Baba Olmak

'Bebek Bakımı' forumunda Wish tarafından 1 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. Uzun yıllardır beklediğiniz, özlediğiniz, heyecan veren bir haberdir bu, hamiledir. Daha doğrusu, eğer hissediyorsanız, hamilesinizdir, eşinizle birlikte.

    Aylar boyunca, gece uyurken, eliniz eşinizin karnındadır. Bu davranışın, aslında eşler arasındaki bağı da artırdığını hissedersiniz. Bebeğin gelişimine an be an tanıklık edersiniz.

    Daha önce, düşükle sonuçlanan hamilelikler yaşandığı için, bir yandan da endişelisinizdir. Ve kötü bir haber gelir. “Kanamam var !” Doktorunuza gidersiniz, “Üzgünüm, bunu da kaybettik” der, ağlasam mı ağlamasam mı noktasında buruk bakarken, “ama, emin olmak için bir de hocamla görüşelim” der.

    Randevu alırsınız, giderken, kabullenmişliğin verdiği rahatlıkla, espriler yapmaya eşinizi rahatlatmaya çalışırsınız. Ama içinizde bir “acaba” bir “keşke” bir umut vardır.

    Muayene masasına yatarken eşiniz, gözünüz ekrandadır, o mu daha heyecanlıdır siz mi bilinmez. Ama o an, içinizden bir ses “evet, yaşıyor” der, daha doktor proba jeli sürmektedir, ama hissetmişsinizdir. Bu bir bağdır. Bebekle bir bağ. Bir algı.

    Doktorun “evet, yaşıyor” derken gülümsemesi, sizin belli etmemeye çalıştığınız gözyaşlarınıza karışır.

    Yine aylar boyu eliniz eşinizin karnında uyursunuz, birlikte yürüyüş yaparsınız. Bebek için hazırlık, klasik sayılabilecek yaklaşımlar…
    Bir gün bir an gelir, hastahanenin yenidoğan odasında, camın önündeki yatakta yatan minicik bir beden görürsünüz.
    Aklınızda kalan, onun gülümseyerek rahat bir uyku uyurken sizin sevinç gözyaşlarınızı yakınlarınıza göstermemek için sigara içmeye gidiyorum bahanenizdir.

    Sabırsızlıkla, eşinize geçmiş olsun demeyi ve bebeği elinize alacağınız o ilk anı beklersiniz.
    Bambaşka bir duygudur.
    Doğumun sevinci yakınlarla paylaşılırken, eve gelinir. Eve ilk geldiğinde yadırgamıştır yatağını velet, ciyak ciyak ağlamakta ve kimse susturamamaktadır. İş size düşer, alırsınız bebeği, göğsünüze uzatıp yatarsınız, 3 dakika sonra sesi kesilmiştir. Bütün gece, avucunuz sırtında, onu ezmeden hoş tutarak uyuklarsınız. O an bir bağ yaratır, sizin kalp atışlarınıza, kokunuza alışır, sizi arar. O olur, ne zaman ağlasa, rahatsız olsa sizin göğsünüzde uyuyacaktır.
    Bu arada bebeğe ad düşünülür, herkes meraktadır, ama siz inatla, perinizin size esin getirmesini beklersiniz. Çünkü, isim çok önemlidir, tıpkı, animist ve şamanist toplumların inançları doğrultusunda isim önemlidir sizin için. Bir gece, saat 03’de gelir esin perisi, ismi kılağınıza fısıldar ve gider. Sabah ismini koyduğunuzda, herkes şaşırcak ama kısa sürede de benimseyecektir bu ismi. Eşinize söylediğinizde içinizde bir gurur, onayladığında bir hoşluk vardır.

    Sonra, ilk banyosu, maması, giysisi, altının temizliği … oyunlar… derken bir de bakarsınız 8 yaşındadır.
    8 yaşında ama, yetişkin gibidir, yaşından büyük yük konmuştur omuzlarına çünkü, çünkü, yaşam sizi ve eşinizi ayrı noktalara savurmuş, ayrılmışsınızdır.
    Olabildiğince sık görmeye, almaya, akla gelebilecek herşeyi ile ilgilenmeye çalışırsınız. Gerekirse olanaklarınızı zorlayarak, gerekirse, olmayacak şeyleri göze alarak. Bazen haftada dört kez, 2,5 saatlik yolu gider gelirsiniz. Çünkü seviyorsunuzdur. Çünkü, o da sizi seviyordur ve bunu dile getiriyordur.
    Hala kucağınıza, hatta ağırlaşmasına rağmen ara ara omzunuza almaya çalışırsınız ? Sık sık kucaklar, öper, “seni seviyorum” dersiniz, yanıt basit ama mutluluk vericidir “biliyorum, ben de seni seviyorum”.
    Ve bilirsiniz ki, siz göçüp gittikten çok sonra bile sizi sevgiyle anacak, kendi çocuklarına, sizden gördüğü, sizin ona davrandığınız gibi ya da sizden de iyi şeyler verecektir.

    En büyük kazancınız, en büyük mutluluğunuz, onu gözlerinde, gülümsemesindedir.
    İşte babalık budur.
    Belki bir gün, bu duyguyu, bu heyecanı bir kez daha yaşarım, kim bilir.

    -alıntıdır-