Atpazarlı Osman Fadlı Efendi (Kutup Osman) Kimdir

'Biyografi' forumunda Bella tarafından 12 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atpazarlı Osman Fadlı Efendi Kimdir? hayatı,
    Atpazarı Şeyhi Osman Efendi Biyografisi,


    İstanbul’da yetişen büyük velîlerden olan Atpazarlı Osman Fadlı Efendi , 1632 (H.1041)’de Şumnu kasabasında doğdu ve 1691 (H.1102) senesinde Kıbrıs’ın Magosa şehrinde vefât etti.
    Kabri : Kıbrıs Magosa’dadır.

    Fâtih’te Atpazarı denilen yerde oturduğu için; “ Atpazarı Şeyhi Osman Efendi ” nâmıyla şöhret buldu. Kıbrıs’ta ise Kutup Osman ismiyle bilinir.

    Babası Seyyid Fethullah Efendi, âlim bir zât idi. Oğlunun tahsil ve terbiyesiyle bizzât meşgul oldu. Onu mükemmel bir şekilde yetiştirmeye çalıştı. Osman Fadlı, on yaşına geldiğinde babasını kaybetti. Bu durum kendisini çok sarstı. Bir gün çarşıda gezerken bir dükkanın önünde şiir söyleyen bir şâiri dinledi. Şâir, ilim öğrenmenin kıymetinden ve âlimin değerinden bahsediyordu. Bu şiir, Seyyid Osman’a çok tesir etti. Annesinden izin alarak, tahsîlini artırıp tasavvuf yolunda ilerlemek için Edirne’ye gitti. Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin halîfelerinden, Saçlı İbrâhim Efendi ismi ile meşhûr âlimin talebesi oldu. İbrâhim Efendi, Seyyid Osman Efendinin gayret ve kâbiliyetini görerek, terbiyesinden âciz olduğunu bildirdi ve İstanbul’da bulunan büyük âlim Zâkirzâde Abdullah Efendiye gönderdi. İstanbul’a gidip, Zâkirzâde Abdullah Efendiyi görünce, kalbinden; “ İşte, hocamı buldum! ” diye geçirdi. Zâkirzâde Abdullah Efendinin de kalbinden; “İşte bize hakîkî talebe geldi.” diye geçti. Osman Fadlı Efendi, uzun süre Zâkirzâde’nin derslerine devâm etti. Hocası, Osman Fadlı’ya; “Emir Çelebi, sende Şeyh-i Ekber (Muhyiddîn-i Arabî (r.aleyh)) meşrebi var.” derdi.

    Bir gün Zâkirzâde, talebelerinden bir işin yapılmasını istedi. Talebeler, o işi yapmak husûsunda biraz isteksiz hareket ettiler. Bu durumu duyan Seyyid Osman, Zâkirzâde’nin yanına giderek; “Emir buyuracağınız hizmet nedir sultânım? Derhal yerine getireyim.” dedi. Zâkirzâde; “Senin dersin vardır. Bu işi yapman dersine mânidir.” deyince, Osman Fadlı Efendi; “Bu zamanda önce ve sonra gelenlerin ilimlerini elde edeceğimi bilsem, yine şerefli hizmetinizi yerine getirmeyi tercih ederim.” dedi. Bu söz, Zâkirzâde Abdullah Efendinin çok hoşuna gitti. Sonra; “Emir Çelebi! Allahü tealâ sana, önce ve sonra gelenlerin ilimlerini nasîb eylesin.” diye duâ etti. Bu olay üzerine Seyyid Osman Fadlı Efendi, arkadaşlarına; “Bu duâdan sonra bir gece de bütün ilimler kalbime ilhâm olundu. Bilmediğim ilim kalmadı.”
    dedi.

    Bir zaman İstanbul’da isyân oldu. Zorbalar her tarafı darma-dağın edip yağmaladılar. Seyyid Osman Fadlı, hiç çekinmeden talebeleri ile birlikte zorbaları yakalayarak adâlete teslim etti. Böylece din ve devlete büyük hizmetlerde bulundu. Sultan İkinci Süleymân pâdişâh olunca, büyük bir kargaşa oldu. Seyyid Osman bu kargaşalığın ortadan kalkması için duâ etti. Bu duâ bereketi ile Allahü teâlâ belâyı kaldırdı. Sadreddîn-i Konevî hazretlerinden sonra, devlet işlerini düzeltme husûsunda en çok şöhret sâhibi Seyyid Osmân oldu.

    Devlet işlerindeki tesiri gittikçe artan Seyyid Osman Fadlı’yı, devletin ileri gelenlerinden bâzıları çekemediler. Sultana, verdiği bir vâz yüzünden şikâyet ettiler. Çeşitli entrikalar çevirerek Magosa’ya gönderilmesini sağladılar. Kendisi; “Bu hâdise, dört ay önce Allahü teâlâ tarafından kalbime ilhâm edildi. Fakat; “Makâmından ayrılma, yerinde kal. Çünkü bunda Allahü teâlânın çeşitli hikmetleri var.” dendi. Biz de bu emre uyup, yerimizden ayrılmadık.” dedi. Magosa’ya gidişlerinin on dördüncü ayında vefât etti. Vasiyeti üzerine kabrinin üzeri açık bırakıldı. Vasiyeti şöyle idi: “Kabrimin üzerine türbe yapılmasın. Baş ucuna bir taş dikilsin. Belki mezârım kaybolmaz da gelip-geçen bir duâ okur. Daha sonra 1830 senesinde Kıbrıs’a tahsildâr olarak tâyin olan Hacı Mehmed Ağa, Osman Fadlı’nın kaybolmak üzere olan kabrini ortaya çıkarmış ve etrâfını temizletmiştir.