ayrılık ile ilgili şiirler

'Karışık Şiirler' forumunda Aysell tarafından 1 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ayrılık şiirleri

    En güzel ayrılık şiirleri

    Bir Ayrılış Hikayesi

    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya
    çıldırasıya…
    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
    yüzde hudutsuz kere yüz…
    Kadın erkeğe dedi ki:
    -Baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    Şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
    Ve ben artık
    biliyorum:
    Toprağın -
    yüzü güneşli bir ana gibi -
    en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
    Fakat neyleyim
    saçlarım dolanmış
    ölmekte olan parmaklarına
    başımı kurtarmam kabil
    değil!
    Sen
    yürümelisin,
    yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak..
    Sen
    yürümelisin,
    beni bırakarak…
    Kadın sustu.
    SARILDILAR
    Bir kitap düştü yere…
    Kapandı bir pencere…
    AYRILDILAR…

    Nazım Hikmet RAN


    Ne Olacak Halim

    Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım…
    Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
    Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
    Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
    Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
    Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
    Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
    Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
    Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
    Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
    En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
    Şimdi düşlediklerimin neresindesin…
    Dedim ya.
    Bu ikimizin hikayesi…
    Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
    Bizi buluşturan kaldırımları,
    İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
    Ben unutmadım diye
    Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
    Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
    Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
    Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
    Ne Olacak Halim…
    Çabuk mu büyüdük dersin
    Biliyorum..
    NE Olacak Halim…
    Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
    Neleri bırakmış olacağım birde,
    Ne aşkları
    Ne başlangıçları
    Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
    Biliyormusun…
    Tek sorum var kendimle şimdi

    Ahhh
    Ne Olacak Şimdi Halim….

    İclal Aydın


    Eğer

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması
    mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!!

    Can Yücel