Atatürkün özdeyişleri ve anlamları

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Misafir tarafından 30 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. atatürkün özdeyişleri ve anlamlarını nereden bulacağım
     



  2. Cevap: Atatürkün özdeyişleri ve anlamları

    Ne mutlu "Türküm" diyene.


    Atatürk milliyetçiliği Türk toplumunun en eski kaynaklarına dek bütün tarihine uzanmakla birlikte asla bir ırk milliyetçiliği bir şovenlik değildir. Akıp giden zaman içinde Türk ulusunun çok eski bir ulus olduğu bilincini uyandırarak ulusal bağları besleyen geliştiren bir kültür milliyetçiliğidir. Bu milliyetçilikte yurt Atatürk’ün daha ulusal Kurtuluş Savaşı’na başlarken ulusal antlaşma (Misak-ı Milli) ile sınırları çizilmiş bugünkü Türk yurdudur. O’nun ‘’Ne mutlu Türküm diyene’’ sözü de zaten böyle bir anlama gelir. Kendini Türk bilen Türk duyan Türk olmakta övünen ve tarihimize yurdumuza ulusumuzun yarınlarına inanan her yurttaşı Türk kabul eden gerçekçi insancı bir milliyetçiliktir bu. Amacı da ulusal sınırlarımız içinde yaşayan Türk halkının kendi öz değerlerini temel kültürünü çağdaş uygarlık ilkelerine göre işleyip geliştirmek onu iç-dış bütün bağlayıcı engelleyeci öğelerden kurtararak ilerletmek refaha mutluluğa kavuşturmaktır.

    Yurtta sulh cihanda sulh.

    Yurtta sulh cihanda sulh Türk İnkılâbının bir temel ilkesi Türk dış politikasının da dayanağıdır. 1961 ve 1982 Anayasalarımızda yer alan devlet yönetiminde ve her türlü devlet faaliyetlerinde yönlendirici bir nitelik taşıyan “Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesi sadece bir parola değil aynı zamanda bir üstün hukuk kuralıdır.

    “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesi bir taraftan yurt içinde huzur ve sükûnu güven içinde yaşamayı diğer taraftan da milletlerarası barış ve güvenliği hedef tutar ilke hem iç politikanın hem de dış politikanın temel dayanağıdır.

    Atatürk’ün belirttiği gibi “Haricî siyaset bir heyet-i içtimaiyenin teşekkülü dâhilîsi ile sıkı surette alâkadardır. Çünkü teşekkül-ü dâhiliyeye istinat etmeyen haricî siyasetler daima mahkûm kalırlar. Bir heyet-i içtimaiyenin teşekkül-ü dâhilîsi ne kadar kuvvetli olursa siyaset-i hariciyesi de o nispette kavi ve rasin olur.” 6

    Yine Atatürk’ün dile getirdiği gibi “Haricî siyaset dâhilî teşkilâtla mütenasip olmak lâzımdır.” 7

    Bu bakımdan “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini iç ve dış politika ile birlikte bir arada incelemek ve değerlendirmek lâzımdır.

    “Yurtta Sulh” insanın huzur ve güven içinde insan kişiliğine yakışır şekilde yaşamasını ifade eder. “Yurtta Sulh” her şeyden önce ülkede o insanın insanca yaşamasını insanlık tıynetinin gereğinin tanınmasını ifade eder.

    “Yurtta Sulh” toplum hayatındaki düzeni vatandaşın devlete güvenini devletin de ülkede asayiş ve otoriteyi sağlamasını öngörür. Ülkede kanun hâkimiyeti ve hukuk hükümranlığı”Yurtta Sulh” ilkesinin en tabiî bir sonucudur. “Yurtta Sulh” Devletin vatandaşına karşı huzur ve güven içinde yaşama imkânına kavuşması için yükümlülükler de yükler.

    Atatürk barış içinde Türk insanını mutlu kılmanın yolunu Cumhuriyette bulmuştur. Atatürk’e göre Cumhuriyet yeni ve sağlam esaslarıyla Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur8.

    “Cihanda Sulh” ise milletlerarası barış ve güvenliğin korunmasını ve sağlanmasını milletlerarası barışın bölünmezliğini insanlığın da hepsini bir vücut ve her milleti de onun bir uzvu addetmeyi amaç bilir. “Cihanda Sulh” milletlerarası ilişkilerde kuvvete ve kuvvet tehdidine başvurmamayı milletlerarası uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesini öngörür.

    “Cihanda Sulh” bütün milletleri barış içinde refaha saadete ve daha ileri uygarlık çağına yöneltmeyi ifade eder.

    “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesinin temelinde yatan insan sevgisi ve insanlık anlayışıdır.