazarı o. Edebiyatın hemen her türünde eser verdi. Öykü, roman, anı, deneme, hattâ şiir. Kırk yılı aşkın bir zamandır yazıyor. Zaman Gazetesi Kültür sayfası ve CumaErtesi ekinde haftada bir okurlarla buluşuyor. Yazın hayatında en yakın arkadaşı daktilosu Corona Standart.

    Bir söyleşisinde yazılarını daktiloyla yazıyor olmasını esprili bir dille şöyle açıklamıştı: 'Sabahleyin benim bacağım tutmuyor, onun A harfi. Öğleye doğru onun A harfi açılıyor, benim de bacağım kendine geliyor! Birlikteyiz ama çok korkuyorum bir tarafı bozulacak diye. Çünkü artık daktilo tamircisi çok az.'

    Hilmi Yavuz: Yazılarını bilgisayarda yazan Hilmi Yavuz, 'defterler'ini hâlâ Pelikan dolmakalemiyle dolduruyor.

    Alıntıdır.