Bedreddin Serhendi Kimdir

'Biyografi' forumunda Bella tarafından 26 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Bedreddin Serhendi Kimdir? Hayatı;



    Bedreddin Serhendi Biyografisi;


    1593 (H.1002) senesinde doğdu.
    1688 (H.1098) senesinde vefât etti.

    Hindistan’da yetişen büyük velîlerden. Hindistan’ınSerhend şehrinden olup, babası Şeyh Muhammed İbrâhim’dir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hânegâhında, ilim tahsîl ederek yetişti. Hocasının teveccühlerine kavuşup, sohbetlerinde bulunmakla şereflendi.


    Bedreddîn Serhendî, zekî ve çok akıllı idi. Kısa zamanda keşf ve kerâmetler sâhibi oldu. Hocasının daha ilk teveccühlerinde, kalbi zikretmeye başladı. Kelâmda en büyük kitâb olan Şerh-i Mevâkıf’ı, Beydâvî Tefsîrini ve Mîr Hâşiyesi ile berâber, Akâid-i Adudiyye’yi, İmâm-ı Rabbânî’nin huzûrunda okudu. On beş yaşında iken İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin huzûrunda tasavvuf yoluna girdi.

    Bir gün İmâm-ı Rabbânî hazretleri, talebelerinin büyükleri ile sohbet ederken; “Bu yolun büyüklerinin dilinde kullanılan nisbet kelimesinin mânâsı nedir?” buyurdu. Bedreddîn Serhendî de; “Siz bilirsiniz!” diye arzetti. Bir an başlarını önüne eğdiler ve teveccüh ettiler. Sonra; “Nisbetten murâd; sâlik ile Hak arasında olan yakınlık ve alâkadır.” buyurdu.

    Hazret-i İmâm, Mektûbât’ın üçüncü cildini tamamlayıp, dostlara birkaç tâne daha mektûb yazınca, Bedreddîn Serhendî içinden; “Bu dördüncü cildin toplayıcısı fakîr olsa.” diye niyetlendi: Nitekim birinci cildi Mevlânâ Yâr MuhammedCedîd, ikinci cildi Mevlânâ Abdülhay, üçüncü cildi Hâce Hâşim-i Keşmî toplamışlar idi. Bir gün yalnızken hazret-i İmâm’a bu niyetini arzetti. Bir an sustular, sonra buyurdular ki: “Vakit nerde, fırsat kime? Yakînen bilinmelidir ki, ömrümüz senelerden çıktı, günlere kaldı. Sen niyetinin sevâbını alırsın.” Bu konuşmadan birkaç gün sonra o, dünyâyı aydınlatan güneş, toprak perdesi altına geçti. Yâni vefât etti.

    Bedreddîn Serhendî’nin “Hadarât-ül-Kuds” isimli eserinde, İmâm-ı Rabbânî hazretlerini çeşitli hâlleri ile, dünyâya gelişinden Cennet’e gidişine kadar; keşfleri, kerâmetleri, tasavvuftaki dereceleri, eşsiz nasîhat ve sözleri, tatlı ve feyzli bir dille anlatılmakta, ondan sonra yüksek oğulları ve halîfeleri bildirilmektedir. Bundan sonraki eserlerini kendi kalemiyle şöyle bildirmektedir:

    “O emeller kutbunun âhirete irtihâlinden sonra, son hârika ve kerâmeti isbât eden, Kerâmât-ül-Evliyâ kitabını yazdım. Gavs-ı A’zam Abdülkâdir Geylânî’nin Fütûh-ül-Gayb kitabını, Arabîden Fârisîye tercüme ettim. Bir de tasavvuf ıstılahlarında, Kâdirî ve Nakşibendî yollarındaki vazîfeleri topladım, ismine, Revâih dedim. Bir te’lifim de, Âdem aleyhisselâmdan günümüze kadar gelmiş olan makbûlleri bildiren, Senevât-ül-Atkıyâ der Beyân-ı Tevârîh-i Visâl ve Ahvâl-i Erbâb-ı Kemâl isimli kitap olup, büyüklerin târih sırasına göre vefâtlarını ve hâllerini anlatır.”

    Eserleri:
    1) Siyer-i Ahmedî,
    2) Mecma’ül-Evliyâ,
    3) Makâmât-i Gavs-us- Sakaleyn Terceme-i Behçet-ül-Esrâr,
    4) Terceme-i Ravdât-in-Nevâzir.
    5) Terceme-i Tefsîr-i Arâis-il-Beyân.