Behçet Hastalığı Nedir

'Hastalıklar' forumunda YAREN tarafından 20 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. Behçet Hastalığı Hakkında Bilgi

    Behçet sendromu veya Behçet Hastalığı (BS), tekrarlayan oral (ağız) ve genital (cinsel organlar) ülserlerle, göz, deri, eklem, damar ve sinir sistemi tutulumuyla giden, nedeni bilinmeyen bir damar iltihabıdır.
    1937 yılında bir Türk doktoru olan Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır.

    Behçet Hastalığı dünyanın bazı yerlerinde daha sıktır. Behçet Hastalığının coğrafik dağılımı tarihi ipek yolu ileörtüşür. Japonya, Kore, Çin, İran, Türkiye, Tunus ve Fas gibi Uzak Doğu, Orta Doğu veAkdeniz bölgesinde bulunan ülkelerde daha çok görülür. Yetişkin popülasyonda görülme sıklığı Japonya’da 1/10.000 ve Türkiye’de 1-3/1000’dir. Kuzey Avrupa’da ise bu sayı1/300.000 civarındadır. ABD ve Avustralya’dan az sayıda vaka rapor edilmiştir.

    Çocuklarda Behçet Hastalığı , yüksek risklipopülasyonlarda bile nadirdir. Tanı kriterleri, BS hastalarının yaklaşık %3’ünde 16yaşından önce tamamlanmış olur. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 20-35’tir. İki cinsiyet arasında eşit dağılmıştır fakat erkeklerde daha ağır seyreder.

    Hastalığın nedenleri nelerdir?
    Hastalığın nedenleri bilinmemektedir (idiopatik). BS’nin gelişiminde genetik yatkınlık rol oynayabilir. Herhangi bir tetikleyici neden yoktur.Hastalığın nedenleri ve tedavisi üzerine araştırmalar çeşitli merkezlerde yürütülmektedir.

    Kalıtımsal mıdır?
    Kesin bir kalıtım biçimi yoktur ancak, genetik yatkınlık söz konusudur. Özellikle Uzakdoğu ve Akdeniz kökenli hastalarda, hastalık bir genetik belirleyici (HLA-B5) ileilişkilidir. Literatürde tanımlanmış bazı ailesel olgular mevcuttur.

    Neden benim çocuğum hasta oldu? Önlenebilir mi?
    Hastalığın nedeni bilinmemektedir ve engellenmesi mümkün değildir.

    Bulaşıcı mıdır?
    Bulaşıcı değildir.

    1) ağız yaraları (aftlar): Bu lezyonlar hemen her hastada vardır. Ağız yaraları, hastaların üçte ikisinde ilk bulgudur. Çocukların çoğunda, çocuklukta sık görülentekrarlayan ağız yaralarından ayırt edilemeyen çok sayıda küçük yara gelişir. Büyük yaralar daha nadir görülür fakat tedavisi çok zordur.

    2) Genital yaralar: Erkek çocuklarda yaralar esas olarak skrotumda, daha nadirolarak da peniste yerleşmiştir. Yetişkin erkek hastalarda bunlar hemen her zaman iz bırakarak iyileşir. Kız çocuklarda esas olarak dış genital organlar etkilenmiştir. Bu yaralar oral aftlara benzerler. Ergenlik öncesi çocuklarda daha az genital yaragörülür. Erkek çocuklarda tekrarlayan orşitler (yumurtalık iltihabı) görülebilir.

    3) Deri tutulumu: Değişik deri lezyonları vardır. Akne (sivilce) benzeri lezyonlarancak ergenlikten sonra görülür. Eritema nodozum, genelde bacakların alt kısmında yerleşen, kırmızı, ağrılı, ciltten kabarık sertçe lezyonlardır. Bu lezyonlar ergenlik öncesi çocuklarda daha sıktır. “ Paterji reaksiyonu” , BS hastalarında biriğne ucu batırılmasına derinin verdiği yanıttır. Bu, BS’de tanısal bir test olarakkullanılabilir. Ön kolun derisine steril bir iğne batırılmasından sonra, 24-48 saatiçinde bir papül ya da püstül oluşur.

    4) Göz tutulumu : Bu, hastalığın en ciddi tablolarından biridir. Toplumda görülme sıklığı %50 olduğu halde , erkek çocuklarda %70’e kadar çıkar. Kızlar daha azetkilenir. Hastalık, hastaların çoğunda iki taraflıdır. Genellikle, gözler sendromunbaşlangıcından sonraki ilk 3 yıl içinde tutulur. Göz hastalığı, alevlenmelerle gidenkronik bir seyir gösterir. Gözün hem ön hem arka kamaraları tutulur (anterior veposterior üveit) Her alevlenmede sonra, giderek görme kaybına neden olacak bazıyapısal hasarlar oluşur.

    5) Eklem tutulumu : BS’li çocukların yaklaşık %30-50 sinde eklem tutulumugörülür. Genellikle, Ayak bileği, diz, el bileği ve dirsek eklemleri etkilenir.Monoartiküler (tek eklem tutulumu ) ya da oligoartiküler (4 ya da daha az eklemtutulumu) tutulum gözlenir. Bu iltihap genellikle birkaç hafta sürer ve araz bırakmadan düzelir. BS artritinin eklem hasarıyla sonuçlanması çok nadirdir.

    6) Nörolojik tutulum: BS’li çocuklarda nadir de olsa nörolojik tutulum görülebilir. Sara nöbetleri, artmış kafa içi basıncıyla ilişkili baş ağrısı ve beyin bulgularıkarakteristiktir. En ağır biçimi, erkeklerde görülür. Bazı hastalar, psikiyatrikproblemler geliştirebilir.

    7) Çocukluk çağı BS’da damar tutulumu %12-20 oranında görülür. Kötüye gidişinbir göstergesi olabilir. Genelde vücutta büyük damarlar tutulur. En sık tutulanlarbaldırdaki toplardamarlardır. Baldırlar şişer ve ağrılıdır.

    8 Gastrointestinal tutulum: Özellikle Uzak Doğulu hastalarda yaygındır. Bağırsakincelemesinde ülserler (yaralar) görülebilir.

    Tanı esas olarak kliniktir. Hastanın BS için tanımlanmış uluslararası kriterleridoldurması 1-5 yıl sürebilir. Genellikle tanı ortalama 3 yıl gecikir. BS’ye özgü laboratuar bulguları yoktur. Çocukların yaklaşık yarısı HLA- B5 taşırlar. Bu daha şiddetli hastalık ile ilişkilidir. Daha öncede tanımlanmış olan paterji deri testi, hastaların yaklaşık %60-70’inde pozitiftir. Damar yada sinir sistemitutulumunu tanımak için damarların ya da beynin özel olarak görüntülenmesi gerekmektedir. BS çok-sistemli bir hastalık olduğundan göz uzmanı, dermatolog venörolog hastaların tedavisine katılmalıdır.

    Testlerin önemi nedir?
    1. Paterji deri testi tanı için önemlidir. Uluslar arası Çalışma Grubunun BehçetHastalığı sınıflandırması kriterlerine de dahildir. Ön kolun iç yüzeyine steril biriğne 3-5 defa batırılır. Çok az acıtır. Reaksiyon 24-48 Saat sonra değerlendirilir. Bu aşırı hassasiyet kan alınan bölgelerde ya da cerrahi sonrası da hastalarda gözlenebilir, bu nedenle BS hastalarına gereksiz girişimler yapılmamalıdır.

    2. Ayırıcı tanı için bazı kan tetkikleri yapılır fakat BS için özgül olan hiçbir laboratuar tetkiki yoktur. Genel iltihabı gösteren tetkikler hafifçe yükselmiştir. Butestlerde orta derecede Anemi ve beyaz kan hücrelerinde artış saptanabilir. Eğerhasta hastalığı ya da ilaç yan etkileri açısından izlenmiyorsa, bu testleri tekrar etmeye gerek yoktur.

    3. Damarsal ya da nörolojik tutulumu olan çocuklara çok sayıda görüntüleme tekniği uygulanır.

    Tedavi edilebilir mi?
    Hasta iyileşme dönemine girebilir fakat seyri boyunca alevlenmeler görülebilir. Kontrol edilebilir ama iyileştirilemez.

    Tedavi seçenekleri nelerdir?
    BS’nin nedeni bilinmediği için özgül bir tedavisi yoktur. Değişik organ tutulumlarıiçin geniş spektrumlu tedavi alternatifleri söz konusudur. Bu yelpazenin bir ucunda hiç tedaviye ihtiyaç duymayan BS hastaları, diğer ucunda ise kombinasyon tedavilerigerektiren göz, santral sinir sistemi ve damar hastalıkları olan hastalar vardır. BS tedavisi ile ilgili hemen hemen tüm veriler erişkin çalışmalarından gelmektedir. Başlıca ilaçların listesi şöyledir:

    1. Kolşisin: Önceleri BS’nin hemen hemen tüm bulguları için kullanılan bu ilacın son çalışmalarla, eklem problemleri ve eritema nodozum tedavisinde daha etkili olduğu gösterilmiştir.

    2. Kortikosteroidler: iltihabı kontrol etmede çok etkilidirler. Steroidler çoğunlukla göz, merkezi sinir sistemi ve damar tutulumu olan çocuklara yüksek dozlarda (1-2mg/kg/gün) verilirler. Gerektiğinde hızlı bir yanıt almak için (bolus steroid damar içine de yüksek dozlarda uygulanabilirler (30mg/kg/gün, 3 kez).Topikal steroidler ağız yaralarının tedavilerinde ve göz hastalığında göz damlasıolarak kullanılır.

    3. İmmün baskılayıcı ilaçlar: Bu ilaç gurubu ağır hastalara, özellikle göz ya dabaşlıca organ tutulumları olanlara verilir. Azatioprin, siklosporin-a, siklofosfamidbu guruba dahildir.

    4. Anti-agregan ve anti-koagülan tedaviler: Damar tutulumu olan seçilmiş olgulardakullanılır. Hastaların büyük bir kısmında bu amaçla Aspirin kullanmak yeterli olur.

    5. Oral ve genital ülserler için bölgesel tedaviler.

    6. Anti- TNF tedavisi: Seçilmiş merkezlerde bu yeni ilaçlar incelenmektedir.

    7. Talidomid: Bazı merkezlerde büyük oral ülserleri tedavi etmek içinkullanılmaktadır.

    BS hastalarının takip ve tedavisi için bir takım çalışması gereklidir. Takımaromatolog (varsa çocuk romatoloğu) dışında bir göz doktoru, nörolog ve bir hematolog dahil edilmelidir. Hastanın Ailesi hekimle ya da tedaviden sorumlu olanmerkez ile sürekli temas halinde olmalıdır.

    İlaç tedavisinin yan etkileri nelerdir?
    1. İshal, kolşisinin en sık yan etkisidir. Ender olgularda beyaz kan hücreleri veyatrombositlerin sayısında azalmaya neden olabilir. Azospermi (sperm sayılarında azalma) bildirilmiştir fakat tedavi dozlarında problem olmamaktadır.

    2. Kortikosteroidler en etkili iltihap çözücü ilaçlardır fakat, uzun süreli kullanımdaşeker, Hipertansiyon, kemik erimesi, katarakt ve gelişme geriliği gibi ciddi yanetkileri olduğu için kullanımları kısıtlıdır. Steroidle tedavi edilmesi gerekençocuklar tedavi dozunu mümkünse Günde bir kez ve sabah almalıdır. Uzun süreli tedavide kalsiyum eklenmelidir.

    3. İmmün baskılayıcı ilaçlar: Azatioprin hepatotoksik (karaciğere toksik ) olabilir, kan hücrelerinin sayısını azaltabilir ve enfeksiyonlara yatkınlığı arttırabilir.Siklosporin A esas olarak böbreklere toksiktir ve Hipertansiyona neden olabilir.Vücut kıllarında artış ve diş eti problemleri gözlenebilir. Siklofosfamid’in yanetkileri kemik iliği Depresyonu ve mesane problemleridir. Uzun süreli tedavideadet düzenini bozabilir ve Kısırlığa neden olabilir. Bu tedavileri alan hastalar yakından takip edilmelidir. Her Ay ya da iki Ayda bir kan ve idrar tetkikleriyapılmalıdır.

    Tedavi ne kadar sürmelidir?
    Bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Genellikle immün baskılayıcı tedavi en az 2 yıl sürdürüldükten sonra ya da hasta tam iyileşmeye girdikten iki yıl sonra kesilmelidir. Ne var ki, çocukta tam iyileşmenin kolay sağlanamadığı damar ya da göz tutulumuvarsa, tedavi ömür boyu sürebilir. Böyle bir durumda ilaç ve dozları klinik bulgulara göre değiştirilir.


    Ne gibi kontrol muayeneleri gereklidir ?
    Kontrol muayeneleri hastalığın aktivitesini ve tedaviyi izlemek ve özellikle göziltihabı olan çocukların takibi için önemlidir. Üveit tedavisinde uzmanlaşmış bir gözuzmanı tarafından göz muayeneleri yapılmalıdır. Muayenelerin sıklığı hastalığın aktivitesi ve kullanılan ilaca göre değişir.

    Hastalık ne kadar sürer?
    Genelde hastalığın seyri iyileşme ve alevlenme dönemleriyle gider. Hastalığın aktivitesi zaman içinde azalır.

    Tam iyileşme mümkün müdür?
    Bazı hafif olgular tamamen iyileşebilir fakat genellikle çoğunda uzun süreli iyileşme dönemleri görülür.