Ayrılık Hikayeleri

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Merve tarafından 1 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ayrılık Hikayeleri
    Ayrılıkla İlgili Hikayeleri

    Bir Aşk Böyle Bitermi
    Erkeklerin ne kadar iğrenç kişilikler olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum en azından ondan beklemiyordum o benim gözümde öyle değerliydi ki sanki herşeydi herşeyimdi. Mükemmeldi bana göre seviyordum ya aşıktım ya ona yıllar sonra bana dönmüştü yaa başka hiçbir şeyi düşünemiyordum ne bileyim seviyor demiştim bana geri dönüyorsa kaç yıl sonra tekrar beni bulmuşsa başka ne amacı olur diye düşündüm. Herşeyi geride bırakıp ona gittim benim çocuk sevgilime ayrılmayacakmışız gibi değil her an ayrılabilirmişiz gibi korkmuyordum çünkü ayrılmaktan benim canım çok yanmıştı daha önceki ayrılıklarımızda alışmıştım ama artık yaa onunla ayrılmaya. Alışmadığım bir şeyi daha yaşattı oysaki o bana. Yıllarca tek bir dayanağım vardı o mutlu... Ben sadece bunu biliyordum ve biliyordum ki o dünyalar iyisi o dünyalar tatlısı. Oysa o kadar şey söylenmişti ki bana onun hakkında nefret etmem gerekirdi. Oysa benim kulağım darbe almış duymamışım denilenleri yada inanmamışım iananmak istememişim. Gözümle görmesem bazı şeyleri hala inanmazdım. Bir nsan nasıl iftira atar bir kişiye ya özellikle de bana. Ben napmıştım ki ona sevmekten başka. Oysa o insanlara hava atmak için bizi bitirdi hemde bile bile. Tek üzüntüm hayal kırıklıklarım. Tek üzüntüm onun bu yaptıklarının bedelini taşıyamacak olması. Çünkü ben naparsa yapsın onun mutlu olmasını istiyorum sadece bunu istiyorum. Doğru yolu bulur inşallah çünkü ben onun için hep dua edeceğim.

    --------------------------------------

    Pişmanlık
    Merhaba bu benim hikayem aslında hikayem 17 yaşımda başladı. 17 ağustos depremiydi ve hayatımın da yıkılış depremiydi belki de depremden sonra biriyle tanışmıştım bizim oraya gezmeye gelmişti ve deprem olunca da kalmak zorunda kalmıştı. Bir gün eve giderken önümü kesti ve bana benimle evlenir misin dedi. Bense şaşkınlık içindeydim çok düşünmedim ve aradan bir hafta geçmişti tekrar karşılaştığımızda cevabını bekliyorum dedi. Bende cevap olarak evet dedim ama tabi yaşım 17 olunca ailem karşı çıktı ama zorlada olsa ikna etmiştik ve çok geçmeden nişan yaptık, çok geçmeden de düğünümüz oldu. Başka bir şehre yerleştik ve bir kızımız oldu aradan iki yıl geçmişti bir kızım daha oldu ve eşim ise işinde çok yükseliyordu giderek büyüyordu ama belki de bu büyüme evliliğimizin sonuydu eşim artık eve geç gelmeye hatta bazı zamanlar gelmemeye başlamıştı. Artık beni istemediğini anlıyordum, sonra eskilerden bir arkadaşı çıka geldi artık zor günler beni bekliyordu. Evliliğimin bittiğini görüyordum. Arkadaşı ile iş ortağı oldular ve kötü günler iyice artmaya başlamıştı bir gün çocuklarımla ırmak kenarına gezintiye çıkmıştık, ırmağın az ilerisinde eşimin kardeşinin evi vardı kullanmıyordu ve gözüm birden evin balkonuna takıldı ve şaşkınlıkla balkondaki kadınlara bakıyordum çok geçmedi bayanların yanına gelen iki erkek gördüm eşim ve ortağı hemen kendi evime döndüm ve ertesi gün oldu eşim eve geldi benimle ayrılmak istediğini söyledi hiç cevap bile vermeden direk boşanma davasını ben açtım ve ayrıldık. Ben ailemin yanına yerleştim çocuklarım ise eşimde kalmıştı onlarsız yapamıyordum aradan 9 ay geçti ve çocuklarımı yanıma aldım ve secdiğim kişi eşim artık başkası ile evliydi. Bense hep pişmanlıklarımla hayatıma devam ediyordum daha sonra çalışmaya karar verdim. İşe başladım aradan 2yıl geçti bir gün duydum ki eşim bütün her şeyini kaybetmiş evlendiği kişi her şeyi kaybettirmiş ona. Ben eşimin bana dönmesini bekliyordum çünkü onu hala seviyordum ama o dönmeyecekti taki o güne kadar. Ben evlenmeye karar verdim hayatımda sevdiğim biri vardı çok geçmedi nikah işlemlerini başlatmıştık, nikah günü telefonuma gelen bir mesaj vardı kuaförden çıkarken okuduğum benimle yeniden var mısın ayrıldığım eşimdi mesaj sahibi o an dünya yıkılmıştı bütün benliğimi bir pişmanlık kaplamıştım ama artık çok geçti çünkü evleneceğim insana böyle bir şey yaşatamazdım hakkım yoktu istemeyerekte olsa bin pişmanlıkta olsa nikahımız olmuştu. Eşimle evimize giderken evimin karşısında duran bir araba vardı odanın perdelerini çekerken içindeki kişi ayrıldığım eşimdi ve bana 3gün önce o mesajı çekseydi bu gün onunla tekrar birlikte olmuş olacaktık hayat bana yine oyununu oynamıştı bir pişmanlıkla..........

    -----------------------------------

    Hayatım
    Bir gün bir kızı çok sevmiştim 4 yıl beraberdik. Öyle mutluyduk ki ben 16 o ise 14 yaşınadaydı küçük yaşta aşkımız başlamıştı ama günlerden bir gün benden ayrılmak istemişti bende sebebini sordum oda sebebi yok dedi tamam dedim, aradan aylar geçti öyle bir haber aldım ki öldüm bittim artık yaşamıyordum çünkü sevdiğim evleniyordu. Bu acıyıda kalbime gömmek istedim ama öyle bir şey oldu ki evlenmek istediği kişi amca oğlumdu. Evet bunuda razı olmuştum artık ama en acı haber geldi, bizim eve gelin olarak gelecekti amca oğlum yetim olduğu için düğünü babam yapacaktı yani bizim evde düğünü olacaktı. Ben karşı çıktım babama dedim bu düğün burda olamaz, babamı çok sevdiğim için bana dedikleri şey buydu oğlum görevim bunu yapmak zorundayım, bende babamı çok sevdiğim için kıramadım ve bütün bu acıları kalbime gömdüm ve o günden bu güne kadar kalbime kimsenin girmesine izin vermedim artık yaşamıyordum resmen bir cansızdım ve halen öyleyim.

    -----------------------------------------

    Unutamam Seni
    Burnu bir karış havada, gözü yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde. Hele hele benim aşkımı yerden yere vurup, nasıl kırmıştı kalbimi zalim. Dudaklarından dökülen acı sözleri; öyle ki, bugün bile unutamadım. Ne tebessümdü o , zehirden beter. Her olayda içim paramparça,gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu. Yorgun düşerdim onsuz geçen, onunla dolu, koyu siyah gecelerden. işmanlıktan kendime lanetler eder,sevgimi söylediğim günü düşündükçe, kaleme sarılıp yazardım ona nefretin aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı. Derdim ki; alın yazımdı, onbeşimin çocuksu aşkıydı. Nasıl da gülerdi canı istedi mi... En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir, ardından bir uçurumun kenarına yapayalnız bırakır giderdi. Ben çaresiz, ben yorgun, ben bıkkın bu sevdadan. Ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça... Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda; onda ne bulduğumu bugün bile bilemem. Ama o günlerde hayatımın amacı, varolma gibi gelirdi bana. Çocukluk mu, yoksa gençliğimin safça tutkusu muydu bu kölesiye bağlanış, içten içe kopan fırtınalar, bu delice yakarış? Kimbilir, belki de sevilmeye muhtaç bir kalbin bitmek bilmeyen kaprisi... Ondan hiçbir şey istememiştim. Sadece sevgi... Evet, şimdi yıllar sonra ben, onu düşünüyorum ilk defa kucağımda resimler, hatıralarla. Hava yine soğuk, yine kasvetli gözleri gözlerimde yine sevgi, derin yüreğimde. Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım, ağladım saatlerce. Bu onun "17'sinde bir soysuza yar olan o zalimin hikayesidir anlatılan. Bir melodidir kırık, umutsuz... Doldururken sensizlik o an odayı gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı. Bir feryat yankılanmıştı acı dolu tam 8 yıl önce bugün bomboş sokaklarda Deli gibi koştum Benim kadar çaresizdi her köşe. Kendi kendime konuşarak yürüdüm zifiri karanlıkta "Allahım son defa göreyim yeter bana" Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü. Ta ki,ayrılığın o sinsi kokusunu içimde duyana kadar. Hıçkıra hıçkıra ağladım, sonra, ona ait birşeyler bulmak için aradım her köşeyi... Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa, rengi solmuş. Yazı, onun yazısı. Bir mektuptu, özenilerek yazılmış, belki de çok emek verilmiş her satırına... Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi. Korkakça, kaybolmasından korkarak, acıyla okudum her cümleyi kalbimde büyüyen bir özlemle... Hele hele o ilk satırı... Öyle ki, bugün bile unutamam,okudukça ağlarım "İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, AFFET BENİ !!!..."


    Alıntı.