Barbie Fıkrası

'Eğlence' forumunda Blue tarafından 10 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. Barbie

    Adam kızına barbie bebek almak için oyuncakçıya gider ve bebeklerin fiatını satıcıya sorar.Satıcı efendim
    _Barbie spora gidiyor19.95
    -Barbie alışverişde 19.95
    -Barbie discoda 19.95
    -Barbie boşandı 265 usd der
    adam şaşırır
    Neden hepsi 19.95 de boşanmış olan 265 der
    satıcı

    çok basit efendim boşanmış barbie ile ken in evini, arabasını, herşeyini de alıyorsunuz...
     



  2. Çok komik ama doğru..... :f30:
     



  3. :) :)

    güzeldi blue teşekkürler..
     



  4. Paylaşım için teşekkürler, ben de bir şeyler eklermek istedim...

    Elinde parası olup da küçük kızına bir Barbi bebek almayan aile yok gibi diyen Doktor Erdal Atabek, Barbi bebek ile kızlarımıza nasıl bir rol modeli çizildiğine dikkat çekti...


    Dr. Erdal Atabek'in yazısı

    ‘Barbi Bebek’, Mattel ailesinin küçük kızları Barbara’dan esinlendiği bir ‘model bebek’.

    Elinde parası olup da küçük kızına bir Barbi bebek almayan aile yok gibi.

    Küçük kız çocuklarının rol modeli bizim Barbi bebeğimiz.

    Nasıl bir rol modelidir bizim Barbi?

    Bir kere Barbi bebek şirin bir çocuk değildir.

    Öyle, kıvır kıvır saçlı, yuvarlak yüzlü, tombul, şirin bebekler çok eskilerde kaldı.

    Barbi bebek inceciktir, sarışındır, seksidir, başına buyruktur.

    Öyle “Anneciğim, beni seviyor musun” diye annesine nazlanan bebeciklerden değildir.

    Annesini-babasını bilen, tanıyan da yoktur, Barbi yalnız yaşar.

    Herhalde yaşadığı yer de New York olmalıdır.

    Model olduğu düşünülebilir, ama çalıştığı görülmemiştir.

    Çok şık giyinir, çeşitli marka giysileri vardır.

    Çok lüks bir evde oturur; üç katlı, yüzme havuzlu.

    Birkaç ayrı model arabası vardır, hepsi de spor modeller.

    Erkek arkadaşı vardır, ama Barbi öyle erkeğe bağlanacak kızlardan değildir.

    Şimdi bizim kızımız da Barbi gibi olmak isterse ne yapabilir?

    Eğitimi mi? O güzellikle eğitimin lafı mı olur? Yok elbette.

    New York’ta yaşayamaz.

    Öyle lüks evlerde oturamaz.

    Bizim kızımıza bu rol modelinden kala kala ‘zayıflamak’ kalır.

    Kızımız da zayıflar, zayıflar, zayıflar.

    Kemiklerinin üzerine deri geçirilmiş sanılana kadar zayıflar.

    Saçlarını sarıya boyatabilir.

    Gözlerine lens takabilir.

    Bir de şık cep telefonu alabilir.

    Bizimki de böylece kendini ‘Barbileştirir’.

    Anoreksi işte böyle bir yolun ucundaki duraktır.

    Kızımız artık kendi bedeninden nefret eder.

    Cildini mıncıklayıp “neden daha zayıf olamadığı” için kendini yer.

    Tüketim endüstrisinin kurbanı olduğunu bilemeden kendini kurban etmektedir.

    Kızımız, tüketim kültürünün yeni tanrılarına sunulmuş bir kurbandır.

    Tüketim dininin yeni güzellik tanrıçası bu kurbanları istemektedir.

    Anoreksik kızlar.

    İşte bu kurbanlardır.

    Hem de gönüllü kurbanlar...