Bebeklerde ilk Hafta Gelişimi

'Bebek Bakımı' forumunda Belinay tarafından 5 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Eskiden "yeni doğan" bebeklerin, tuhaf reflekslere sahip, minyatür insanlar olduğunu düşünürdük. Ancak, yapılan gözlem ve araştırmalar, onların düşündüğümüzün çok ötesinde özelliklere sahip olduklarını gösteriyor.

    [​IMG]

    Bebek doğumdan önce, yani fetus halindeyken bile ışık, ses ve ısı değişimlerine karşı duyarlıdır ve hamileliğin son haftalarında parmağını emmektedir. Sinir sistemi henüz bütünüyle tamamlanmamış olsa da, doğduğunda tüm ana organları faaliyettedir. Beynin ilk gelişimi konusunda yapılan son araştırmalar, bebek beyninin hem ana rahminde, hem de doğumdan sonraki birkaç yıl boyunca hızla geliştiğini göstermektedir.

    Bebeğiniz ilk bakışta gözünüze çok güzel görünmeyebilir. Yüzü tuhaf renkte ve dolguncadır, gözlerinin altı şiştir ve vücudu daha sonra kaybolan ve "lanugo" dediğimiz tüylerle doludur. Cildi ise çoğunlukla beyaz, ağdalı bir madde olan ve bebeğin doğum kanalından geçmesini kolaylaştıran "verniks" ile kaplıdır, ancak doğum sonrası yapılan ilk banyo ile verniks kısmen vücuttan atılır. Kalanı ise sonraki 24 saat içinde bebeğin cildi tarafından emilir.

    1 HAFTA SONRA BEBEĞİNİZ İLK GÜNLERDE KAYBETTİĞİ AĞIRLIĞIN BÎR KISMINI GERİ ALACAKTIR.

    Bebeğinizin görünümü karşısında şaşkınlık ve hayal kırıklığına uğramış olabilirsiniz ancak unutmayın ki bu görüntüsü tamamen geçicidir ve hem bunca zaman içinde kaldığı ana rahminin koşulları, hem de doğum sırasında yaşadığı sıkıntı göz önüne alındığında çok da kötü sayılmaz.

    Doğum sonrasında bebeğin ağırlığı genellikle 2.8 ila 4.5 kg arasındadır. Bu değerlerin biraz altında ya da üstünde olması da normaldir. Boyu ise 46 ila 52 cm. arasındadır. Dakikadaki nefes alış ve kalp atış sayısı bir yetişkinin hemen hemen iki katı kadardır. Ancak bu da bebeğin yapısına, hareket ve heyecanına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

    Yeni doğan bir bebeğin kafası vücuduna oranla epey büyüktür ve vücudunun neredeyse dörtte birini oluşturur; bu büyüklük bebeğin annenin doğum kanalından geçmesini zorlaştırır. Doğa, bebeğin kafasının doğuma adapte olmasını sağlamıştır; doğum sırasında bebeğin kafası kanaldan geçebilecek şekle girer. Bu şekillenme sırasında bazen bebeğin kafası külahı andıran bir biçim alabilir. Birkaç gün İçinde kafa normal şeklini alacaktır. Bütün bebeklerin kafalarının tepesinde yumuşak noktalar vardır. Bu noktalar kemiklerin büyüme yerleridir. Bu noktalara dokunmaktan korkmayın, bunlar kafayı ve beyni koruyan kalın bir dokuyla kaplıdır.

    Yeni doğmuş bir bebeğin cildi genellikle buruşuk ve sarkıktır ancak birkaç gün içinde özellikle el ve ayakların üzerindeki deri kuruyup pul pul dökülür.

    Yeni doğan bebeğiniz cildi mavimsi bir renge sahip olabilir, bu duruma tıp dilinde siyanosis (cyanosis) denir. Bunun nedeni solunum yolları ve akciğerlerinin hala sıvı ve çeşitli salgılarla dolu olmasıdır. Bebek, anne kamında su içinde olduğundan ve sürekli nefes alıp verdiğinden tüm solunum yolu bu sıvıyla doludur. Bebek doğum kanalından geçerken bu sıvının büyük bir kısmı ağız ve burun yoluyla atılır. Yine de doğumdan sonra akciğerde hala atılamamış bir miktar salgı ve sıvı kalabilir. Ancak burada bilmeniz gereken bebeğinizin oldukça gelişmiş bir hapşırma ve öksürme refleksi olduğudur. Bu refleks, bebeğin solunum yolunu temizleyerek açık tutar ve tıkanmasını önler. Her ne kadar öksürme ve hapşırma sırasında nefes alması durur gibi gözükse de nefes alamama gibi bir tehlike yoktur.

    Sarılık, yeni doğan bebeklerde çok sık görülen bir durumdur ve sağlıklı doğan bebeklerin yüzde 25'inden fazlasında görülür. Bu duruma bilirubin denilen, kanla taşınan ve deride, dudak ve ağız içinde ve gözlerin beyaz yerlerinde yer alan sarı bir pigment neden olur. Sonuç olarak vücudun bu kesimleri sarı renkli görünür. Kanda bilirubin miktannı artıran herhangi bir şey sarılığa neden olabilir.

    Yeni doğanlarda sarılık iki şekilde görülür: fizyolojik sarılık veya kan grubu uyumsuzluğunun neden olduğu hemolotik sarılık. Fizyolojik sarılık bebeğin derisinin ve göz akının doğumun üçüncü gününden itibaren sararmasıyla ortaya çıkar. Bu zararsız durum sekiz ila on gün arasında yavaş yavaş kaybolur ve özel bir tedavi gerektirmez. Bu durum bebeğin karaciğerinin biluribini vücuttan atabilecek kadar olgunlaşmamış olmasından kaynaklanır.

    Hemolitik sarılık ise anne ile bebeğin kan gruplarının uyumsuzluğu sonucunda ortaya çıkar. Yaygın tedavi şekli bebeği bir iki gün kadar Horasan tarzı ışınlara tutarak fazla biliribunin yok edilmesidir. Böylelikle karaciğere daha az yük binmesi sağlanır.

    Her ne kadar dünyanın en güzel bebeğini doğurduğunuza inansanız da, etrafınızda, size çocuğun farklı bir tarafını gösterenler çıkacaktır. Kimi bebeğin göğüslerinin tuhaf şekilde büyük olduğunu (bu anne hormonlarının bebeğe geçmesi sonucu oluşur ve birkaç ay içinde kaybolur), kimi de erkek bebeğin devamlı ereksiyon olduğunu ima edebilir. Bu çok sık rastlanan durum genelde uyku halinde veya uyanıkken olabilir ve genelde dışkı veya safra kesesinin baskı yapmasından kaynaklanır.

    Bebeğin tuhaf hareketleri - kimi zaman da hareketsizliği- kuşku uyandırabilir. Örneğin ani irkilme refleksleri kimi zaman endişe yaratır. İrkilmeler yaklaşık her iki üç dakikada bir, özellikle "derin uyku" anlarında oluşur.

    Diğer sık gözlemlenen hareket ise Moro Refleksi'dir. Yeni doğan bebek bazen ellerini aniden dışarı doğru savurur ve sonra tekrar omuzlarına doğru geri çeker. Bu ve buna benzer ani hareketler genelde ilk iki ay içinde kaybolur. Moro Refleksi uyku sırasında ya da uyanıkken gözlenebilir. Ancak ilk zamanlarda değişken olan sinir sistemi bir kısır döngü yaratabilir: ağlamak bebeğin irkilmesine neden olur; irkilmek de daha çok ağlamasına. Bu zinciri kırmak için en sık kullanılan yöntem bebeğin kol veya bacağı gibi bir uzvunu sıkıca tutmak, bebeği kundaklamak veya sıkıca sarmaktır.

    Arama ve emme refleksleri bebek için yaşamsal önem taşır. Bu refleksler olmadan bebek beslenemez. Bazen emme refleksini harekete geçirmek için ağzının üstüne veya yanağına hafifçe dokunmanız gerekebilir. Bebeğin koku alma duyusu ise annesini 24 saatin sonunda hissedebilecek ve yemeğin kaynağını algılayacak kadar gelişmiştir.

    Emziren annenin sütü, ilk günlerde onu her türlü enfeksiyondan koruyacak protein ve antikorlardan oluşan sarımsı bir sıvı şeklindedir (kolastium). Bu şekilde, anne sütü artana kadar, doğa, bebeğin açlık duygusuyla başedebilmesini sağlar ve onu enfeksiyonlara karşı korumuş olur. Bebeklerin çoğu yaşamlarını devam ettirecek yeterlilikte yağ, şeker ve sıvı deposuyla doğarlar.

    Yeni doğmuş bebeklerde ilk birkaç gün beslenme konusunda isteksizlik görülebilir. Bebek beslenme esnasında sık sık boğazına takılan "mukus" dediğimiz salgılar yüzünden kusacaktır. Emme içgüdüsü derhal devreye girdiği halde bebek bazen yutma güçlüğü çekebilir, bu da anne ve babayı endişelendirir. Unutmayın ki yaşamın ilk dört ayında, bebeğiniz için en mükemmel ürün anne sütüdür. Sütü çabuk getirebilmek için bebek ilk saatten itibaren sık sık emzirilmelidir.

    1.HAFTA DÖNÜM NOKTALARI

    SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL


    • Heyecanını belli eder.

    • Sakin bir sese olumlu tepkiler vermeye başlar.

    • Bir yüze veya sese odaklanır ve ona tepki verir.

    • Sesleri ayırt eder, yüksek sesleri tercih eder.

    • Tüm vücudu ani değişimlere tepki verir.

    • Refleksleri kol, bacak ve el hareketlerini ve yutmayı kontrol eder.

    • Yakalama refleksi çoğu zaman ellerini yumruk yapmasına neden olur.

    • Belli aralıklarla uyur ve uyanır.

    • Günün %80 ini uyuyarak geçirir bu da yaklaşık günde 8 uyku seansı demektir.

    • Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafası öne ve arkaya düşer.

    • Sık sık kaka yapar.

    • Günde 7-8 kez beslenir.

    • Parlak ışığa karşı gözünü kırpar,

    • Gözleri dışa doğru dönüktür.

    • Işığın yönüne karşı duyarlıdır.

    • Kucağa alındığında susar.

    • Bir şeye bakarken emmeyi bırakır.