Bahattin Şakir Kimdir Kısaca

'Biyografi' forumunda zamaneanne tarafından 18 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Bahattin Şakir Kimdir Kısaca



    Bahattin Şakir Hayatı




    Dr. Bahattin Şakir (d.1874- ö. 17 Nisan 1922), Türk doktor, siyasetçi.

    II. Meşrutiyet döneminde, mebus veya nazır unvanı taşımamış olmakla birlikte, İttihat ve Terakki'nin Katibi Mesul'lerinden biri olarak devrin öndegelen siyasetçileri arasında yer almıştır. İttihat ve Terakki içindeki ünlü "Doktorlar grubu"nun üç önemli isminden birisi olmuş (diğerleri Doktor Nazım ile Doktor Rüsuhi Dikmen’dir); Cemiyet'in Türkçü-Turancı kanadında yer almış, bir ideolog olmaktan çok teşkilatçı kimliğiyle ön plana çıkmıştır.
    Teşkilât-ı Mahsusa'nın kurucularından olan Bahattin Şakir, örgütün siyasi bölüm şefi olarak görev yapmıştı.
    Türkiye'de Adli Tıp'ın kurucularındandır ve ülkedeki ilk telif Adli Tıp ders kitabının yazarıdır.

    1874'te İstanbul'da doğan Bahattin Şakir, Askeri Tıbbiye'yi 1896'da tabip yüzbaşı olarak bitirdi 1900'de aynı okulun tıbbi kanuni muallim muavinliğine getirildi Bu görevine ek olarak Şehzade Yusuf İzzettin Efendi'nin özel hekimliğini de yapıyordu Bu arada Ahmed Celalettin Paşa'nın maiyetine girdi Ahmet Rıza ve İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenleri ile ilişki kurdu Ahmed Celalettin Paşa'nın muhalefete katılmasından sonra İttihatçilerle ilişkili olmasından ve meşrutiyeti savunuyor olmasından dolayı Erzincan'a sürgüne gönderildi Cemiyete gönderdiği yardımın ortaya çıkması üzerine tutuklandı, ardından da Trabzon'a sürüldü 1905'te Mısır'a, oradan da Paris'e kaçtı Paris'te ve bir ara gizlice geldiği İstanbul'da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin çalışmalarının canlandırılmasında Ahmet Rıza ile birlikte etkin rol oynadı 1908'de II Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a ve Askeri Tıbbiye'deki eski görevine döndü Daha önce Kahire ve Paris'te çıkan Şura-yı Ümmet gazetesinin yayımını İstanbul'da sürdürdü Bu arada "Ali Kemal Davası" ve "Kanuni Esasimizi İhlal Edenler" adlarıyla imzasız olarak yayımladığı kitaplarında karşıtlarını sert bir dille eleştirdi

    1909'da askeri ve sivil tıbbiyelerin birleştirilmesi ile kurulan Haydarpaşa Tıp Fakültesi'nde adli tıp müderrisi oldu Ertesi yıl tıp fakültesi ikinci reisliğine seçildi Balkan Savaşında Edirne'nin Bulgarlar tarafından kuşatılması sırasında oradaki hastanede başhekim olarak çalıştı (1912) Edirne'nin işgali üzerine tutsak düştüyse de bir süre sonra serbest bırakıldı 1913'te Teşkilatı Mahsusa'nın siyasi bölüm şefliğine getirildi Aynı yıl Sıhhiye Müdüriyet-i Umumiyesi'ne bağlı olarak kurulan Tababet-i Adliye Müdürlüğü'ne ve Tababet-i Adliye Encümeni reisliğine getirildi 1 Dünya Savaşı yıllarında Erzincan ve yöresinde Teşkilat-ı Mahsusa yöneticisi olarak görev yaptı ve Ermeni Tehciri içinde etkin rol oynadı Mondros Mütarekesi'yle birlikte savaş suçlusu ilan edilince 2 Kasım 1918'de Enver Paşa ve Talat Paşa ile birlikte bir Alman savaş gemisiyle Sivastopol üzerinden Berlin'e kaçtı Eylül 1920'de Bakü'de toplanan Doğu Halkları Kurultayı'na katıldı.

    1920'de İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı'nın Bakü temsilcisi oldu 1921 ilkbaharında bu örgütün Moskova'da yapılan kongresine katıldıktan sonra Almanya'ya döndü 17 Nisan 1922 günü Berlin'de Cemal Azmi Bey ile birlikte Ermeni suikastcılar tarafından öldürüldü