Bağırsaklarda hareketlilik dengesi

'Sağlık bilgisi' forumunda Aysell tarafından 5 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. Bağırsaklarda hareketlilik dengesi

    Konya'da sağlık ocağında pratisyen hekim olarak çalışırken, 40-50 yaşlarında, devlet memuru, kabızlık şikâyeti yüzünden sürekli ilâç yazdıran bir hastamız vardı. O dönemde doktorlar yazdığı müddetçe hastalar istedikleri kadar ilâç alabildiğinden, nerdeyse her hafta kabızlık ilâcı yazmaktan bıkmıştık. Ancak hastamız, çok miktarda ilâç almadan, asla bağırsaklarını boşaltamadığını ve ilâca alışkanlık geliştiğini söylüyordu. Bu, tamamen yanlış ilâç kullanımı neticesi ortaya çıkan bir bağırsak problemiydi.

    bağırsak.

    Hayatımızı sürdürebilmemiz için, Allah'ın yarattığı nimetlerin içinden, hücrelerimiz için gerekli gıdaların sindirim ve emilimi için ağızdan başlayıp, yemek borusu, mide, ince bağırsaklar, kalın bağırsaklar ile devam eden ve anüsle son bulan sindirim kanalımız çok mükemmel bir düzen ve program içinde, biz hiç farkında olmadan çalıştırılır. Sindirim sisteminin gecesi-gündüzü ve dinlenmesi yoktur, otonom sinir sisteminin kontrolü altında hiç yorulmadan çalışır.

    Embriyolojik gelişmeyle birlikte ağzımızdan itibaren içeriye doğru çökerek gelişen bağırsaklarımız, bir mânâda dış çevrenin devamı olarak kabul edilebilir. Nasıl ki, bedenimizin dışını kaplayan derimiz, dış dünyanın aşındırıcı şartlarına karşı keratinize epitelyum ile kalınlaştırılıp güçlendirilmiş ise, bağırsaklarımızın iç yüzeyi de sindirim enzimleri ve salgılar üretebilecek, emilme işini yapabilecek ince bir mukoza ile kaplanmıştır.

    Kanalın bir ucundan giren gıda maddeleri, sindirime tâbi tutularak yapıtaşlarına parçalanır. Ortaya çıkan faydalı maddeler emilerek kana geçer. Böylece vücuda dâhil edilir. Faydasız veya zararlı olanlar da bağırsak boşluğunda kalır ve dışkı olarak atılır. Derimiz vücudun dışıdır ve çok sayıda mikrobun (bakteri) yaşamasına imkân vardır. Aynı şekilde bağırsaklarımızda vücut hücrelerimizden daha fazla bakteri yaşamakta fakat normal şartlarda hastalık yapmamaktadırlar.

    Uzun bir boru gibi olan sindirim kanalına giren gıdalar, nasıl oluyor da bir uçtan diğer uca doğru hızla boşalıp gitmiyor? Bunun sebebi, kanalın çok uzun ve kıvrımlı olması, aynı zamanda duvarlarının düz kaslardan yapılmış bir tabaka ile çevrilmiş olmasıdır. Bu kas tabakası, periyodik bir kasılma düzeninde yaratılmıştır; ağır ağır kasılıp gevşeme hareketleriyle gıdaları sindirime uygun bir hızda ileriye doğru iletir.

    Bağırsaklarımızdaki hareketin hızı çok hassas bir denge ile kontrol edilmektedir. Uygun hızın üstüne çıkıldığında gıdalar mide-bağırsak sistemi içinde daha kısa süre kalırlar, sindirim ve emilim için yeterli zaman olmaz ve dışarı atılarak israf edilmiş olur. Nitekim ishal durumunda ortaya çıkan durum budur. İshalin gâyesi bağırsaklarda istenmeyen, rahatsız edici, bayatladığı için bozulmuş ve toksin yayan gıdalar bulunduğunda onları hızla vücuttan atarak daha fazla zehirlenmenin önüne geçmektir. Bağırsak hareketleri uygun hızın altına düştüğünde ise, gıdalar mide ve bağırsaklarda daha uzun süre kalır ve bağırsaklar boşalamadığından büyük sıkıntıya sebep olur.

    Bağırsaklarımızda hareketin dengeli ve düzenli yapılması için, sindirim sisteminin hiçbir organ veya sistemde olmayan kendine has sinir sistemi mevcuttur. Buna organın iç (intrensek) sinir sistemi denmektedir. İç sinir sistemi, beyin ve omurilikten bağımsız çalışabilen sinir hücrelerinden (nöron) yapılmış bir ağ şeklindedir; sindirim sistemindeki bu sinir ağına "ikinci beyin" denmektedir.

    Sindirim kanalında, omurilikte bulunandan daha fazla sinir hücresi vardır. Birbiriyle bağlantılı iki tabaka hâlindeki bu sinir ağının birincisi bağırsak duvarını döşeyen düz kasların arasında bulunur (myenterik pleksus). Refleks olarak çalıştırılan bu tabaka, daha çok bağırsak hareketlerinin düzeninden sorumlu olup, beyin ve omurilikten gelen sempatik ve parasempatik sinirlerden de etkilenir. Bağırsaklar besin maddesi ile dolu olduğunda, bu sinir ağı uyarılır ve bağırsak hareketleri beyin ve omurilikten bağımsız olarak artırılır. Dolu olma dışında, besin maddelerinin bağırsak iç yüzeyine dokunması da, bağırsak hareketlerinin artmasına sebep olur. Bunların dışında bağırsak içinde rahatsız edici yabancı bir materyal bulunursa, bu sinir ağı devreye girerek bağırsaklar hızlandırılır. İkinci sinir ağı bağırsakların iç yüzeylerine daha yakın bulunur (meissner pleksusu). Bu sinir ağı da refleksle uyarılır ve daha çok bağırsak kan akımı ve bağırsak salgılarını ayarlamadan sorumludur.

    Bağırsak hareketlerinde ritim
    Enteresandır ki bağırsaklarımız da aynı kalbimiz gibi düzenli aralıklarla kasılmaktadır. Dalgalanma şeklindeki bu düzenli kasılmaya peristaltik hareket denir. Nasıl ki kalb dakikada yaklaşık 60-80 defa kasılır ve kanı pompalar. Benzer şekilde mide dakikada üç, on iki parmak bağırsağı dakikada 12, ince bağırsağın diğer kısımları dakikada dokuz defa kasılır. Kalın bağırsaklarda da ritmik kasılmalar vardır. Def-i hacete (dışkılamaya) sebep olan kalın bağırsak kasılmaları yarım veya bir günde bir defa ortaya çıkar. Çocukluk veya gençlik çağında hususiyetle okul gibi ev dışı mekânlarda tuvaletlerin temiz olmaması sebebiyle tuvalete gitmekten kaçınmak doğru bir davranış değildir. Yarım veya bir günde tekrarlanan kalın bağırsağın boşaltıcı hareketlerini değerlendirmek gerekir. Kalın bağırsak hareketleri geldiğinde kişi bunu hisseder ve tuvalet ihtiyacı ortaya çıkar. Kişi bu ihtiyacı bastırırsa, bazı kişilerde 10-15 dakika sonra hareketler, yarım veya bir gün sonra tekrarlayacak şekilde kaybolur. Bu şekilde kalın bağırsak hareketleri baskılanan çocuk ve gençlerde, ileri yaşlarda tedavisi zor kabızlık ortaya çıkabilir.

    Bağırsak tembelliği
    Her kabızlık durumunda aşırı ilâç kullanımı doğru değildir. Tedavide hemen ilâç kullanmak yerine tabiî metotlardan faydalanabiliriz. Meselâ bunun için en iyi yol, lifli gıdaların yenilmesidir. Lifli gıdalara pırasa, ıspanak, kayısı, salata, kuru incir ve benzeri sebze ağırlıklı bazı gıdalar örnek verilebilir. İlâç kullanıldıkça bağırsak hareketlerine gerek kalmadan bağırsaklar boşaltılabileceği için bağırsaklar normal fonksiyonları baskılana baskılana çalışmayı unutur. Kaslar zayıflar ve kalıcı kabızlık ortaya çıkar. Bu durumda hayat boyu ilâç kullanmak gerekir. Dışkıları, bağırsaklarında taşlaşmış gibi sertleşen hastalar, ancak lavman adı verilen müdahale ile bağırsaklarını boşaltabilirler.

    Bağırsaklarımızda hareket çeşitleri
    Peristaltik hareketin en önemli sebebi, bağırsakta gıda bulunmasıdır. İçindeki maddelerden dolayı gerilmiş olan bağırsak bölgesinin üst tarafında peristaltik hareket başlar. Boğum şeklindeki bu hareketler, yukarıdan aşağıya (anüse doğru) ilerler. Kasapların koyun bağırsağını elleriyle boşaltmalarına benzer şekilde daralmış halka aşağıya doğru bağırsak muhtevasını ilerletir. İkinci hareket tipi de karıştırıcı hareketlerdir. Bu hareket tipinde, ilerletmeden ziyade besinlerin mide ve bağırsak içinde sindirim sıvıları ve onların içinde bulunan enzimlerle karışmaları temin edilir.

    Kusma durumunda ise, peristaltik hareket tam tersine aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşir ki, buna tersine peristaltik hareket adı verilir. Bunun çok enteresan bir hikmeti vardır. Zararlı maddeler aşağıdan ishal şeklinde atılırken, henüz midede bulunan zararlı maddeler, sisteme dâhil edilmeden kusma şeklinde ağızdan atılır. Ya normalde de işler karışsa ve hareket tersine olsaydı halimiz ne olurdu? Zîrâ peristaltik hareketin kusmada aşağıdan yukarıya hangi mekanizmalarla tersine döndürüldüğü tam olarak bilinmemektedir.

    Peristaltik hareketin başlatılmasının sebeplerinden birisi de bağırsağın dolarak gerilmesidir. Bundan dolayı kabızlık tedavisinde bağırsağın gerilmesini sağlamak ve hareketleri artırmak gayesiyle, lifli gıdaların alınması çok mühimdir. Lifler bağırsakta sindirilemediğinden, emilemezler ve bu sebepten su çekerek bağırsağın gerilmesine sebep olurlar. Lifli beslenme ayrıca şişmanlık ve kanda kolesterol yükselmesi durumlarının tedavisinde de tavsiye edilir. Çünkü lifler fruktoz gibi şekerlerin ve kolesterolün bağırsaklardan emilmesini zorlaştırır. Hem fruktoz ve hem de kolesterolün emiliminin azaltılması, birçok hastalığın gelişmesinin önleme açısından tavsiye edilmektedir.

    Bağırsaklar ne kadar akıllı?
    Bildiğimiz üzere aklımızın kaynağı sebepler plânında beyindir. Bağırsaklarımızda da yabancı bir bilim adamının isimlendirmesiyle "ikinci beyin" olarak adlandırılabilecek sanki akıllıymış gibi bazı davranış şekilleri vardır. Bunun güzel bir misâli bağırsakların yutulan bir iğneden kaçmalarıdır. İğne yutan hanımlar bunu gayet iyi bilirler. Dikiş dikerken dudaklar veya dişler arasına alınan iğne, kaza ile yutulabilir. Çok yüksek bir korkuyla acil servise gidilir. Doktorlar korkulacak bir şey olmadığını, âni hareket edilmezse iğnenin mide veya bağırsaklara batmadan makattan tuvalette dışarı çıkacağını söylerler. Hasta bir-iki gün röntgen çekilerek takip edilir. İğnenin yavaş yavaş aşağıya doğru seyahat ettiği röntgen filmleriyle anlaşılır. En sonunda da iğne herhangi bir yere batmadan ve zarar vermeden dışarı atılır. İğne ucunun bağırsak iç duvarına dokunması ile bağırsak sinir sisteminin refleks hareketlere sebep olması neticesinde, iğne bağırsağa batmaz. Birçok kıvrıma ve çok sayıda güçlü hareketlere rağmen, iğnenin bağırsak duvarına batmaması gerçekten bir yaratılış mu'cizesidir. Akılsız bağırsakların akıllı gibi davranışları Alîm ve Hakîm bir Yaratıcı'yı göstermiyor mu?

    Yutulan iğne nasıl ki bağırsağa içeriden batmaz, aynı şekilde bağırsaklar dış duvarlarından girmeye çalışan iğnelerden de kaçarlar. Genellikle trafik kazalarından sonra acil servise getirilmiş hastalarda iç kanamadan endişe edilir. İç kanama (karın içine kanama) olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, karın derisinden karın içine iğne sokarak enjektöre kan gelip gelmediğine bakmaktır. Doktorlar hiç korkmadan karna iğneyi batırırlar. İğne ucunun bağırsağa dokunmasıyla birlikte hızla iğne ucundan uzaklaşırlar. Bağırsak sinir sisteminin kaslarda refleks harekete sebep olması bu kaçışta rol alır.

    İkinci beynimiz
    Son yıllarda ikinci beynimiz olarak adlandırılan bağırsak sinir ağlarının, yukarıda anlatılan hareket dengesi ile ilgili faaliyetlerinin yanında, davranışlarımızda da tesirli olduğu iddia edilmektedir. Sindirim sisteminin sinir sistemi aynı beynimiz gibi mutluluk hormonu olarak adlandırılan serotonin üretir. Serotonin uykuya sebep olduğu gibi, şiddetli ağrıların azaltılmasında da rolü vardır.

    Bağırsak sinir siteminin insan davranışlarında ve psikolojisinde belirleyici olduğu iddia edilmektedir. Bu açıdan bağırsaklar, muhtemelen bundan sonra bilim adamlarının çalışmalarına malzeme olacak şekilde, hayatın önemli sırlarını barındırıyor olabilir. Akıllıymış gibi işleyen sindirim sistemiyle sürekli hareket hâlinde olan, ancak hareketliliğini genelde görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz karnımız, son dönemde ilmî araştırmaların odağına yerleşti. Ayrıca heyecanlanma, korkma gibi durumlar ve bazı psikolojik bozukluk ve hastalıklarda ishal, kabızlık, şişkinlik, hazımsızlık ve gaz gibi bağırsak rahatsızlıklarının olduğu da unutulmamalıdır.

    Columbia Üniversitesi'nden Prof. Michael Gershon "The Second Brain" (İkinci Beyin) adında bir kitap yazdı. Ona göre "ikinci beyin" asıl beynin bir kopyasıdır. Yazar, nöronların, salgılanan maddelerin (transmitter) ve alıcıların (reseptör) neredeyse birbirinin aynısı olduğunu iddia etmektedir. Son yıllarda nörogastroenteroloji adında yeni bir bilim alanından söz edilmektedir. Psikolojimizin sindirim sistemine tesirleri kesin olarak bilinmektedir. Sindirim sistemimizdeki ikinci beyin denilen nörolojik ağın psikolojimize tesiri ise araştırılmaktadır.

    Hayat boyu bağırsaklarımızı düzenli ve dengeli çalıştıran Rabb'imize; "Bana rahatsızlık veren şeyleri giderip, sıhhat ve afiyet veren Allah'a hamd olsun."* duasını okuyarak şükretmeliyiz.

    * "Elhamdülillâhillezî ezhebe anni'l-ezâ ve âfânî min zalik"