Berbehari Kimdir

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 2 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Berbehari hayatı

    Berbehari hakkında bilgi

    Berbehari 847 (H.233) senesinde doğdu. İsmi, Hasan bin Ali Berbehârî, künyesi, Ebû Muhammeddir. Kerâmet sâhibi evliyâ zâtlardan ve Hanbelî mezhebinin meşhûr fıkıh âlimlerindendir.
    940 (H. 329)da vefât etti.

    Hanbelî mezhebinde zamânının en meşhûr fıkıh âlimi idi. Berbehâr, Hindistandan getirilen bir baharatın ismidir. O zaman bunu getirtenlere berbehârî denilmiştir. Bu işle uğraşan Hasan bin Aliye de “Berbehârî lakabı verilmiştir. Bugün baharat ve baharatcı denilmektedir.

    Hasan bin Ali Berbehârî, bidatlerden sakınır ve sakındırırdı. Ehl-i sünnet îtikâdının yayılması için çok hizmet ederdi. Bidat ve bidat ehline (Peygamber efendimizin ve Onun dört halîfesi zamanlarında bulunmayıp da, dinde sonradan meydana çıkarılan, uydurulan sözlere, yazılara, usûl ve işlere, ibâdet olarak inananlara, bunları yapan ve yaptıranlara) karşı sert tutumu sebebiyle, birara Bağdattan Basraya sürülmüş, sonra tekrar Bağdâta dönmüştür.

    Muhammed bin Hasan Mukrî şöyle anlatmıştır: “Dedem ve ninem bana şöyle anlattılar: Ebû Muhammed Berbehârî ömrünün son günlerinde bir eve çekildi. Bir ay kadar orada kaldı. Sonra vefât etti. Vefât ettiğini görenlerden bir kadın, hizmetçisine; “Git bak, cenâzesini yıkamakla kim meşgûl oluyor. dedi. Hizmetçi, gördüklerini şöyle anlatmıştır: “Biri gelip, cenâzesini yıkadı. Sonra namazını kıldırdı. Üzerlerinde beyaz ve yeşil elbise olan kalabalık bir cemâat cenâzesinde bulundu. Namaz bitince hiç biri görünmez oldu, vefât ettiği evde defnedildi.

    Hasan bin Ali Berbehârînin çeşitli eserleri vardır. Bunlardan Şerh-i Kitâb-üs-Sünen adlı eseri çok kıymetlidir. Buyurdular ki:

    “Ortaya çıkarılan her bidat, önce az bir şeyle başlatılır. Sanki hakka, doğruya benzer, buna dalan aldanır. Artık ondan kurtulamaz, iş büyür. Böylece bozuk bir yola girmiş olur. Bu iş dinden çıkmasına kadar uzanabilir. Zamânın insanlarının söylediklerine iyi bak. Acele etme. Âlimlerden işitmediğin ve onların nakletmediği bir işe dalma.

    “Doğru yoldan ayrılmak iki türlüdür. Birincisi; iyi niyetli olduğu halde, yanlış iş yapan ve haktan ayrılan, ayağı kayan kimseye uymak. Bu, insanı helâk eder. İkincisi; hakka karşı inadcı olmak ve kendinden önce geçen sâlih, müttekî kimselere muhâlefet etmek. Böyle yapan kimse sapık ve saptırıcıdır. Böyle kimse, ümmet arasında şeytan gibidir. Kimsenin ona aldanmaması için, onun hâlini insanlara bildirmek lâzımdır.

    “Ölüm ânında üç çeşit söz söylenir: Bâzılarına, ey Allahın kulu, sana Allahın rızâsını ve Cennetini müjdelerim, denir. Bâzılarına, ey Allahın kulu, sana cezânı çektikten sonra Cennete gideceğini müjdelerim, denir. Bâzılarına da, ey Allahın düşmanı, sana Allahü teâlânın gazâbını ve Cehennemini bildiririm, denilir.
    “Müslümanın din husûsunda nasîhatı gizlemesi, yapmaması helâl olmaz. Kim nasîhatı yapmazsa, müslümanlara hîle yapmış olur. Müslümanlara hîle yapan, dîne hîle yapmış olur. Dîne hîle yapan da, Allahü teâlâya, Resûlullah efendimize ve müminlere ihânet etmiş olur.

    “Münâkaşaya oturmak, fayda kapılarını kapatır.

    “Bidat ehli olanlar, başlarını ve vücûdlarını toprakta gizleyip, kuyruklarını açıkta tutan ve yaklaşanı sokan akrebler gibidirler. İnsanlar arasında gizlenmiştirler, yanlarına yaklaşanı bidate düşürürler, bidat yayarlar.

    Ebû Muhammed Berbehârî, evliyânın meşhûrlarından Sehl-i Tüsterînin arkadaşı idi. Ondan şöyle nakletmiştir: “Allahü teâlâ dünyâyı yarattı. Dünyâ üzerinde âlimler ve câhiller yarattı. İlmin en fazîletlisi, kendisiyle amel edilen ilimdir. İlmin ancak kendisiyle amel olunanı delildir. Amelin doğru olanı hâriç, diğer kısmı hebâ olmuştur. Amelin sahîh olması için de çok şart vardır.

    Fudayl bin Iyâd hazretlerinin de şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Ehl-i sünnet bir kimseyi görünce, sanki Eshâb-ı kirâmdan birini görmüş gibi olurum. Bidat ehli birini gördüğüm zaman da, münâfıklardan birini görmüş gibi olurum.

    “Bidat ehli ile oturana, hikmet verilmez. Bidat ehli ile oturanın üzerine lânet inmesinden korkarım. Kim bidat ehlini severse, Allahü teâlâ onun amelini yok eder ve kalbinden İslâm nûrunu çıkarır.

    “Bidat sâhibini üstün tutan, dînin yıkılmasına yardım etmiş olur. Kim bidat ehline güler yüz gösterirse, dîni hafife almış olur. Bidat ehlinin cenâzesine katılan, ayrılıncaya kadar Allahü teâlânın gazâbından kurtulamaz. Gayr-i müslim ile yemek yerim, fakat bidat ehliyle sofraya oturmam. Bidat ehli ile aramda demirden bir kale olması, bana çok sevimli gelir. Bidat sâhibine buğzeden kimsenin ameli az da olsa, Allahü teâlâ onu affeder Bidat ehlinden yüzünü çevirenin kalbini, Allahü teâlâ îmân ile doldurur. Bidat ehlini hakîr gören kimsenin, Allahü teâlâ Cennette derecesini yüz derece yükseltir. Ebediyyen bidat sâhibi olma!

    1) Tabakât-ı Hanâbile; c.2, s.18

    2) El-Alâm; c.2, s.201

    3) Şezerât-üz-Zeheb; c.2, s.319

    4) Mucem-ül-Müellifîn; c.3, s.253

    5) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.4, s.142