Baki

'Biyografi' forumunda KaRL_ tarafından 23 Haziran 2008 tarihinde açılan konu


  1. Arkadaşlar.
    Bu hafta tanıtacağım divan edebiyatı şairimiz Baki.


    1526'da İstanbul’da dünyaya geldi.. 1600 yılında İstanbul'da vefaat etti. Osmanlı Divan Edebiyatı'nda şiire biçim ve içerik açısından birçok yenilik getiren ve yaşarken "Sultanü'ş Şuârâ" (şairler sultanı) unvanını alan şairi. Asıl adı Mahmud Abdülbaki. Fatih Camii müezzinlerinden Mehmed Efendi'nin oğlu. Çocukluğunda bir süre esnaf yanında çıraklık yaptı. Güçlü okuma isteği sonucu medreseye girdi. Zamanının ünlü müderrislerinden Karamanlı Ahmed ve Mehmed efendilerden ders aldı. Birçok ünlü edebiyatçı ile tanıştı. Hocası Mehmed Efendi için yazdığı "Sümbül Kasidesi" ününü artırdı. Dönemin ünlü şairlerinden Zâtî’nin dikkatini çekti. 18-19 yaşlarında ünlü bir şair oldu. Süleymaniye Medresesi'nde Ahmed Şemseddin Efendi'nin derslerine devam etti. 1955'te Nahçıvan seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman'a sunduğu kasideyle saray çevrelerine girmeyi başardı. Kadılık göreviyle Halep'e gönderilen hocası Ahmed Şemseddin Efendi ile Halep'e gitti. 1560'ta İstanbul'a dönüşünde Şeyhülislam Ebussuud Efendi ile tanıştı. Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üzerine düyduğu üzüntüyü "Kanuni Mersiyesi" ile dile getirdi. 2. Selim döneminde Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa'nın korumasına girdi. Saray toplantılarına çağrılmaya başlandı. 3'üncü Murad döneminde de yerini korudu. Süleymaniye Müderrisi oldu. Düşmanlarının bir oyunu ile bir süre gözden düştü. Edirne'ye sürüldü. Medine ve Mekke kadılıkları yaptı. 1581'de İstanbul'a döndü. 1584'te İstanbul Kadısı oldu. 1591'de Rumeli Kazaskerliği görevine getirildi. Şeyhülislam olmak istiyordu ama bu görevi elde edemeden yaşamını yitirdi. Zevke ve eğlenceye düşkün, neşeli, hoş sohbet ve hırslı bir kişiliği vardı. Nükteci ve dedikoducu yapısı yüzünden zaman zaman döneminin önde gelenlerini darıltıp zor durumlara da düştü. Hicviyeleri ile ünlüdür. Özel yaşamındaki özgürlüğüne ve sınırsızlığına rağmen kadılık görevlerinde adalete düşkünlüğü ile dikkat çekti. Mesnevi yazmadı. Başarılı kasideleri de olmasına rağmen gazel şairi olarak tanınır. Dünyanın geçiciliğinden yakınan, okurları aşk ve şarabın tadını çıkarmaya çağıran gazelleriyle ünlendi. Şiirlerinde tasavvufi değil, dünyevi aşka önem verdi. Mersiye, methiye ve fahriyelerinde içten ve abartısız bir anlatım kullandı. Edebiyatta geleneklere bağlı kaldı ama şiir diline yeni bir düzen ve akıcılık getirdi. Nazım tekniğini geliştirdi, birçok büyük şairin "kaçınılmaz" olarak gördüğü nazım kusurlarından kurtulmayı bildi. Çağdaşı şairlere göre daha sade ve anlaşılır bir dil seçti. Biçim açısından kusursuz şiirleri, duygu ve anlam bakımından Fuzûlî'ninkiler kadar derin, Nevî'ninkiler kadar içten bulunmaz. Eserleri, 16'ncı Yüzyıl Osmanlı toplumunun beğenisine uygun, sanat incelikleri ve hayal güzellikleri ile doludur. Duru ve temiz bir İstanbul lehçesinin yanı sıra şiirlerinde halk deyimleri ve söyleyişleri de kullandı. Divanı Kanuni Sultan Süleyman döneminde hazırlandı. Ama bu divan bütün şiirlerini kapsamaz. Başında manacaat ve na't bulunmayan divanında 27 kaside, 2 terkib-i bend, 1 terci-i bend, 7 tahmis, 619 gazel, 24 kıta, bir tarih ve 38 müfred yer alır. Çevirileri ve dinsel konularda eserleri de var.

    [​IMG]

    Başlıca Eserleri
    Dîvân-(4508 beyitlik, en önemli eseri)
    Fazâ'ilü'l-Cihad
    Fazâil'i-Mekke
    Hadîs-i Erbain Tercümesi
    Kanuni Mersiyesi



    [SES]http://www.fileden.com/files/2008/5/22/1924437/huzzam.wma[/SES]
     



  2. Baki'nin Bazı Gazellerinden Örnekler:

    Avaze-i bu aleme Davud gibi sal
    Baki kalan kubbede bir hoş seda imiş



    Gazel 1
    Bir lebi gonca yüzü gülzar dersen iste sen
    Har-i gamda andelib-i zar dersen iste ben

    Lebleri mül saçlari sünbül yanagi berk-i gül
    Bir semenber serv-i hosreftar dersen iste sen

    Payine yüzler sürer her serv-i dil-cuyun revan
    Su gibi bir asik-i didar dersen iset ben

    Zülfü sahir turrasi tarrar suh-i sivekar
    Çesmi cadü gamzesi mekkar dersen iste sen

    Firkatinde tesne leb hatir perisan haste dil
    Künc-i gamda bi-kes ü bi-mar dersen iste ben

    Gözleri sabr u selamet ülkesini tarac eden
    Bir amansiz gamzesi Tatar dersen iste sen

    Bakiya Ferhad ile Mecnun-i seydadan bedel
    Asik-i bi-sabr ü dil kim var dersen iste ben



    Gazel 2
    Hattim hisabin bil dedin gavgalara saldin beni
    Zülfüm hayalin kil dedin sevdalara saldin beni

    Geh ebr ves giryan edip geh bad ves püyan edip
    Mecnun-i sergerdan edip sahralara saldin beni

    Vaslim dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
    Yarin dedin birgün dedin ferdalara saldin beni

    Yusuf gibi izzette sen Yakub ves mihnette ben
    Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldin beni

    Baki sifat verdin elem ettin gözüm yasini yem
    Kildin garik-i bahr-i gam deryalara saldin beni



    Gazel 3
    Nedür bu handeler bu isveler bu nâz u istignâ
    Nedür bu cilveler bu sîveler bu kâmet-i bâlâ

    Nedür bu pîç pîç ü çîn çîn ü hâm-be-hâm kâkül
    Nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müsg-âsâ

    Nedür bu âriz u hadd ü nedür bu çesm ü ebrûlar
    Nedür bu hâl-i Hindûlar nedür bu habbetü's-sevdâ

    Miyânun riste-i cân mi gümis âyine mi sînen
    Binâgûsunla mengûsun gül ile jâledür gûyâ

    Vefâ ummaz cefâdan yüz çevürmez Bâki âsikdur
    Niyâz itmek ana cânâ yarasur sana istignâ



    Gazel 4
    Zülf-i siyâhi sâye-i perr-i Hümâ imis
    Iklim-i hüsne anin içün pâdisâ imis

    Bir secde ile kildi ruh-i âftâbi zer
    Hak-i cenâb-i dost aceb kîmyâ imis

    Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
    Bâki kalan bu kubbede bir hos sadâ imis

    Görmez cihâni gözlerimiz yâri görmese
    Mir'ât-i hüsni var ise âlem-nümâ imis

    Zülfün esîri Bâkî-i bîçâre dostum
    Bir mübtelâ-yi bend-i kemend-i belâ imis



    Son Şiir
    Alayis-i dünyadan el çekmeye niyyet var
    Yakinda adem dirler bir sehre azimet var

    Uçdi bu fezalardan mürg-i dil-i nalanim
    Aram idemez oldum efkar-i seyahat var

    Nus eylese bir asik ta hasre dek ayilmaz
    Bezm-i felegin bilmem caminda ne halet var

    Bu halet ile ey dil sag olmada alemde
    Derd-ü gami dilberle ölmekte letafet var

    Ser terkine ka'ildir dünyaya gönül virmez
    Terk ehlinin ey Baki basinda sa'adet var.
     



  3. teşekkürler karl okul yıllarında Baki ve pek çok şaiirimizin gazellerini türkçe çeviri yapmıştım şimdi verdiklerimi çevir desen :f19: :f30:
     



  4. bilgi ve paylaşımın için teşekkürler karl emeklerine sağlık...
     



  5. tşk karl bence güzel bir iş yapıyorsun tüm şairleri okumayı isterim
     



  6. Önemli bilgileri bizlerle paylaştığın için teşekkürler Karl:f40: :f118:
     



  7. Ney sesinin eşliğinde bilgiler ve paylaşım için teşekkürler KaRL emeğinize sağlık..

    Kanuni Mersiyesi

    [​IMG]

    Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân
    aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân

    (Birinci bend)

    Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng
    Tâ key hevâ/yi meşgale-i dehr-i bî-direng

    An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr
    Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng

    Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk
    Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng

    İnsân odur ki âyine veş kalbi sâf ola
    Sînende n’eyler âdem isen kîne-i peleng

    İbret gözünde niceye dek gaflet uyhusu
    Yetmez mi sana vâkıa-i şâh-ı şîr-çeng

    Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saâdet ki rahşına
    Cevlân deminde arsa-i âlem gelürdi teng

    Baş eğdi âb-ı tîğına küffâr-ı Engerüs
    Şemşîri gevherini pesend eyledi Freng

    Yüz yire kodu lûtf ile gül-berg-i ter gibi
    Sanduka saldı hâzin-i devrân güher gibi

    (İkinci bend)

    Hakka ki zîb ü ziynet-i ikbâl ü câh idi
    Şâh-ı Skender-efser ü Dârâ-sipâh idi

    Gerdûn ayağı tozuna eylerdi ser-fürû
    Dünyâya hâk-ı bâr-gehi secde-gâh idi

    Kem-ter gedâyı az atâsı kılurdu bây
    Bir lûtfu çok mürevveti çok pâd-şâh idi

    Hâk-ı cenâb-ı Hazreti der-gâh-ı devleti
    Fuzl u belâgat ehline ümmîd-gâh idi

    Hükm-i kazâya virdi rızâyı egerçi kim
    Şâh-ı kazâ-tüvân ü kader-dest-gâh idi

    Gerdûn-ı dûna zâr ü zebûn oldu sanmanuz
    Maksûdu terk-i câh ile kurb-ı İlâh idi

    Cân ü cihânı gözlerimiz görmese n’ola
    Rûşen cemâli âleme hurşîd ü mâh idi

    Hurşîde baksa gözleri halkın dolagelür
    Zîrâ görünce hâtıra ol meh-likaa gelür

    (Beşinci bend)

    Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan
    Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbdan

    Yollarda kaldı gözlerimüz gelmedi haber
    Hâk-i cenâb-ı südde-i devlet-meâbdan

    Reng-i izârı gitdi yatur kendü huşk-leb
    Şol gül gibi ki ayru düşübdür gül-âbdan

    Gâhî hicâb-ı ebre girer Husrevâ felek
    Yâd eyledikçe lütfunu terler hicâbdan

    Tıfl-ı şirişki yerlere girsün duâm odur
    Her kim gamından ağlamaya şeyh u şâbdan

    Yansun yakılsun âteş-i hecrinle âftâb
    Derdinle kara çullara girsün sehâbdan

    Yâd eylesün hünerlerüni kanlar ağlasun
    Tîğın boyunca kara batsun kırâbdan

    Derd ü gamınla çâk-i girîban idüb kalem
    Pirâhenini pâralesün gussadan âlem

    (Altıncı bend)

    Tîgın içürdü düşmene zahm-ı zebânları
    Bahsetmez oldu kimse kesildi lisânları

    Gördü nihâl-i serv-i ser-efrâz-ı nizeni
    Ser-keşlik adın anmadı bir daha bânları

    Her kande bassa pây-semendin nisâr içün
    Hânlar yolunda cümle revân etdi kanları

    Deşt-i fenâda murg-ı hevâ durmayub döner
    Tîgın Hudâ yolunda sebîl itdi cânları

    Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf
    Saldın demür kuşaklı cihân pehlevânları

    Aldun hezâr büt-kedeyi mescid eyledin
    Nâkuus yerlerinde okutdun ezânları

    Âhir çalındı kûs-ı rahîl itdin irtihâl
    Evvel konağın oldu cinân bûstânları

    Minnet Hudâya iki cihânda kılub saîd
    Nâm-ı şerîfin eyledi hem gaazi hem şehîd
     



  8. :f102: Lisedeyken ne cekmistik bu Bakiden ya aklima geldikce hala :f61: :f46: :f1:
    Yinede bilgiler icin tesekkürler Karl bikere daha gözden gecirmis olduk :f40:
     



  9. Bilgi ve paylaşım için teşekkürler Karl
    Emeğine sağlık.
     



  10. Cevap: Baki

    bir gazel yollasam onunda cevirisinde bana yardımcı olur musun arkadas ? tesekkürler şimdiden
     



  11. Cevap: Baki

    Evet Gamzeli, yardımcı olurum ama sanırım geç kaldım :f84: