Bekir Baz Kimdir Kısaca

'Hakkında bilgi' forumunda Merve tarafından 11 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Bekir Baz Kimdir

    Bekir Baz Kısaca Hayatı

    12 Eylül 1980 darbesine imza atanlar birçok olay ve olguyu gerekçe gösterir. Toplumdaki bölünmüşlük de bunlardan biri. O dönemde işçi, köylü, memur gibi toplumun çeşitli kesimleri kendi ideolojilerine göre örgütleniyordu.
    Bu kesimlerden biri de emniyet teşkilatı idi. Devrimci polisler Pol-Der’e (Polis Derneği), ülkücü polisler de Pol-Bir’e (Polis Birliği) üye oluyordu. 1977 yılına kadar solcularla tek bir dernek altında çalışma yürüten ülkücü polisler, Pol-Der’den kendi derneklerini kurarak ayrılmıştı. Pol-Bir ağırlıklı olarak bugünkü Çevik Kuvvet şube olarak niteleyebileceğimiz o zamanki “Toplum Polisi” içinde örgütleniyordu. Teşkilattaki bölünme kimseye yaramadı. İki derneğin üyeleri de sürgüne gönderildi, meslekten çıkarıldı. Bölünmüşlükten kârlı çıkan 12 Eylül darbecileri oldu. Örneğin 12 Eylül darbesine imza atanlar, solcu gençleri sorgulamak için Pol-Bir’lileri, sağcı gençleri sorgulamak için de Pol-Der’li polisleri görevlendirdi.

    O dönemin canlı şahitlerinden biri de Pol-Bir’in uzun yıllar genel sekreterliğini yapan Bekir Baz. O yıllarda Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde terör olaylarına bakan 1. Şube’de görev yapan Baz, o yıllara ait ilginç bir bilgi veriyor. Baz o yıllarda polis teşkilatında Pol-Bir ve Pol-Der’in dışında üçüncü bir derneğin varlığından da söz ediyor. Akıncılar’a ait bu derneğin adı “Tüm Emniyet Mensupları Birliği (Tem-Bir)” idi. Bekir Baz’la hem Tem-Bir’i hem de 12 Eylül öncesi günleri konuştuk...

    Pol-Bir’i kurma çalışmalarına nasıl katıldınız?

    Ben gittiğimde çalışmalar başlamıştı. Ama yönetici bulamıyorduk. Herkes rütbesinden korkuyordu. O zaman başkomiser olan Kemal Yazıcıoğlu ile birlikte gittim çalışmalara.

    Pol-Bir Başkanı Cemil Ceylan’ı nasıl buldunuz?

    Cemil toplum polisindeydi. Yiğit bir arkadaşımızdı. Teklifimizi kabul etti. Kapatılıncaya kadar o genel başkan ben de genel sekreter oldum.

    Dernek yeri neredeydi?

    Demirtepe’deydi. Bizim binanın hemen girişinde “Devrimci Belediyeler Derneği” karşımızda da “Devrimci Doğu Kültür Ocakları” (DDKO) vardı. Hatırlayın Abdullah Öcalan’ın doğuşu bu dernekten oldu. Hemen sokağımızın başında TÖB-DER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği), hemen bir arkamızda ise Ülkü Ocakları Genel Merkezi bulunuyordu.

    Neden öyle bir yeri kiraladınız?

    Özellikle. Karakol vazife yaptık. Ülkü Ocakları Demirtepe’de idi. Ülkücüler, Kızılay’a inmekte zorlanıyor, inince de kavga çıkıyordu. O dönemde Kızılay’a hâkim olmak istedik. Her şey orada tezgâhlanıyordu. İnsanların gidiş-geliş güzergâhıydı.

    Ne gibi çalışmalar yapıyordunuz?

    O dönemde milliyetçi polisler sık sık açığa alınırdı. Hükümet milliyetçi polisleri sürgüne gönderdiğinde tepki verirdik. Sonra açığa alınan, sürgüne gönderilen üyelerimizin çoluk çocuğu olurdu. Günde on insanın öldüğü günlerdi. İstanbul’da olay oldu mu polis muhakkak bulaşıyor. Şahit olarak da suçluyu aramak için de. Sonra dergi çıkarıyorduk. Mesela üyemiz olan üç polis, Çankaya’dan aşağı inerken Başbakan Bülent Ecevit’in arabasını görmüşler. Ecevit’e el kol hareketi yaptıkları iddia ediliyor. Adliyede aldık soluğu. Onların haklarını korurduk.

    Bu ayrışma çalıştığınız şubeye nasıl yansıyordu?

    Yakalanıp gözaltına alınanlar milliyetçi ise doğal olarak ilgi gösterirdik. Ama suçlu olduğu açıksa kimse ona bir şey yapamazdı. Ekmek, su verirsin ama suçunu örtemezsin. Bu adalete aykırı. Solcuysa Pol-Der’liler ilgi gösterirdi. Bu doğaldı; ama devlet açısından tehlikeli bir durumdu. Bugün bana sorsanız bin kere hayır derim böyle bir yapılanmaya.

    Pol-Bir’i kurarken, teşkilatın bölüneceğine dair bir endişe duydunuz mu?

    Kuruluş aşamasında çok düşündük. Çünkü polis nihayetinde bir silahlı güçtü. Rahmetli Türkeş ile görüştük. O da polisin bölünmesine üzülüyordu. Başka çare kalmayınca o da kurulmasını istedi. Kuruluş aşaması bu sebeple altı ay sürdü.

    Neden tehlikeliydi, ne olabilirdi?

    İkisi de süratle teşkilatlanıyordu. Bu gücü gün gelir kontrol edemezsiniz. Polisin teşkilatlanması öyle öğretmenlere, sağlıkçılara falan benzemez. Çünkü silahlı güç. İşte ben bu noktada kendimi çok sorguluyorum. Yine aklı başında insanlarmışız ki büyük hata yapmadan bu noktaya getirmişiz. Şükürler olsun atlattık o günleri. Tarafsız bir kitle de vardı polis içinde. Belki de onların olması hayırlı oldu. Tarafsız bir kitleydi onlar. Bir de Akıncılar vardı. Onların da dernekleri vardı.

    Pol-Bir ve Pol-Der dışında bir başka dernek daha mı vardı?

    Evet. Kısa adı Tem-Bir’di. Yani Tüm Emniyet Mensupları Birliği. Onlar ilk önce bize gelmişti.

    Niçin gelmişlerdi?

    Yönetimde yer almak istiyorlardı. Ancak ben kabul etmedim. Onlar da daha sonra Tem-Bir’i kurdu.

    Yönetime neden sokmadınız?

    Yönetimde etkili olmak istediler. Buna razı olmadım. Onları bir emniyet müdürü arkadaş yönlendiriyordu. Başkanları ise Raşit diye bir arkadaştı. Ayrıca sayıları azdı. Pol-Der’li solcu polislerle ilişki kuruyorlardı. Onlarla araları iyiydi. Mütevekkil tipli insanlardı. Bu güzel bir şey ama o dönemde bu gibi özelliğe iyi gözle bakılmıyor. Bu nedenlerle bize ayak bağı olmasınlar diye onları Pol-Bir’e kabul etmedik. Burada suçlu benim.

    Sonra ne oldu Tem-Bir’e?

    Başlangıçta sayıları azdı; ama 12 Eylül’e doğru bayağı güçlendiler. Ama darbe onları da kapadı.

    Ecevit’e İzmir suikastında da Pol-Bir’in adı geçti.

    O olaydaki çocuk Pol-Bir üyesi çıktı. Ecevit başladı “Bu Pol-Bir’li beni öldürecekti.” demeye.

    Pol-Bir’li miydi?

    Olaydan sonra üye listemize baktık göremedik ismini. Belki İzmir şubesi bizden de saklamış olabilir. Çünkü ayrı bir şube.
    Sayı: 20
    Bölüm: Röportaj



    alıntı