Beypazarı

'Ne Nerede ?' forumunda Wish tarafından 5 Haziran 2008 tarihinde açılan konu


  1. BEYPAZARI

    [​IMG]

    [​IMG]

    Beypazarı Tarihi

    Beypazarı Ankara'nın 100 Km batısında, eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık İlçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini korumaktadır.

    Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda HİTİT, FRİG, GALAT, ROMA, BİZANS,
    daha sonra da ANADOLU SELÇUKLU ve OSMANLILAR'ın egemen oldukları görülmektedir.

    Beypazarı, Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı LAGANİA'dır. Bilge UMAR ‘ın Türkiye'deki “Tarihsel Adlar” adlı kitabında Lagania' nın anlatımı yapılmış ve ‘Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına geldiği sonucuna varılmıştır.

    M.S. 6.yy' a kadar adı Lagania olan Beypazarı'nın adı bu tarihten sonra değişmiştir. M.S. 491-518 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma (Bizans) imparatoru Anastasios'un o dönemlerde piskoposluk merkezi olan Lagania' yı ziyaretine atfen şehrin adı, “Lagania-Anastasiopolis” ( ANASTASİOS kenti ) olarak değişiyor.

    Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu'ya girmesinden kısa bir süre sonra Marmara'ya ulaşmaları ile Beypazarı da ilk Türk akıncıları ile karşılaşmıştır. Selçuklu yönetimindeki Beypazarı, konum itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur.

    Bu boylardan en önemlisi Kayı boyudur. Selçuklu Sultanlığı'nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiği bu Türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gazi Gündüzalp'in mezarının Beypazarı'nın Hırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.

    Selçuklular döneminde Beypazarı, İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Beypazarı, Orhan Bey'in Ankara'yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) Sancağı'na bağlanarak Osmanlı yönetimine geçmiştir.
    Beypazarı 1868 yılından itibaren siyasi yönetiminde yer değişikliği ile Ankara'ya bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür.

    Osmanlı Devleti'nin toprak rejimi ve askeri sisteminin bel kemiğini oluşturan Tımarlı (Anadolu) Sipahi Merkezleri'nden birisi olan Beypazarı; yöredeki Sipahi Beyi'ne ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna istinaden BEĞ BAZARI diye adlandırılmıştır.


    EVLİYA ÇELEBİNİN SEYAHATNAMESİNDE BEYPAZARI


    Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde (Hicri 1058 Miladi 1638) Beypazarı'ndan şöyle bahseder:
    " İlk kurucusunu bilmiyorum. Fakat ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah'ın veziri Dinar Hezar'dır. Onun için şehre “Germiyan Hezar” da derler.
    Haftada bir gün güzel süslü bir pazar kurulup, bütün kıymetli eşyalar bulunur. Halkının uğraşları tiftik keçisi olduğundan, pazarında sof çok satılır. Müşterisi vardır. Senede bin kantar sof ipliği satılır. Sofu olmaz fakat güzel mümeyyizi olur. Pazarına her hafta etraf köylerinden 10 bin insan toplanır.
    Şehir Anadolu toprağından Engürü sancağı hududunda olup, İstanbul'da kim Şeyhülislam olursa ona has olur. Padişah hasından ayrılmadır. Müftü tarafından hakimi subaşısıdır. 150 akçelik kazadır. Senelik kadısına yedi kese gelir getirir. Damga emini, Sipahi Kethüda yeri ve Yeniçeri Serdarı vardır. Fakat kale ağası ve neferi yoktur. Kalesi bir dere içinde olup, iki tarafı balık sırtı gibi kaya üzerindedir. Genişliğini bilmiyorum.
    Aşağıda şehir iki geniş dere içinde olup 20 mahalle 41 mihraptır. Fakat öyle mükellef camileri yoktur. Çarşı içinde cami güzeldir (Paşa Camii). Hepsi 3060 tane iki katlı evleri vardır. Duvarları kerpiçtendir. Yüzeyleri tahta ile kaplıdır. Medrese Darulhadis ve Darulkurrası vardır. Çünkü talebe bilginleri çoktur. Medreseleri kargir değildir. 70 adet çocuk mektebi vardır. Çocukları gayet temiz ve olgun olup, 700' ün üzerinde hafızı vardır.
    Bir Şeyhülislamı var ki; bütün bilginler onunla ilmi tartışmaya girmekten acizdirler. Nakibüleşrafı fadıl değil fakat, gayet cömert bir kimsedir.
    Halkının çoğu bilginlerdir. Hepsi renk renk sof giyerler. Türk şehri olduğundan halkı Oğuz taifesidir. Yani Türk kavmi demenin güzel bir ifadesidir. Yedi tane hanı vardır. Çarşı içindeki güzel bir han yanmıştır. Hamamları, 600 dükkanı vardır. Çarşıda kasaplar içinden akan dere kenarında hafta pazarı olur. Dere burada şehrin aşağı tarafından akarak bir nehir vasıtası ile Sakarya'ya dökülür. Şehir yüksek yerde olduğundan caddeleri kumsalca ve kaldırımsızdır. Halkı garipsever ve cömert kişilerdir. Kadınları gayet edepli ve akıllı olurlar.
    Bağ ve bahçesi çoktur. Bostanlarından bir çeşit kavun olur ki lezzetinden adamın damağı yarılır. Misk ve hamamber gibi kokusu vardır. Şehir halkının çoğu bu kavundan zerde pişirir. İçine tarçın ve karanfil korlar. Muaviye'nin icat ettiği zerdeden tatlı bir zerde olur. Bir çeşit yeşil armudu olup, yuvarlak olduğu gibi dördü beşi de bir okka gelir. Gayet hoş ve suludur. İstanbul'a nice bin kutu armudu pamuklar içinde hediye gider. Bu armudun eşini acem diyarından başka yerde görmedim. Bir çeşit siyah arpası olur ki, gayet yağlıdır. Ata çok vermekten çekinilmelidir. Sahrasında pirinci olur ki, gayet pişkindir. Velhasıl etrafı geniş, eşyası ucuz ünlü bir şehirdir. Şeyh İvaz dede adında bir de türbesi vardır."
     



  2. DOĞAL ALANLAR
    İnözü Vadisi


    [​IMG]

    Beypazarı'nın kuzeyinde bulunan İnözü Vadisi, doğal bitki örtüsü ve kültürel kalıntıları ile oldukça zengin bir görünüme sahiptir. İki tarafı gayet dik ve balık sırtı yükselen, İnözü Çayı'nın aşınmasıyla meydana gelen dar bir vadidir. Bu vadinin her iki tarafından üzerine çıkılması çok zor kayalıklar içine oyulmuş, batı yamaçları çok katlı görünümünde birçok mağara mevcuttur. Vadinin dik olan doğu ve batı yamaçlarındaki mağaraların bir bölümü çok yükseklerde bulunduğundan ziyaretleri çok mümkün değildir. Bu mağaraların eski çağlarda yapıldığı ve mesken olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
    Henüz arkeolojik bir araştırma yapılmayan bu mağaralar birbirinden kaya duvarlarla ayrılır ve geniş pencereleriyle vadiye açılır. Alt bölümdeki mağaraların dış yüzeyinde taştan örülmüş duvar kalıntıları görülür. Burada öne çıkan ahşap yapıların varlığı anlaşılır. Mağaraların iç yüzeylerinde yer yer sıva izlerine rastlanmıştır. Yamaç eteklerinde olan ve görülebilen oyukların mezar anıtı ve erken Bizans Devri'ne ait ayinlerin yapıldığı kaya kiliseleri olarak düzenlenmiş olduğu da düşünülmektedir.
    2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası kapsamında kalan kaya mezarları ve kaya kiliseleri arkeolojik sit, vadi tabanındaki bağlık alanlar ise doğal sit olarak koruma kapsamına alınmıştır.


    Eğriova Yaylası


    [​IMG]

    Ormanla çevrili Eğriova Yaylası; göz kamaştırıcı bitki örtüsü, pınarların oluşturduğu göleti ve ahşap evleriyle ziyaretçilere doğayla baş başa kalma fırsatı sunuyor. Golf, trekking, atla gezinti gibi aktiviteler için elverişli olan yaylada, geleneksel olarak her yıl “Karaşar Eğriova Yayla Şenliği” düzenlenmektedir.


    Kirmir Çayı ve Gönen Vadisi

    [​IMG]

    Süveri ve İlhan Çayları ile ilçe merkezinden geçen İnözü Çayını alarak Sakarya Nehri'ne karışan Kirmir Çayı; tarımda ve balıkçılıkta kullanılmaktadır. Yöre halkının mesire alanı olarak da yararlandığı Kirmir Çayı kenarları, yeşil alanlarla kaplıdır.

    TEKKE YAYLASI


    [​IMG]

    Beypazarı'na 10 km. uzaklıkta bulunan Tekke Yaylası piknik alanı olarak elverişli olması amacıyla orman içi parkı şeklinde düzenlenmiştir. Her yıl geleneksel olarak “Piknik ve Güveç” günü kutlanan yayla; temiz havası ve suyuyla şehrin gürültüsünden uzak kalmak isteyenler için doğal bir güzellik.
     



  3. EL SANATLARI

    Gümüş İşlemeciliği (Telkari)


    [​IMG]

    Beypazarı'nda özellikle gümüş işlemeciliği (Telkâri) yaygındır. El işçiliğiyle yapılan telkari gümüşleri;zarafeti,farklı tasarımlarıyla Beypazarı'nda ustalıkla oluşturulan bir sanat eseridir.

    Gümüş işleme sanatı Beypazarı'na ahilik yoluyla kazandırılmıştır. Ahilik 13. yy. da Anadolu'da görülmeye başlanan esnaf ve sanatkar birliklerine verilen addır. Beypazarı halkı bu sanatı bir iş olarak kabul etmiş ve zaman içinde geliştirmiştir.
    Tarih boyunca önemli bir ticaret geçidi olan İpek yolu üzerinde bulunan Beypazarı'nda gümüş madeni yoktur. Eskiden olduğu gibi bugün de gümüş, başka illerden getirilir. Külçe haline getirilen gümüşler eritilip tel haline getirilerek inceltilir. Saf halde olduğu için kolayca bükülen gümüşler, sanatkar tarafından şekillendirilerek süs eşyaları ve takı yapımında kullanılır. İşlenirken kullanılan teknik;telkaridir. Telkâri, ince telden takı süslemeciliğidir. Tel ne kadar ince olursa takının değeri de o kadar artar. Hammaddesi altın ve gümüştür. Altın pahalı olduğundan genellikle gümüş kullanılır. Gümüş takı çeşitleri; kemer, kolye, iğne, başlık ve tılsım olarak
    sıralanabilir. Telkârideki motifler, doğanın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışını ve Türk zevkini aksettirir.Beypazarı'nın takıda sembolü "tılsım" dır. Tılsımın etrafı gümüşle süslenerek, kolye olarak takılır.
    Bugün Beypazarı'nda yeniden oluşturulan ve hayat bulan bir çarşı içinde gümüş ustaları bir araya toplanmış ve usta, çırak ilişkisiyle bu sanatın geliştirilmesine imkan sağlanmıştır. Büyük bir sabır, el emeği, göz nuru, dikkat ve özenli işçilik gerektiren telkari tekniğiyle işlenip satışa sunulan gümüşler, Beypazarı'nda turizm potansiyelinin artmasına da katkıda bulunmuştur.
    Ülkemizde yok olmaya yüz tutmuş sanat kollarımızın ve geleneksel mesleklerimizin canlandırılmasında Beypazarı'nın örnek olmasını diliyoruz.


    [​IMG]

    Dövme Bakırcılık:


    Beypazarı'nda en çok ilerleyen el sanatlarından birisidir. Beypazarılı ustalar, madeni çekiç ve örs ile döverek güğüm, tencere, tava, kazan, ibrik ve sigaralık gibi eşyalar yapmaktadırlar. Çok eski zamanlardan beri dövme tekniği ile işlenen bakır eşyalar, günümüzde halen yöre halkı tarafından kullanılmaktadır.

    El İşlemeli Çevreler ve Sırma İşlemeleri: Dokuma ve ince deriden yapılmış, muhtelif eşyalara usullerine göre iğne ile türlü cins ve renkte ipliklerle yapılan süslemelere “İşleme” adı verilmektedir. Beypazarı işlemeleri arasında öne çıkan sırma işlemeli “bindallılar”, yörede her genç kıza annesinden kalan değerli bir elbise olarak kullanılmaktadır. Tülbent, mermerşahi ve tül üzerine sırma ile işlenen, kare şeklinde mendil büyüklüğündeki “Çevre” adı verilen örtüler ise bindallı elbiselerle birlikte yöre kadınlarınca günümüzde halen kullanılmaktadır.


    Dokumacılık:


    Beypazarı'nda bir aile mesleği olarak devam ettirilen dokumacılıkta, pamuk ipliği, suni ipek, ve yün ipliği kullanılmaktadır.Dokuma tezgahlarında kıldan eni dar kumaşlar dokunur ve ondan da kışlık yelek ve şalvar dikilmektedir.
    İpekli El Dokumacılığı: Beypazarı'nda günümüze kadar geleneksel olarak süregelen ipek el dokumacılığı, yörede sadece “Bürgü” amacıyla dokunmuş ve halen de bu amaçla devam etmektedir. Kadınların örtünmek için kullandıkları bir tür kıyafet olan bürgüler, erkekler tarafından yapılmaktadır.


    Semercilik:


    Eski tarihlerde oldukça geçerli bir meslek olan semercilik, ulaşım araçlarının zamanla değişmesiyle önemini kaybetmiştir. Beypazarı'nın Bağdat yolu üzerinde bulunması ve kervanların bu yolu kullanması, ilçede semerciliğin çok eskilere dayandığının bir göstergesidir. Beypazarı,bu yüzyılda da semercilik mesleğinin sürdürüldüğü ender ilçelerden biridir.


    Saraçlık:

    Eyer, at takımları, araba koşumları başta olmak üzere deriden ve meşinden çeşitli eşyalar yapanlara “Saraç”, bu mesleğe de “Saraçlık” denilmektedir. Türkler için büyük önem taşıyan bu meslek, Beypazarı'nda halen yaşatılmaktadır.

    Demircilik:

    Örs, çekiç, balyoz ve maşa kullanılarak ateş ocaklarında demire şekil veren demircilerin sayısı azalmış olsa da, 70 yıllık bir tarihe sahip bu el sanatı halen Beypazarı'nda sürdürülmektedir.
     



  4. GELENEKSEL LEZZETLERİYLE BEYPAZARI

    Beypazarı, tarihi zenginliklerinin yanısıra yöresel yemekleriyle de ilgi odağı olmuştur.Anadolu'nun lezzetlerini barındıran yemekleri; sunumunun inceliği ve zarafetinden olsa gerek “İnce Takım” olarak adlandırılır. El yapımı tarhana çorbası, taş fırınlarda pişirilerek yine özel güveç kaplarında ikram edilen etli güveci, parmak kalınlığında damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolması, 80 kat ince yufkadan hazırlanan baklavası ve yöresel tatlısı olan höşmelimiyle bu zengin mutfak, tarihi konaklarda ziyaretçilere sunulur. Taş fırınlarda yapılan,tazeliğini bir sene koruyan,çay saatlerinin vazgeçilmez lezzetlerinden Beypazarı Kurusu, Türkiye'de sadece Beypazarı'nda üretilir. Beypazarı'nın tamamı tescilli bu yemeklerinin tarihi konaklarda servis edilmesi lezzetine lezzet katar.
    Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Havuç ve Güveç Festivali'nde yöresel yemek yarışmaları düzenlenerek lezzetler ödüllendirilir. Beypazarı'ndaki zengin yemek kültürünün en önemli nedenlerinden biri ilçenin tarım
    ürünlerinin zenginliğinden kaynaklanır. Topraklarının verimli olması nedeniyle nüfusun %70'i tarımla uğraşır ve İstanbul,Ankara gibi merkezlerin domates,ıspanak,salatalık,marul,biber,havuç ihtiyacı da yine Beypazarı'ndan karşılanır. Organik tarımla üretilen ürünlerin hızla arttığı Beypazarı'nda hedeflenen, gübresiz,hormonsuz tarımın yaygınlaştırılması.Türkiye'deki havuç ihtiyacının %60'ını Beypazarı'nda yetiştirilen havuç karşılar. Havucun yan ürünleri olan; lokumu ve reçeli bu nedenle havuç suyu, lokumu ve reçeli Beypazarı'nın en değerli ürünlerindendir. Pekmezi ve cevizli sucukları da Beypazarı'nın yöresel ürünlerindendir ve bağlarda yetişen kaliteli üzümlerden yapılır

    Beypazarı Güveci

    Yöresel mutfağın en özel yemeklerinden olan Beypazarı Göveci; özenle hazırlandıktan sonra toprak kaplar içinde Taş fırınlarda pişirilerek yine toprak kaplarda servis edilir.

    Beypazarı Dolması

    Beypazarı takım yemeklerinin orta direği olan Beypazarı Dolması'nın eşsiz lezzetinin sırrı, Beypazarı'nın taze asma yapraklarıyla sarılan özel dolma içi ve Beypazarılı hanımların hünerli ellerinde gizlidir

    Beypazarı Baklavası


    Yöre sofrasının baş tacı Beypazarı Baklavası'nın en önemli 80 kat ince yufkadan yapılmasına rağmen kalınlığının yalnızca 5-6 cm. olmasıdır. Her beş yufkadan sonra araya konan ceviz içiyle birlikte 4 saat pişirilen ev baklavaları, damaklarda bıraktığı unutulmaz tadıyla meşhurdur.

    Beypazarı Kurusu

    İskoç bisküvisine rakip tereyağlı Beypazarı Kurusu çay saatlerinin ve kahvaltı sofralarının vazgeçilmezidir. Un, süt ve tereyağı ile yapılan Beypazarı Kurusu'nun en önemli özelliği ise dayanaklılığını bir yıl muhafaza edebilmesidir

    Höşmelim

    Un, süt, kaymak, tuz, yağ ve şeker karışımından yapılan Höşmelim; oldukça zahmetli bir uğraş gerektiren ancak lezzetiyle bu zahmete değen sofraların diğer bir tatlısıdır. Höşmelim'in yanı sıra yufka ile cevizle yapılan ve yağda kızartılan Perçem tatlısı da Beypazarı'nın farklı lezzetlerindendir.

    Beypazarı Havucu ve Havuç Lokumu

    Ülkemizdeki havuç üretiminin %60'nı karşılayan Beypazarı; havuçtan üretilen Havuç Lokumu ve Havuç Suyu gibi yan ürünlerin çeşitliliği ile de Türkiye'nin adeta havuç deposudur

    Beypazarı Cevizli Sucuğu

    Beypazarı'ndaki bağlarda yetiştirilen üzümler ile cevizin lezzetli karışımından ortaya çıkan Cevizli Sucuğun kalitesinin sırrı; özel bir kıvama getirilen üzüm suyuna su ve şeker katılmadan üretilmesidir.
     



  5. NERELER GEZİLİR

    Hıdırlık Tepesi

    Beypazarı'nı ziyaret edenlerin ilk uğrak yeri, şehrin tüm güzelliklerini bir arada görebildikleri Hıdırlık Tepesi'dir. İlçenin tüm bölgelerine hakim olan tepeden tarihi konakların ve doğal güzelliklerin ön plana çıktığı şehir dokusunu tüm ayrıntılarıyla seyredebilirsiniz.

    Alaattin Sokak

    [​IMG]

    [​IMG]

    Restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmış bir çok Tarihi Konağı barındıran Alaattin Sokak; yöresel ürünlerin satıldığı stantların kurulduğu şehrin en gözde mekanı. Beypazarılı ev hanımlarının el emeği ürünleri tadarak alışverişinizi yaparken sohbet etme fırsatı da bulabilirsiniz.


    İnözü Vadisi


    [​IMG]

    [​IMG]

    Beypazarı'nın kuzeyinde yer alan İnözü Vadisi; doğal bitki örtüsü ve kültürel kalıntıları ile oldukça zengin bir görünüme sahiptir. İnözü Çayı'nın aşındırıcı etkisiyle iki tarafı balık sırtı görünümünde yükselen dik kayalardan oluşan Vadi; doğa sporlarını sevenler için eşsiz güzellikler barındırmaktadır.

    Kültür Evi ( Müze )

    [​IMG]
    Nurettin Karaoğuz tarafından bağışlanan konak, 1996 yılından itibaren “Beypazarı Tarih ve Kültür Evi” olarak kullanılmaktadır. Beypazarı kültürünü yansıtan eserlerin, kıymetli madenlerin, antika eşyaların ve Beypazarı tarihine ışık tutan tarihi belgelerin sergilendiği Kültür Evi; görülmeye değer bir Beypazarı mirası.

    Halk Evi

    Restorasyonu tamamlandıktan seminerler ve çeşitli organizasyonlar için kullanılan Halk Evi; ilk açıldığı 1938 yılındaki amaçlara hizmet etmektedir. Hafta sonları siyah beyaz Beypazarı fotoğraflarının sergilendiği Halk Evi'ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.

    Yaşayan Müze (Abbaszade Konağı)


    Abbaszade Konağı; 19. yüzyılda yapımına başlanılan ve iki yıl içerisinde tamamlanan yan yana iki konaktan birisidir. Osmanlı döneminin mimari yapısını yansıtan Konak; Beypazarı Belediyesi tarafından restore edilerek “Yaşayan Müze” olarak ziyarete açılmıştır. Müzede ziyaretçiler tarihi eşyaları görebildikleri gibi ayrıca; ebru sanatı, ıhlamur baskısı gibi kültürümüze özgü sanatları uygulamalı olarak deneme fırsatı da bulabilirsiniz.

    Gümüş Mağazaları

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Beypazarı'nın en önemli simgelerinden birisi olan Telkari Gümüş İşlemeciliği'nin birbirinden güzel el işi takılarını bulabileceğiniz gümüş mağazaları özellikle bayanların ilgi odağı. Belediye binasında bulunan Gümüşçüler Çarşısı'nın yanı sıra şehir merkezinde de bir çok gümüş mağazası bulabilirsiniz.

    Beypazarı Kaymakamlığı Halk Eğitim Merkezi

    Dokuma Atölyeleri, Kilim Atölyesi, Kök Boya Atölyesi, Biçki Dikiş Atölyesi, El Nakış Atölyesi, El Sanatları Atölyesi, Gümüş Atölyesini gezebilirsiniz.


    Beypazarı Kuru Fırınları

    [​IMG]

    Türkiye'de sadece Beypazarı'nda üretilen ve tazeliğini bir sene koruyan,çay saatlerinin vazgeçilmez lezzetlerinden Beypazarı Kurusu'nu; hem üretim hem satış yeri olan taş fırınlardan tadarak alabilirsiniz.

     



  6. Veeeee...


    Başkentin turistik ilçesi Beypazarımızın,6- 7-8 Haziran tarihleri arasında 9'uncusu gerçekleştirilecek "Beypazarı Uluslararası Tarihi Evler, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali" için hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Türkiye'nin her bölgesinden katılım beklenen festivale, özellikle de Ankaralıların yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 6 Haziran Cuma günü konuk yabancı ülkelerin halk oyunları gösterilerinin gerçekleştirileceği festival, Cumartesi günü yapılacak açılış töreniyle başlayacak.

    -DÜNYA KÜLTÜRLERİ BEYPAZARI'NDA-

    Son üç yıldır festivale katılan Japonya'nın yanı sıra bu yıl Bulgaristan ve Gürcistan da kültürel özelliklerini yansıtan gösterilerle festivale renk katacaklar. Ülke temsilcileri iki gün boyunca şehrin farklı bölgelerinde halk oyunları gösterileri sunacak Japon sanatçılar ise bu yıl da kendi kültürlerine özgü sanatları uygulamalı olarak ziyaretçilerle paylaşacaklar. Japon kültürünü daha yakından tanımak isteyenler, festival boyunca Belediye Gençlik Merkezi'nde düzenlenecek atölye çalışmalarına katılabilecekler. Kursların yanı sıra Japon sanatçılar seyirlik şölenler de sergileyecekler.

    -YÖRESEL KÜLTÜRLER BİR ARADA-

    "Beypazarı Uluslararası Tarihi Evler, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali"nde, Bursa, Konya, Kastamonu, Alanya, Nevşehir ve Afyonkarahisar'dan katılacak 30'u aşkın farklı il ve ilçe Belediyeler yer alarak kendi yörelerine özgü yiyecek ve el sanatları ürünleri tanıtacaklar.



    Bu yıl 10'a yakın sanatçının fotoğraf ve resim sergilerinin yer alacağı festivalin en önemli sergisi ise "Beypazarı Fotoğraf Yarışması"nın katılımcıları arasından seçilecek eserlerden oluşan sergi olacak. Ödüllü yarışmanın kazananlarına da festivalin birinci günü düzenlenecek törenle ödülleri teslim edilecek.


    Tüm forumdaşlı dostlarımız festivalimize davetlidir.
     



  7. Ankaraya her yıl yılda 2 kez gelen biri olarak maalesef Beypazarını bir kez görme şansım oldu ve mutlaka tekrar gelmek istiyorum herkesinde görmesini tavsiye ederim çok şirin bir ilçe tanıtım ve bilgiler için emeklerine sağlık olsun wish
     



  8. Ne güzel

    :f73: Nekadar güzel olmuş.Teşekkürler
     



  9. ben bi beypazarlı olarak bayıldımmm:) çok güzelll olmuş.teşekkürler.
     



  10. çok güzel bir tanıtım hazırlamışsın Wish emeğine sağlık gidip görme fırsatı buldum çok güzel bir yer umarım yine gitmek nasip olur teşekkürler :f118: :f118:
     



  11. kültürel olarak zengin biryer özellikle yemekleri bir gün yolum düşer belki emeğine sağlık wish:f118: :f40:
     



  12. Cevap: Beypazarı

    öncelikle çok teşekkür ederim çok güzel bir inceleme olmuş, bir beypazarılı olarak gurur duydum. foruma yeni katıldım umarım daha güzel şeylerle karşılşırım.. Saygılarımla
     



  13. Cevap: Beypazarı

    Aaaah Ahhh keşke biri beni böle yerlere götürse nolar ki ... :D
     



  14. Cevap: Beypazarı

    İlahi applam. Atla gel otobüse. Yol bilirsin iz bilirsin. Davetiye mi beklersin :f106: Bende sana o güzelim mekanları seve seve gezdiririm.
     



  15. Cevap: Beypazarı

    Söz gelecem bi gün Appam heyyt belke beni memleketim gelioooom
     



  16. Cevap: Beypazarı

    çok guzel olmus gıtmıs kadar oldum elıne saglık
     



  17. Cevap: Beypazarı

    Eline sağlık , hiç gitmedim maalesef ;en çok gitmek istediğim yerlerden BEYPAZARI. Gittiğim zaman verdiğin bilgiler çok faydalı olacak eminim Teşekürler.........
     



  18. Cevap: Beypazarı

    gerçekten insana hala neden gelip ziyaret etmiyorsun dermişcesine hoş bir tarihi ve kültürel şirin bir yer rabbim nasip edrse mutlaka ziyaret etmek istediğim yerlerden biriside beypazarı bu güzel tanıtım için emeğine teşekkürler wish...