Ayın Değişik Görünümleri Hakkında Bilgi

'Etüt Merkezi' forumunda Ezlem tarafından 2 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ayın Değişik Görünümleri,ayın şekilleri,ayın özellikleri ,aydaki deniz görüntüleri , ay üzerindeki kraterler , ay olayları , aydaki optik yanılgı , ay devreleri

    Ayın Değişik Görünümleri

    Ayın üzerinde görülebilen en büyük izlere, yani karanlık bölgelere deniz denir Bu denizler çıplak gözle görülebilirler

    Güneş, Güneş Sistemi'nin merkezinde yer alan yıldızdır Orta büyüklükte olan Güneş tek başına Güneş Sistemi'nin kütlesinin % 99,8'ini oluşturur Geri kalan kütle Güneş'in çevresinde dönen gezegenler, asteroitler, göktaşları, kuyrukluyıldızlar ve kozmik tozdan oluşur Günışığı şeklinde Güneş'ten yayılan enerji, fotosentez yoluyla Dünya üzerisindeki hayatın hemen hemen tamamının varolmasını sağlar ve Dünya'nın iklimiyle hava durumunun üzerinde önemli etkilerde bulunur


    Dağ, çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen addır Türkçe kökeni Çince'deki "tai" sözcüğüne dayanan sözcük "tağ" olarak Türkçe'ye girmiş zamanla da bugün kullanılan halini almıştır "Dağlık" sıfatı, dağlarla ilişkili ve kaplı alanları tanımlamak için kullanılır


    Astronomide, bir gökcismine bir diğer gökcisminin çarpması sonucu yüzeyde oluşan çöküntüye verilen ad Meteor krateri ovalar bulunmaktadır Gözlemciler ayrıca bu görülenleri içeren haritalar hazırlamışlardır Buna ilaveten insanlı ve insansız uzay araçları aya inip, astronotlar burada, dünyadan görülemeyen birçok ince ayrıntıları incelemişlerdir

    Ayın Özellikleri

    Genel tarifi: Ayın çapı yaklaşık 3476 km olup, dünya çapının % 27'si, yüzölçümü dünyanın yüzölçümünün % 7,4'ü, hacmi ise dünya hacminin % 2'si kadardır Yoğunluğu santimetreküpte 3,31 gramdır Dünyanın ise 5,52 gramdır Bundan anlaşılıyor ki, ayın yoğunluğu yaklaşık olarak bir kayanın yoğunluğuna eşittir Belki de ayın kendisi bir kaya kütlesinden ibaret olan ve merkezinde de metal bulunmayan bir kütledir

    Yüzeyindeki yerçekimi dünyaya kıyasla 1/6 kadardır Bu nedenle dünyada 120 kg ağırlığında olan bir madde ayda sadece 20 kg gelir Kaçma hızı (bir roketin
    Yıldız yoğun ve ışık saçan bir plazma küresidir Biraraya toplanan yıldızların oluşturduğu gökadalar görünür evrenin hâkimidir Günışığı dahil olmak üzere Dünya üzerindeki erkenin (enerji) çoğunun kaynağı, bize en yakın yıldız olan Güneştir Diğer yıldızlar, Güneş’in ışığı altında kalmadıkları zaman yani geceleri gökyüzünde görünürler Yıldızların parlamasının nedeni çekirdeklerinde meydana gelen çekirdek kaynaşması (füzyon) tepkimelerinde açığa çıkan erkenin yıldızın içinden geçtikten sonra dış

    yerçekimi kuvvetinden kurtulması için gerekli olan asgari hız), ayda dünyaya nazaran çok daha azdır Dünyadaki yerçekiminden kurtulabilmesi için bir maddeye başlangıçta saniyede 6,95 millik hız gerekirken, ayda saniyede sadece ortalama 1,5 mil gerekecektir

    Güneş ışınları aya vururken, hararet sebebiyle ay yüzeyindeki bütün gaz molekülleri, saniyede 1,5 milden daha hızlı hareketleneceğinden, ayda gaz ve su buharının varlığı düşünülemez Ay yüzeyindeki çatlaklardan bazan yanardağ menşeli gazlar dışarı çıkabilir Fakat bildiğimiz manada bir
    Bir yanardağ (ya da volkan), magmanın (dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkla ergimiş ya da erimiş kayalar), yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir Güneş sisteminde bulunan kayalık gezegen ve aylarda (bazıları çok aktif olan) birçok yanardağ olmasına rağmen, bu olgu, en azından dünyada, genellikle tektonik plaka sınırlarında görülür Ne var ki, sıcak nokta yanardağlarında önemli istisnalar vardır

    Yerçekimi sayesinde tutulan atmosfer, büyük ölçüde gezegenin iç katmanlarından kaynaklanan gazların yanardağ etkinliği ile yüzeye çıkması sonucu oluşmakla birlikte, gezegenin tarihi boyunca dünya dışı kaynaklardan da beslenmiş ve etkilenmiştir Basınç ve yoğunluk açısından diğer
    radyasyonların, ay yüzeyine ulaşmasına sebeb olmaktadır

    Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımıdır Bilindiği gibi maddenin temel yapısını atomlar meydana getirir Atom ise, proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ile bunun çevresinde dönmekte olan elektronlardan oluşmaktadır

    göktaşı) bombardımanına da tabidir Bundan başka atmosferik koruyuculuk bulunmadığı için sıcaklık ve soğukluk ölçüleri tamamen kontrolsüzdür Ay üzerindeki ısı, güneş ışını altında 102 dereceye kadar çıkar Gölgede ise -157 dereceye kadar düşer


    Göktaşı uzaydan dünya yüzeyine düşen, maddelerin genel adı Dünya atmosferine ortalama olarak senede birkaç bin göktaşı girerAncak bunların, beş yüz kadarı buharlaşmadan yere göktaşı olarak düşerGöktaşları, dünya atmosferine saniyede 11-72 km arasında değişen hızla girerler Sürtünmeden meydana gelen ısıdan dolayı büyük bir kısmı eriyerek toz parçacıkları halinde yeryüzüne inebilir


    Hava ve güneş ışınlarını kırıp yayabilen su buharının bulunmayışı sebebiyle, ayda gökyüzünün görünümü gündüz ve gece siyahtır Aynı sebepten, aydaki gölgelerin tamamiyle siyah bir görünümü vardır Ay üzerinde gezen astronotlar, ayın gölgeli bölgelerinden güneş ışını bulunan bölgelerine geçtiklerinde görme zorluklarından yakınmışlardır

    Ay gündüzü esnasında güneş oldukça parlaktır Güneş ışını semadaki yıldızların ışınını örter Fakat uygun zamanlarda en parlak yıldız ve gezegenlerden bazılarını görmek mümkündür Halbuki ay üzerinden dünya manzarası muhteşemdir Gezegenimiz, aydan mavimsi beyaz bir yarımküre şeklinde görülür Eğer ayın gece tarafından sema seyredilirse siyah olan gökte devamlı parlayan yıldızlar ve dünyadaki bir gözlemciye, atmosferik karışımdan dolayı gizli kalan birçok yıldızlar, rahatlıkla gözlenebilir Aya teleskoplarla bakılınca, gri olan renginin muhtelif tonlarını görmek mümkündür Fakat astronotlar ay yörüngesinde gezerken ve yüzeyine inerken ay renginin griden kakao kahverengisine kadar değiştiğini söylemektedirler Yüzeyin bazan hafif bir parlaklık göstermesi güneş ışınını yansıtmasındandır Ay, yüzeyine gelen ışınların sadece % 7'sini yansıtır ve güneş sisteminde Merkür ile birlikte en zayıf yansıtıcı sayılır Ay, sadece dünyaya yakınlığından dolayı parlak gözükür
    Havanın en değişken kısmı olan su buharı en nemli havada bile %3’ten daha az bulunursa da hayatın devamı için gerekli bir maddedir Hayat için gerekli olan diğer bir değişken bileşen ozon (O3)dur Deniz seviyesinde milyonda 0,07 olan yoğunluğu

    Astronomik ifadelerle dolunayın parlaklık derecesi, yani kadri -12'dir Güneş ışınının parlaklığı ise yaklaşık olarak 400000 defa daha çoktur

    Kraterler
    1962'de yapılan bir tahmine göre ayın görülebilen yüzeyinde bir kilometreden daha büyük çapta 300000 kadar krater mevcuttur Ayın görünmeyen tarafında, görünen bölgesine kıyasla daha düz bölgeler vardır Bu bölgeler "deniz" olarak bilinir

    En büyük kraterlere "duvarlı ova" adı verilmiştir Bunların en büyüğü "Bailly"dir Bu çukurun etrafı 3000 m ile 4000 m yüksekliği aşan dağlar ile çevrilidir Diğer bir duvarlı ova olan "Clarius" 233600 m çapındadır Bunun dağlar duvarının yüksekliği 3600 ile 5000 m arasında değişir Hem "Bailly" hem de "Clarius" duvarlı ovalarında yüzlerce daha küçük kraterler yığın halindedir Hepsinin,
    Astronomi (Yunanca: astron "yıldız" ve nomos "yasa"), GÖKBİLİM olarak da bilinir, bütün gökcisimlerinin ve evrende dağılmış olan yıldızlararası maddenin kökenini, evrimini, bileşimini, uzaklığını ve hareketini inceleyen bilim Gökcisimlerinin ve evreni oluşturan maddenin fiziksel ve kimyasal özelliklerini konu edinen astrofizik bu bilimin bir dalıdır


    Tycho"nun her birinin çapı 89,600 metredir Bunlar en ilgi çekici çemberli ovalardandır Her birinin vadisinin merkezinde tepe kümeleri gözükür Dağlardan müteşekkil duvarlarında ise çok teferruatlı ışın sistemi mevcuttur

    "Işın kraterleri" dolunay esnasında en açık bir şekilde görülür Bunların görünümü, düzensiz parlaklıkta işaretler gibidir Bu ışınlar bazı hallerde bu kraterlerden 1600 km kadar öteye yayılabilir Bu ışınların meteoritlerin çarpmasında meydana gelen kraterlerin savurduğu maddelerden müteşekkil olduğu tahmin edilmektedir US Ranger ve Lunar Orbiter sun'i peyklerinden çekilen fotoğraflardan ışın bölgelerinde ikinci tipte kraterlerin gözüktüğü tespit edilmiştir Bu ikinci tipteki kraterler ışın kraterlerini meydana getiren patlamaların etrafa saçtığı zerrelerin izleridir

    Büyük kraterlerin çoğunda ya merkezi tepeler veya duvarları içerisindeki ovalarında duvar izleri mevcuttur Öte yandan 8 km çapında daha küçük olan kraterlerde bu ikisine genelde rastlanmamıştır Bu gerçek, meteor çarpmalarının meydana getirdiği en büyük kraterlerde, eskiden volkan faaliyetlerinin var olduğunu akla getirmektedir Bu volkan faaliyetleri dağları meydana getirmiş ve bazı hallerde de lav halinde dağların dibine çökmüştür


    Dolunay, ayın ondördüncü günü volkan faaliyetlerinin ay üzerindeki kubbeleri meydana getirdiği kabul edilebilir Bu kubbeler çan şeklinde tepelerdir Ay yüzeyinde düzgünce yükselir Merkezlerinde küçük küçük deliksi çukurlar vardır Bu kubbelerin, lavların soğuması ve sertleşmesi ile sıcak gazların meydana getirdiği lav kabarcıkları olduğu tahmin edilmektedir

    Ranger sun'i peykinin çektiği fotoğraflarda ay yüzeyinde küçük krater bolluğu görülmektedir Bu küçük kraterlerin çoğu şüphesiz ikinci sınıf kraterlerdir Çoğuna küçük meteoritler sebeb olduğu gibi, bir küçük meteorit bazan büyük kraterlere sebeb olmuştur

    Ayın üzerinde görülen diğer kraterlere "ufak çukur kraterleri" denir Bunlara belki de krater demek bile uygun değildir Zira küçük delikler halinde olup, dipleri gözükmez Bunlara da meteoritler sebeb olmuştur Ay yüzeyindeki çatlakların varlığını gösterirler

    Denizler
    Ayın görünür tarafında 30 kadar geniş, düzensiz, karanlık bölge vardır Eskiden teleskop ile ayı seyredenler bu bölgelerde su bulunduğunu sanmışlar ve bu sebeple okyanus, deniz, körfez gibi isimler vermişlerdir Zamanla ayda su bulunmadığı öğrenilmiş fakat bu isimler yerleşmiş ve kullanılmaya devam etmiştir

    Aydaki denizlere genel olarak Latince "mare" çoğulu "maria" yani "deniz" ismi verilmiştir Bu bölgelerin geniş ve bilhassa düz ova özellikleri vardır Daha pürüzsüz yüzeyleri olup, ayın diğer bölgelerine göre daha az
    Bir yanardağ (ya da volkan), magmanın (dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkla ergimiş ya da erimiş kayalar), yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir Güneş sisteminde bulunan kayalık gezegen ve aylarda (bazıları çok aktif olan) birçok yanardağ olmasına rağmen, bu olgu, en azından dünyada, genellikle tektonik plaka sınırlarında görülür Ne var ki, sıcak nokta yanardağlarında önemli istisnalar vardır

    Denizler ayın diğer bölümlerine nazaran daha koyu renktedir Prüzsüz yüzeyleri güneş ışınını, krater ve dağların yüzeylerinden daha az yansıttığı için daha karanlık görülürler

    Düz ovaların nasıl meydana geldiğini açıklayan birçok nazariyeler ileri sürülmüştür Bu nazariyeler arasında ay yüzeyinde çok eski zamanlarda çarpan dev meteoritlerin izleri olduğu nazariyesi de vardır Bu ovaların genel olarak daha sonra oluştuğu konusunda ittifak edilmektedir
    Astronomide, bir gökcismine bir diğer gökcisminin çarpması sonucu yüzeyde oluşan çöküntüye verilen ad Meteor krateri lav ve kütle ile örttükleri; bunun sebebi olarak da ya bir volkan faaliyetinin neticesi veya radyoaktivite zayıflamasının saldığı sıcaklıktan dolayı meydana geldiği kabul edilmektedir Deniz bölgelerinin bazılarının yüzeyinin altında "mascon" diye adlandırılan daha yoğun maddeler vardır Bu kütleler yerçekiminin bölge bölge artmasını sağlamakta ve ay çevresindeki yörüngede bulunan araçları rahatsız etmektedir Masconların, meteoritlerin düşüşünde etrafa sıçrayan madde artıkları olduğu veya soğumuş lav artıkları olabileceği zannedilmektedir

    Dağlar
    Ay üzerindeki muhtelif görüntülü dağlar hemen hemen dünyadaki dağlara benzer Gerçekten ay dağları belkide dünyada dağların meydana geldiği gibi ortaya çıktı Yani yüzeyin katlanması ve büzüşmesi ile yükseldi Bazı ay tepeleri dünyada bulunan en yüksek dağlardan daha yüksektir Leibnitz sıra dağlarındaki "Epsilon" tahminen 9185 m, yani
    Lav 900°C ile 1200°C arasında bir sıcaklıkta yeryüzüne fışkıran, erimiş kayalar Lavlar yerin sıcaklığı çok olan derinliklerinden gelir Yeryüzüne çıktığı anda akkor halinde kıpkırmızıdır Yanardağlardan koyu veya sıvı halde dışarıya çıkar

    Lavlar iki çeşittir: Bir kısmının yoğunluğu fazladır Bunlar yavaş akar; havayla temas ettiği zaman kısa bir müddet içerisinde donar Diğeri su gibi sıvıdır Öyle hızlı akar ki bir atlı bile lavlara yakalanabilir Bunun önemli Örneki Vezüv Yanardağı

    Everest Tepesinden 305 m daha yüksektir İlgi çekici diğer tepeler 6200 m ile 7920 m yükseklik arasında değişmektedir Mare Nubium ortasından geçen


    Straigh Wall, ayda bulunan ilgi çekici birçok sarp kayalıkların en meşhurudur 96 km uzunluğunda ve 457 m yüksekliğinde olan bir kayalıktır

    Ayın diğer görünümleri
    Bütün ay görünümlerinden belki de en ilgi çekici olanları küçük dereler ve çatlaklardır Bu sathi hendekler kilometrelerce uzunluktadır En ilgi çekicilerinden birisi olan Ariadaeus, Cleft ariadaeus kraterinden 160 km öteye kadar uzanır Genişliği 16000 m, derinliği ise 800 m kadardır Ranger peykinden alınan fotoğraflarda Alphonsus Krateri yakınlarında birçok dere görülmüştür Bu çukurlar sanki bir dev dozer tarafından oyulmuş gibidir Hadley Deresi Apollo 15 astronotlarından James Irwin ve David Scot tarafından araştırılmıştır Bu dere ay yüzeyinde 128 km kadar uzanır Ortalama derinliği 366 metredir Küçük dereler ve yarıklar muhtemelen yer altındaki çatlaklardan meydana gelmiştir Yine bu yer altı çatlakları, küçük kraterlerin krater zincirlerini teşekkül ettirmiştir Ayın üzerindeki dağlar kordonunda birçok ünlü ovalar mevcuttur En ilgi çekicilerinden birisi, Alpine kordonunda, 96 km uzunluğunda, uzun ve derin bir ova olan Alpine Valley'dir

    Ayın yüzeyindeki maddeler
    1960'larda yapılan deneyler neticesinde ay üzerine insanlı inişlerin mümkün olduğu anlaşılmıştır Sonradan ayın üzerinde çok ince tanecikli bir malzemenin bulunduğu, üzerinde ise çeşitli çapta kayaların serpilmiş olduğu ve bu kayaların kimyevi yapısının bazalt benzeri olduğu anlaşılmıştır Aydan getirilen taşlarda küçücük cam gibi maddeler bulunmuştur Bu maddelerin meteorit ( gök taşları) çarpmalarında hasıl olduğu sanılmaktadır Ay toprağında güneş rüzgarından hasıl olmuş ender rastlanan gazlara rastlanmıştır Bunların güneşten buraya kadar ulaştığı sanılmaktadır Bu buluşlar ay yüzeyinin eski olduğunu göstermektedir Bununla beraber kayaların bazıları ateş ısısıyla meydana gelmiştir Böylece eski zamanda ay üzerinde volkanik faaliyetlerin olduğu anlaşılmıştır

    Ayın Hareketleri
    Devirler: Uzak bir mesafeden dünya-ay sistemi incelenecek olursa, bunların faaliyetleri bir duvar saatinin iki sarkacına benzetilebilir Belirsiz bir noktaya istinaden sanki yavaşça salınmaktadırlarAy ve dünya bir çiftli sistemdir Birbirine o şekilde bağlıdırlar ki, yörüngeleri aynı çekim merkezi etrafında döner Bu noktaya ağırlık merkezi denir Bu, dünya merkezinden 4640 km; yüzeyinden de 1600 km ötededir Ağırlık merkezinin yeri dünya ve ayın kütleleri arasındaki oran nispetindedir Dünyanın aya olan ortalama mesafesi genellikle 382136 km olarak gösterilir Ay, dünya etrafında bir elips yörüngesine sahip olduğu için mesafe 356330 km (hadid noktası) ile 406610 km (apoje) arasında değişir

    Ayın görünüşte doğudan batıya doğru hareket etmesi dünyanın dönmesinden ileri gelen bir görüş yanılmasından başka bir şey değildir Dünya etrafındaki hakiki hareketi batıdan doğuya doğrudur Ortalama yörünge sür'ati saatte 3660 kilometredir Bu sür'atle hareket ederken doğuya doğru bir kayma hasıl olur Ay, böyle her gün biraz daha geç doğar ve batar Bu zaman kaybına gecikme süresi denir Her gün ortalama 50 dakikadır Fakat ayın hareketindeki düzensizlik sebebiyle günlük değişme süreleri 20 ile 80 dakika arasında değişir

    Ay, dünya etrafındaki dönmesini ortalama 27 gün, 7 saat, 43 dakika, 11,47 saniyede tamamlar Yıldız ayı denilen bu zaman, ayın hareketindeki bazı aksaklıklar sebebiyle 7 saate kadar değişebilir

    Ayın deveranı (kendi ekseni etrafında dönmesi): Ay kendi ekseni etrafında her içtima ayında bir kere döner Dönme müddeti, dünya etrafındaki ortalama devir müddetine tamamen eşittir Bu dikkat çekici zamanlama ayın dünyaya hep aynı yüzünü göstermesine yol açar Dünyanın yer çekimi ayı kendi yörüngesinden çıkaracak kadar güçlü değildir Fakat muhtemelen bu yer çekimi bir zamanlar ayı kendi ekseni etrafında döndürecek kadar güçlü idi

    Ay devreleri: Ayın devamlı değişen yarı kısmı güneş tarafından tamamıyla ve sürekli ışıklandırılmaktadır Dünya etrafında döndüğünde dünyaya bakan yüzü, güneş ışıklarına girer ve terk eder Buna göre de görünümü değişir Yeni ayda, yani ay güneş ile konjoksiyon halindeyken (takriben dünya ile güneş arasındayken)ayın görünen tarafına güneş ışınları vurmaz Böylece, yeni ay, dünyadan görülemez Yeni aydan birkaç gece sonra, ayın güneş ışığına tabi yarım kısmının kenarı, ince bir hilal şeklinde güneşin batışından kısa bir zaman sonra gözükmeye başlar Buna "büyüyen hilal" denir Halk arasında ise yeni ay ismi verilir Bir hafta kadar bir zaman içerisinde ayın diskinin yarısı aydınlanır Yeni aydan, yani hilal başlangıcından yaklaşık iki hafta sonra ay, güneşle 180 derecelik bir açıya girer Böylece dünya göğünde güneşe tam rastlayan ay yuvarlağının yarısı aydınlanır Buna dolunay denir Ay bütün fazlarını bir tek ay günü içerisinde tamamlar Bu zaman esnasında ay üzerindeki bir müşahit güneşin doğudan yavaşça kalktığını ve göğü 15 dünya gününden az bir zaman içerisinde geçerek batı istikametinde battığını görür Ayın dünyaya bakan tarafı, parlak bir gezegen olan dünya tarafından geceleyin aydınlatılır Ay göğünde dünya devamlı görülür Yıldızlar doğudan batıya doğru yavaşça ilerlerler Dünyanın fazları ise ayın fazlarının tamamıyla tersinedir

    Salınım hareketleri: Dünyadan herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerden ayın yüzeyinin % 50'den fazlası görülemez Ancak ayın bazı gerçek görünüşteki hareketleri, bizim bu orandan daha fazla görmemizi sağlar

    Ayın kendi etrafında dönüşü düzenli, dünya etrafındaki dönüşü ise düzensiz olduğu için, dünyaya bakan kısmı, dünya etrafında her bir dönüşte bir tarafa, daha sonra diğer tarafa eğik olur Bu sebepten görülemeyen kısımların kısaca görülmeleri mümkündür Ayın bu çeşit bir taraftan diğer tarafa olan hareketine "boylamsal salınım" hareketi denir

    Ayın yörüngesi dünyaya doğru hafif meyillidir Böylece kışın, ay, kuzey gökyüzünde en yüksek durumda iken, daha çok alt yüzey görülebilir Kuzey yarım kürede ayın yazın alçak olması durumunda ise, daha çok üst yüzey görülebilir Bu çeşit aşağı-yukarı olan harekete de "enlemsel salınım" hareketi denir

    Üçüncü ve son görünüşteki salınım hareketi ise ayın hareketindeki gerçek düzensizlikten ortaya çıkar Buna "fiziksel salınım hareketi" denir ve sebebi ayın tam küre olmamasıdır Bu sistem az bir kısmın görülmesine sebeb olur

    Hepsi beraber ayın yüzeyinin herhangi bir zamanda görülenden % 9 daha fazla görülmesini sağlarlar Bu ise toplam % 59 eder Yani yüzeyin % 41'lik bir kısmı dünyadan hiç görülmez


    alıntı