Başımdan Geçen İlginç Bir Olay

'Kısa Bilgiler' forumunda athynas tarafından 12 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. Bu siteye nereden, neden ve ne araştırırken girdiğimi bile bilmiyorum fakat; bir konuyu okurken altta geçen konulardan birine gözüm ilişti ve ilginç olaylar bölümüne girdim. Bir çok din hakkında bilgi sahibi olmama rağmen herhangibir dini inanç taşımam fakat doğaüstü olaylara ilgim oldukça fazladır. Neyse kısa kesiyorum ve konuya giriyorum.
    İzmir'in bir ilçesinde oturuyorum. Oturduğum ilçe kendini İzmir'e nazaran çok soyutlamış bir ilçedir tarihi bakımdan baya zengindir bağlı olan kasaba ve köylerin hemen hepsinde en az birer tane tarihi eser bulabilirsiniz. Önce bu bilgiyi vereyim dedim.
    Bir gün yakın bir arkadaşımla ilçe merkezine yakın bir dağın tepesindeki kaleye çıktık. Biraz gezip iki üç fotoğraf aldıktan sonra aşağıya indik. Tarihe merakımız olduğundan ilçede bulunan ve neredeyse harabe sayılabilecek fakat hala ayakta duran hamamın önünden geçme kararı aldık. Önünden geçerken bendeki merak ve heyecan arama duygusu beni içeriye girmeye mecbur etti fakat arkadaşım hamamın üstüne olan efsanelerden dolayı buna şiddetle karşı çıktı ben de karşı çıkacaktım ki ısrar etmesine dayanamayıp sadece iki metre yükseklikte olan yarıktan içeriye şöyle bir bakayım tekrar ineyim dedim kabul etti. Büyük taşlardan oluşan duvara tırmandım ve kafamı kaldırıp içeriye bakmaya başladım elimi de yarığın başına koydum. O zamanlar sağ elimin parmağında iki yüzük vardı. Biri gümüş yüzük ve biri aşınmış siyah yüzük. Gümüş yüzüğü takmamın amacı elimi bir arkadaşıma vurmamak için duvara vurarak kırmamı bana hatırlatmasını istememdi. Siyah aşınmış yüzük ise benim için çok şey ifade ediyordu. Çünkü sevdiğim insana maal etmiştim hatta şöyle demiştim ona; "Bu yüzüğü görüyor musun ?" başını sallamıştı "Bu yüzük nasıl normalde siyah bir yüzük işte o siyahın temsil ettiği benim hayatım. Aşınmış beyaz tarafı ise sensin hayatımı bu yüzüğün aşınmışlığı gibi aydınlatıyor ve simsiyah olmaktan çıkarıyorsun. Peki iyi tarafını tahmin edebiliyor musun ?" bu cümleyi kurduktan sonra yüzü baya tebessümlü bir ifade almıştı başını olumsuz anlamda salladı ben ise devam ettim "Bu yüzük nasıl gün geçtikçe aşınacak ve beyazlaşacaksa benim hayatım da gün geçtikçe sayende güzelleşecek ve ben de seni daha çok seveceğim". Asıl hikaye o siyah aşınmış yüzük sayesinde gerçekleşiyor, o yüzük normalde sağ elimin serçe parmağındadır ve elimi sıkar dar gelir yani elime... Elimi yarığın başına koyduğumda ise yüzük birden parmağından fırladı ve o kadar tozun toprağın ve taşların içinde dibe düşmedi de gözümün önünde fakat ulaşamayacağım bir yere düştü. Arkadaşıma ben içeriye giriyorum dedikten sonra o da dayanamadı ve içeriye girdik beraber. Yüzüğümü aldım ve parmağıma taktım. İçeriye girmişken burada da bir iki poz fotoğraf alalım dedim arkadaşım kabul etti. Önden ben yürüyordum ve içeriye girdik. Yukarıda havalandırmalardan gelen loş ışık sayesinde içerisi zifir karanlık değildi ama o kadar da aydınlık değildi. Göbek taşının üstünde fotoğraf çekildik hoşumuza giden 2-3 yeri de çektikten sonra başka bir odaya geçtik. Bu oda da çeşmenin fotoğrafını da çektikten sonra arkadaşıma çeşmeyle birlikte beni de çekmesini söyledim ve çeşmenin başına geçtim. Yeni aldığı fotoğraf makinası tutukluk yaptı ve çekemedi. Düzeltmesini beklemeye başladım aradan 15-20 saniye geçtikten sonra nefes alamadığımı farkettim. Boğazımda ise acımsı bir tat belirdi. Tavana baktım ve bu odadaki havalandırmanın diğer odadakilerden fazla olduğunu görerek şaşırdım hemen ardından arkadaşıma döndüm ve boğazını tuttuğunu farkketim. Nefes alamıyordu. Esmer olmasına rağmen (diğer odalara nazaran) daha aydınlık bu olan bu odada yüzünün kızardığını gördüm. Dışarıya çıkalım dedim ve tekrar önden yürümeye başladım. Arkama döndüğümde arkadaşımın hareket edemediğini ve çırpındığını gördüm, elini boynuma doladım ve destek olarak yarığın başına kadar yürümesine yardım ettim. Yarığın başına geldiğimizde hala nefes alamıyorduk ki yarık 1.5 metre yükseklikte 2 metre genişliğindeydi. Şimdi tek sorun aşağıya inmekteydi. Arkadaşımın inebilecek hali yoktu önce ben inmeliydim yarığın üstüne çıktım ve aşağıya baktım. Aşağıdan iki metre ölçtüğüm yarık buradan anca bir kaldırım yükseliğinde gözüküyordu atlasam mı atlamasam mı diye düşünürken birden itildiğimi hissederek aşağıya düştüm. Son anda kendimi dengeleyerek ve kafamın taş duvara çarpmasını engelleyerek güzel bir düşüş yaptığımı düşünürek ayağa kalkmaya çalıştım. Fakat ayağa kalkmaya çalışırken sol ayağımı oynatamadığımı sağ elimin ise kanadığını farkettim yer 3-5 saniye gibi bir sürede kanla boyandı. O kadar büyük bir kesik olmamasına rağmen zor bela kendimi toparladım ve arkadaşımın inmesine yardım ettim. Arkadaşım yarım saat sonra anca düzenli nefes alabilmeye başladı. Ben ise topallayarak ve kan içinde doktora gittim. Sağ elimin tekrar kırıldığını ve sol ayağımın burkulduğunu öğrendim. Elimin üstüne 7 dikiş atıldı. Fakat yüzüğe bir şey olmadığını düşünerek moralimi bozmadım. Hamamla ilgili araştırmalar yaparken oranın bir aile tarafından işletildiğini ve ailenin oğluna kaldığını, bu oğlanın evlendiğini ve düğün gecesi karısıyla beraber öldüğünü ayrıca mezar olarak ise bu hamamın kullanıldığını öğrendim. Yapılan yorumlara göre başımdan geçen diğer olayları anlatacağım. Umarım heyecan arayışınızı az da olsa karşılamıştır.