Bekr Bin Ömer Fersani Kimdir

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 30 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Bekr Bin Ömer Fersani hayatı

    Bekr Bin Ömer Fersani hakkında bilgi

    Bekr Bin Ömer Fersani'nin doğum tarihi bilinmemektedir. İsmi Bekr bin Ömer bin Yahyâ el- es-Sa’lebî, künyesi Ebü’s-Seccâd’dır. Evliyânın meşhûrlarındandır. 1301 (H.700) senesinde vefât etti. Kabri Yemânî beldesinde olup ziyâret edilmektedir. Kavmi olan Fersânîler, gasbedilmiş arâzilere yerleşmişlerdi. Bu sebeple helâl lokma bulmak için uzak yerlere gitmek zorunda kalıyordu. Âilesini geçindirecek kadar helâl kazanç sağlardı. Haramlardan son derece sakınır, şüpheli bir şeye düşmemek için çok gayret gösterirdi. Zamânının meşhur âlimlerinden ilim öğrenip bilhassa fıkıh ilminde büyük âlim oldu. Devrinin meşhûr fıkıh âlimlerinden Mûsâ el-Hamîlî, İbrâhim eş-Şeybânî gibi âlimlerle devamlı görüşürdü. İsm-i a’zâm duâsını bildiği ve kendisine peygamberlere mahsus hâller verildiği nakledilmiştir.

    Zamânında hac için yollar emniyetli değildi. Yol kesiliyordu. Bekr bin Ömer Fersânî hazretleri, hac için yola çıktı, berâberindekiler de onunla birlikte sâlimen gidip hac yaptılar. Defâlarca kâfilelerle hacca gitti geldi. Onun bulunduğu kâfile yolda hiç bir zarara uğramazdı.

    Şâhid olduğu bir hâdiseyi şöyle anlatmıştır:

    “Bulunduğumuz yerde garib biri vardı. Bu kimse başını bir örtüyle devamlı örter, kimseye göstermezdi. Bir gün bu kimse bir yerde uyumuş başı da açılmıştı. Onu uyur hâlde ve başı açık vaziyette gördüm. Başında saç ve deri yoktu. Bu hâline çok şaştım. Bu sırada uyandı ve telâşa kapıldı. Telaşlanmamasını ve başının görülmesinden dolayı endişe etmemesini söyledim. Sonra bu hâlinin sebebini sorunca şöyle anlattı:
    “Ben kabirleri açan ve kefen soyan biri idim. Bir gün bir tüccarın kızının öldüğünü ve kıymetli kefene sarıldığını duydum. Gece gizlice gidip kabrini açtım. Tam kefenini alacağım zaman kabirden bir el çıktı, başımın derisini sıyırıp aldı. Ben dehşet içinde; “Yâsîn, Yâsîn.” dedim ve Allahü teâlâya sığındım. Bu arada; “Ey bedbaht insan! Allah’tan korkup tövbe edeceğin zaman gelmedi mi?” diyen bir ses işittim. Kimseyi görmüyordum. Tövbe ettim, dedim. “Eğer gerçek tövbe ettinse zarar görmezsin.” diye bir ses daha işittim. O günden sonra başımın bu hâlini âilemden ve diğer insanlardan hep gizledim.” diye anlattı.”

    1) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.1, s.368

    2) Tabakât-ül-Havâss; s.44