Ayakkabıcı Hikayesi

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Bloom tarafından 25 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. Ayakkabıcı:
    Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı.

    Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu ona söyleyemedi.

    Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle, bir de top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu.

    Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatil de simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle.

    Çocuk, en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da, kürk mantolu bir hanım.

    Küçük çocuk, biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak:
    - Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim!. dedi. Eğer isterseniz size satarım.

    Adam, taşa uzaktan bir göz atıp:
    - O sadece basit bir çakmak taşı, dedi. Bütün sahil o taşlarla doludur.
    - Hayır!. diye atıldı küçük çocuk. İsterseniz ıslatın. Ne kadar parladığını göreceksiniz.

    Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu.

    Kadın, onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp:
    - Tam istediğim şey!. diye gülümsedi. Onu bana satar mısın?

    Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı.

    Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Beli ki mücevher gibi taşıyacaktı.

    Dükkan sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını düşünüyordu. Bu yüzden de:
    - Söylemiştim ama tekrar edeyim!. dedi. Satın aldığınız şey basit bir taştır.

    Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:
    - Zannetmiyorum!.. dedi. O taş bence bunlardan çok değerli. Çünkü bu taş küçük bir çocuğun ümidini taşıyor
     



  2. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    Meleğim çok güzel bir hikaye seçmişsin çok beğendim ama sen yolda bulduğun her taşı değerli diye alıp gelme zamanımızda böyle düşünceli zenginlerin olduğunu pek sanmıyorum :f106:
     



  3. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    bloom gerçekten güzel bir hikaye sen hazana bakma bulduğun taşlardan eve getir odana biriktir onlardan kulube yaparız:f106:
     



  4. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    fıstığım sen o taşları bizim eve getir ben onları dekor amaçlı kullanırım :f40:
     



  5. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    çok anlamalar taşıyan bir hikaye bir çocuğun umudundan daha değerli hiç bir şey yok bloom taşları topla ben alırım cnm sen hazana bakma bana postala emin ol senin değer verdiğin herşey eminimki çok temiz ve saf dır bizim içinde çok kıymetlidir
     



  6. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    ben onları dekor amaçlı kullanırım
     



  7. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    Çok güzel bir hikayeydi Bloom teşekkürler. Ama ben de böyle anlayışlı zenginlerin kaldığını sanmıyorum:(
     



  8. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    Çok güzel bir hikayeydi canım emeğine sağlık...
     



  9. Cevap: Ayakkabıcı Hikayesi

    teşekkürler