Beyaz yele kitabının özeti Uzun

'Kitap özetleri' forumunda GezgiN tarafından 14 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Beyaz yele kitabının özeti uzun

    1900 yılında Fransa’da doğdu. Öğretmen olarak çalışmak üzere Senegal’e gitti, 20 yıldan fazla Afrika’da yaşadı. Bu kıtadan esinlenerek pek çok kitap yazdı: Afrika Anlatıyor(1933), Leopar Kpo, Kedilerin Kralı, Sirga: Vahşi Afrika’nın Kraliçesi, Oworo. 1946 yılında Les Equipages de Peter Hill adlı kitabıyla Serüven kitapları Ödülü’nün aldı. Albert Lamorisse’in 1952’de çektiği Beyaz Yele adlı filminden esinlenerek 1959’da Beyaz Yele’yi yazdı. 1964’te de, en önemli çocuk edebiyatı ödüllerinden Hans Christian Andersen ödülünü aldı. Aslan Sirga, Fillerin Efendisi adlı kitapları sinemaya uyarlanan Rene Guillot 1969 yılında Paris’te yaşamını yitirdi.

    Beyaz Yele

    Folko on iki yaşında olan, ama kasları gelişmiş boylu bir çocuktu. Balıkçı olan dedesi Osebyo’nun eski sandalıyla sazlıkta ağları toplar, dedesine yardım ederdi. Dedesi torununun kendisi gibi balıkçı olmasını istemekteydi. Fakat Folko atlarla ilgileniyor ve kendisinden büyük olan dostu Antonyo gibi seyis olmak istiyordu. Gün boyu at sırtında olmak, boğaların arkasında koşturmak, yabani atları eğitmek…

    Bir gün Folko, sazlıkta dedesinin koymuş olduğu ağları toplamaya giderken sazlıkların arasında bir yavru ata rastlar. Usulca yanına yaklaşır ve birbirlerine bakarlar. Folko bu küçük beyaz yavrudan oldukça etkilenmiştir, yavru da aynı şekilde Folko’dan. Folko tayın peşinden yavaşça kıyıya tırmanır ve tayın sazlıkların ardında bir kısrağın yanına gitmekte olduğunu görür. Atlara yaklaşan Folko, kısrağa sakin bir şekilde dokunur, kısrak kendisine dokunulmasına izin vermektedir. Yavru ise çekingendir, annesinin ayakları altında dolanarak oynamaktadır. Folko’nun Beyaz Yele ile tanışması bu şekilde gerçekleşir. Folko atların yanından ayrıldıktan kısa bir süre sonra iki çingene kısrağı kaçırır. Yavruyu bağlayan adamlara karşı kısrak büyük bir mücadele verir; fakat sonunda kaybeder. Adamlar kısrağı götürürler. Hikâyemiz böylece başlar.

    Folko, geldiğinde Beyaz Yele’yi yerde bacakları bağlı bir şekilde buldu. Tayın her tarafı toza bulanmıştı, insanlar tarafından saldırıya uğrayan ve annesi kaçırılan yabani hayvan öfkeliydi. İlk kez karşılaştığı insanlar onu hırpalamış, kızdırmıştı. Folko’ya eskisi gibi bakmıyordu. Folko tayla konuşmaya başladı, yavruyu sakinleştirmeye çalıştı. Ayaklarındaki ipleri çözdü. Tay bir müddet Folko’yu takip etti, daha sonra aniden fırlayıp yanından koşarak uzaklaştı.

    Folko dedesi ve küçük kardeşi ile birlikte yaşıyordu. Ertesi gün kocamış seyis dostu Antonyo geldi. Antonya bölgedeki büyük harada çalışmaktaydı. Patronu yılkı atlarının sahibiydi. Olayın üstünden iki hafta geçmişti. Antonyo ile Folko Beyaz Yele’yi aramaya çıkarlar. Beyaz Yele sürü ile beraberdir ve yaralı değildir. Folko buna oldukça sevinir.

    Adeta genç bir prens olan Beyaz Yele diğer taylardan daha ince ve uzundu. Göğsü geniş ve açıktı. Bacakları kaslıydı. Antonyo onun için “Bey soyundan” demişti. Beyaz Yele kanı kaynayan öfkeli bir aygır olmuştu. Gencecikken annesinden ayırmışlardı, insanları düşman olarak görüyordu. Ama Beyaz Yele Folko’yu tanıyordu. Folko, sazlıktayken kendisini çağırdığında uzaktan soğuk bir kişneme ile cevap verirdi.

    Haranın sahibi bir müddet sonra Beyaz Yele’yi yakalamak ister. Adamları ile beraber Beyaz Yele’nin peşine düşerler. Yanlarında Antonya da vardır. Fakat Beyaz Yele oldukça güçlü, inatçı ve zeki bir aygırdır. Canını dişine takar ve mücadele eder. Çitlerden çıkarak kaçmayı başarır. Ertesi gün Beyaz Yele sazlıkların arasında dinlenirken Folko kendisini fark eder. Fakat tam o sırada adamlar gelir ve Beyaz Yele’nin peşine düşerler. Beyaz Yele hara sahibinin attan düşmesine sebep olur. Folko olanları endişe ile izlemiştir, dostu Beyaz Yele’nin kurtulması ile yüreğine su serpilir. Hara sahibi, Beyaz Yele’nin öcünü alarak kaçmasına çok sinirlenir:

    “Pis hayvan! Saldım gitti seni! Kim isterse o alsın.”

    Bu sözleri duyan Folko yaklaşarak sorar:

    “Bana… Bana bile verir miydiniz onu?”

    “Atıma göz koyan baldırıçıplak bu demek. Şuna da bakın dik dik bakıyor. Eh, peki öyle olsun. Sana bile veririm atımı bacaksız. Yakaladığın gün senin olsun o. Eh, bir de bakmışsın balıkların kanat takmış uçuyor.” [1]

    Seyisler gülüştüler ve Folko’nun yanından ayrıldılar.

    Folko’nun içi içine sığmıyordu. Dedesine ve kardeşine olanları anlattı. Osebyo Dede kendisine inanmadı. Antonyo geldiğinde Folko’yu doğruladı. Folko ertesi gün Beyaz Yele’yi buldu ve onu yakalamaya çalıştı. Fakat aygır kendisini tuttuğu iple birlikte yerde süründürdü ve daha sonra durdu. Folko’nun yanına geldi. Folko Beyaz Yele’yi evine götürse de Beyaz Yele içgüdüleri ağır basarak tekrar Folko’dan uzaklaştı, liderlik ettiği genç sürüye geri döndü.

    Günler böylece geçip gider. Beyaz Yele sürüsünde liderlik mücadelesinde yaşlı aygırları devirir ve karşısına çıkan güçlü siyah aygırı çevikliği ile yener. Daha sonra kayıplara karışır Beyaz Yele. Bağımsız ve başına buyruk bir attır. Sürüsünden ayrılır, kırlarda yalnız başına günlerce dolaştıktan sonra geri döner.

    Antonyo, Folko’yu kentte başlayacak olan bayram için kasabaya götürür. Boğa güreşlerini, arenayı, sirki gösterir. Yolculukları sırasında Beyaz Yele’nin annesini kaçıran çingenelere kısrağı bir at arabasına koşmuş olarak rastlarlar. Çingeneler fark edilince hemen kaçarlar. Böylece kısrak kurtulmuş olur. Kasabadayken hara sahibinin, sirke azılı bir aygır satmak için pazarlık yaptığına şahit olur Antonyo. Daha sonra bu aygırın Beyaz Yele olduğu anlaşılır. Antonyo atın çocuğa ait olduğunu, atı kendisinin Folko’yo, seyislerin yanında verdiğini patronuna söyler ama patronu buna kulak asmaz.

    Beyaz Yele ile seyisler arasındaki kovalamaca başladığında Folko sandalındadır. Beyaz Yele sazlıkların arasına girerek bataklığa saklanır kaçacağı yerde. Seyisler aygırı saklandığı yerden çıkartmak için sazlıkları ateşe verirler. Folko sandalından atlayarak koşmaya başlar. Sazlık birden alev almıştır, seyisler yaktıkları ateşin kontrolden çıktığını görürler fakat müdahale edemezler. Folko Beyaz Yele’nin ateşlerin arasında kaldığı tarafa doğru koşar. Seyisler Folko’ya bağırırlar ama Folko dostu Beyaz Yele’nin girdiği ve ateş yüzünden dumanlarla kaplandığı yere girer ateşleri yararak. Saçları ve üstü yanmıştır. Ama aldırmaz. Beyaz Yele’nin üzerine biner, yelelerinden tutar ve “hadi fırla” diye bağırır!” Beyaz Yele bataklıktan ateşlerin arasından sıyrılarak dumanları yarar Folko ile birlikte. Seyislere yollarını kesmelerini söyler hara sahibi. Beyaz Yele durmadan koşar, üzerinde hareketleri yüzünden kendisini yavaşlatan Folko ise yarışa kendini kaptırmıştır. Seyisler aygıra yaklaştıklarında aygır arayı açıyor ve daha hızlı koşuyordur. Irmağa doğru koşmaktadırlar artık, peşlerindeki adamlar zafer kazandıklarını düşünmektedirler. Irmağa geldiklerinde at birden kendisini suya atar ve yüzmeye başlar. Akıntı kuvvetlidir. Adamlar şaşırırlar. Hara sahibi Folko’yo bağırarak atın kendisine ait olduğunu, onu geri almayacağını, artık sudan çıkması gerektiğini haykırır. Fakat Folko dostu Beyaz Yele’nin sırtında suyun içinde akıntıyla birlikte hızla sürüklenmektedir.

    Birlikte yüzdüler, yüzdüler. Folko ile Beyaz Yele’nin dostlukları sonsuza dek sürer.

    Görüldüğü gibi kitap küçük ve yoksul bir çocukla yavru bir atın tanışmalarını, tayın annesi ile birlikte yaşadığı saldırı ve annesinin kaçırılma olayı sonrası insanlara düşman olması, Folko’dan başka hiçbir insanı yanına yanaştırmaması, öfkeyle dolması ve sonrasında gelişen olayları anlatmaktadır. Folko ile Beyaz Yele’nin dostluğu, Folko’nun çok sevdiği dostunu ateşlerin arasından korkusuzca kendini tehlikeye atarak kurtarması, hayvan sevgisi, atların asil ve duygusal hayvanlar oluşu üzerine başarılı bir hikâyedir maceramız. Kitabın kapak tasarımı, içindeki resimler ve baskısı güzel. Çocuklarınızın zevkle okuyacağı bir eser olduğunu düşünmekteyiz.