B İle Başlayan Deyimler Ve Anlamları

'Atasözleri ve Deyimler' forumunda Masal tarafından 10 Ağustos 2012 tarihinde açılan konu


  1. B İle Başlayan Deyimler ve Açıklamaları


    B Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları


    Baba Ocağı (Yurdu) :
    Ezelden beridir ailesinin malı olup içinde yaşadığı ev, yurt ,toprak.

    Bacası Tütmez Olmak : Ailesi dağılmak ya da büyük bir felakete uğramak anlamında kullanılır.

    Bağlandığı Yerde Otlamak : Uzun zaman önceki durumunda kalıp hiçbir ilerleme göstermemek, yerinde saymak.

    Bağrına Taş Basmak : Derdini kimseye anlatamadan her türlü acıya katlanmak.

    Baklayı Ağzından Çıkarmak : Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri en sonunda söylemek.

    Baldırı Çıplak : İşsiz, sataşmaya bahane arayan serseri.

    Bal dök te yala : Her yerin tertemiz olduğu anlamında kullanılır.

    Balık İstifi : Sıkışık olarak bir yere dolmuş şeyler ve insanlar için kullanılır.

    Balta Değmemiş : İçinden hiç ağaç kesilmemiş orman.

    Baltayı Taşa Vurmak : Farkında olmayarak karşısındaki insana düşüncesizce söz söyelemek, pot kırmak, çam devirmek, gaf yapmak.

    Bam Teline Basmak : Duyarlılık gösterdiği bir konuda bir insana çok kızdıracak söz söylemek ya da iş yapmak.

    Bana Göre Hava Hoş : Öylede olsa böylede olsa benim için fark etmez. Yeğlenecek durumu başkaları düşünsün anlamında kullanılır.

    Bana mısın Dememek : Kişi ya da şey durumlarını değiştirilmesi için girişilen büyük çalışmalardan hiç etkilenmemek.

    Barut Fıçısı : Her an olay çıkabilecek anlar için kullanılan deyim.

    Basıp Gitmek : Aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek.

    Basireti Bağlanmak : Doğru yolu görememek, alabileceği uygun tedbiri alamamak.

    Baskın Çıkmak : Bir konuda üstünlüğünü göstermek.

    Başa Kakmak : Yaptığı iyiliği birinin yüzüne vurarak söylemek, onu üzmek.

    Baş Belası : Bir kimseye musallat olup sıkıntı veren ve bir türlü uzaklaştırılamayan kişi veya şey anlamında kullanılır.

    Baş Eğmek : Güçlünün buyruğuna uymayı kabul etmek.

    Baş Göz Etmek : Evlendirmek.

    Başı Ağırmak : Bir işten dolayı sorumlu duruma düşmek.

    Başı Altından Çıkmak : Kötü bir şey bir kişinin düşünüp planlamasıyla meydana gelmek.

    Başı Boş Bırakmak : Denetimi altında bulunması gereken kimseyi hiç denetlemeyerek, kendi bildiğini yapmaya bırakmak.

    Başı Dara Düşmek : Çok sıkıntılı çare bulunması zor bir durumda kalmak.

    Başı Derde Girmek : Daha önce güçlüğünü düşünemediği ya da istediği dışında olarak sıkıcı, üzücü bir işle uğraşama zorunda kalamk.

    Başı Dumanlı : Üstünü sis kaplamış dağ. Sevdadan ya da içkiden sarhoş olan.

    Başı Göğe Ermek : Uğraşa uğraşa layık olmadığı şeyi elde ettiğinde çok sevinip böbürlenmek.

    Başına Buyruk : Kimseden izin almaksızın dediğini yapan.

    Başına Çalmak : Bir şeyi birine öfke ve sert davranışlar kullanarak söylemek.

    Başına Çorap Örmek : Birini felakete sürüklemek için belli etmeksizin plan hazırlamak.

    Başına Devlet Kuşu Konmak : Beklemediği büyük bir nimete kavuşmak.

    Başında Kavak Yeli Esmek : 1-Bir genç yükümlülük duygusundan uzak, zevk ve eğlence peşinde koşmak. 2-Gerçekleşmeyecek şeyler için vakit geçirmek.

    Başından Kaynar Sular Dökülmek :
    Çok utandırıcı ya da sıkıntı verici bir durum karşısında vücudunu sıcak bir ter basmak.

    Başından Sağmak : Bir kişiyi yanından uzaklaştırmak, başından atmak.

    Başını Alıp Gitmek : Kimseye danışmadan ve nereye gideceğini kimseye söyelmeden çevresindekilerle ilgisini kesip bulunduğu yerden uzaklaşmak.

    Bel Bağlamak :
    Birisinin kendisine yardımcı olacağına inanıp ona güvenmek.

    Belini Bükmek : Bir kişiyi büyük üzüntü içinde bırakmak ve birşey yapamaz duruma getirmek.

    Benlik Davası : Söz sahibi ben olmalıyım, benim dediğim olmalı tutkusu, bencillik.

    Beş Para Etmez : Hiç değeri olmayan insanlar ve eşyalar için kullanılır.

    Beterin beteri : En kötü sanılandan daha kötü bir durum.

    Beyninden Vurulmuşa Dönmek : Çok üzücü bir haberle aşırı bir sarsıntıya uğrayıp, düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.

    Bıçak Kemiğe Dayanmak : Çekilen zahmet artık dayanılamayacak boyuta ulaşmak. Canına tak etmek.

    Bıçak Sırtı : Çok yakın çok az.

    Bıyığı Terlemek : Bıyığı yeni yeni çıkmaya başlamak.

    Bıyık Altından Gülmek : Birinin durumuna belli etmeden gülmek. Böyle bir duruma sevindiği halde bunu sezdirmemeye çalışmak. İçinden alay etmek.

    Biçilmiş Kaftan : Çok uygun.

    Bildiğini Okumak : Herkes ne derse desin istediğini yapmak, davranmak.

    Bileğine Güvenmek : Gücüne ya da hünerine güvenmek.

    Bin Pişman Olmak : Bir şeyden dolayı çok pişman olmak. Pişmanlık duymak.

    Bir Baltaya Sap Olmak : Belirli bir iş sahibi olmak.

    Bir Çuval İnciri Berbat Etmek : Yolunda olan bir işi yanlış davranışıyla kötü bir duruma sokmak.

    Bir Deri Bir Kemik Kalmak : Çok zayıf kimse için kullanılır.

    Bir Dikili Ağacı Olmamak :
    Toprak üzerinde hiçbir malı bulunmamak.

    Bir İçim Su : Güzel insanlar ve güzel kadın için kullanılır.

    Boğaz Boğaza Gelmek : Birbirini boğmak istercesine kavga etmek.

    Boğaz Derdi : Yaşamak için kazanç sağlama kaygısı, yemek pişirme hazırlama sıkıntısı.

    Boğazı Kurumak : Çok konuşmaktan dolayı sesi çıkmaz olmak.

    Boğazına Düşkün : Yeme içmeyi çok seven kişilker için kullanılır.

    Boğazından Kesmek : Para arttırmak için yiyecek giderlerinden kısmak.

    Boğaz Tokluğuna Çalışmak : Para almadan karnını doyurma karşılığı çalışmak.

    Bostan Korkuluğu : Kuşlar ürküp yaklaşmasınlar diye tarlaya dikilen insan biçimindeki nesne. iş başında bulunduğu halde görevini yapmayan ve sözü geçmeyen işi başkalarının eline bırakmış olan göstermelik kişi.

    Boş Atıp Dolu Tutmak : Umutsuz olarak girişilen işin iyi sonuç vermesi.

    Boş Bulunmak :
    Dikkatsiz ve dalgın bir durumda olmak.

    Boş Gezenin Boş Kalfası : İşsiz, güçsüz dolaşan bir adam.

    Boy Atmak : Uzamak.

    Boynum Kıldan İnce : Adaletli yargı karşısında verilecek her cezaya razıyım anlamında kullanılır.

    Burnu Bile Kanamamak : Büyük bir kazadan yara almadan kurtulmak.

    Burnu Büyümek : Herhangi bir olaydan ötürü bir kişinin büyüklenmesi, kibirlenmesi.

    Burnundan Kıl Aldrmamak : Davranışlarına karşı hiç söz söyletmemek, en küçük bir eleştiriye ya da itiraza sinirlenip, köpürecek kadar huysuz olmak.

    Burnundan Solumak : Çok öfkelenip, çok sinirlenmiş olmak.

    Burnunun Direği Sızlamak : Bir yerinin acısı burun direğini sızlatacak kadar aşırı olması durumu. Yakınlarından birinin durumuna çok üzülüp ona acımak.

    Burnunun Ucunu Görememek : Dikkatsizlik, sarhoşluk gibi nedenlerle çok yakınında olan şeyi, ayak bastığı yeri görememek.

    Burun Buruna Gelmek : İki ayrı yönden gelen kişilerin birbirlerine çok yaklaşması.

    Burun Kıvırmak : Bir şeyi ya da kişiyi beğenmeyip, küçümsemek.

    Buz Kesmek : Çok üşümek, vücudu buz gibi olmak.

    Buz Üstüne Yazı Yazmak : Bir kişiye üzerinde etki yapmayan sözler söylemek. Etkisi çok az süren bir iş yapmak.

    Büyük oynamak: 1. Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek. 2. Çok fazla para koyarak kumar oynamak.

    Büyük (söz) söylemek: Başkasının düştüğü kötü duruma düşmeyeceğini söyleyerek övünmek.

    Büyük sözüme tövbe!:
    Bir konuda kesin konuşulduğunda ya da bir başkasının düştüğü kötü dur ama düşmeme iddiasında bulunulduğunda Cenab-ı Allah`tan böyle bir duruma düşürmemesini dileme.

    Büyüklük göstermek: Elinde her imkân varken kötülük yapmamak, affetmek, iyi davranmak.

    Büyümüş de küçülmüş: Davranışları, konuşması yaşının üstünde olan, büyükler gibi hareketler yapan çocuk."Aman yarabbim, şunun söylediği sözlere bakın hele, büyümüş de küçülmüş sanki!"
     



  2. Saol gerçekten çok işime yaradı....