Azeri Hamza Bin Ali Kimdir

'Biyografi' forumunda Bella tarafından 15 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Azeri Hamza Bin Ali Kimdir?Hayatı,
    Azeri Hamza Bin Ali Biyografisi,



    Azeri Hamza Bin Ali;

    1380 (H782) yılında Maverâünnehr'de İsferâyin kasabasında doğdu
    1462 (H866) yılında vefât etti
    Kabri :Maverâünnehr'de İsferâyin kasabasında dır.

    Asıl adı Hamza bin Ali Meliki't-Tûsî ve Beyhakî'dir Babası İsferâyin'de mevki sâhibi bir zât idi Hamza bin Ali küçük yaştan îtibâren ilim sâhipleri ve gönül sultanları ile berâber oldu Gençlik çağında dahi dünyâ işlerine iltifat etmedi Hiç bir emel peşinde koşmadı Fen ve din ilimlerinde ilerledi Şiir ile meşgûl oldu Sultan Şahruh hakkında bir kasîde yazdı Şeyhe çok hürmet ve tâzim gösteren Sultan ona "Melikü'ş-Şuarâ" ünvânını vereceğini vâdettiAncak Hamza bin Ali bu makamı dünyâ muhabbetine açılan bir pencere görüp, istemedi O, dünyâyı tamamen terketmek istiyordu

    Bu maksatla şeyhlerin şeyhi, âriflerin önderi Muhyiddîn et-Tûsî el-Gazâlî'nin sohbetlerine katıldı Ondan hadîs kitaplarını okudu Tarîkat erkânını öğrendi ve bu yolda ileri derecelere kavuştu Mânevî hazzın, ilâhî aşkın tadını aldığı bu büyük şeyhin yanından hiç ayrılmadı Onunla birlikte hacca gitti Ancak Şeyh Muhyiddîn hazretleri Halep'te hayâta gözlerini kapadı

    Şeyh Azerî bundan sonra Seyyid Nîmetullah hazretlerinin derslerine devâm etti Bu gönül sultanının yanında seyr ve sülûk yaparak, nefsini kötü huylardan ve çirkin sıfatlardan temizledi Allahü teâlânın beğendiği şeylerde fânî olup tam ihlâsa, her işini yalnız Allahü teâlânın rızâsı için yapma makâmına, kavuştu Bu hâle geldikten sonra Seyyid Nîmetullah hazretlerinden icâzet, diploma aldı

    Şeyh Azerî hazretleri bundan sonra iki defâ yaya olarak hacca gitti Bir yıl Beytullah'ta kaldı Harem'de, haccın âdâb ve erkânı ile Kâbe'nin târihi hakkında bilgi veren Sa'yü's-Safâ kitabını yazdı Sonra Hind'e gitti Bir müddet orada kaldı Şeyh Azerî'nin sohbetlerine katılan Hind Meliki Sultan Ahmed, kendisinden çok memnun oldu Şeyhe elli bin dirhem hediye gönderdi ve ülkesinde kalmasını istedi Ancak Şeyh Azerî hazretleri bu hediyeyi kabûl etmedi Bir müddet sonra da ülkesine döndü

    Bundan sonra otuz yıl ibâdet seccâdesinde oturdu Allahü teâlâyı tefekkür ile meşgûl oldu Âlimler, din ve devlet büyükleri, mülk ve millet sahipleri ve her sınıf insan ziyâretine gelirler, hizmetinde bulunurlar, nasîhat isterler ve rızâsına kavuşmak için can atarlardı

    Tîmûr Hanın torunlarından Sultanzâde Muhammed bin Baysungur, Irak'a gideceği vakit şeyhin ziyâretine geldi Şeyh ona adâlet ve merhâmet hakkında pek çok nasihatlerde bulundu Sohbet esnâsında şehzâdenin kalbinde şeyhe karşı büyük bir muhabbet hâsıl oldu Şeyhin önüne bir kese altın bıraktı Şeyh bunu kabûl etmedi ve şu beyti okudu:

    " Altını dağıtmak, onu hiç almamaktan daha iyi ve hayırlı değildir " Sultanzâde bundan sonra şeyhe daha çok bağlandı

    Şeyh Azerî hazretlerinin kasîdelerini toplamış olduğu dîvânındaki şiirlerinden bâzıları şu mânâdadır:

    "Ben sana hikmetten bir nükte öğreteyim Sen bunu yaparsan iki âlemde büyük adam olursun Tarîkat libasını giydiğin vakit zilletten müteessir olma İzzet ile övün"

    "Yaygı gibi yayılmış olan bu yeryüzünün durumunu gözünün önüne al Bunu tıpkı siyâh, beyaz hânelere ayrılmış bir satranç tahtası gibi farz et Birbiri karşısına konulmuş siyah ve beyaz hâneler ayniyle gece ve gündüzün aydın ve karanlık saatlerine benzer Burada akıl ve nefs birer mühendis ve hokkabaz ve yekdiğerini yenmek isteyen iki satranç ustasıdır Aklını başına al; nefis, hîleler yapan, dalavereci bir rakîptir Ey Azerî, bir kimse nefsin kötü isteklerinden korunmazsa murâd atını, ilâhî yoldaki arzu ve isteğini kaybetmiştir Zaman herkesle bir türlü oyun oynar Onun oyunundan sakının"

    "Hikmet hazînesinin anahtarı bizim elimize geçtiği zamandan beri hırs gözüne kanâat sürmesini sürdük Ey gönül bu dünyâ olayları ayarı düşük bir pazardır Biz bunu birçok kere himmet terâzisiyle tarttık Ancak korkarım ki, bizim tâat ve ibâdet sayfalarını yok saydığımız gibi, yarın tevfik sayfamızı da yok saymasınlar Bugün ayrılıktan çektiğimiz azâbın yanında yarın haşr gününde çekeceğimiz azâbın gözümüzün önünde hiç ehemmiyeti yoktur Vatanın ve yar ile bulunmanın kadri kıymeti nedir? Bunu bizden sor Çünkü biz gurbet mihneti nedir; bunu çekmişiz, ne acı olduğunu biliriz"