beydaba hikayeleri beydaba masalları

Konusu 'Kısaca' forumundadır ve Misafir tarafından 19 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Misafir Ziyaretçi


    beydeba masalları ve hikayesi

    Bir zamanlar yoksul mu yoksul bir nine yaşardı…

    Miskin bir kedisi vardı.

    Kendisi yemek için doğru dürüst bir şey bulamayan nine, kedisine artıklarını veriyordu.Ciğer, et, ekmek, işkembe gibi yiyecekleri kedi rüyasında bile göremezdi yoksa.

    Bazen bir fare yakalıyor, kendisini şanslı görüyordu.

    Günler böyle geçip giderken…Bizim Miskin Kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti.Bigün evin damına çıktı.Baktı, orada, iri yapılı, semiz mi semiz bir kedi vardı.Doğrusu onu kendisinin yanında bir kaplan gibi gördü.Zayif kedi, hayıflandı,”Niçin ben böyle güçsüz, bakımsızım, sen böyle şişman, semizsin?” diye…

    Semiz Kedi:

    - Sen de her gün Padişah’ın sarayında bulunursan türlü türlü yemekler yersin , benim gibi olursun, dedi.

    Güçsüz Kedi’nin aklına yattı bu.

    Her gün miskin miskin oturuyordu.Yoksul ninenin evinde ne vardı ki…Ne yiyecek, ne içecek…

    Semiz Kediye,

    . - Ne zaman gidersen haber ver birlikte gidelim, dedi.

    Semiz Kedi bunu kabul etti.

    Güçsüz Kedi, akşam olduğunda durumu nineye anlattı.Nine,

    - Vah vah, dedi, çok üzüldüm.Hırs insana zarar verir, şimdi sen bunu düşünemiyorsun.

    Kedi nineye gülüp geçti.

    Ertesi gün yiyeceği türlü türlü yiyecekleri düşünüyordu.

    Sabah oldu.Semiz Kedi, pencereden, “miyaav miyaaav!” diye seslendi, Zayıf Kedi de çıktı, birlikte saraya gittiler.

    Fakat sarayda durum hiç de tekin değildi.Padişah yüzlerce kedinin miyavlamasından bıkmış usanmıştı.Adamlarına,”Bundan sonra gelecek yabancı kedileri öldürün,” diye emir vermişti.

    Bunun için özel olarak okçular hazırlatılmıştı.

    Semiz . Kediyle, ninenin kedisi iştahla yemek artıklarına saldırdılar.

    Bunun üzerine okçular harakete geçti.

    Bizim zavallı kedi, tam midesinden bir ok yedi. Acı acı bağırarak oracıkta ölü verdi.

    . Anne Çaylak, bu hikayeyi Şahin ‘e anlattıktan sonra:

    - Bu hikaye sana ders alasın, diye anlattım.Sen de elindekiyle yetinmezsen sonun ninenin . kedisi gibi olur.

    Şahin Yavrusu, Anne Çaylağın anlattığı hikayeyi ilgiyle dinledi.Çaylak, kendisini çok seviyordu.Şevkatliydi.Üzerine titriyordu.Hikaye de anlatılanları kendisini sevdiği için örnek olarak vermişti.Fakat Şahin Yavrusu, herşeye karşın kalmak niyetinde değildi.

    - Mutluluk, sadece yiyip içmek değildir.Gerçek mutluluk erişilmesi güç şeyleri elde etmekle olur.

    Şahin Yavrusu, Çaylağa bu sözlerin ardından bir öykü daha anlatmaya başladı.


     

  2. HazaN Admin Yönetici Admin

    Cevap: beydaba hikayeleri beydaba masalları

    Kelile Ve Dimne

    Padişah Debleşem, hikayeyi burada bitirdi.

    Vezirlerine Serendip’e gitme niyetinde olduğunu açıkladı.Yaşlı Bilge’nin söylediği hikayeleri öğrenmek istiyordu.

    - Ben, dedi; geziden kaçarsam, bilgiden yoksun kalırım.İnsanı doğru yola ulaştıran bilgi, hikmettir. Hikmet ise, Serendip’e gitmeme bağlı.Vasiyetlerin anlamını ancak bu şekilde çözebilirim.

    Vezirler,Padişahın düşüncesinde kararlı olduğunu anlamışlardı.

    Yol hazırlığı başladı.

    Padişah Debleşem, vezirlere ülke yönetimiyle ilgili bazı emirler verdi.

    Gerekli hazırlıklar yapılmıştı.

    Debleşem Şah, yanındakilerle birlikte yola çıktı.

    Bazen karadan bazen denizden gitti.

    Günlerce, aylarca yol aldı.

    Dağ dağa kavuştu.Düz düze uzandı.

    Çok ülkeler geçildi, çok iklimler aşıldı.

    Debleşem Şah, gördüğü her yerden ilginç bilgiler edindi.Çok dersler aldı.

    Yoruldukça dinleniyordu. Gördüğü güzel manzaralar yorgunluğunu alıyordu.

    Dinlenerek tekrar yola koyuldu.Tekrar dağlar aşıldı.Ovalara düşüldü.Denizler geçildi.

    Sonunda Serendip Adası’na vardılar.

    Adanın ortasında yüce bir . dağ yükseliyordu: Serendip Dağı…

    Dağın eteğinde bayındır şehirler kuruluydu.

    Debleşem Şah, kentlerde gezindi bir süre.Çevreyi seyretti.Şimdiye dek bilmediği şeyler öğrendi.Görmediği şeyler gördü.

    Bilgisini, görgüsünü daha da artırdı.

    Aradan bir kaç gün geçmişti.

    Padişah, yanına birkaç adamını alarak dağa gitti.Dağın eteğinde bir mağara vardı.

    Burası, ünlü düşünür Beydeba’nın eviydi.

    Beydeba, hikmet bilgisinin önemli bir bilginiydi.Bir çok ilimde uzmandı.Düşünce alanında tartışmasız büyük bir düşünürdü.

    . Padişah, tıpkı bir hükümdarın huzuruna giriyormuş gibi izin isteyerek yanına gitti Beydeba’nın.

    Hazineden çıkan vasiyetten söz etti.

    - Vasiyette sözü geçen düşünceleri yorumlar mısınız? diye ricada bulundu.

    Beydeba, uzun ve yorucu bir yolculuktan gelmiş olan Padişah’a baktı bir süre.Bilgi aşkıyla yanıp tutuşan adama gülümsedi.

    - Acele etme Sultanım, dedi.

    Günlerce mağarada kaldılar. Beydeba, Padişah’ın isteğini yerine getirecekti.

    Günler süren söyleşmeden hikmet dolu bir kitap ortaya çıktı.[
     

Sayfayı Paylaş